18 Yüzyıl Aşık Şiiri — Kadriye Türkan

18 Yüzyıl Aşık Şiiri
Kadriye TürkanGece Kitaplığı Yayınları
18 Yüzyıl Aşık Şiiri
Kadriye TürkanAşık tarzı edebiyat şiir ile hikayeyi içine alan bir yaratmadır Tarihi arka plan dikkate alındığında aşıkların şiir söyleme ve hikaye anlatma olmak üzere iki türün icracıları olduğu görülmektedir Şamandan ozana ozandan aşığa geçişte her iki türün yaratıcıları olarak âşıklar halk hikâyelerini nazım nesir birlikteliğiyle tasnif edip anlatmakta şiir söylerken de icra ettikleri diğer tür olarak halk hikâyelerinden büsbütün uzaklaşmayarak telmih yoluyla halk hikâyelerine ya da hikâyelerin öne çıkan motiflerine göndermelerde bulunmaktadırlar Aşıkların şiirleri aracılığıyla halk hikâyelerine yaptıkları telmihler çalışmanın çıkış noktasını oluşturmaktadır Şiir içeresinde bu telmihleri tespit etmek hikâye ile nasıl bir bağ kurduğunun farkına varmayı yani metinlerarası bağlantıların izini sürmeyi de gerekli kılmaktadır Bu bağlamda XIX yüzyılda yetişen âşıklar şiirlerinde halk hikâyesi kahramanlarına telmih yaparken kendilerini genelde hikâyenin erkek kahramanı ile özdeşleştirmekte ya da kıyaslamakta sevgiliyi Leyla Züleyha Şirin Aslı vb yerine koyarak aşklarının büyüklüğünü kutsallığını sevgilinin güzelliğini aşk yolunda çekilen her çilenin mubah olduğunu ve aşkının derinliğini ifadede hikâyeleri mükemmel emsaller olarak kullanmaktadırlar Bu tercihler şiirde renk ve anlam zenginliği olarak tezahür ederken telmih yapılan hikâye ya da hikâye motifi hakkında okuyucunun muhayyilesini harekete geçirmekte böylece şiirden alınan zevki de arttırmaktadır

Paradigma Akademi Yayınları
Âşık tarzı kökleri ozan baksı geleneğine değin uzanan bir gelenek olup 15 yüzyıl sonları ile 16 yüzyılın başlarında şekillenmeye başlamıştır Âşık tarzı gelenek teşekkül etmeye başladığı 16 yüzyıldan bugüne pek çok âşık yetiştirmiş ve yetiştirmeye devam etmektedir Geleneğin başlangıç noktası olarak değerlendirilen 16 yüzyıla dair veriler gerek yetiştirdiği âşık ve gerekse şiir sayısı olarak son derece sınırlıdır 17 ve 19 yüzyıl ise âşık tarzı geleneğin iki altın çağıdır Bu iki yüzyıl arasına sıkışan 18 yüzyıl gölgede kalmış olmasının yanında devrin sosyal ve siyası durumu da göz önünde bulundurulursa âşık tarzı gelenek içerisinde sayıca çok ama güçlü temsilci yetişmeyen ve günümüze ulaşan âşık ve şiir sayısı açısın dan az bilinen sessiz bir dönem olarak anılmaktadır 18 yüzyıl âşık tarzı geleneğe dair mevcut bilginin içerdiği belirsizliğe rağmen farklı amaçlarla hazırlanan müstakil çalışmalarda belli bir yöre veya bölgeye ait âşıkları tanınmış kişileri ele alan eserlerde 18 yüzyılda yetişen âşıklara ve şiirlerine yer verildiği görülmektedir Bu yüzyılda yetişen âşıklar klasik edebiyata özenen aruzlu türlerle şiir söylemeye yazmaya meyilli isimler gibi algılansalar da heceli şiirleri dikkate değer niteliktedir Sanatçılar hece ölçüsü ile oluşturdukları şiirlerde koşma nazım şeklini esas almakta şiir tür olarak farklı bir isim taşısa da şekil itibarıyla koşma sınırları çerçevesinde söylenmektedir Bu dönemde söylenen destanlar da dönemin savaş sefer ya da tarihi olaylarına ilişkin ayrıntılar ve malumat içermektedir

Paradigma Akademi Yayınları
Âşık tarzı kökleri ozan baksı geleneğine değin uzanan bir gelenek olup 15 yüzyıl sonları ile 16 yüzyılın başlarında şekillenmeye başlamıştır Âşık tarzı gelenek teşekkül etmeye başladığı 16 yüzyıldan bugüne pek çok âşık yetiştirmiş ve yetiştirmeye devam etmektedir Geleneğin başlangıç noktası olarak değerlendirilen 16 yüzyıla dair veriler gerek yetiştirdiği âşık ve gerekse şiir sayısı olarak son derece sınırlıdır 17 ve 19 yüzyıl ise âşık tarzı geleneğin iki altın çağıdır Bu iki yüzyıl arasına sıkışan 18 yüzyıl gölgede kalmış olmasının yanında devrin sosyal ve siyası durumu da göz önünde bulundurulursa âşık tarzı gelenek içerisinde sayıca çok ama güçlü temsilci yetişmeyen ve günümüze ulaşan âşık ve şiir sayısı açısın dan az bilinen sessiz bir dönem olarak anılmaktadır 18 yüzyıl âşık tarzı geleneğe dair mevcut bilginin içerdiği belirsizliğe rağmen farklı amaçlarla hazırlanan müstakil çalışmalarda belli bir yöre veya bölgeye ait âşıkları tanınmış kişileri ele alan eserlerde 18 yüzyılda yetişen âşıklara ve şiirlerine yer verildiği görülmektedir Bu yüzyılda yetişen âşıklar klasik edebiyata özenen aruzlu türlerle şiir söylemeye yazmaya meyilli isimler gibi algılansalar da heceli şiirleri dikkate değer niteliktedir Sanatçılar hece ölçüsü ile oluşturdukları şiirlerde koşma nazım şeklini esas almakta şiir tür olarak farklı bir isim taşısa da şekil itibarıyla koşma sınırları çerçevesinde söylenmektedir Bu dönemde söylenen destanlar da dönemin savaş sefer ya da tarihi olaylarına ilişkin ayrıntılar ve malumat içermektedir

Paradigma Akademi Yayınları
Âşık tarzı kökleri ozan baksı geleneğine değin uzanan bir gelenek olup 15 yüzyıl sonları ile 16 yüzyılın başlarında şekillenmeye başlamıştır Âşık tarzı gelenek teşekkül etmeye başladığı 16 yüzyıldan bugüne pek çok âşık yetiştirmiş ve yetiştirmeye devam etmektedir Geleneğin başlangıç noktası olarak değerlendirilen 16 yüzyıla dair veriler gerek yetiştirdiği âşık ve gerekse şiir sayısı olarak son derece sınırlıdır 17 ve 19 yüzyıl ise âşık tarzı geleneğin iki altın çağıdır Bu iki yüzyıl arasına sıkışan 18 yüzyıl gölgede kalmış olmasının yanında devrin sosyal ve siyası durumu da göz önünde bulundurulursa âşık tarzı gelenek içerisinde sayıca çok ama güçlü temsilci yetişmeyen ve günümüze ulaşan âşık ve şiir sayısı açısın dan az bilinen sessiz bir dönem olarak anılmaktadır 18 yüzyıl âşık tarzı geleneğe dair mevcut bilginin içerdiği belirsizliğe rağmen farklı amaçlarla hazırlanan müstakil çalışmalarda belli bir yöre veya bölgeye ait âşıkları tanınmış kişileri ele alan eserlerde 18 yüzyılda yetişen âşıklara ve şiirlerine yer verildiği görülmektedir Bu yüzyılda yetişen âşıklar klasik edebiyata özenen aruzlu türlerle şiir söylemeye yazmaya meyilli isimler gibi algılansalar da heceli şiirleri dikkate değer niteliktedir Sanatçılar hece ölçüsü ile oluşturdukları şiirlerde koşma nazım şeklini esas almakta şiir tür olarak farklı bir isim taşısa da şekil itibarıyla koşma sınırları çerçevesinde söylenmektedir Bu dönemde söylenen destanlar da dönemin savaş sefer ya da tarihi olaylarına ilişkin ayrıntılar ve malumat içermektedir

Paradigma Akademi Yayınları
Kadriye Türkan tarafından kaleme alınan 18 Yüzyıl Aşık Şiiri Paradigma Akademi Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor 18 Yüzyıl Aşık Şiiri Kadriye Türkan Kitap Özeti Âşık tarzı kökleri ozan baksı geleneğine değin uzanan bir gelenek olup 15 yüzyıl sonları ile 16 yüzyılın başlarında şekillenmeye başlamıştır Âşık tarzı gelenek teşekkül etmeye başladığı 16 yüzyıldan bugüne pek çok âşık yetiştirmiş ve yetiştirmeye devam etmektedir Geleneğin başlangıç noktası olarak değerlendirilen 16 yüzyıla dair veriler gerek yetiştirdiği âşık ve gerekse şiir sayısı olarak son derece sınırlıdır 17 ve 19 yüzyıl ise âşık tarzı geleneğin iki altın çağıdır Bu iki yüzyıl arasına sıkışan 18 yüzyıl gölgede kalmış olmasının yanında devrin sosyal ve siyası durumu da göz önünde bulundurulursa âşık tarzı gelenek içerisinde sayıca çok ama güçlü temsilci yetişmeyen ve günümüze ulaşan âşık ve şiir sayısı açısın dan az bilinen sessiz bir dönem olarak anılmaktadır 18 yüzyıl âşık tarzı geleneğe dair mevcut bilginin içerdiği belirsizliğe rağmen farklı amaçlarla hazırlanan müstakil çalışmalarda belli bir yöre veya bölgeye ait âşıkları tanınmış kişileri ele alan eserlerde 18 yüzyılda yetişen âşıklara ve şiirlerine yer verildiği görülmektedir Bu yüzyılda yetişen âşıklar klasik edebiyata özenen aruzlu türlerle şiir söylemeye yazmaya meyilli isimler gibi algılansalar da heceli şiirleri dikkate değer niteliktedir Sanatçılar hece ölçüsü ile oluşturdukları şiirlerde koşma nazım şeklini esas almakta şiir tür olarak farklı bir isim taşısa da şekil itibarıyla koşma sınırları çerçevesinde söylenmektedir Bu dönemde söylenen destanlar da dönemin savaş sefer ya da tarihi olaylarına ilişkin ayrıntılar ve malumat içermektedir Yayınevi Paradigma Akademi Yayınları Yazar Kadriye Türkan Sayfa 586 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 16 00x24 00 cm Basım Yılı 2023 Barkod 9786256579576 Kategori Aşk Şiir

Paradigma Akademi
Âşık tarzı kökleri ozan baksı geleneğine değin uzanan bir gelenek olup 15 yüzyıl sonları ile 16 yüzyılın başlarında şekillenmeye başlamıştır Âşık tarzı gelenek teşekkül etmeye başladığı 16 yüzyıldan bugüne pek çok âşık yetiştirmiş ve yetiştirmeye devam etmektedir Geleneğin başlangıç noktası olarak değerlendirilen 16 yüzyıla dair veriler gerek yetiştirdiği âşık ve gerekse şiir sayısı olarak son derece sınırlıdır 17 ve 19 yüzyıl ise âşık tarzı geleneğin iki altın çağıdır Bu iki yüzyıl arasına sıkışan 18 yüzyıl gölgede kalmış olmasının yanında devrin sosyal ve siyası durumu da göz önünde bulundurulursa âşık tarzı gelenek içerisinde sayıca çok ama güçlü temsilci yetişmeyen ve günümüze ulaşan âşık ve şiir sayısı açısın dan az bilinen sessiz bir dönem olarak anılmaktadır 18 yüzyıl âşık tarzı geleneğe dair mevcut bilginin içerdiği belirsizliğe rağmen farklı amaçlarla hazırlanan müstakil çalışmalarda belli bir yöre veya bölgeye ait âşıkları tanınmış kişileri ele alan eserlerde 18 yüzyılda yetişen âşıklara ve şiirlerine yer verildiği görülmektedir Bu yüzyılda yetişen âşıklar klasik edebiyata özenen aruzlu türlerle şiir söylemeye yazmaya meyilli isimler gibi algılansalar da heceli şiirleri dikkate değer niteliktedir Sanatçılar hece ölçüsü ile oluşturdukları şiirlerde koşma nazım şeklini esas almakta şiir tür olarak farklı bir isim taşısa da şekil itibarıyla koşma sınırları çerçevesinde söylenmektedir Bu dönemde söylenen destanlar da dönemin savaş sefer ya da tarihi olaylarına ilişkin ayrıntılar ve malumat içermektedir