MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Adalet Hanımın Suçu Ne — Celal Ulusoy

Adalet Hanımın Suçu Ne
248,50
ÖyküROMAN ÖYKÜRoman Günümüz

Adalet Hanımın Suçu Ne

Celal Ulusoy

Kil Yayınları

2025224 sf.
Şehadet KitapEn ucuz

Adalet Hanımın Suçu Ne

Celal Ulusoy

Eşleri ve çocukları sağ kurtulanlar kucaklaşırken yakınlarını kaybedenler cansız sedyelere sarılıyordu umutsuzca Birileri sıcacık hayata koşarken diğerleri buz gibi ölümle tanışıyordu kaybolup gitmenin eşiğinde Buna rağmen ayrımsız kan ağlıyordu herkes O anda ölümle yaşam arasındaki incecik çizginin hiçbir anlamı yoktu Bir ve beraberdiler ki ikiz kardeşler gibi çıkıyorlardı ocaktan kömür karası yükleriyle Oysa mevsim ölüm mevsimi değildi Yaşanacak mutlu günler bitmemişti henüz Üstelik yarınların daha güzel olacağına dair umutlar yeşertilmiş çiçekli patikalarda koşacaklardı çocuklar Vakitsiz ölümlere yerimiz de vaktimiz de yok zannediyorduk Her ölümü fatura etme kolaylığına kaçtığımız Azrail in bile bu duruma isyan edebileceğini düşünmeden edemiyor insan Bir ses vardı ki insanlığımız toptan ölmedi diyordu kulak larımıza Sağ kurtulanlar kurtulduklarına sevinmekten çok uzaktılar Başları önde utanarak bakıyorlardı etraflarına Gözlerindeki uçurumun dibinde neler yoktu ki Bunu bizzat görmesem inanmazdım doğrusu Madenci arkadaşlığı böyle bir şeydi işte Arkadaşının cansız bedenini kuyunun dibinde bırakıp çıkmanın mahcubiyetini taşımak kolay değildi Atıp gideme menin imkansızlığı taşıyıp çıkaramamanın çaresizliği altında ezilmişliğin adını koyabilen yoktu henüz Hakanımı bırakıp da nasıl çıkarsın ocaktan desem birine dönüverip o karanlık kuyuya tekrar gireceğinden emindim Ama bunu onlardan isteyemezdim Böyle bir şeyi istemeye hakkımın olmadığını çok iyi biliyordum İçim bir kez daha yandı kavruldu Ben bir kez daha vuruldum Bu nasıl bir şey Allah ım diyerek inledim

Kitap Sepeti
273,00

Kil Yayınları

2025224 sf.
Ciltsiz
Kitap Sepeti

Eşleri ve çocukları sağ kurtulanlar kucaklaşırken yakınlarını kaybedenler cansız sedyelere sarılıyordu umutsuzca Birileri sıcacık hayata koşarken diğerleri buz gibi ölümle tanışıyordu kaybolup gitmenin eşiğinde Buna rağmen ayrımsız kan ağlıyordu herkes O anda ölümle yaşam arasındaki incecik çizginin hiçbir anlamı yoktu Bir ve beraberdiler ki ikiz kardeşler gibi çıkıyorlardı ocaktan kömür karası yükleriyle Oysa mevsim ölüm mevsimi değildi Yaşanacak mutlu günler bitmemişti henüz Üstelik yarınların daha güzel olacağına dair umutlar yeşertilmiş çiçekli patikalarda koşacaklardı çocuklar Vakitsiz ölümlere yerimiz de vaktimiz de yok zannediyorduk Her ölümü fatura etme kolaylığına kaçtığımız Azrail in bile bu duruma isyan edebileceğini düşünmeden edemiyor insan Bir ses vardı ki insanlığımız toptan ölmedi diyordu kulak larımıza Sağ kurtulanlar kurtulduklarına sevinmekten çok uzaktılar Başları önde utanarak bakıyorlardı etraflarına Gözlerindeki uçurumun dibinde neler yoktu ki Bunu bizzat görmesem inanmazdım doğrusu Madenci arkadaşlığı böyle bir şeydi işte Arkadaşının cansız bedenini kuyunun dibinde bırakıp çıkmanın mahcubiyetini taşımak kolay değildi Atıp gideme menin imkansızlığı taşıyıp çıkaramamanın çaresizliği altında ezilmişliğin adını koyabilen yoktu henüz Hakanımı bırakıp da nasıl çıkarsın ocaktan desem birine dönüverip o karanlık kuyuya tekrar gireceğinden emindim Ama bunu onlardan isteyemezdim Böyle bir şeyi istemeye hakkımın olmadığını çok iyi biliyordum İçim bir kez daha yandı kavruldu Ben bir kez daha vuruldum Bu nasıl bir şey Allah ım diyerek inledim

Ekin Kitap
287,00

Kil Yayınları

Mart 2025224 sf.
Ekin Kitap

Eşleri ve çocukları sağ kurtulanlar kucaklaşırken yakınlarını kaybedenler cansız sedyelere sarılıyordu umutsuzca Birileri sıcacık hayata koşarken diğerleri buz gibi ölümle tanışıyordu kaybolup gitmenin eşiğinde Buna rağmen ayrımsız kan ağlıyordu herkes O anda ölümle yaşam arasındaki incecik çizginin hiçbir anlamı yoktu Bir ve beraberdiler ki ikiz kardeşler gibi çıkıyorlardı ocaktan kömür karası yükleriyle Oysa mevsim ölüm mevsimi değildi Yaşanacak mutlu günler bitmemişti henüz Üstelik yarınların daha güzel olacağına dair umutlar yeşertilmiş çiçekli patikalarda koşacaklardı çocuklar Vakitsiz ölümlere yerimiz de vaktimiz de yok zannediyorduk Her ölümü fatura etme kolaylığına kaçtığımız Azrail in bile bu duruma isyan edebileceğini düşünmeden edemiyor insan Bir ses vardı ki insanlığımız toptan ölmedi diyordu kulak larımıza Sağ kurtulanlar kurtulduklarına sevinmekten çok uzaktılar Başları önde utanarak bakıyorlardı etraflarına Gözlerindeki uçurumun dibinde neler yoktu ki Bunu bizzat görmesem inanmazdım doğrusu Madenci arkadaşlığı böyle bir şeydi işte Arkadaşının cansız bedenini kuyunun dibinde bırakıp çıkmanın mahcubiyetini taşımak kolay değildi Atıp gideme menin imkansızlığı taşıyıp çıkaramamanın çaresizliği altında ezilmişliğin adını koyabilen yoktu henüz Hakanımı bırakıp da nasıl çıkarsın ocaktan desem birine dönüverip o karanlık kuyuya tekrar gireceğinden emindim Ama bunu onlardan isteyemezdim Böyle bir şeyi istemeye hakkımın olmadığını çok iyi biliyordum İçim bir kez daha yandı kavruldu Ben bir kez daha vuruldum Bu nasıl bir şey Allah ım diyerek inledim

Nobel Kitap
315,00

Kil Yayınları

2025224 sf.
Nobel Kitap

Eşleri ve çocukları sağ kurtulanlar kucaklaşırken yakınlarını kaybedenler cansız sedyelere sarılıyordu umutsuzca Birileri sıcacık hayata koşarken diğerleri buz gibi ölümle tanışıyordu kaybolup gitmenin eşiğinde Buna rağmen ayrımsız kan ağlıyordu herkes O anda ölümle yaşam arasındaki incecik çizginin hiçbir anlamı yoktu Bir ve beraberdiler ki ikiz kardeşler gibi çıkıyorlardı ocaktan kömür karası yükleriyle Oysa mevsim ölüm mevsimi değildi Yaşanacak mutlu günler bitmemişti henüz Üstelik yarınların daha güzel olacağına dair umutlar yeşertilmiş çiçekli patikalarda koşacaklardı çocuklar Vakitsiz ölümlere yerimiz de vaktimiz de yok zannediyorduk Her ölümü fatura etme kolaylığına kaçtığımız Azrail in bile bu duruma isyan edebileceğini düşünmeden edemiyor insan Bir ses vardı ki insanlığımız toptan ölmedi diyordu kulak larımıza Sağ kurtulanlar kurtulduklarına sevinmekten çok uzaktılar Başları önde utanarak bakıyorlardı etraflarına Gözlerindeki uçurumun dibinde neler yoktu ki Bunu bizzat görmesem inanmazdım doğrusu Madenci arkadaşlığı böyle bir şeydi işte Arkadaşının cansız bedenini kuyunun dibinde bırakıp çıkmanın mahcubiyetini taşımak kolay değildi Atıp gideme menin imkansızlığı taşıyıp çıkaramamanın çaresizliği altında ezilmişliğin adını koyabilen yoktu henüz Hakanımı bırakıp da nasıl çıkarsın ocaktan desem birine dönüverip o karanlık kuyuya tekrar gireceğinden emindim Ama bunu onlardan isteyemezdim Böyle bir şeyi istemeye hakkımın olmadığını çok iyi biliyordum İçim bir kez daha yandı kavruldu Ben bir kez daha vuruldum Bu nasıl bir şey Allah ım diyerek inledim

Pandora
315,00

Kil

2025224 sf.
Pandora

Eşleri ve çocukları sağ kurtulanlar kucaklaşırken yakınlarını kaybedenler cansız sedyelere sarılıyordu umutsuzca Birileri sıcacık hayata koşarken diğerleri buz gibi ölümle tanışıyordu kaybolup gitmenin eşiğinde Buna rağmen ayrımsız kan ağlıyordu herkes O anda ölümle yaşam arasındaki incecik çizginin hiçbir anlamı yoktu Bir ve beraberdiler ki ikiz kardeşler gibi çıkıyorlardı ocaktan kömür karası yükleriyle Oysa mevsim ölüm mevsimi değildi Yaşanacak mutlu günler bitmemişti henüz Üstelik yarınların daha güzel olacağına dair umutlar yeşertilmiş çiçekli patikalarda koşacaklardı çocuklar Vakitsiz ölümlere yerimiz de vaktimiz de yok zannediyorduk Her ölümü fatura etme kolaylığına kaçtığımız Azrail in bile bu duruma isyan edebileceğini düşünmeden edemiyor insan Bir ses vardı ki insanlığımız toptan ölmedi diyordu kulak larımıza Sağ kurtulanlar kurtulduklarına sevinmekten çok uzaktılar Başları önde utanarak bakıyorlardı etraflarına Gözlerindeki uçurumun dibinde neler yoktu ki Bunu bizzat görmesem inanmazdım doğrusu Madenci arkadaşlığı böyle bir şeydi işte Arkadaşının cansız bedenini kuyunun dibinde bırakıp çıkmanın mahcubiyetini taşımak kolay değildi Atıp gideme menin imkansızlığı taşıyıp çıkaramamanın çaresizliği altında ezilmişliğin adını koyabilen yoktu henüz Hakanımı bırakıp da nasıl çıkarsın ocaktan desem birine dönüverip o karanlık kuyuya tekrar gireceğinden emindim Ama bunu onlardan isteyemezdim Böyle bir şeyi istemeye hakkımın olmadığını çok iyi biliyordum İçim bir kez daha yandı kavruldu Ben bir kez daha vuruldum Bu nasıl bir şey Allah ım diyerek inledim