319 Numaralı Karaman Şer iyye Sicili — Alaattin Aköz

319 Numaralı Karaman Şer iyye Sicili
Alaattin AközPalet Yayınları
319 Numaralı Karaman Şer iyye Sicili
Alaattin AközTarih ve insan Birbirinden ayrı olarak düşünülemeyecek bu iki değer birbirlerinden beslenerek varlık bulurlar İnsan geçmişteki sıradan olgu ve olaylara fikirleri karakteri ve yaşantısının verdiği birikimle tarihsel bir boyut kazandırır Fakat her insan aynı zamanda tarihin bir ürünü bir parçasıdır İnsan içinden kopup geldiği bu alanı kendi zihninde yeniden canlandırır ve aslında yitip gitmiş olan yaşanmışlıkları geri getirir Böylece onlar üzerinden düşünebilme ve onları yeniden değerlendirebilme fırsatı bulur Kişinin geçmiş üzerine yaptığı bu değerlendirmeler vardığı sonuçlar ve bunlardan hareketle ortaya koyacağı ürünler ise tarih i oluşturur Geçen yüzyılın sonunda yaygın olan bazı uzmanların hala benimsediği bir görüşe göre tarihsel araştırmalarımız geçmişi hakikatte olduğu gibi yansıtan bir imgeyi yeniden inşa etmelidir Bu hedefe yaklaşabilmenin en önemli koşulu birincil kaynakların dikkatle incelenmesidir Ancak birincil kaynaklarla ilgili en önemli husus neyi ele aldıklarıdır Bu kaynakların büyük çoğunluğu devletler eliyle meydana getirilen ve bugün arşivlerde bulunan kaynaklardır ki varlık sebebleri ait oldukları devletin muhtelif yönlerinin işleyişiyle ilgilidir İkinci yaygın grup ise kralların hükümdarların önde gelen komutan devlet adamı ya da kahramanların hikayelerini konu edinen ve eskiden yegane tarih olarak algılanan kaynaklardır Halbuki değişen tarih anlayışımıza bağlı olarak bugün tarih araştırmacılığının merkezini devletler ya da yönetenler teşkil etmiyor giderek artan bir merakla genel halk yığınlarının hikayeleri merkeze oturmaktadır Bu eğilime bağlı olarak kırsal ya da kentsel alanda yaşayan insanların doğrudan veya dolaylı biçimde anlatan birincil kaynaklar diğer çeşitlere göre azlıkları da göz önüne alnırsa daha önemli bir hale gelmişlerdir

Palet Yayınları
Tarih ve insan Birbirinden ayrı olarak düşünülemeyecek bu iki değer birbirlerinden beslenerek varlık bulurlar İnsan geçmişteki sıradan olgu ve olaylara fikirleri karakteri ve yaşantısının verdiği birikimle tarihsel bir boyut kazandırır Fakat her insan aynı zamanda tarihin bir ürünü bir parçasıdır İnsan içinden kopup geldiği bu alanı kendi zihninde yeniden canlandırır ve aslında yitip gitmiş olan yaşanmışlıkları geri getirir Böylece onlar üzerinden düşünebilme ve onları yeniden değerlendirebilme fırsatı bulur Kişinin geçmiş üzerine yaptığı bu değerlendirmeler vardığı sonuçlar ve bunlardan hareketle ortaya koyacağı ürünler ise tarih i oluşturur Geçen yüzyılın sonunda yaygın olan bazı uzmanların hala benimsediği bir görüşe göre tarihsel araştırmalarımız geçmişi hakikatte olduğu gibi yansıtan bir imgeyi yeniden inşa etmelidir Bu hedefe yaklaşabilmenin en önemli koşulu birincil kaynakların dikkatle incelenmesidir Ancak birincil kaynaklarla ilgili en önemli husus neyi ele aldıklarıdır Bu kaynakların büyük çoğunluğu devletler eliyle meydana getirilen ve bugün arşivlerde bulunan kaynaklardır ki varlık sebebleri ait oldukları devletin muhtelif yönlerinin işleyişiyle ilgilidir İkinci yaygın grup ise kralların hükümdarların önde gelen komutan devlet adamı ya da kahramanların hikayelerini konu edinen ve eskiden yegane tarih olarak algılanan kaynaklardır Halbuki değişen tarih anlayışımıza bağlı olarak bugün tarih araştırmacılığının merkezini devletler ya da yönetenler teşkil etmiyor giderek artan bir merakla genel halk yığınlarının hikayeleri merkeze oturmaktadır Bu eğilime bağlı olarak kırsal ya da kentsel alanda yaşayan insanların doğrudan veya dolaylı biçimde anlatan birincil kaynaklar diğer çeşitlere göre azlıkları da göz önüne alnırsa daha önemli bir hale gelmişlerdir

Palet Yayınları
Tarih ve insan Birbirinden ayrı olarak dünüşülemeyecek bu iki değer birbirlerinden beslenerek varlık bulurlar İnsan geçmişteki sıradan olgu ve olaylara fikirleri karakteri ve yaşantısının verdiği birikimle tarihsel bir boyut kazandırır Fakat her insan aynı zamanda tarihin bir ürünü bir parçasıdır İnsan içinden kopup geldiği bu alanı kendi zihninde yeniden canlandırır ve aslında yitip gitmiş olan yaşanmışlıkları geri getirir Böylece onlar üzerine düşünebilme ve onları yeniden değerlendirebilme fırsatı bulur kişinin geçmiş üzerine yaptığı bu değerlendirmeler vardığı sonuçlar ve bunlardan hareketle ortaya koyacağı ürünler ise tarih i oluşturur Geçen yüzyılın sonunda yaygın olan ve bazı uzmanların hala benimsediği bir görüşe göre tarihsel araştırmalarımız geçmişi hakikatte olduğu gibi yansıtan bir imgeyi yeniden inşa etmelidir Bu hedefe yaklaşabilmenin en önemli koşulu birincil kaynakların dikkatle incelenmesidir Ancak birincil kaynaklarla ilgili en önemli husus neyi ele aldıklarıdır Bu kaynakların büyük çoğunluğu devlerler eliyle meydana getirilen ve bugün arşivlerde bulunan kaynaklardır ki varlık sebepleri ait oldukları devletin muhtelif yönlerinin işleyişi ile ilgilidir İkinci yaygın gurup ise kralların hükümdarların önde gelen komutan devlet adamı ya da kahramanların hikayelerini konu edinen ve eskiden yegane tarih olarak algılanan kaynaklardır Halbuki değişen tarih anlayışımıza teşkil etmiyor giderek artan bir merakla genel halk yığınlarının hikayeleri merkeze oturmaktadır Bu eğilime bağlı olarak kırsal ya da kentsel alanda yaşanan insanları doğrudan veya dolaylı biçimde anlatan birincil kaynaklar diğer çeşitlere göre azlıkları da göz önüne alınırsa daha bir önemli hale gelmişlerdir

Palet Yayınları
Tarih ve insan Birbirinden ayrı olarak düşünülemeyecek bu iki değer birbirlerinden beslenerek varlık bulurlar İnsan geçmişteki sıradan olgu ve olaylara fikirleri karakteri ve yaşantısının verdiği birikimle tarihsel bir boyut kazandırır Fakat her insan aynı zamanda tarihin bir ürünü bir parçasıdır İnsan içinden kopup geldiği bu alanı kendi zihninde yeniden canlandırır ve aslında yitip gitmiş olan yaşanmışlıkları geri getirir Böylece onlar üzerine düşünebilme ve onları yeniden değerlendirebilme fırsatı bulur kişinin geçmiş üzerine yaptığı bu değerlendirmeler vardığı sonuçlar ve bunlardan hareketle ortaya koyacağı ürünler ise tarih i oluşturur Geçen yüzyılın sonunda yaygın olan ve bazı uzmanların hala benimsediği bir görüşe göre tarihsel araştırmalarımız geçmişi hakikatte olduğu gibi yansıtan bir imgeyi yeniden inşa etmelidir Bu hedefe yaklaşabilmenin en önemli koşulu birincil kaynakların dikkatle incelenmesidir Ancak birincil kaynaklarla ilgili en önemli husus neyi ele aldıklarıdır Bu kaynakların büyük çoğunluğu devletler eliyle meydana getirilen ve bugün arşivlerde bulunan kaynaklardır ki varlık sebepleri ait oldukları devletin muhtelif yönlerinin işleyişi ile ilgilidir İkinci yaygın gurup ise kralların hükümdarların önde gelen komutan devlet adamı ya da kahramanların hikayelerini konu edinen ve eskiden yegane tarih olarak algilanan kaynaklardır Halbuki değişin tarih anlayışımıza teşkil etmiyor giderek artan bir merakla genel halk yığınlarının hikayeleri merkeze oturmaktadır Bu eğilime bağlı olarak kırsal ya da kentsel alanda yaşayan insanları doğrudan veya dolaylı biçimde anlatan birincil kaynaklar diğer çeşitlere göre azlıkları da göz önüne alınırsa daha bir önemli hale gelmişlerdir

Palet Yayınları
Tarih ve insan Birbirinden ayrı olarak dünüşülemeyecek bu iki değer birbirlerinden beslenerek varlık bulurlar İnsan geçmişteki sıradan olgu ve olaylara fikirleri karakteri ve yaşantısının verdiği birikimle tarihsel bir boyut kazandırır Fakat her insan aynı zamanda tarihin bir ürünü bir parçasıdır İnsan içinden kopup geldiği bu alanı kendi zihninde yeniden canlandırır ve aslında yitip gitmiş olan yaşanmışlıkları geri getirir Böylece onlar üzerine düşünebilme ve onları yeniden değerlendirebilme fırsatı bulur kişinin geçmiş üzerine yaptığı bu değerlendirmeler vardığı sonuçlar ve bunlardan hareketle ortaya koyacağı ürünler ise tarih i oluşturur Geçen yüzyılın sonunda yaygın olan ve bazı uzmanların hala benimsediği bir görüşe göre tarihsel araştırmalarımız geçmişi hakikatte olduğu gibi yansıtan bir imgeyi yeniden inşa etmelidir Bu hedefe yaklaşabilmenin en önemli koşulu birincil kaynakların dikkatle incelenmesidir Ancak birincil kaynaklarla ilgili en önemli husus neyi ele aldıklarıdır Bu kaynakların büyük çoğunluğu devlerler eliyle meydana getirilen ve bugün arşivlerde bulunan kaynaklardır ki varlık sebepleri ait oldukları devletin muhtelif yönlerinin işleyişi ile ilgilidir İkinci yaygın gurup ise kralların hükümdarların önde gelen komutan devlet adamı ya da kahramanların hikayelerini konu edinen ve eskiden yegane tarih olarak algılanan kaynaklardır Halbuki değişen tarih anlayışımıza teşkil etmiyor giderek artan bir merakla genel halk yığınlarının hikayeleri merkeze oturmaktadır Bu eğilime bağlı olarak kırsal ya da kentsel alanda yaşanan insanları doğrudan veya dolaylı biçimde anlatan birincil kaynaklar diğer çeşitlere göre azlıkları da göz önüne alınırsa daha bir önemli hale gelmişlerdir

Palet Yayınları
Tarih ve insan Birbirinden ayrı olarak düşünülemeyecek bu iki değer birbirlerinden beslenerek varlık bulurlar İnsan geçmişteki sıradan olgu ve olaylara fikirleri karakteri ve yaşantısının verdiği birikimle tarihsel bir boyut kazandırır Fakat her insan aynı zamanda tarihin bir ürünü bir parçasıdır İnsan içinden kopup geldiği bu alanı kendi zihninde yeniden canlandırır ve aslında yitip gitmiş olan yaşanmışlıkları geri getirir Böylece onlar üzerine düşünebilme ve onları yeniden değerlendirebilme fırsatı bulur kişinin geçmiş üzerine yaptığı bu değerlendirmeler vardığı sonuçlar ve bunlardan hareketle ortaya koyacağı ürünler ise tarih i oluşturur Geçen yüzyılın sonunda yaygın olan ve bazı uzmanların hala benimsediği bir görüşe göre tarihsel araştırmalarımız geçmişi hakikatte olduğu gibi yansıtan bir imgeyi yeniden inşa etmelidir Bu hedefe yaklaşabilmenin en önemli koşulu birincil kaynakların dikkatle incelenmesidir Ancak birincil kaynaklarla ilgili en önemli husus neyi ele aldıklarıdır Bu kaynakların büyük çoğunluğu devletler eliyle meydana getirilen ve bugün arşivlerde bulunan kaynaklardır ki varlık sebepleri ait oldukları devletin muhtelif yönlerinin işleyişi ile ilgilidir İkinci yaygın gurup ise kralların hükümdarların önde gelen komutan devlet adamı ya da kahramanların hikayelerini konu edinen ve eskiden yegane tarih olarak algilanan kaynaklardır Halbuki değişin tarih anlayışımıza teşkil etmiyor giderek artan bir merakla genel halk yığınlarının hikayeleri merkeze oturmaktadır Bu eğilime bağlı olarak kırsal ya da kentsel alanda yaşayan insanları doğrudan veya dolaylı biçimde anlatan birincil kaynaklar diğer çeşitlere göre azlıkları da göz önüne alınırsa daha bir önemli hale gelmişlerdir

Palet Yayınları
Tarih ve insan Birbirinden ayrı olarak dünüşülemeyecek bu iki değer birbirlerinden beslenerek varlık bulurlar İnsan geçmişteki sıradan olgu ve olaylara fikirleri karakteri ve yaşantısının verdiği birikimle tarihsel bir boyut kazandırır Fakat her insan aynı zamanda tarihin bir ürünü bir parçasıdır İnsan içinden kopup geldiği bu alanı kendi zihninde yeniden canlandırır ve aslında yitip gitmiş olan yaşanmışlıkları geri getirir Böylece onlar üzerine düşünebilme ve onları yeniden değerlendirebilme fırsatı bulur kişinin geçmiş üzerine yaptığı bu değerlendirmeler vardığı sonuçlar ve bunlardan hareketle ortaya koyacağı ürünler ise tarih i oluşturur Geçen yüzyılın sonunda yaygın olan ve bazı uzmanların hala benimsediği bir görüşe göre tarihsel araştırmalarımız geçmişi hakikatte olduğu gibi yansıtan bir imgeyi yeniden inşa etmelidir Bu hedefe yaklaşabilmenin en önemli koşulu birincil kaynakların dikkatle incelenmesidir Ancak birincil kaynaklarla ilgili en önemli husus neyi ele aldıklarıdır Bu kaynakların büyük çoğunluğu devlerler eliyle meydana getirilen ve bugün arşivlerde bulunan kaynaklardır ki varlık sebepleri ait oldukları devletin muhtelif yönlerinin işleyişi ile ilgilidir İkinci yaygın gurup ise kralların hükümdarların önde gelen komutan devlet adamı ya da kahramanların hikayelerini konu edinen ve eskiden yegane tarih olarak algılanan kaynaklardır Halbuki değişen tarih anlayışımıza teşkil etmiyor giderek artan bir merakla genel halk yığınlarının hikayeleri merkeze oturmaktadır Bu eğilime bağlı olarak kırsal ya da kentsel alanda yaşanan insanları doğrudan veya dolaylı biçimde anlatan birincil kaynaklar diğer çeşitlere göre azlıkları da göz önüne alınırsa daha bir önemli hale gelmişlerdir

Palet Yayınları
Tarih ve insan Birbirinden ayrı olarak düşünülemeyecek bu iki değer birbirlerinden beslenerek varlık bulurlar İnsan geçmişteki sıradan olgu ve olaylara fikirleri karakteri ve yaşantısının verdiği birikimle tarihsel bir boyut kazandırır Fakat her insan aynı zamanda tarihin bir ürünü bir parçasıdır İnsan içinden kopup geldiği bu alanı kendi zihninde yeniden canlandırır ve aslında yitip gitmiş olan yaşanmışlıkları geri getirir Böylece onlar üzerine düşünebilme ve onları yeniden değerlendirebilme fırsatı bulur kişinin geçmiş üzerine yaptığı bu değerlendirmeler vardığı sonuçlar ve bunlardan hareketle ortaya koyacağı ürünler ise tarih i oluşturur Geçen yüzyılın sonunda yaygın olan ve bazı uzmanların hala benimsediği bir görüşe göre tarihsel araştırmalarımız geçmişi hakikatte olduğu gibi yansıtan bir imgeyi yeniden inşa etmelidir Bu hedefe yaklaşabilmenin en önemli koşulu birincil kaynakların dikkatle incelenmesidir Ancak birincil kaynaklarla ilgili en önemli husus neyi ele aldıklarıdır Bu kaynakların büyük çoğunluğu devletler eliyle meydana getirilen ve bugün arşivlerde bulunan kaynaklardır ki varlık sebepleri ait oldukları devletin muhtelif yönlerinin işleyişi ile ilgilidir İkinci yaygın gurup ise kralların hükümdarların önde gelen komutan devlet adamı ya da kahramanların hikayelerini konu edinen ve eskiden yegane tarih olarak algilanan kaynaklardır Halbuki değişin tarih anlayışımıza teşkil etmiyor giderek artan bir merakla genel halk yığınlarının hikayeleri merkeze oturmaktadır Bu eğilime bağlı olarak kırsal ya da kentsel alanda yaşayan insanları doğrudan veya dolaylı biçimde anlatan birincil kaynaklar diğer çeşitlere göre azlıkları da göz önüne alınırsa daha bir önemli hale gelmişlerdir

Palet Yayınları
Alaattin Aköz tarafından kaleme alınan 323 Numaralı Karaman Şer iyye Sicili Palet Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor 323 Numaralı Karaman Şer iyye Sicili Alaattin Aköz Kitap Özeti Tarih ve insan Birbirinden ayrı olarak düşünülemeyecek bu iki değer birbirlerinden beslenerek varlık bulurlar İnsan geçmişteki sıradan olgu ve olaylara fikirleri karakteri ve yaşantısının verdiği birikimle tarihsel bir boyut kazandırır Fakat her insan aynı zamanda tarihin bir ürünü bir parçasıdır İnsan içinden kopup geldiği bu alanı kendi zihninde yeniden canlandırır ve aslında yitip gitmiş olan yaşanmışlıkları geri getirir Böylece onlar üzerine düşünebilme ve onları yeniden değerlendirebilme fırsatı bulur kişinin geçmiş üzerine yaptığı bu değerlendirmeler vardığı sonuçlar ve bunlardan hareketle ortaya koyacağı ürünler ise tarihi oluşturur Geçen yüzyılın sonunda yaygın olan ve bazı uzmanların hala benimsediği bir görüşe göre tarihsel araştırmalarımız geçmişi hakikatte olduğu gibi yansıtan bir imgeyi yeniden inşa etmelidir Bu hedefe yaklaşabilmenin en önemli koşulu birincil kaynakların dikkatle incelenmesidir Ancak birincil kaynaklarla ilgili en önemli husus neyi ele aldıklarıdır Bu kaynakların büyük çoğunluğu devletler eliyle meydana getirilen ve bugün arşivlerde bulunan kaynaklardır ki varlık sebepleri ait oldukları devletin muhtelif yönlerinin işleyişi ile ilgilidir İkinci yaygın gurup ise kralların hükümdarların önde gelen komutan devlet adamı ya da kahramanların hikayelerini konu edinen ve eskiden yegane tarih olarak algilanan kaynaklardır Halbuki değişin tarih anlayışımıza teşkil etmiyor giderek artan bir merakla genel halk yığınlarının hikayeleri merkeze oturmaktadır Bu eğilime bağlı olarak kırsal ya da kentsel alanda yaşayan insanları doğrudan veya dolaylı biçimde anlatan birincil kaynaklar diğer çeşitlere göre azlıkları da göz önüne alınırsa daha bir önemli hale gelmişlerdir Yayınevi Palet Yayınları Yazar Alaattin Aköz Sayfa 214 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 16 00x24 00 cm Basım Yılı Temmuz 2012 Barkod 9786058749979 Kategori Araştırma İnceleme

Palet Yayınları
Alaattin Aköz tarafından kaleme alınan 319 Numaralı Karaman Şer iyye Sicili Palet Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor 319 Numaralı Karaman Şer iyye Sicili Alaattin Aköz Kitap Özeti Tarih ve insan Birbirinden ayrı olarak dünüşülemeyecek bu iki değer birbirlerinden beslenerek varlık bulurlar İnsan geçmişteki sıradan olgu ve olaylara fikirleri karakteri ve yaşantısının verdiği birikimle tarihsel bir boyut kazandırır Fakat her insan aynı zamanda tarihin bir ürünü bir parçasıdır İnsan içinden kopup geldiği bu alanı kendi zihninde yeniden canlandırır ve aslında yitip gitmiş olan yaşanmışlıkları geri getirir Böylece onlar üzerine düşünebilme ve onları yeniden değerlendirebilme fırsatı bulur kişinin geçmiş üzerine yaptığı bu değerlendirmeler vardığı sonuçlar ve bunlardan hareketle ortaya koyacağı ürünler ise tarihi oluşturur Geçen yüzyılın sonunda yaygın olan ve bazı uzmanların hala benimsediği bir görüşe göre tarihsel araştırmalarımız geçmişi hakikatte olduğu gibi yansıtan bir imgeyi yeniden inşa etmelidir Bu hedefe yaklaşabilmenin en önemli koşulu birincil kaynakların dikkatle incelenmesidir Ancak birincil kaynaklarla ilgili en önemli husus neyi ele aldıklarıdır Bu kaynakların büyük çoğunluğu devlerler eliyle meydana getirilen ve bugün arşivlerde bulunan kaynaklardır ki varlık sebepleri ait oldukları devletin muhtelif yönlerinin işleyişi ile ilgilidir İkinci yaygın gurup ise kralların hükümdarların önde gelen komutan devlet adamı ya da kahramanların hikayelerini konu edinen ve eskiden yegane tarih olarak algılanan kaynaklardır Halbuki değişen tarih anlayışımıza teşkil etmiyor giderek artan bir merakla genel halk yığınlarının hikayeleri merkeze oturmaktadır Bu eğilime bağlı olarak kırsal ya da kentsel alanda yaşanan insanları doğrudan veya dolaylı biçimde anlatan birincil kaynaklar diğer çeşitlere göre azlıkları da göz önüne alınırsa daha bir önemli hale gelmişlerdir Yayınevi Palet Yayınları Yazar Alaattin Aköz Sayfa 307 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 16 00x24 00 cm Basım Yılı Temmuz 2012 Barkod 9786058749962 Kategori Araştırma İnceleme Diğer Tarih Kitapları

Palet Yayınları
Tarih ve insan Birbirinden ayrı olarak dünüşülemeyecek bu iki değer birbirlerinden beslenerek varlık bulurlar İnsan geçmişteki sıradan olgu ve olaylara fikirleri karakteri ve yaşantısının verdiği birikimle tarihsel bir boyut kazandırır Fakat her insan aynı zamanda tarihin bir ürünü bir parçasıdır İnsan içinden kopup geldiği bu alanı kendi zihninde yeniden canlandırır ve aslında yitip gitmiş olan yaşanmışlıkları geri getirir Böylece onlar üzerine düşünebilme ve onları yeniden değerlendirebilme fırsatı bulur kişinin geçmiş üzerine yaptığı bu değerlendirmeler vardığı sonuçlar ve bunlardan hareketle ortaya koyacağı ürünler ise tarih i oluşturur Geçen yüzyılın sonunda yaygın olan ve bazı uzmanların hala benimsediği bir görüşe göre tarihsel araştırmalarımız geçmişi hakikatte olduğu gibi yansıtan bir imgeyi yeniden inşa etmelidir Bu hedefe yaklaşabilmenin en önemli koşulu birincil kaynakların dikkatle incelenmesidir Ancak birincil kaynaklarla ilgili en önemli husus neyi ele aldıklarıdır Bu kaynakların büyük çoğunluğu devlerler eliyle meydana getirilen ve bugün arşivlerde bulunan kaynaklardır ki varlık sebepleri ait oldukları devletin muhtelif yönlerinin işleyişi ile ilgilidir İkinci yaygın gurup ise kralların hükümdarların önde gelen komutan devlet adamı ya da kahramanların hikayelerini konu edinen ve eskiden yegane tarih olarak algılanan kaynaklardır Halbuki değişen tarih anlayışımıza teşkil etmiyor giderek artan bir merakla genel halk yığınlarının hikayeleri merkeze oturmaktadır Bu eğilime bağlı olarak kırsal ya da kentsel alanda yaşanan insanları doğrudan veya dolaylı biçimde anlatan birincil kaynaklar diğer çeşitlere göre azlıkları da göz önüne alınırsa daha bir önemli hale gelmişlerdir

Palet Yayınları
Tarih ve insan Birbirinden ayrı olarak düşünülemeyecek bu iki değer birbirlerinden beslenerek varlık bulurlar İnsan geçmişteki sıradan olgu ve olaylara fikirleri karakteri ve yaşantısının verdiği birikimle tarihsel bir boyut kazandırır Fakat her insan aynı zamanda tarihin bir ürünü bir parçasıdır İnsan içinden kopup geldiği bu alanı kendi zihninde yeniden canlandırır ve aslında yitip gitmiş olan yaşanmışlıkları geri getirir Böylece onlar üzerine düşünebilme ve onları yeniden değerlendirebilme fırsatı bulur kişinin geçmiş üzerine yaptığı bu değerlendirmeler vardığı sonuçlar ve bunlardan hareketle ortaya koyacağı ürünler ise tarih i oluşturur Geçen yüzyılın sonunda yaygın olan ve bazı uzmanların hala benimsediği bir görüşe göre tarihsel araştırmalarımız geçmişi hakikatte olduğu gibi yansıtan bir imgeyi yeniden inşa etmelidir Bu hedefe yaklaşabilmenin en önemli koşulu birincil kaynakların dikkatle incelenmesidir Ancak birincil kaynaklarla ilgili en önemli husus neyi ele aldıklarıdır Bu kaynakların büyük çoğunluğu devletler eliyle meydana getirilen ve bugün arşivlerde bulunan kaynaklardır ki varlık sebepleri ait oldukları devletin muhtelif yönlerinin işleyişi ile ilgilidir İkinci yaygın gurup ise kralların hükümdarların önde gelen komutan devlet adamı ya da kahramanların hikayelerini konu edinen ve eskiden yegane tarih olarak algilanan kaynaklardır Halbuki değişin tarih anlayışımıza teşkil etmiyor giderek artan bir merakla genel halk yığınlarının hikayeleri merkeze oturmaktadır Bu eğilime bağlı olarak kırsal ya da kentsel alanda yaşayan insanları doğrudan veya dolaylı biçimde anlatan birincil kaynaklar diğer çeşitlere göre azlıkları da göz önüne alınırsa daha bir önemli hale gelmişlerdir

PALET YAYINLARI
Tarih ve insan Birbirinden ayrı olarak düşünülemeyecek bu iki değer birbirlerinden beslenerek varlık bulurlar İnsan geçmişteki sıradan olgu ve olaylara fikirleri karakterleri ve yaşantısının verdiği birikimle tarihsel bir boyut kazandırır Fakat her insan aynı zamanda tarihin bir ürünü bir parçasıdır İnsan içinden kopup geldiği bu alanı kendi zihninde yeniden canlandırır ve aslında yitip gitmiş olan yaşanmışlıkları geri getirir Böylece onlar üzerinde düşünebilme ve onları yeniden değerlendirebilme fırsatı bulur Kişinin geçmiş üzerine yaptığı bu değerlendirmeler vardığı sonuçlar ve bunlardan hareketle ortaya koyacağı ürünler ise tarih i oluşturur Geçen yüzyılın sonunda yaygın olan ve bazı uzmanların hala benimsediği bir görüşe göre tarihsel araştırmalarımız geçmişi hakikatte olduğu gibi yansıtan bir imgeyi yeniden inşa etmelidir Bu hedefe yaklaşabilmenin en önemli koşulu birincil kaynakların dikkatle incelenmesidir