MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Adaletin Ruhu Müdafaa Risalesi — İdris Polat

Adaletin Ruhu Müdafaa Risalesi
131,22
GenelOsmanlı Tarihi KitaplarıOsmanlı Tarihi

Adaletin Ruhu Müdafaa Risalesi

İdris Polat

Fecr Yayınları

2025-10-211. baskı124 sf.
Karton135-210-Kitap KağıdıTürkçe
Teklif KitapEn ucuz

Adaletin Ruhu Müdafaa Risalesi

İdris Polat

Bu çalışma 16 yüzyıl Osmanlı ilim ve düşünce dünyasının en velûd simalarından Taşköprülüzâde Ahmed Efendi nin ö 968 1561 İstanbul kadılığı görevinden ayrılmasının hemen ardından hicrî 958 m 1551 yılında kaleme aldığı Müdâfaa Risâlesi adlı eserinin tenkitli neşrini ve tahlilini içermektedir Risâle müellifin kadılık tecrübelerinden süzülmüş şahsına yöneltilen ithamlara karşı bir savunma olmanın çok ötesinde fıkıh ahlâk ve tasavvufu bütünleştiren özgün bir kadılık etiği manifestosu niteliği taşımaktadır Taşköprülüzâde risâlenin mukaddimesinde insanın ontolojik yapısını ruh emir âlemi ve beden halk âlemi ikiliği üzerinden analiz eder Ona göre adaletin ilk şartı kadının kendi iç dünyasında ruhun öfke ve şehvet gibi nefsânî kuvvetler üzerindeki hâkimiyetini sağlamasıdır Bu metafizik temele dayandırdığı savunmasında hilmi öfkeye tercih etmek şahitlerin zâhirî durumuyla yetinmek ve yöneticilerin maslahat odaklı siyaset anlayışına uymamak gibi eleştirilere fıkhî ve aklî delillerle cevap verir Özellikle kadının siyasî otoriteden bağımsız olarak yalnızca şeriatın en sahih görüşleriyle hükmetmesi gerektiğini vurgulayarak yargı bağımsızlığının ve hukukun üstünlüğünün altını çizer Eserin Hâtime bölümü bireysel ve kurumsal adalet anlayışını toplumsal bir çerçeveye taşır Taşköprülüzâde iyiliği emredip kötülükten sakındırma emr bi l maʿrûf ve nehy ʿani l münker görevinin ideal toplum düzeninin teminatı olduğunu savunur Bu bölümde kadı ile muhtesibin kamu düzeni görevlisi yetkilerini kesin çizgilerle ayırarak kadının görevinin yargılama toplumsal ahlâkın denetiminin ise idarî bir sorumluluk olduğunu belirtir Bu bütüncül yaklaşımıyla risâle yalnızca bir kadının kişisel savunması değil aynı zamanda 16 yüzyıl Osmanlı adalet ahlâk ve toplum felsefesine dair temel bir metin hüviyetindedir

Şehadet Kitap
153,75

Fecr Yayınları

2025124 sf.
Şehadet Kitap

Bu çalışma 16 yüzyıl Osmanlı ilim ve düşünce dünyasının en velûd simalarından Taşköprülüzâde Ahmed Efendi nin ö 968 1561 İstanbul kadılığı görevinden ayrılmasının hemen ardından hicrî 958 m 1551 yılında kaleme aldığı Müdâfaa Risâlesi adlı eserinin tenkitli neşrini ve tahlilini içermektedir Risâle müellifin kadılık tecrübelerinden süzülmüş şahsına yöneltilen ithamlara karşı bir savunma olmanın çok ötesinde fıkıh ahlâk ve tasavvufu bütünleştiren özgün bir kadılık etiği manifestosu niteliği taşımaktadır Taşköprülüzâde risâlenin mukaddimesinde insanın ontolojik yapısını ruh emir âlemi ve beden halk âlemi ikiliği üzerinden analiz eder Ona göre adaletin ilk şartı kadının kendi iç dünyasında ruhun öfke ve şehvet gibi nefsânî kuvvetler üzerindeki hâkimiyetini sağlamasıdır Bu metafizik temele dayandırdığı savunmasında hilmi öfkeye tercih etmek şahitlerin zâhirî durumuyla yetinmek ve yöneticilerin maslahat odaklı siyaset anlayışına uymamak gibi eleştirilere fıkhî ve aklî delillerle cevap verir Özellikle kadının siyasî otoriteden bağımsız olarak yalnızca şeriatın en sahih görüşleriyle hükmetmesi gerektiğini vurgulayarak yargı bağımsızlığının ve hukukun üstünlüğünün altını çizer Eserin Hâtime bölümü bireysel ve kurumsal adalet anlayışını toplumsal bir çerçeveye taşır Taşköprülüzâde iyiliği emredip kötülükten sakındırma emr bi l maʿrûf ve nehy ʿani l münker görevinin ideal toplum düzeninin teminatı olduğunu savunur Bu bölümde kadı ile muhtesibin kamu düzeni görevlisi yetkilerini kesin çizgilerle ayırarak kadının görevinin yargılama toplumsal ahlâkın denetiminin ise idarî bir sorumluluk olduğunu belirtir Bu bütüncül yaklaşımıyla risâle yalnızca bir kadının kişisel savunması değil aynı zamanda 16 yüzyıl Osmanlı adalet ahlâk ve toplum felsefesine dair temel bir metin hüviyetindedir

BKM Kitap
157,85

Fecr Yayınları

124 sf.
Ciltsiz
BKM Kitap

Bu çalışma 16 yüzyıl Osmanlı ilim ve düşünce dünyasının en velûd simalarından Taşköprülüzâde Ahmed Efendi nin ö 968 1561 İstanbul kadılığı görevinden ayrılmasının hemen ardından hicrî 958 m 1551 yılında kaleme aldığı Müdâfaa Risâlesi adlı eserinin tenkitli neşrini ve tahlilini içermektedir Risâle müellifin kadılık tecrübelerinden süzülmüş şahsına yöneltilen ithamlara karşı bir savunma olmanın çok ötesinde fıkıh ahlâk ve tasavvufu bütünleştiren özgün bir kadılık etiği manifestosu niteliği taşımaktadır Taşköprülüzâde risâlenin mukaddimesinde insanın ontolojik yapısını ruh emir âlemi ve beden halk âlemi ikiliği üzerinden analiz eder Ona göre adaletin ilk şartı kadının kendi iç dünyasında ruhun öfke ve şehvet gibi nefsânî kuvvetler üzerindeki hâkimiyetini sağlamasıdır Bu metafizik temele dayandırdığı savunmasında hilmi öfkeye tercih etmek şahitlerin zâhirî durumuyla yetinmek ve yöneticilerin maslahat odaklı siyaset anlayışına uymamak gibi eleştirilere fıkhî ve aklî delillerle cevap verir Özellikle kadının siyasî otoriteden bağımsız olarak yalnızca şeriatın en sahih görüşleriyle hükmetmesi gerektiğini vurgulayarak yargı bağımsızlığının ve hukukun üstünlüğünün altını çizer Eserin Hâtime bölümü bireysel ve kurumsal adalet anlayışını toplumsal bir çerçeveye taşır Taşköprülüzâde iyiliği emredip kötülükten sakındırma emr bi l ma rûf ve nehy ani l münker görevinin ideal toplum düzeninin teminatı olduğunu savunur Bu bölümde kadı ile muhtesibin kamu düzeni görevlisi yetkilerini kesin çizgilerle ayırarak kadının görevinin yargılama toplumsal ahlâkın denetiminin ise idarî bir sorumluluk olduğunu belirtir Bu bütüncül yaklaşımıyla risâle yalnızca bir kadının kişisel savunması değil aynı zamanda 16 yüzyıl Osmanlı adalet ahlâk ve toplum felsefesine dair temel bir metin hüviyetindedir

Kitap Sepeti
159,90

Fecr Yayınları

2025124 sf.
Ciltsiz
Kitap Sepeti

Bu çalışma 16 yüzyıl Osmanlı ilim ve düşünce dünyasının en velûd simalarından Taşköprülüzâde Ahmed Efendi nin ö 968 1561 İstanbul kadılığı görevinden ayrılmasının hemen ardından hicrî 958 m 1551 yılında kaleme aldığı Müdâfaa Risâlesi adlı eserinin tenkitli neşrini ve tahlilini içermektedir Risâle müellifin kadılık tecrübelerinden süzülmüş şahsına yöneltilen ithamlara karşı bir savunma olmanın çok ötesinde fıkıh ahlâk ve tasavvufu bütünleştiren özgün bir kadılık etiği manifestosu niteliği taşımaktadır Taşköprülüzâde risâlenin mukaddimesinde insanın ontolojik yapısını ruh emir âlemi ve beden halk âlemi ikiliği üzerinden analiz eder Ona göre adaletin ilk şartı kadının kendi iç dünyasında ruhun öfke ve şehvet gibi nefsânî kuvvetler üzerindeki hâkimiyetini sağlamasıdır Bu metafizik temele dayandırdığı savunmasında hilmi öfkeye tercih etmek şahitlerin zâhirî durumuyla yetinmek ve yöneticilerin maslahat odaklı siyaset anlayışına uymamak gibi eleştirilere fıkhî ve aklî delillerle cevap verir Özellikle kadının siyasî otoriteden bağımsız olarak yalnızca şeriatın en sahih görüşleriyle hükmetmesi gerektiğini vurgulayarak yargı bağımsızlığının ve hukukun üstünlüğünün altını çizer Eserin Hâtime bölümü bireysel ve kurumsal adalet anlayışını toplumsal bir çerçeveye taşır Taşköprülüzâde iyiliği emredip kötülükten sakındırma emr bi l maʿrûf ve nehy ʿani l münker görevinin ideal toplum düzeninin teminatı olduğunu savunur Bu bölümde kadı ile muhtesibin kamu düzeni görevlisi yetkilerini kesin çizgilerle ayırarak kadının görevinin yargılama toplumsal ahlâkın denetiminin ise idarî bir sorumluluk olduğunu belirtir Bu bütüncül yaklaşımıyla risâle yalnızca bir kadının kişisel savunması değil aynı zamanda 16 yüzyıl Osmanlı adalet ahlâk ve toplum felsefesine dair temel bir metin hüviyetindedir

Benli Kitap
164,00

Fecr Yayınları

2025-10-211. baskı124 sf.
Karton135-210-Kitap KağıdıTürkçe
Benli Kitap

Bu çalışma 16 yüzyıl Osmanlı ilim ve düşünce dünyasının en velûd simalarından Taşköprülüzâde Ahmed Efendi nin ö 968 1561 İstanbul kadılığı görevinden ayrılmasının hemen ardından hicrî 958 m 1551 yılında kaleme aldığı Müdâfaa Risâlesi adlı eserinin tenkitli neşrini ve tahlilini içermektedir Risâle müellifin kadılık tecrübelerinden süzülmüş şahsına yöneltilen ithamlara karşı bir savunma olmanın çok ötesinde fıkıh ahlâk ve tasavvufu bütünleştiren özgün bir kadılık etiği manifestosu niteliği taşımaktadır Taşköprülüzâde risâlenin mukaddimesinde insanın ontolojik yapısını ruh emir âlemi ve beden halk âlemi ikiliği üzerinden analiz eder Ona göre adaletin ilk şartı kadının kendi iç dünyasında ruhun öfke ve şehvet gibi nefsânî kuvvetler üzerindeki hâkimiyetini sağlamasıdır Bu metafizik temele dayandırdığı savunmasında hilmi öfkeye tercih etmek şahitlerin zâhirî durumuyla yetinmek ve yöneticilerin maslahat odaklı siyaset anlayışına uymamak gibi eleştirilere fıkhî ve aklî delillerle cevap verir Özellikle kadının siyasî otoriteden bağımsız olarak yalnızca şeriatın en sahih görüşleriyle hükmetmesi gerektiğini vurgulayarak yargı bağımsızlığının ve hukukun üstünlüğünün altını çizer Eserin Hâtime bölümü bireysel ve kurumsal adalet anlayışını toplumsal bir çerçeveye taşır Taşköprülüzâde iyiliği emredip kötülükten sakındırma emr bi l maʿrûf ve nehy ʿani l münker görevinin ideal toplum düzeninin teminatı olduğunu savunur Bu bölümde kadı ile muhtesibin kamu düzeni görevlisi yetkilerini kesin çizgilerle ayırarak kadının görevinin yargılama toplumsal ahlâkın denetiminin ise idarî bir sorumluluk olduğunu belirtir Bu bütüncül yaklaşımıyla risâle yalnızca bir kadının kişisel savunması değil aynı zamanda 16 yüzyıl Osmanlı adalet ahlâk ve toplum felsefesine dair temel bir metin hüviyetindedir

Kitap Ambarı
164,00

Fecr Yayınları

2025124 sf.
İnce Kapak13,5 x 21
Kitap Ambarı

Bu çalışma 16 yüzyıl Osmanlı ilim ve düşünce dünyasının en velûd simalarından Taşköprülüzâde Ahmed Efendi nin ö 968 1561 İstanbul kadılığı görevinden ayrılmasının hemen ardından hicrî 958 m 1551 yılında kaleme aldığı Müdâfaa Risâlesi adlı eserinin tenkitli neşrini ve tahlilini içermektedir Risâle müellifin kadılık tecrübelerinden süzülmüş şahsına yöneltilen ithamlara karşı bir savunma olmanın çok ötesinde fıkıh ahlâk ve tasavvufu bütünleştiren özgün bir kadılık etiği manifestosu niteliği taşımaktadır Taşköprülüzâde risâlenin mukaddimesinde insanın ontolojik yapısını ruh emir âlemi ve beden halk âlemi ikiliği üzerinden analiz eder Ona göre adaletin ilk şartı kadının kendi iç dünyasında ruhun öfke ve şehvet gibi nefsânî kuvvetler üzerindeki hâkimiyetini sağlamasıdır Bu metafizik temele dayandırdığı savunmasında hilmi öfkeye tercih etmek şahitlerin zâhirî durumuyla yetinmek ve yöneticilerin maslahat odaklı siyaset anlayışına uymamak gibi eleştirilere fıkhî ve aklî delillerle cevap verir Özellikle kadının siyasî otoriteden bağımsız olarak yalnızca şeriatın en sahih görüşleriyle hükmetmesi gerektiğini vurgulayarak yargı bağımsızlığının ve hukukun üstünlüğünün altını çizer Eserin Hâtime bölümü bireysel ve kurumsal adalet anlayışını toplumsal bir çerçeveye taşır Taşköprülüzâde iyiliği emredip kötülükten sakındırma emr bi l maʿrûf ve nehy ʿani l münker görevinin ideal toplum düzeninin teminatı olduğunu savunur Bu bölümde kadı ile muhtesibin kamu düzeni görevlisi yetkilerini kesin çizgilerle ayırarak kadının görevinin yargılama toplumsal ahlâkın denetiminin ise idarî bir sorumluluk olduğunu belirtir Bu bütüncül yaklaşımıyla risâle yalnızca bir kadının kişisel savunması değil aynı zamanda 16 yüzyıl Osmanlı adalet ahlâk ve toplum felsefesine dair temel bir metin hüviyetindedir Tanıtım Bülteninden

Ekin Kitap
168,10

Fecr Yayınları

Ekim 2025124 sf.
Ekin Kitap

Bu çalışma 16 yüzyıl Osmanlı ilim ve düşünce dünyasının en velûd simalarından Taşköprülüzâde Ahmed Efendi nin ö 968 1561 İstanbul kadılığı görevinden ayrılmasının hemen ardından hicrî 958 m 1551 yılında kaleme aldığı Müdâfaa Risâlesi adlı eserinin tenkitli neşrini ve tahlilini içermektedir Risâle müellifin kadılık tecrübelerinden süzülmüş şahsına yöneltilen ithamlara karşı bir savunma olmanın çok ötesinde fıkıh ahlâk ve tasavvufu bütünleştiren özgün bir kadılık etiği manifestosu niteliği taşımaktadır Taşköprülüzâde risâlenin mukaddimesinde insanın ontolojik yapısını ruh emir âlemi ve beden halk âlemi ikiliği üzerinden analiz eder Ona göre adaletin ilk şartı kadının kendi iç dünyasında ruhun öfke ve şehvet gibi nefsânî kuvvetler üzerindeki hâkimiyetini sağlamasıdır Bu metafizik temele dayandırdığı savunmasında hilmi öfkeye tercih etmek şahitlerin zâhirî durumuyla yetinmek ve yöneticilerin maslahat odaklı siyaset anlayışına uymamak gibi eleştirilere fıkhî ve aklî delillerle cevap verir Özellikle kadının siyasî otoriteden bağımsız olarak yalnızca şeriatın en sahih görüşleriyle hükmetmesi gerektiğini vurgulayarak yargı bağımsızlığının ve hukukun üstünlüğünün altını çizer Eserin Hâtime bölümü bireysel ve kurumsal adalet anlayışını toplumsal bir çerçeveye taşır Taşköprülüzâde iyiliği emredip kötülükten sakındırma emr bi l ma rûf ve nehy ani l münker görevinin ideal toplum düzeninin teminatı olduğunu savunur Bu bölümde kadı ile muhtesibin kamu düzeni görevlisi yetkilerini kesin çizgilerle ayırarak kadının görevinin yargılama toplumsal ahlâkın denetiminin ise idarî bir sorumluluk olduğunu belirtir Bu bütüncül yaklaşımıyla risâle yalnızca bir kadının kişisel savunması değil aynı zamanda 16 yüzyıl Osmanlı adalet ahlâk ve toplum felsefesine dair temel bir metin hüviyetindedir

Nobel Kitap
180,40

Fecr Yayınları

2025124 sf.
Nobel Kitap

Bu çalışma 16 yüzyıl Osmanlı ilim ve düşünce dünyasının en velûd simalarından Taşköprülüzâde Ahmed Efendi nin ö 968 1561 İstanbul kadılığı görevinden ayrılmasının hemen ardından hicrî 958 m 1551 yılında kaleme aldığı Müdâfaa Risâlesi adlı eserinin tenkitli neşrini ve tahlilini içermektedir Risâle müellifin kadılık tecrübelerinden süzülmüş şahsına yöneltilen ithamlara karşı bir savunma olmanın çok ötesinde fıkıh ahlâk ve tasavvufu bütünleştiren özgün bir kadılık etiği manifestosu niteliği taşımaktadır Taşköprülüzâde risâlenin mukaddimesinde insanın ontolojik yapısını ruh emir âlemi ve beden halk âlemi ikiliği üzerinden analiz eder Ona göre adaletin ilk şartı kadının kendi iç dünyasında ruhun öfke ve şehvet gibi nefsânî kuvvetler üzerindeki hâkimiyetini sağlamasıdır Bu metafizik temele dayandırdığı savunmasında hilmi öfkeye tercih etmek şahitlerin zâhirî durumuyla yetinmek ve yöneticilerin maslahat odaklı siyaset anlayışına uymamak gibi eleştirilere fıkhî ve aklî delillerle cevap verir Özellikle kadının siyasî otoriteden bağımsız olarak yalnızca şeriatın en sahih görüşleriyle hükmetmesi gerektiğini vurgulayarak yargı bağımsızlığının ve hukukun üstünlüğünün altını çizer Eserin Hâtime bölümü bireysel ve kurumsal adalet anlayışını toplumsal bir çerçeveye taşır Taşköprülüzâde iyiliği emredip kötülükten sakındırma emr bi l maʿrûf ve nehy ʿani l münker görevinin ideal toplum düzeninin teminatı olduğunu savunur Bu bölümde kadı ile muhtesibin kamu düzeni görevlisi yetkilerini kesin çizgilerle ayırarak kadının görevinin yargılama toplumsal ahlâkın denetiminin ise idarî bir sorumluluk olduğunu belirtir Bu bütüncül yaklaşımıyla risâle yalnızca bir kadının kişisel savunması değil aynı zamanda 16 yüzyıl Osmanlı adalet ahlâk ve toplum felsefesine dair temel bir metin hüviyetindedir

D&R
184,50

Fecr Yayınları

20251. baskı124 sf.
13,5 x 212. HamurTürkçe
D&R

Bu çalışma 16 yüzyıl Osmanlı ilim ve düşünce dünyasının en velûd simalarından Taşköprülüzâde Ahmed Efendi nin ö 968 1561 İstanbul kadılığı görevinden ayrılmasının hemen ardından hicrî 958 m 1551 yılında kaleme aldığı Müdâfaa Risâlesi adlı eserinin tenkitli neşrini ve tahlilini içermektedir Risâle müellifin kadılık tecrübelerinden süzülmüş şahsına yöneltilen ithamlara karşı bir savunma olmanın çok ötesinde fıkıh ahlâk ve tasavvufu bütünleştiren özgün bir kadılık etiği manifestosu niteliği taşımaktadır Taşköprülüzâde risâlenin mukaddimesinde insanın ontolojik yapısını ruh emir âlemi ve beden halk âlemi ikiliği üzerinden analiz eder Ona göre adaletin ilk şartı kadının kendi iç dünyasında ruhun öfke ve şehvet gibi nefsânî kuvvetler üzerindeki hâkimiyetini sağlamasıdır Bu metafizik temele dayandırdığı savunmasında hilmi öfkeye tercih etmek şahitlerin zâhirî durumuyla yetinmek ve yöneticilerin maslahat odaklı siyaset anlayışına uymamak gibi eleştirilere fıkhî ve aklî delillerle cevap verir Özellikle kadının siyasî otoriteden bağımsız olarak yalnızca şeriatın en sahih görüşleriyle hükmetmesi gerektiğini vurgulayarak yargı bağımsızlığının ve hukukun üstünlüğünün altını çizer Eserin Hâtime bölümü bireysel ve kurumsal adalet anlayışını toplumsal bir çerçeveye taşır Taşköprülüzâde iyiliği emredip kötülükten sakındırma emr bi l maʿrûf ve nehy ʿani l münker görevinin ideal toplum düzeninin teminatı olduğunu savunur Bu bölümde kadı ile muhtesibin kamu düzeni görevlisi yetkilerini kesin çizgilerle ayırarak kadının görevinin yargılama toplumsal ahlâkın denetiminin ise idarî bir sorumluluk olduğunu belirtir Bu bütüncül yaklaşımıyla risâle yalnızca bir kadının kişisel savunması değil aynı zamanda 16 yüzyıl Osmanlı adalet ahlâk ve toplum felsefesine dair temel bir metin hüviyetindedir Tanıtım Bülteninden

Pandora
205,00

Fecr

2025124 sf.
Pandora

Bu çalışma 16 yüzyıl Osmanlı ilim ve düşünce dünyasının en velûd simalarından Taşköprülüzâde Ahmed Efendi nin ö 968 1561 İstanbul kadılığı görevinden ayrılmasının hemen ardından hicrî 958 m 1551 yılında kaleme aldığı Müdâfaa Risâlesi adlı eserinin tenkitli neşrini ve tahlilini içermektedir Risâle müellifin kadılık tecrübelerinden süzülmüş şahsına yöneltilen ithamlara karşı bir savunma olmanın çok ötesinde fıkıh ahlâk ve tasavvufu bütünleştiren özgün bir kadılık etiği manifestosu niteliği taşımaktadır Taşköprülüzâde risâlenin mukaddimesinde insanın ontolojik yapısını ruh emir âlemi ve beden halk âlemi ikiliği üzerinden analiz eder Ona göre adaletin ilk şartı kadının kendi iç dünyasında ruhun öfke ve şehvet gibi nefsânî kuvvetler üzerindeki hâkimiyetini sağlamasıdır Bu metafizik temele dayandırdığı savunmasında hilmi öfkeye tercih etmek şahitlerin zâhirî durumuyla yetinmek ve yöneticilerin maslahat odaklı siyaset anlayışına uymamak gibi eleştirilere fıkhî ve aklî delillerle cevap verir Özellikle kadının siyasî otoriteden bağımsız olarak yalnızca şeriatın en sahih görüşleriyle hükmetmesi gerektiğini vurgulayarak yargı bağımsızlığının ve hukukun üstünlüğünün altını çizer Eserin Hâtime bölümü bireysel ve kurumsal adalet anlayışını toplumsal bir çerçeveye taşır Taşköprülüzâde iyiliği emredip kötülükten sakındırma emr bi l ma rûf ve nehy ani l münker görevinin ideal toplum düzeninin teminatı olduğunu savunur Bu bölümde kadı ile muhtesibin kamu düzeni görevlisi yetkilerini kesin çizgilerle ayırarak kadının görevinin yargılama toplumsal ahlâkın denetiminin ise idarî bir sorumluluk olduğunu belirtir Bu bütüncül yaklaşımıyla risâle yalnızca bir kadının kişisel savunması değil aynı zamanda 16 yüzyıl Osmanlı adalet ahlâk ve toplum felsefesine dair temel bir metin hüviyetindedir