MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Abbasiler Döneminde Mecusiler — Cahid Kara

Abbasiler Döneminde Mecusiler
49,00
Türk Tarihi AraştırmalarıDünya Klasikleriİslami Hayat

Abbasiler Döneminde Mecusiler

Cahid Kara

Siyer Yayınları

2024-11-261. baskı319 sf.
Karton135-210-Kitap KağıdıTürkçe
Teklif KitapEn ucuz

Abbasiler Döneminde Mecusiler

Cahid Kara

Bu çalışma geçmişte Müslüman toplumların ilâhî yaratılışın bir gereği olarak gördükleri farklı din mensuplarına sağladığı hoşgörü ve farklılıkları olduğu gibi kabul etme temel düşüncesiyle Mecûsîler özelinde yaşanmış tarihsel bir tecrübe ve gerçekliği kaynaklar çerçevesinde ortaya koymaya çalışmaktadır Abbâsîlerin kuruluşundan Moğol istilasına kadar devam eden süreçte Müslümanların diğer din mensupları çerçevesinde Mecûsîlerle yaşadığı tarihi tecrübeyi ele almak aynı zamanda günümüz Mecûsî Zerdüştî Parsî toplum larının ilgili dönem tarihlerinin ortaya konulması açısından da önemlidir İslâm hâkimiyeti altında yüzyıllarca yaşayan Mecûsîler Yahudi ve Hristiyanlara tanınan dinî ve hukukî haklara zimmî konumlarıyla benzer şekilde sahip olmuşlardı Bu sayede dinlerinin gereklerini yerine getirebilmiş âteşkedelerini muhafaza edebilmiş can ve malları İslâm devletinin koruması altında güvenle yaşamışlardı Dolayısıyla farklı dine mensup olmalarından dolayı baskı görmemişler asimilasyona uğramamışlar ve tehcire zorlanmamışlardır İslâm hukukunun kendilerine sağladığı alan içinde Müslüman toplumla kaynaşmış bir şekilde kendi hayatlarını idame ettirmişlerdir Hatta özellikle Mecûsîlik için bir rönesans kabul edilen bu dönemde oluşturulan tedvin ve telif edilen çok sayıdaki eser günümüze kadar ulaşmıştır Dolayısıyla Abbâsîler döneminde Mecûsîler İslâm toplumunun önemli bir dinî ve kültürel parçası olarak varlıklarını sürdürmeye devam etmişlerdir Günümüz araştırmacıları için belki de bize düşen görev bu tarihi tecrübeyi tüm dünyaya tanıtmak farklılıkların kültürel zenginliğin kanıtı olduğunu vurgulamak ve farklılıkları yok sayma yerine hukuk çerçevesinde farklılıkların kendilerini tanımladıkları gibi kabullenmek olduğunu belirtmektir

Şehadet Kitap
162,50

Siyer Akademi

2024319 sf.
Şehadet Kitap

Bu çalışma geçmişte Müslüman toplumların ilâhî yaratılışın bir gereği olarak gördükleri farklı din mensuplarına sağladığı hoşgörü ve farklılıkları olduğu gibi kabul etme temel düşüncesiyle Mecûsîler özelinde yaşanmış tarihsel bir tecrübe ve gerçekliği kaynaklar çerçevesinde ortaya koymaya çalışmaktadır Abbâsîlerin kuruluşundan Moğol istilasına kadar devam eden süreçte Müslümanların diğer din mensupları çerçevesinde Mecûsîlerle yaşadığı tarihi tecrübeyi ele almak aynı zamanda günümüz Mecûsî Zerdüştî Parsî toplum larının ilgili dönem tarihlerinin ortaya konulması açısından da önemlidir İslâm hâkimiyeti altında yüzyıllarca yaşayan Mecûsîler Yahudi ve Hristiyanlara tanınan dinî ve hukukî haklara zimmî konumlarıyla benzer şekilde sahip olmuşlardı Bu sayede dinlerinin gereklerini yerine getirebilmiş âteşkedelerini muhafaza edebilmiş can ve malları İslâm devletinin koruması altında güvenle yaşamışlardı Dolayısıyla farklı dine mensup olmalarından dolayı baskı görmemişler asimilasyona uğramamışlar ve tehcire zorlanmamışlardır İslâm hukukunun kendilerine sağladığı alan içinde Müslüman toplumla kaynaşmış bir şekilde kendi hayatlarını idame ettirmişlerdir Hatta özellikle Mecûsîlik için bir rönesans kabul edilen bu dönemde oluşturulan tedvin ve telif edilen çok sayıdaki eser günümüze kadar ulaşmıştır Dolayısıyla Abbâsîler döneminde Mecûsîler İslâm toplumunun önemli bir dinî ve kültürel parçası olarak varlıklarını sürdürmeye devam etmişlerdir Günümüz araştırmacıları için belki de bize düşen görev bu tarihi tecrübeyi tüm dünyaya tanıtmak farklılıkların kültürel zenginliğin kanıtı olduğunu vurgulamak ve farklılıkları yok sayma yerine hukuk çerçevesinde farklılıkların kendilerini tanımladıkları gibi kabullenmek olduğunu belirtmektir

Benli Kitap
175,00

Siyer Akademi

2024-11-261. baskı319 sf.
Karton135-210-Kitap KağıdıTürkçe
Benli Kitap

Bu çalışma geçmişte Müslüman toplumların ilâhî yaratılışın bir gereği olarak gördükleri farklı din mensuplarına sağladığı hoşgörü ve farklılıkları olduğu gibi kabul etme temel düşüncesiyle Mecûsîler özelinde yaşanmış tarihsel bir tecrübe ve gerçekliği kaynaklar çerçevesinde ortaya koymaya çalışmaktadır Abbâsîlerin kuruluşundan Moğol istilasına kadar devam eden süreçte Müslümanların diğer din mensupları çerçevesinde Mecûsîlerle yaşadığı tarihi tecrübeyi ele almak aynı zamanda günümüz Mecûsî Zerdüştî Parsî toplum larının ilgili dönem tarihlerinin ortaya konulması açısından da önemlidir İslâm hâkimiyeti altında yüzyıllarca yaşayan Mecûsîler Yahudi ve Hristiyanlara tanınan dinî ve hukukî haklara zimmî konumlarıyla benzer şekilde sahip olmuşlardı Bu sayede dinlerinin gereklerini yerine getirebilmiş âteşkedelerini muhafaza edebilmiş can ve malları İslâm devletinin koruması altında güvenle yaşamışlardı Dolayısıyla farklı dine mensup olmalarından dolayı baskı görmemişler asimilasyona uğramamışlar ve tehcire zorlanmamışlardır İslâm hukukunun kendilerine sağladığı alan içinde Müslüman toplumla kaynaşmış bir şekilde kendi hayatlarını idame ettirmişlerdir Hatta özellikle Mecûsîlik için bir rönesans kabul edilen bu dönemde oluşturulan tedvin ve telif edilen çok sayıdaki eser günümüze kadar ulaşmıştır Dolayısıyla Abbâsîler döneminde Mecûsîler İslâm toplumunun önemli bir dinî ve kültürel parçası olarak varlıklarını sürdürmeye devam etmişlerdir Günümüz araştırmacıları için belki de bize düşen görev bu tarihi tecrübeyi tüm dünyaya tanıtmak farklılıkların kültürel zenginliğin kanıtı olduğunu vurgulamak ve farklılıkları yok sayma yerine hukuk çerçevesinde farklılıkların kendilerini tanımladıkları gibi kabullenmek olduğunu belirtmektir

Kitap Ambarı
180,00

Siyer Yayınları

2024-01319 sf.
Karton Kapak
Kitap Ambarı

Bu çalışma geçmişte Müslüman toplumların ilâhî yaratılışın bir gereği olarak gördükleri farklı din mensuplarına sağladığı hoşgörü ve farklılıkları olduğu gibi kabul etme temel düşüncesiyle Mecûsîler özelinde yaşanmış tarihsel bir tecrübe ve gerçekliği kaynaklar çerçevesinde ortaya koymaya çalışmaktadır Abbâsîlerin kuruluşundan Moğol istilasına kadar devam eden süreçte Müslümanların diğer din mensupları çerçevesinde Mecûsîlerle yaşadığı tarihi tecrübeyi ele almak aynı zamanda günümüz Mecûsî Zerdüştî Parsî toplum larının ilgili dönem tarihlerinin ortaya konulması açısından da önemlidir İslâm hâkimiyeti altında yüzyıllarca yaşayan Mecûsîler Yahudi ve Hristiyanlara tanınan dinî ve hukukî haklara zimmî konumlarıyla benzer şekilde sahip olmuşlardı Bu sayede dinlerinin gereklerini yerine getirebilmiş âteşkedelerini muhafaza edebilmiş can ve malları İslâm devletinin koruması altında güvenle yaşamışlardı Dolayısıyla farklı dine mensup olmalarından dolayı baskı görmemişler asimilasyona uğramamışlar ve tehcire zorlanmamışlardır İslâm hukukunun kendilerine sağladığı alan içinde Müslüman toplumla kaynaşmış bir şekilde kendi hayatlarını idame ettirmişlerdir Hatta özellikle Mecûsîlik için bir rönesans kabul edilen bu dönemde oluşturulan tedvin ve telif edilen çok sayıdaki eser günümüze kadar ulaşmıştır Dolayısıyla Abbâsîler döneminde Mecûsîler İslâm toplumunun önemli bir dinî ve kültürel parçası olarak varlıklarını sürdürmeye devam etmişlerdir Günümüz araştırmacıları için belki de bize düşen görev bu tarihi tecrübeyi tüm dünyaya tanıtmak farklılıkların kültürel zenginliğin kanıtı olduğunu vurgulamak ve farklılıkları yok sayma yerine hukuk çerçevesinde farklılıkların kendilerini tanımladıkları gibi kabullenmek olduğunu belirtmektir

Kitap Sepeti
182,50

Siyer Yayınları

2024319 sf.
Ciltsiz
Kitap Sepeti

Bu çalışma geçmişte Müslüman toplumların ilâhî yaratılışın bir gereği olarak gördükleri farklı din mensuplarına sağladığı hoşgörü ve farklılıkları olduğu gibi kabul etme temel düşüncesiyle Mecûsîler özelinde yaşanmış tarihsel bir tecrübe ve gerçekliği kaynaklar çerçevesinde ortaya koymaya çalışmaktadır Abbâsîlerin kuruluşundan Moğol istilasına kadar devam eden süreçte Müslümanların diğer din mensupları çerçevesinde Mecûsîlerle yaşadığı tarihi tecrübeyi ele almak aynı zamanda günümüz Mecûsî Zerdüştî Parsî toplum larının ilgili dönem tarihlerinin ortaya konulması açısından da önemlidir İslâm hâkimiyeti altında yüzyıllarca yaşayan Mecûsîler Yahudi ve Hristiyanlara tanınan dinî ve hukukî haklara zimmî konumlarıyla benzer şekilde sahip olmuşlardı Bu sayede dinlerinin gereklerini yerine getirebilmiş âteşkedelerini muhafaza edebilmiş can ve malları İslâm devletinin koruması altında güvenle yaşamışlardı Dolayısıyla farklı dine mensup olmalarından dolayı baskı görmemişler asimilasyona uğramamışlar ve tehcire zorlanmamışlardır İslâm hukukunun kendilerine sağladığı alan içinde Müslüman toplumla kaynaşmış bir şekilde kendi hayatlarını idame ettirmişlerdir Hatta özellikle Mecûsîlik için bir rönesans kabul edilen bu dönemde oluşturulan tedvin ve telif edilen çok sayıdaki eser günümüze kadar ulaşmıştır Dolayısıyla Abbâsîler döneminde Mecûsîler İslâm toplumunun önemli bir dinî ve kültürel parçası olarak varlıklarını sürdürmeye devam etmişlerdir Günümüz araştırmacıları için belki de bize düşen görev bu tarihi tecrübeyi tüm dünyaya tanıtmak farklılıkların kültürel zenginliğin kanıtı olduğunu vurgulamak ve farklılıkları yok sayma yerine hukuk çerçevesinde farklılıkların kendilerini tanımladıkları gibi kabullenmek olduğunu belirtmektir

Ucuz Kitap Al
200,00

Siyer Yayınları

Kasım 2024319 sf.
13.50x21.00 cm2. Hamur
Ucuz Kitap Al

Cahid Kara tarafından kaleme alınan Abbasiler Döneminde Mecusiler Siyer Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor Abbasiler Döneminde Mecusiler Cahid Kara Kitap Özeti Bu çalışma geçmişte Müslüman toplumların ilâhî yaratılışın bir gereği olarak gördükleri farklı din mensuplarına sağladığı hoşgörü ve farklılıkları olduğu gibi kabul etme temel düşüncesiyle Mecûsîler özelinde yaşanmış tarihsel bir tecrübe ve gerçekliği kaynaklar çerçevesinde ortaya koymaya çalışmaktadır Abbâsîlerin kuruluşundan Moğol istilasına kadar devam eden süreçte Müslümanların diğer din mensupları çerçevesinde Mecûsîlerle yaşadığı tarihi tecrübeyi ele almak aynı zamanda günümüz Mecûsî Zerdüştî Parsî toplum larının ilgili dönem tarihlerinin ortaya konulması açısından da önemlidir İslâm hâkimiyeti altında yüzyıllarca yaşayan Mecûsîler Yahudi ve Hristiyanlara tanınan dinî ve hukukî haklara zimmî konumlarıyla benzer şekilde sahip olmuşlardı Bu sayede dinlerinin gereklerini yerine getirebilmiş âteşkedelerini muhafaza edebilmiş can ve malları İslâm devletinin koruması altında güvenle yaşamışlardı Dolayısıyla farklı dine mensup olmalarından dolayı baskı görmemişler asimilasyona uğramamışlar ve tehcire zorlanmamışlardır İslâm hukukunun kendilerine sağladığı alan içinde Müslüman toplumla kaynaşmış bir şekilde kendi hayatlarını idame ettirmişlerdir Hatta özellikle Mecûsîlik için bir rönesans kabul edilen bu dönemde oluşturulan tedvin ve telif edilen çok sayıdaki eser günümüze kadar ulaşmıştır Dolayısıyla Abbâsîler döneminde Mecûsîler İslâm toplumunun önemli bir dinî ve kültürel parçası olarak varlıklarını sürdürmeye devam etmişlerdir Günümüz araştırmacıları için belki de bize düşen görev bu tarihi tecrübeyi tüm dünyaya tanıtmak farklılıkların kültürel zenginliğin kanıtı olduğunu vurgulamak ve farklılıkları yok sayma yerine hukuk çerçevesinde farklılıkların kendilerini tanımladıkları gibi kabullenmek olduğunu belirtmektir Yayınevi Siyer Yayınları Yazar Cahid Kara Sayfa 319 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x21 00 cm Basım Yılı Kasım 2024 Barkod 9786259806778 Kategori Türk Tarihi Araştırmaları

Ekin Kitap
205,00

Siyer Yayınları

Kasım 2024319 sf.
Ekin Kitap

Bu çalışma geçmişte Müslüman toplumların ilâhî yaratılışın bir gereği olarak gördükleri farklı din mensuplarına sağladığı hoşgörü ve farklılıkları olduğu gibi kabul etme temel düşüncesiyle Mecûsîler özelinde yaşanmış tarihsel bir tecrübe ve gerçekliği kaynaklar çerçevesinde ortaya koymaya çalışmaktadır Abbâsîlerin kuruluşundan Moğol istilasına kadar devam eden süreçte Müslümanların diğer din mensupları çerçevesinde Mecûsîlerle yaşadığı tarihi tecrübeyi ele almak aynı zamanda günümüz Mecûsî Zerdüştî Parsî toplum larının ilgili dönem tarihlerinin ortaya konulması açısından da önemlidir İslâm hâkimiyeti altında yüzyıllarca yaşayan Mecûsîler Yahudi ve Hristiyanlara tanınan dinî ve hukukî haklara zimmî konumlarıyla benzer şekilde sahip olmuşlardı Bu sayede dinlerinin gereklerini yerine getirebilmiş âteşkedelerini muhafaza edebilmiş can ve malları İslâm devletinin koruması altında güvenle yaşamışlardı Dolayısıyla farklı dine mensup olmalarından dolayı baskı görmemişler asimilasyona uğramamışlar ve tehcire zorlanmamışlardır İslâm hukukunun kendilerine sağladığı alan içinde Müslüman toplumla kaynaşmış bir şekilde kendi hayatlarını idame ettirmişlerdir Hatta özellikle Mecûsîlik için bir rönesans kabul edilen bu dönemde oluşturulan tedvin ve telif edilen çok sayıdaki eser günümüze kadar ulaşmıştır Dolayısıyla Abbâsîler döneminde Mecûsîler İslâm toplumunun önemli bir dinî ve kültürel parçası olarak varlıklarını sürdürmeye devam etmişlerdir Günümüz araştırmacıları için belki de bize düşen görev bu tarihi tecrübeyi tüm dünyaya tanıtmak farklılıkların kültürel zenginliğin kanıtı olduğunu vurgulamak ve farklılıkları yok sayma yerine hukuk çerçevesinde farklılıkların kendilerini tanımladıkları gibi kabullenmek olduğunu belirtmektir

Nobel Kitap
217,50

Siyer Yayınları

2024319 sf.
Nobel Kitap

Bu çalışma geçmişte Müslüman toplumların ilâhî yaratılışın bir gereği olarak gördükleri farklı din mensuplarına sağladığı hoşgörü ve farklılıkları olduğu gibi kabul etme temel düşüncesiyle Mecûsîler özelinde yaşanmış tarihsel bir tecrübe ve gerçekliği kaynaklar çerçevesinde ortaya koymaya çalışmaktadır Abbâsîlerin kuruluşundan Moğol istilasına kadar devam eden süreçte Müslümanların diğer din mensupları çerçevesinde Mecûsîlerle yaşadığı tarihi tecrübeyi ele almak aynı zamanda günümüz Mecûsî Zerdüştî Parsî toplum larının ilgili dönem tarihlerinin ortaya konulması açısından da önemlidir İslâm hâkimiyeti altında yüzyıllarca yaşayan Mecûsîler Yahudi ve Hristiyanlara tanınan dinî ve hukukî haklara zimmî konumlarıyla benzer şekilde sahip olmuşlardı Bu sayede dinlerinin gereklerini yerine getirebilmiş âteşkedelerini muhafaza edebilmiş can ve malları İslâm devletinin koruması altında güvenle yaşamışlardı Dolayısıyla farklı dine mensup olmalarından dolayı baskı görmemişler asimilasyona uğramamışlar ve tehcire zorlanmamışlardır İslâm hukukunun kendilerine sağladığı alan içinde Müslüman toplumla kaynaşmış bir şekilde kendi hayatlarını idame ettirmişlerdir Hatta özellikle Mecûsîlik için bir rönesans kabul edilen bu dönemde oluşturulan tedvin ve telif edilen çok sayıdaki eser günümüze kadar ulaşmıştır Dolayısıyla Abbâsîler döneminde Mecûsîler İslâm toplumunun önemli bir dinî ve kültürel parçası olarak varlıklarını sürdürmeye devam etmişlerdir Günümüz araştırmacıları için belki de bize düşen görev bu tarihi tecrübeyi tüm dünyaya tanıtmak farklılıkların kültürel zenginliğin kanıtı olduğunu vurgulamak ve farklılıkları yok sayma yerine hukuk çerçevesinde farklılıkların kendilerini tanımladıkları gibi kabullenmek olduğunu belirtmektir

Pandora
225,00

Siyer Yayınları

2024319 sf.
Pandora

Bu çalışma geçmişte Müslüman toplumların ilâhî yaratılışın bir gereği olarak gördükleri farklı din mensuplarına sağladığı hoşgörü ve farklılıkları olduğu gibi kabul etme temel düşüncesiyle Mecûsîler özelinde yaşanmış tarihsel bir tecrübe ve gerçekliği kaynaklar çerçevesinde ortaya koymaya çalışmaktadır Abbâsîlerin kuruluşundan Moğol istilasına kadar devam eden süreçte Müslümanların diğer din mensupları çerçevesinde Mecûsîlerle yaşadığı tarihi tecrübeyi ele almak aynı zamanda günümüz Mecûsî Zerdüştî Parsî toplumlarının ilgili dönem tarihlerinin ortaya konulması açısından da önemlidir İslâm hâkimiyeti altında yüzyıllarca yaşayan Mecûsîler Yahudi ve Hristiyanlara tanınan dinî ve hukukî haklara zimmî konumlarıyla benzer şekilde sahip olmuşlardı Bu sayede dinlerinin gereklerini yerine getirebilmiş âteşkedelerini muhafaza edebilmiş can ve malları İslâm devletinin koruması altında güvenle yaşamışlardı Dolayısıyla farklı dine mensup olmalarından dolayı baskı görmemişler asimilasyona uğramamışlar ve tehcire zorlanmamışlardır İslâm hukukunun kendilerine sağladığı alan içinde Müslüman toplumla kaynaşmış bir şekilde kendi hayatlarını idame ettirmişlerdir Hatta özellikle Mecûsîlik için bir rönesans kabul edilen bu dönemde oluşturulan tedvin ve telif edilen çok sayıdaki eser günümüze kadar ulaşmıştır Dolayısıyla Abbâsîler döneminde Mecûsîler İslâm toplumunun önemli bir dinî ve kültürel parçası olarak varlıklarını sürdürmeye devam etmişlerdir Günümüz araştırmacıları için belki de bize düşen görev bu tarihi tecrübeyi tüm dünyaya tanıtmak farklılıkların kültürel zenginliğin kanıtı olduğunu vurgulamak ve farklılıkları yok sayma yerine hukuk çerçevesinde farklılıkların kendilerini tanımladıkları gibi kabullenmek olduğunu belirtmektir