20 Yüzyıl İslam Dünyasında Hilafet Tartışmaları — Ramazan Yıldırım

20 Yüzyıl İslam Dünyasında Hilafet Tartışmaları
Ramazan YıldırımAnka Yayınları
20 Yüzyıl İslam Dünyasında Hilafet Tartışmaları
Ramazan Yıldırım20 yüzyılın başlarında 13 asırlık bir geleneği bulunan hilâfetin tartışmasız kabul edilen bir teorisinin bulunmadığı anlaşılmaktadır Hilâfetle ilgili lehte ve aleyhte öne sürülen teoriler fiilî bir durumun teorileştirilmesi sonucu oluşmuştur Hilâfet teorileri şekli ve muhtevası önceden belirlenmiş bir dinî siyasî sistemin ötesinde mevcut siyasî durumun meşrûlaştırılmasına yönelik bir çerçevede ele alınmıştır Dolayısıyla hilâfet lehine ve aleyhine ortaya konulan literatür siyasal pratik esnasında veya sonrasında oluşan bir bilgi birikimidir ve bu bilgi birikimi orijinal ve bağımsız bir fıkıh anlayış teori ve sistem oluşturmaktan uzaktır İslâm dünyasında başlayan alternatif yönetim arayışlarını hilâfetin ilgası öncesi ve sonrası olmak üzere iki döneme ayrmak mümkündür Hilâfetin ilgası öncesi önerilen alternatif modellerin merkezinde Seyyid bey tarafından dile getirilen görüşler yer alırken sonraki dönemde de Ali Abdurrâzık tarafından ileri sürülen ve hararetli tartışmaları başlatan görüşler gelmektedir Bunlardan birincisi Mîsâk ı Millî sınırları dahilinde cereyan etmiştir ve yeni bir tez ortaya koymaktadır İkincisi ise bir tez ortaya koymaktan uzak olduğu gibi reddiyeci bir anlayışı ihtiva etmekte ve yankıları Türkiye dışındaki tüm İslâm coğrafyasına yayılan teoloji politik bir tartışmanın alt zeminini oluşturmuştur

İşaret Yayınları
Müslüman düşünürler İslam dünyasının Batı medeniyetiyle yüz yüze gelip bu medeniyetin modern kurumlarıyla çatışması ve onları aşarak kendine özgü mecrasını bulup istikrara kavuşması sürecinde yeni yönetim modelleri arayışına girişmişlerdir Müslümanların karşı karşıya bulundukları problemlerin çözümü ancak bugünün dünyasında İslam ın yerini belirlemekle mümkündür Bu da İslam ı temellerine ve ana kaynaklarına yeniden eğilmeyi gaye edinen ilmî çalışmalarla sağlanabilir Bu çalışma Osmanlı imparatorluğunun parçalanma ve dağılma sürecine girdiği dönemden Türkiye Cumhuriyeti nin kuruluşu ve sonrası yapılan siyasî model tartışmalarında başvurulan dinî argümanları ortaya koymayı amaçlamaktadır

İşaret Yayınları
Müslüman düşünürler İslam dünyasının Batı medeniyetiyle yüz yüze gelip bu medeniyetin modern kurumlarıyla çatışması ve onları aşarak kendine özgü mecrasını bulup istikrara kavuşması sürecinde yeni yönetim modelleri arayışına girişmişlerdir Müslümanların karşı karşıya bulundukları problemlerin çözümü ancak bugünün dünyasında İslam ın yerini belirlemekle mümkündür Bu da İslam ı temellerine ve ana kaynaklarına yeniden eğilmeyi gaye edinen ilmî çalışmalarla sağlanabilir Bu çalışma Osmanlı imparatorluğunun parçalanma ve dağılma sürecine girdiği dönemden Türkiye Cumhuriyeti nin kuruluşu ve sonrası yapılan siyasî model tartışmalarında başvurulan dinî argümanları ortaya koymayı amaçlamaktadır

İşaret Yayınları
Müslüman düşünürler İslam dünyasının Batı medeniyetiyle yüz yüze gelip bu medeniyetin modern kurumlarıyla çatışması ve onları aşarak kendine özgü mecrasını bulup istikrara kavuşması sürecinde yeni yönetim modelleri arayışına girişmişlerdir Müslümanların karşı karşıya bulundukları problemlerin çözümü ancak bugünün dünyasında İslam ın yerini belirlemekle mümkündür Bu da İslam ı temellerine ve ana kaynaklarına yeniden eğilmeyi gaye edinen ilmî çalışmalarla sağlanabilir Bu çalışma Osmanlı imparatorluğunun parçalanma ve dağılma sürecine girdiği dönemden Türkiye Cumhuriyeti nin kuruluşu ve sonrası yapılan siyasi model tartışmalarında başvurulan dini argümanları ortaya koymayı amaçlamaktadır

İşaret Yayınları
Müslüman düşünürler İslam dünyasının Batı medeniyetiyle yüz yüze gelip bu medeniyetin modern kurumlarıyla çatışması ve onları aşarak kendine özgü mecrasını bulup istikrara kavuşması sürecinde yeni yönetim modelleri arayışına girişmişlerdir Müslümanların karşı karşıya bulundukları problemlerin çözümü ancak bugünün dünyasında İslam ın yerini belirlemekle mümkündür Bu da İslam ı temellerine ve ana kaynaklarına yeniden eğilmeyi gaye edinen ilmî çalışmalarla sağlanabilir Bu çalışma Osmanlı imparatorluğunun parçalanma ve dağılma sürecine girdiği dönemden Türkiye Cumhuriyeti nin kuruluşu ve sonrası yapılan siyasi model tartışmalarında başvurulan dini argümanları ortaya koymayı amaçlamaktadır

İŞARET YAYINLARI
Müslüman düşünürler İslam dünyasının Batı medeniyetiyle yüz yüze gelip bu medeniyetin modern kurumlarıyla çatışması ve onları aşarak kendine özgü mecrasını bulup istikrara kavuşması sürecinde yeni yönetim modelleri arayışına girişmişlerdir Müslümanların karşı karşıya bulundukları problemlerin çözümü ancak bugünün dünyasında İslam ın yerini belirlemekle mümkündür Bu da İslam ı temellerine ve ana kaynaklarına yeniden eğilmeyi gaye edinen ilmî çalışmalarla sağlanabilir Bu çalışma Osmanlı imparatorluğunun parçalanma ve dağılma sürecine girdiği dönemden Türkiye Cumhuriyeti nin kuruluşu ve sonrası yapılan siyasî model tartışmalarında başvurulan dinî argümanları ortaya koymayı amaçlamaktadır

İşaret
Müslüman düşünürler İslam dünyasının Batı medeniyetiyle yüz yüze gelip bu medeniyetin modern kurumlarıyla çatışması ve onları aşarak kendine özgü mecrasını bulup istikrara kavuşması sürecinde yeni yönetim modelleri arayışına girişmişlerdir Müslümanların karşı karşıya bulundukları problemlerin çözümü ancak bugünün dünyasında İslam ın yerini belirlemekle mümkündür Bu da İslam ı temellerine ve ana kaynaklarına yeniden eğilmeyi gaye edinen ilmî çalışmalarla sağlanabilir Bu çalışma Osmanlı imparatorluğunun parçalanma ve dağılma sürecine girdiği dönemden Türkiye Cumhuriyeti nin kuruluşu ve sonrası yapılan siyasî model tartışmalarında başvurulan dinî argümanları ortaya koymayı amaçlamaktadır Fiyatı

ANKA YAYINLARI
20 yüzyılın başlarında 13 asırlık bir geleneği bulunan hilafetin tartışmasız kabul edilen bir teorisinin bulunmadığı anlaşılmaktadır Hilafetle ilgili lehte ve aleyhte öne sürülen teoriler fiili bir durumun teorileştirilmesi sonucu oluşmuştur Hilafet teorileri şekli ve muhtevası önceden belirlenmiş bir dini siyasi sistemin ötesinde mevcut siyasi durumun meşrulaştırılmasına yönelik bir çerçevede ele alınmıştır Dolayısıyla hilafet lehine ve aleyhine ortaya konulan literatür siyasal pratik esnasında veya sonrasında oluşan bir bilgi birikimidir ve bu bilgi birikimi orijinal ve bağımsız bir siyaset fıkhı anlayışı teori ve sistemi oluşturmaktan uzaktır