1915 Göç Günleri — Nebi Özsarı

1915 Göç Günleri
Nebi ÖzsarıKadran Medya Yayıncılık
1915 Göç Günleri
Nebi ÖzsarıGöç Günleri adlı eserine Birinci Dünya Savaşı sırasında yaşanan Ermeni Tehciri ile başlangıç yapan yazar savaşın devam eden sürecini ve sonrasını ele alırken yaşanmış bir olayı Ermeni bir kadının Türk Milletine ve Devletine muhabbetini bağlılığını bu uğurda katlandığı zorlukları ve zorlu seçimleri sıra dışı hayat hikâyesini konu almaktadır Kitap Doğu ve Güneydoğu Anadolu da savaşın ve katliamların gerçekçi tablosunu gözler önüne serip tarihsel gelişmeleri bir bir sıralarken diğer taraftan da yaşanmış bu sıra dışı hikâyeyi akıcı sade bir üslupla anlatmıştır Eseri okurken tarihin unutulmaya yüz tutmuş siyah beyaz olmuş bazı sayfalarının renklendiğini hissedecek ve kendinizi Birinci Dünya savaşından Kurtuluş Savaşı ile İkinci Dünya savaşında oradan da 80 li yıllara kadar sürecek yaşanmış olaylar zincirinin içinde bulacaksınız Eseri bitirdiğinizde unutulmaya yüz tutmuş trajedilerin aslında unutulmaya hiç de niyetlerinin olmadığını günümüz dünyasının şekillenmesinde bu olayların muazzam rolleri olduğunu etkilerinin hissedilmeye hala devam ettiğini ve eserin gerçek kahramanlarının yaşadıkları mücadele verdikleri mekânları tekrar fark edecek Vatan topraklarına bir nişan olarak yıllar önce bıraktıkları ayak izlerini yeniden keşfedeceksiniz

Kadran Medya Yayıncılık
Eğil toprağa ve sık Bir avuç kan bulacaksın Bir avuç yitik cennet Tane tane hayatlar kemik parçaları feda edilmiş rahatlar bulacaksın Parmaklarından kollarına akan bayrak rengi kırmızılıktan korkma Bugün yürüyorsan bu toprağın üstünde işte o kırmızılığın kutsallığı hürmetinedir anlayacaksın Eğil toprağa ve sık Yaşanmamış hikâyeler son bulmamış başlangıçlar unutulmuş nasırlı hayâller bulacaksın Bu sessiz yığın okşayacak ellerini Korkma O hayâllerin vücut bulmuş hâlisin sen O başlangıçlar sebebine varsın o hikâyeleri buram buram yaşayacaksın Eğil toprağa ve sık İhanetler bulaşacak her yerine Türlü türlü zulümler mezalimler katliamlar alınmamış intikamlar ahlar ve lanetlenmiş eşkıyalıklar bulacaksın Kötülüğün kasvetli seherlerinde parçalanmış cesetleri seyredecek çıldırmış gözlerin Unutma o doğranan mazlumların yüzü suyu hürmetine yeşerdi bağın bahçen bucağın Tiksinecek ruhun varoluşundan ağlayacaksın Eğil toprağa ve sık Ayrılıklar bulacaksın Kahramanlıklara kurban edilen yarım kalmışlıklar vuslatsız hasretler çâresiz bîçarelikler viraneye dönmüş gönül sarayları İçin ürperecek titreyecek belki de an be an öleceksin Üzülme eninde sonunda buluşacak senin göğsünde bu kara toprakların kara sevdalıları İşte o zaman canlanacaksın Sonra al eline bu kitabı oku Gidenin nasıl gittiğini gelenin nasıl geldiğini öğren sayfalarında satır satır cümle cümle Şahit ol devrine ateş günlerinin Anla ulaşılmaz fırtınalarda çarpışan her biri devasa bir anıta dönüşmüş küçücük bedenlerin yüceliğini Anla ki boşuna basmamış ol onların kabrine Boşuna çiğnememiş ol ışıktan evlerini Sonra uzan ve öp mukaddes ellerinden Eğil toprağa ve sık onlar birer efsane artık

Kadran Medya Yayıncılık
Eğil toprağa ve sık Bir avuç kan bulacaksın Bir avuç yitik cennet Tane tane hayatlar kemik parçaları feda edilmiş rahatlar bulacaksın Parmaklarından kollarına akan bayrak rengi kırmızılıktan korkma Bugün yürüyorsan bu toprağın üstünde işte o kırmızılığın kutsallığı hürmetinedir anlayacaksın Eğil toprağa ve sık Yaşanmamış hikâyeler son bulmamış başlangıçlar unutulmuş nasırlı hayâller bulacaksın Bu sessiz yığın okşayacak ellerini Korkma O hayâllerin vücut bulmuş hâlisin sen O başlangıçlar sebebine varsın o hikâyeleri buram buram yaşayacaksın Eğil toprağa ve sık İhanetler bulaşacak her yerine Türlü türlü zulümler mezalimler katliamlar alınmamış intikamlar ahlar ve lanetlenmiş eşkıyalıklar bulacaksın Kötülüğün kasvetli seherlerinde parçalanmış cesetleri seyredecek çıldırmış gözlerin Unutma o doğranan mazlumların yüzü suyu hürmetine yeşerdi bağın bahçen bucağın Tiksinecek ruhun varoluşundan ağlayacaksın Eğil toprağa ve sık Ayrılıklar bulacaksın Kahramanlıklara kurban edilen yarım kalmışlıklar vuslatsız hasretler çâresiz bîçarelikler viraneye dönmüş gönül sarayları İçin ürperecek titreyecek belki de an be an öleceksin Üzülme eninde sonunda buluşacak senin göğsünde bu kara toprakların kara sevdalıları İşte o zaman canlanacaksın Sonra al eline bu kitabı oku Gidenin nasıl gittiğini gelenin nasıl geldiğini öğren sayfalarında satır satır cümle cümle Şahit ol devrine ateş günlerinin Anla ulaşılmaz fırtınalarda çarpışan her biri devasa bir anıta dönüşmüş küçücük bedenlerin yüceliğini Anla ki boşuna basmamış ol onların kabrine Boşuna çiğnememiş ol ışıktan evlerini Sonra uzan ve öp mukaddes ellerinden Eğil toprağa ve sık onlar birer efsane artık

KADRAN YAYINEVİ
Eğil toprağa ve sık Bir avuç kan bulacaksın Bir avuç yitik cennet Tane tane hayatlar kemik parçaları feda edilmiş rahatlar bulacaksın Parmaklarından kollarına akan bayrak rengi kırmızılıktan korkma Bugün yürüyorsan bu toprağın üstünde işte o kırmızılığın kutsallığı hürmetinedir anlayacaksın Eğil toprağa ve sık Yaşanmamış hikâyeler son bulmamış başlangıçlar unutulmuş nasırlı hayâller bulacaksın Bu sessiz yığın okşayacak ellerini Korkma O hayâllerin vücut bulmuş hâlisin sen O başlangıçlar sebebine varsın o hikâyeleri buram buram yaşayacaksın Eğil toprağa ve sık İhanetler bulaşacak her yerine Türlü türlü zulümler mezalimler katliamlar alınmamış intikamlar ahlar ve lanetlenmiş eşkıyalıklar bulacaksın Kötülüğün kasvetli seherlerinde parçalanmış cesetleri seyredecek çıldırmış gözlerin Unutma o doğranan mazlumların yüzü suyu hürmetine yeşerdi bağın bahçen bucağın Tiksinecek ruhun varoluşundan ağlayacaksın Eğil toprağa ve sık Ayrılıklar bulacaksın Kahramanlıklara kurban edilen yarım kalmışlıklar vuslatsız hasretler çâresiz bîçarelikler viraneye dönmüş gönül sarayları İçin ürperecek titreyecek belki de an be an öleceksin Üzülme eninde sonunda buluşacak senin göğsünde bu kara toprakların kara sevdalıları İşte o zaman canlanacaksın Sonra al eline bu kitabı oku Gidenin nasıl gittiğini gelenin nasıl geldiğini öğren sayfalarında satır satır cümle cümle Şahit ol devrine ateş günlerinin Anla ulaşılmaz fırtınalarda çarpışan her biri devasa bir anıta dönüşmüş küçücük bedenlerin yüceliğini Anla ki boşuna basmamış ol onların kabrine Boşuna çiğnememiş ol ışıktan evlerini Sonra uzan ve öp mukaddes ellerinden Eğil toprağa ve sık onlar birer efsane artık

Kadran Medya Yayıncılık
Eğil toprağa ve sık Bir avuç kan bulacaksın Bir avuç yitik cennet Tane tane hayatlar kemik parçaları feda edilmiş rahatlar bulacaksın Parmaklarından kollarına akan bayrak rengi kırmızılıktan korkma Bugün yürüyorsan bu toprağın üstünde işte o kırmızılığın kutsallığı hürmetinedir anlayacaksın Eğil toprağa ve sık Yaşanmamış hikâyeler son bulmamış başlangıçlar unutulmuş nasırlı hayâller bulacaksın Bu sessiz yığın okşayacak ellerini Korkma O hayâllerin vücut bulmuş hâlisin sen O başlangıçlar sebebine varsın o hikâyeleri buram buram yaşayacaksın Eğil toprağa ve sık İhanetler bulaşacak her yerine Türlü türlü zulümler mezalimler katliamlar alınmamış intikamlar ahlar ve lanetlenmiş eşkıyalıklar bulacaksın Kötülüğün kasvetli seherlerinde parçalanmış cesetleri seyredecek çıldırmış gözlerin Unutma o doğranan mazlumların yüzü suyu hürmetine yeşerdi bağın bahçen bucağın Tiksinecek ruhun varoluşundan ağlayacaksın Eğil toprağa ve sık Ayrılıklar bulacaksın Kahramanlıklara kurban edilen yarım kalmışlıklar vuslatsız hasretler çâresiz bîçarelikler viraneye dönmüş gönül sarayları İçin ürperecek titreyecek belki de an be an öleceksin Üzülme eninde sonunda buluşacak senin göğsünde bu kara toprakların kara sevdalıları İşte o zaman canlanacaksın Sonra al eline bu kitabı oku Gidenin nasıl gittiğini gelenin nasıl geldiğini öğren sayfalarında satır satır cümle cümle Şahit ol devrine ateş günlerinin Anla ulaşılmaz fırtınalarda çarpışan her biri devasa bir anıta dönüşmüş küçücük bedenlerin yüceliğini Anla ki boşuna basmamış ol onların kabrine Boşuna çiğnememiş ol ışıktan evlerini Sonra uzan ve öp mukaddes ellerinden Eğil toprağa ve sık onlar birer efsane artık