Açıklamalı Türk Musıkisi Güfteleri — Önder Göçgün

Açıklamalı Türk Musıkisi Güfteleri
Önder GöçgünAkçağ Yayınları
Açıklamalı Türk Musıkisi Güfteleri
Önder GöçgünŞiir ve mûsıki Türk milletinin tarih boyunca yaşadığı genelde dinamik özelde içe dönük hayatında canlı bir şekilde yer almış ve birbiriyle bütünleşmiş olan seçkin iki sanat dalıdır Onun için bunlarla milletimiz arasında çok yakın ilişkiye dayalı kopmaz bir bağ vardır Bu bağ öylesine güçlüdür ki şiir ve mûsikimize bakarak milletimizin yaşama sevincini dinî vecdini coşkunluğunu heyecanını huzur mutluluk hüzün ve gurbet duygusunu isyan ve acıma hissini vatan millet bayrak sevgisini kurtuluş mücadelesini yiğitlik kükreyişini kahramanlık şahlanışını özetle hemen hemen bütün özelliklerini görmek ve bulmak mümkündür İşte bu çerçevede şiir ve mûsıkimiz tarih boyunca milletimizin gerek klâsik gerekse çağdaş platformda yetiştirdiği üstün değerlerle bütün dünya kültür ve sanatında hatırı sayılır derecede saygın bir yere sahip olmuştur Eskilerin tegannî adını verdikleri makamla okunan sözlü mûsıkimizi besleyen şiir tâ Ortaasya dan itibaren Selçuklu Beylikler Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde yıllarca dantelâ gibi işlenerek değişim ve gelişimini sürdürmüş sonuçta ortaya konulan seçkin eserlerle bestecilerimize ilham kaynağı olmuştur Bu çerçevede musıkimiz 15 yüzyılda Abdükadir Merâgî nin Segâhkâr ı başta olmak üzere 18 yüzyılda Buhurî zâde Mustafa Itrî nin Nevâkâr ı 19 yüzyılda Hammâmî zâde İsmail Dede Efendi nin Ferahfezâ Âyîni gibi klâsik formda ifadesini bulan üç şâheserle yolunu açmış geçen zaman içinde ilerleyip yükselerek bugünlere gelmiştir Nitekim bu büyük mûsıki dehâlarını 19 yüzyılda Hammâmî zâde nin öğrencisi olan Zekâî Dede Efendi ile kendisiyle aynı yüzyılda yaşayan Kürdilihicazkâr makamı ile Müsemmen Usûlü nü bulan Hacı Ârif Bey ve nihayet Dügâh Mevlevî Âyini başta olmak üzere 120 civarında eseri elimize ulaşan Hacı Fâik Bey takip etmiştir Cumhuriyet döneminde ise mûsıkimiz Selâhaddin Pınar Saadeddin Kaynak Münir Nureddin Selçuk gibi üstat isimlerin tarihî kaynaklarımızdan beslenerek yeni şekil ve anlayışlarla açtıkları yolu izleyip başarılı eserler ortaya koyan bestekârlarımızla günümüze ulaşılmıştır Yahya Kemâl Eski Mûsıki başlıklı şiirinde Açar bir altın anahtarla rûh ufuklarını dediği bu sanatımızla ilgili olarak tarih ve milletimizle bütünleşen bir çizgide Çok insan anlayamaz eski mûsıkimizden Ve ondan anlamayan bir şey anlamaz bizden şeklinde doğru ve o ölçüde anlamlı bir hüküm verir İşte böylesine muhteşem geçmişi ile günümüze kadar gelen musıkî eserlerimizden bir kısmının güftelerini ummandan katre yani okyanustan damla misali biraraya getirerek hazırlayıp sunmaya çalıştık Bu arada gerek güfteleri bestelenmiş şekilleriyle okuyan profesyonel ve amatör sanatçılarımızın gerekse konser ve solo programların sunuculuğunu üstlenen dostların eserleri hakkını vererek doğru okumalarına yardımcı olmak amacına yönelik şekilde güfte metinlerinde kitapta açıklandığı üzere bazı önemli teknik uygulamalar da gerçekleştirilmiştir Böylece aynı zamanda son dönemin iki büyük bestekârı ve mûsıki üstadı olan merhum Sâdi Hoşses e bundan 25 yıl evvel merhum Avni Anıl a da 10 yıl önce hazırlanıp yayımlanmasını çok istedikleri bu kitap konusunda verdiğimiz sözleri de yerine getirmiş olduk Günümüze ve yarınlarımıza bir armağan bırakabilmek emeliyle hazırlanan bu çalışma ile tarih boyunca Türk kültür ve sanatının en önemli dallarından birisini oluşturan muhteşem musıkimiz e bir nebze olsun hizmet edebilmek görevini yerine getirebilmiş isek kendimizi bahtiyar sayacağız Saygı ve sevgilerimizle Tanıtım Bülteninden

Akçağ Yayınları
Önder Göçgün tarafından kaleme alınan Açıklamalı Türk Musıkisi Güfteleri Akçağ Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor Açıklamalı Türk Musıkisi Güfteleri Önder Göçgün Kitap Özeti Şiir ve musıki Türk milletinin tarih boyunca yaşadığı genelde dinamik özelde içe dönük hayatında canlı bir şekilde yer almış ve birbiriyle bütünleşmiş olan seçkin iki sanat dalıdır Onun için bunlarla milletimiz arasında çok yakın ilişkiye dayalı kopmaz bir bağ vardır Bu bağ öylesine güçlüdür ki şiir ve mûsikimize bakarak milletimizin yaşama sevincini dinî vecdini coşkunluğunu heyecanını huzur mutluluk hüzün ve gurbet duygusunu isyan ve acıma hissini vatan millet bayrak sevgisini kurtuluş mücadelesini yiğitlik kükreyişini kahramanlık şahlanışını özetle hemen hemen bütün özelliklerini görmek ve bulmak mümkündür İşte bu çerçevede şiir ve mûsıkimiz tarih boyunca milletimizin gerek klâsik gerekse çağdaş platformda yetiştirdiği üstün değerlerle bütün dünya kültür ve sanatında hatırı sayılır derecede saygın bir yere sahip olmuştur Eskilerin tegannî adını verdikleri makamla okunan sözlü mûsıkimizi besleyen şiir tâ Ortaasya dan itibaren Selçuklu Beylikler Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde yıllarca dantelâ gibi işlenerek değişim ve gelişimini sürdürmüş sonuçta ortaya konulan seçkin eserlerle bestecilerimize ilham kaynağı olmuştur Bu çerçevede musıkimiz 15 yüzyılda Abdükadir Merâgî nin Segâhkâr ı başta olmak üzere 18 yüzyılda Buhurî zâde Mustafa Itrî nin Nevâkâr ı 19 yüzyılda Hammâmî zâde İsmail Dede Efendi nin Ferahfezâ Âyîni gibi klâsik formda ifadesini bulan üç şâheserle yolunu açmış geçen zaman içinde ilerleyip yükselerek bugünlere gelmiştir Nitekim bu büyük mûsıki dehâlarını 19 yüzyılda Hammâmî zâde nin öğrencisi olan Zekâî Dede Efendi ile kendisiyle aynı yüzyılda yaşayan Kürdilihicazkâr makamı ile Müsemmen Usûlü nü bulan Hacı Ârif Bey ve nihayet Dügâh Mevlevî Âyini başta olmak üzere 120 civarında eseri elimize ulaşan Hacı Fâik Bey takip etmiştir Cumhuriyet döneminde ise mûsıkimiz Selâhaddin Pınar Saadeddin Kaynak Münir Nureddin Selçuk gibi üstat isimlerin tarihî kaynaklarımızdan beslenerek yeni şekil ve anlayışlarla açtıkları yolu izleyip başarılı eserler ortaya koyan bestekârlarımızla günümüze ulaşılmıştır Yahya Kemâl Eski Mûsıki başlıklı şiirinde Açar bir altın anahtarla rûh ufuklarını dediği bu sanatımızla ilgili olarak tarih ve milletimizle bütünleşen bir çizgide Çok insan anlayamaz eski musıkimizden Ve ondan anlamayan bir şey anlamaz bizden şeklinde doğru ve o ölçüde anlamlı bir hüküm verir İşte böylesine muhteşem geçmişi ile günümüze kadar gelen musıkî eserlerimizden bir kısmının güftelerini ummandan katre yani okyanustan damla misali biraraya getirerek hazırlayıp sunmaya çalıştık Bu arada gerek güfteleri bestelenmiş şekilleriyle okuyan profesyonel ve amatör sanatçılarımızın gerekse konser ve solo programların sunuculuğunu üstlenen dostların eserleri hakkını vererek doğru okumalarına yardımcı olmak amacına yönelik şekilde güfte metinlerinde kitapta açıklandığı üzere bazı önemli teknik uygulamalar da gerçekleştirilmiştir Böylece aynı zamanda son dönemin iki büyük bestekârı ve mûsıki üstadı olan merhum Sâdi Hoşses e bundan 25 yıl evvel merhum Avni Anıl a da 10 yıl önce hazırlanıp yayımlanmasını çok istedikleri bu kitap konusunda verdiğimiz sözleri de yerine getirmiş olduk Günümüze ve yarınlarımıza bir armağan bırakabilmek emeliyle hazırlanan bu çalışma ile tarih boyunca Türk kültür ve sanatının en önemli dallarından birisini oluşturan muhteşem musıkimiz e bir nebze olsun hizmet edebilmek görevini yerine getirebilmiş isek kendimizi bahtiyar sayacağız Saygı ve sevgilerimizle Yayınevi Akçağ Yayınları Yazar Önder Göçgün Sayfa 608 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 16 00x24 00 cm Basım Yılı Ağustos 2017 Barkod 9786053423461 Kategori Genel Kavramlar Kuram ve Tarihçe Öğrenim Kitapları

Akçağ Yayınları
Şiir ve musıki Türk milletinin tarih boyunca yaşadığı genelde dinamik özelde içe dönük hayatında canlı bir şekilde yer almış ve birbiriyle bütünleşmiş olan seçkin iki sanat dalıdır Onun için bunlarla milletimiz arasında çok yakın ilişkiye dayalı kopmaz bir bağ vardır Bu bağ öylesine güçlüdür ki şiir ve mûsikimize bakarak milletimizin yaşama sevincini dinî vecdini coşkunluğunu heyecanını huzur mutluluk hüzün ve gurbet duygusunu isyan ve acıma hissini vatan millet bayrak sevgisini kurtuluş mücadelesini yiğitlik kükreyişini kahramanlık şahlanışını özetle hemen hemen bütün özelliklerini görmek ve bulmak mümkündür İşte bu çerçevede şiir ve mûsıkimiz tarih boyunca milletimizin gerek klâsik gerekse çağdaş platformda yetiştirdiği üstün değerlerle bütün dünya kültür ve sanatında hatırı sayılır derecede saygın bir yere sahip olmuştur Eskilerin tegannî adını verdikleri makamla okunan sözlü mûsıkimizi besleyen şiir tâ Ortaasya dan itibaren Selçuklu Beylikler Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde yıllarca dantelâ gibi işlenerek değişim ve gelişimini sürdürmüş sonuçta ortaya konulan seçkin eserlerle bestecilerimize ilham kaynağı olmuştur Bu çerçevede musıkimiz 15 yüzyılda Abdükadir Merâgî nin Segâhkâr ı başta olmak üzere 18 yüzyılda Buhurî zâde Mustafa Itrî nin Nevâkâr ı 19 yüzyılda Hammâmî zâde İsmail Dede Efendi nin Ferahfezâ Âyîni gibi klâsik formda ifadesini bulan üç şâheserle yolunu açmış geçen zaman içinde ilerleyip yükselerek bugünlere gelmiştir Nitekim bu büyük mûsıki dehâlarını 19 yüzyılda Hammâmî zâde nin öğrencisi olan Zekâî Dede Efendi ile kendisiyle aynı yüzyılda yaşayan Kürdilihicazkâr makamı ile Müsemmen Usûlü nü bulan Hacı Ârif Bey ve nihayet Dügâh Mevlevî Âyini başta olmak üzere 120 civarında eseri elimize ulaşan Hacı Fâik Bey takip etmiştir Cumhuriyet döneminde ise mûsıkimiz Selâhaddin Pınar Saadeddin Kaynak Münir Nureddin Selçuk gibi üstat isimlerin tarihî kaynaklarımızdan beslenerek yeni şekil ve anlayışlarla aç

Akçağ Yayınları
Şiir ve musıki Türk milletinin tarih boyunca yaşadığı genelde dinamik özelde içe dönük hayatında canlı bir şekilde yer almış ve birbiriyle bütünleşmiş olan seçkin iki sanat dalıdır Onun için bunlarla milletimiz arasında çok yakın ilişkiye dayalı kopmaz bir bağ vardır Bu bağ öylesine güçlüdür ki şiir ve mûsikimize bakarak milletimizin yaşama sevincini dinî vecdini coşkunluğunu heyecanını huzur mutluluk hüzün ve gurbet duygusunu isyan ve acıma hissini vatan millet bayrak sevgisini kurtuluş mücadelesini yiğitlik kükreyişini kahramanlık şahlanışını özetle hemen hemen bütün özelliklerini görmek ve bulmak mümkündür İşte bu çerçevede şiir ve mûsıkimiz tarih boyunca milletimizin gerek klâsik gerekse çağdaş platformda yetiştirdiği üstün değerlerle bütün dünya kültür ve sanatında hatırı sayılır derecede saygın bir yere sahip olmuştur Eskilerin tegannî adını verdikleri makamla okunan sözlü mûsıkimizi besleyen şiir tâ Ortaasya dan itibaren Selçuklu Beylikler Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde yıllarca dantelâ gibi işlenerek değişim ve gelişimini sürdürmüş sonuçta ortaya konulan seçkin eserlerle bestecilerimize ilham kaynağı olmuştur Bu çerçevede musıkimiz 15 yüzyılda Abdükadir Merâgî nin Segâhkâr ı başta olmak üzere 18 yüzyılda Buhurî zâde Mustafa Itrî nin Nevâkâr ı 19 yüzyılda Hammâmî zâde İsmail Dede Efendi nin Ferahfezâ Âyîni gibi klâsik formda ifadesini bulan üç şâheserle yolunu açmış geçen zaman içinde ilerleyip yükselerek bugünlere gelmiştir Nitekim bu büyük mûsıki dehâlarını 19 yüzyılda Hammâmî zâde nin öğrencisi olan Zekâî Dede Efendi ile kendisiyle aynı yüzyılda yaşayan Kürdilihicazkâr makamı ile Müsemmen Usûlü nü bulan Hacı Ârif Bey ve nihayet Dügâh Mevlevî Âyini başta olmak üzere 120 civarında eseri elimize ulaşan Hacı Fâik Bey takip etmiştir Cumhuriyet döneminde ise mûsıkimiz Selâhaddin Pınar Saadeddin Kaynak Münir Nureddin Selçuk gibi üstat isimlerin tarihî kaynaklarımızdan beslenerek yeni şekil ve anlayışlarla açtıkları yolu izleyip başarılı eserler ortaya koyan bestekârlarımızla günümüze ulaşılmıştır Yahya Kemâl Eski Mûsıki başlıklı şiirinde Açar bir altın anahtarla rûh ufuklarını dediği bu sanatımızla ilgili olarak tarih ve milletimizle bütünleşen bir çizgide Çok insan anlayamaz eski musıkimizden Ve ondan anlamayan bir şey anlamaz bizden şeklinde doğru ve o ölçüde anlamlı bir hüküm verir İşte böylesine muhteşem geçmişi ile günümüze kadar gelen musıkî eserlerimizden bir kısmının güftelerini ummandan katre yani okyanustan damla misali biraraya getirerek hazırlayıp sunmaya çalıştık Bu arada gerek güfteleri bestelenmiş şekilleriyle okuyan profesyonel ve amatör sanatçılarımızın gerekse konser ve solo programların sunuculuğunu üstlenen dostların eserleri hakkını vererek doğru okumalarına yardımcı olmak amacına yönelik şekilde güfte metinlerinde kitapta açıklandığı üzere bazı önemli teknik uygulamalar da gerçekleştirilmiştir Böylece aynı zamanda son dönemin iki büyük bestekârı ve mûsıki üstadı olan merhum Sâdi Hoşses e bundan 25 yıl evvel merhum Avni Anıl a da 10 yıl önce hazırlanıp yayımlanmasını çok istedikleri bu kitap konusunda verdiğimiz sözleri de yerine getirmiş olduk Günümüze ve yarınlarımıza bir armağan bırakabilmek emeliyle hazırlanan bu çalışma ile tarih boyunca Türk kültür ve sanatının en önemli dallarından birisini oluşturan muhteşem musıkimiz e bir nebze olsun hizmet edebilmek görevini yerine getirebilmiş isek kendimizi bahtiyar sayacağız Saygı ve sevgilerimizle

Akçağ
Şiir ve mûsıki Türk milletinin tarih boyunca yaşadığı genelde dinamik özelde içe dönük hayatında canlı bir şekilde yer almış ve birbiriyle bütünleşmiş olan seçkin iki sanat dalıdır Onun için bunlarla milletimiz arasında çok yakın ilişkiye dayalı kopmaz bir bağ vardır Bu bağ öylesine güçlüdür ki şiir ve mûsikimize bakarak milletimizin yaşama sevincini dinî vecdini coşkunluğunu heyecanını huzur mutluluk hüzün ve gurbet duygusunu isyan ve acıma hissini vatan millet bayrak sevgisini kurtuluş mücadelesini yiğitlik kükreyişini kahramanlık şahlanışını özetle hemen hemen bütün özelliklerini görmek ve bulmak mümkündür İşte bu çerçevede şiir ve mûsıkimiz tarih boyunca milletimizin gerek klâsik gerekse çağdaş platformda yetiştirdiği üstün değerlerle bütün dünya kültür ve sanatında hatırı sayılır derecede saygın bir yere sahip olmuştur Eskilerin tegannî adını verdikleri makamla okunan sözlü mûsıkimizi besleyen şiir tâ Ortaasya dan itibaren Selçuklu Beylikler Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde yıllarca dantelâ gibi işlenerek değişim ve gelişimini sürdürmüş sonuçta ortaya konulan seçkin eserlerle bestecilerimize ilham kaynağı olmuştur Bu çerçevede musıkimiz 15 yüzyılda Abdükadir Merâgî nin Segâhkâr ı başta olmak üzere 18 yüzyılda Buhurî zâde Mustafa Itrî nin Nevâkâr ı 19 yüzyılda Hammâmî zâde İsmail Dede Efendi nin Ferahfezâ Âyîni gibi klâsik formda ifadesini bulan üç şâheserle yolunu açmış geçen zaman içinde ilerleyip yükselerek bugünlere gelmiştir Nitekim bu büyük mûsıki dehâlarını 19 yüzyılda Hammâmî zâde nin öğrencisi olan Zekâî Dede Efendi ile kendisiyle aynı yüzyılda yaşayan Kürdilihicazkâr makamı ile Müsemmen Usûlü nü bulan Hacı Ârif Bey ve nihayet Dügâh Mevlevî Âyini başta olmak üzere 120 civarında eseri elimize ulaşan Hacı Fâik Bey takip etmiştir Cumhuriyet döneminde ise mûsıkimiz Selâhaddin Pınar Saadeddin Kaynak Münir Nureddin Selçuk gibi üstat isimlerin tarihî kaynaklarımızdan beslenerek yeni şekil ve anlayışlarla açtıkları yolu izleyip başarılı eserler ortaya koyan bestekârlarımızla günümüze ulaşılmıştır Yahya Kemâl Eski Mûsıki başlıklı şiirinde Açar bir altın anahtarla rûh ufuklarını dediği bu sanatımızla ilgili olarak tarih ve milletimizle bütünleşen bir çizgide Çok insan anlayamaz eski mûsıkimizden Ve ondan anlamayan bir şey anlamaz bizden şeklinde doğru ve o ölçüde anlamlı bir hüküm verir İşte böylesine muhteşem geçmişi ile günümüze kadar gelen musıkî eserlerimizden bir kısmının güftelerini ummandan katre yani okyanustan damla misali biraraya getirerek hazırlayıp sunmaya çalıştık Bu arada gerek güfteleri bestelenmiş şekilleriyle okuyan profesyonel ve amatör sanatçılarımızın gerekse konser ve solo programların sunuculuğunu üstlenen dostların eserleri hakkını vererek doğru okumalarına yardımcı olmak amacına yönelik şekilde güfte metinlerinde kitapta açıklandığı üzere bazı önemli teknik uygulamalar da gerçekleştirilmiştir Böylece aynı zamanda son dönemin iki büyük bestekârı ve mûsıki üstadı olan merhum Sâdi Hoşses e bundan 25 yıl evvel merhum Avni Anıl a da 10 yıl önce hazırlanıp yayımlanmasını çok istedikleri bu kitap konusunda verdiğimiz sözleri de yerine getirmiş olduk Günümüze ve yarınlarımıza bir armağan bırakabilmek emeliyle hazırlanan bu çalışma ile tarih boyunca Türk kültür ve sanatının en önemli dallarından birisini oluşturan muhteşem musıkimiz e bir nebze olsun hizmet edebilmek görevini yerine getirebilmiş isek kendimizi bahtiyar sayacağız Saygı ve sevgilerimizle

Akçağ Yayınları - Ders Kitapları
Şiir ve musıki Türk milletinin tarih boyunca yaşadığı genelde dinamik özelde içe dönük hayatında canlı bir şekilde yer almış ve birbiriyle bütünleşmiş olan seçkin iki sanat dalıdır Onun için bunlarla milletimiz arasında çok yakın ilişkiye dayalı kopmaz bir bağ vardır Bu bağ öylesine güçlüdür ki şiir ve mûsikimize bakarak milletimizin yaşama sevincini dinî vecdini coşkunluğunu heyecanını huzur mutluluk hüzün ve gurbet duygusunu isyan ve acıma hissini vatan millet bayrak sevgisini kurtuluş mücadelesini yiğitlik kükreyişini kahramanlık şahlanışını özetle hemen hemen bütün özelliklerini görmek ve bulmak mümkündür İşte bu çerçevede şiir ve mûsıkimiz tarih boyunca milletimizin gerek klâsik gerekse çağdaş platformda yetiştirdiği üstün değerlerle bütün dünya kültür ve sanatında hatırı sayılır derecede saygın bir yere sahip olmuştur Eskilerin tegannî adını verdikleri makamla okunan sözlü mûsıkimizi besleyen şiir tâ Ortaasya dan itibaren Selçuklu Beylikler Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde yıllarca dantelâ gibi işlenerek değişim ve gelişimini sürdürmüş sonuçta ortaya konulan seçkin eserlerle bestecilerimize ilham kaynağı olmuştur Bu çerçevede musıkimiz 15 yüzyılda Abdükadir Merâgî nin Segâhkâr ı başta olmak üzere 18 yüzyılda Buhurî zâde Mustafa Itrî nin Nevâkâr ı 19 yüzyılda Hammâmî zâde İsmail Dede Efendi nin Ferahfezâ Âyîni gibi klâsik formda ifadesini bulan üç şâheserle yolunu açmış geçen zaman içinde ilerleyip yükselerek bugünlere gelmiştir Nitekim bu büyük mûsıki dehâlarını 19 yüzyılda Hammâmî zâde nin öğrencisi olan Zekâî Dede Efendi ile kendisiyle aynı yüzyılda yaşayan Kürdilihicazkâr makamı ile Müsemmen Usûlü nü bulan Hacı Ârif Bey ve nihayet Dügâh Mevlevî Âyini başta olmak üzere 120 civarında eseri elimize ulaşan Hacı Fâik Bey takip etmiştir Cumhuriyet döneminde ise mûsıkimiz Selâhaddin Pınar Saadeddin Kaynak Münir Nureddin Selçuk gibi üstat isimlerin tarihî kaynaklarımızdan beslenerek yeni şekil ve anlayışlarla açtıkları yolu izleyip başarılı eserler ortaya koyan bestekârlarımızla günümüze ulaşılmıştır Yahya Kemâl Eski Mûsıki başlıklı şiirinde Açar bir altın anahtarla rûh ufuklarını dediği bu sanatımızla ilgili olarak tarih ve milletimizle bütünleşen bir çizgide Çok insan anlayamaz eski musıkimizden Ve ondan anlamayan bir şey anlamaz bizden şeklinde doğru ve o ölçüde anlamlı bir hüküm verir İşte böylesine muhteşem geçmişi ile günümüze kadar gelen musıkî eserlerimizden bir kısmının güftelerini ummandan katre yani okyanustan damla misali biraraya getirerek hazırlayıp sunmaya çalıştık Bu arada gerek güfteleri bestelenmiş şekilleriyle okuyan profesyonel ve amatör sanatçılarımızın gerekse konser ve solo programların sunuculuğunu üstlenen dostların eserleri hakkını vererek doğru okumalarına yardımcı olmak amacına yönelik şekilde güfte metinlerinde kitapta açıklandığı üzere bazı önemli teknik uygulamalar da gerçekleştirilmiştir Böylece aynı zamanda son dönemin iki büyük bestekârı ve mûsıki üstadı olan merhum Sâdi Hoşses e bundan 25 yıl evvel merhum Avni Anıl a da 10 yıl önce hazırlanıp yayımlanmasını çok istedikleri bu kitap konusunda verdiğimiz sözleri de yerine getirmiş olduk Günümüze ve yarınlarımıza bir armağan bırakabilmek emeliyle hazırlanan bu çalışma ile tarih boyunca Türk kültür ve sanatının en önemli dallarından birisini oluşturan muhteşem musıkimiz e bir nebze olsun hizmet edebilmek görevini yerine getirebilmiş isek kendimizi bahtiyar sayacağız Saygı ve sevgilerimizle

Akçağ Basım Yayım Pazarlama
AÇIKLAMALI TÜRK MUSIKİSİ GÜFTELER Şiir ve mûsıki Türk milletinin tarih boyunca yaşadığı genelde dinamik özelde içe dönük hayatında canlı bir şekilde yer almış ve birbiriyle bütünleşmiş olan seçkin iki sanat dalıdır Onun için bunlarla milletimiz arasında çok yakın ilişkiye dayalı kopmaz bir bağ vardır Bu bağ öylesine güçlüdür ki şiir ve mûsikimize bakarak milletimizin yaşama sevincini dinî vecdini coşkunluğunu heyecanını huzur mutluluk hüzün ve gurbet duygusunu isyan ve acıma hissini vatan millet bayrak sevgisini kurtuluş mücadelesini yiğitlik kükreyişini kahramanlık şahlanışını özetle hemen hemen bütün özelliklerini görmek ve bulmak mümkündür İşte bu çerçevede şiir ve mûsıkimiz tarih boyunca milletimizin gerek klâsik gerekse çağdaş platformda yetiştirdiği üstün değerlerle bütün dünya kültür ve sanatında hatırı sayılır derecede saygın bir yere sahip olmuştur Eskilerin tegannî adını verdikleri makamla okunan sözlü mûsıkimizi besleyen şiir tâ Ortaasya dan itibaren Selçuklu Beylikler Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde yıllarca dantelâ gibi işlenerek değişim ve gelişimini sürdürmüş sonuçta ortaya konulan seçkin eserlerle bestecilerimize ilham kaynağı olmuştur Bu çerçevede musıkimiz 15 yüzyılda Abdükadir Merâgî nin Segâhkâr ı başta olmak üzere 18 yüzyılda Buhurî zâde Mustafa Itrî nin Nevâkâr ı 19 yüzyılda Hammâmî zâde İsmail Dede Efendi nin Ferahfezâ Âyîni gibi klâsik formda ifadesini bulan üç şâheserle yolunu açmış geçen zaman içinde ilerleyip yükselerek bugünlere gelmiştir Nitekim bu büyük mûsıki dehâlarını 19 yüzyılda Hammâmî zâde nin öğrencisi olan Zekâî Dede Efendi ile kendisiyle aynı yüzyılda yaşayan Kürdilihicazkâr makamı ile Müsemmen Usûlü nü bulan Hacı Ârif Bey ve nihayet Dügâh Mevlevî Âyini başta olmak üzere 120 civarında eseri elimize ulaşan Hacı Fâik Bey takip etmiştir Cumhuriyet döneminde ise mûsıkimiz Selâhaddin Pınar Saadeddin Kaynak Münir Nureddin Selçuk gibi üstat isimlerin tarihî kaynaklarımızdan beslenerek yeni şekil ve anlayışlarla açtıkları yolu izleyip başarılı eserler ortaya koyan bestekârlarımızla günümüze ulaşılmıştır