Adaletin Ruhu Müdafaa Risalesi — İdris Polat

Adaletin Ruhu Müdafaa Risalesi
İdris PolatFecr Yayınları
Adaletin Ruhu Müdafaa Risalesi
İdris PolatBu çalışma 16 yüzyıl Osmanlı ilim ve düşünce dünyasının en velûd simalarından Taşköprülüzâde Ahmed Efendi nin ö 968 1561 İstanbul kadılığı görevinden ayrılmasının hemen ardından hicrî 958 m 1551 yılında kaleme aldığı Müdâfaa Risâlesi adlı eserinin tenkitli neşrini ve tahlilini içermektedir Risâle müellifin kadılık tecrübelerinden süzülmüş şahsına yöneltilen ithamlara karşı bir savunma olmanın çok ötesinde fıkıh ahlâk ve tasavvufu bütünleştiren özgün bir kadılık etiği manifestosu niteliği taşımaktadır Taşköprülüzâde risâlenin mukaddimesinde insanın ontolojik yapısını ruh emir âlemi ve beden halk âlemi ikiliği üzerinden analiz eder Ona göre adaletin ilk şartı kadının kendi iç dünyasında ruhun öfke ve şehvet gibi nefsânî kuvvetler üzerindeki hâkimiyetini sağlamasıdır Bu metafizik temele dayandırdığı savunmasında hilmi öfkeye tercih etmek şahitlerin zâhirî durumuyla yetinmek ve yöneticilerin maslahat odaklı siyaset anlayışına uymamak gibi eleştirilere fıkhî ve aklî delillerle cevap verir Özellikle kadının siyasî otoriteden bağımsız olarak yalnızca şeriatın en sahih görüşleriyle hükmetmesi gerektiğini vurgulayarak yargı bağımsızlığının ve hukukun üstünlüğünün altını çizer Eserin Hâtime bölümü bireysel ve kurumsal adalet anlayışını toplumsal bir çerçeveye taşır Taşköprülüzâde iyiliği emredip kötülükten sakındırma emr bi l maʿrûf ve nehy ʿani l münker görevinin ideal toplum düzeninin teminatı olduğunu savunur Bu bölümde kadı ile muhtesibin kamu düzeni görevlisi yetkilerini kesin çizgilerle ayırarak kadının görevinin yargılama toplumsal ahlâkın denetiminin ise idarî bir sorumluluk olduğunu belirtir Bu bütüncül yaklaşımıyla risâle yalnızca bir kadının kişisel savunması değil aynı zamanda 16 yüzyıl Osmanlı adalet ahlâk ve toplum felsefesine dair temel bir metin hüviyetindedir

Fecr Yayınları
Bu çalışma 16 yüzyıl Osmanlı ilim ve düşünce dünyasının en velûd simalarından Taşköprülüzâde Ahmed Efendi nin ö 968 1561 İstanbul kadılığı görevinden ayrılmasının hemen ardından hicrî 958 m 1551 yılında kaleme aldığı Müdâfaa Risâlesi adlı eserinin tenkitli neşrini ve tahlilini içermektedir Risâle müellifin kadılık tecrübelerinden süzülmüş şahsına yöneltilen ithamlara karşı bir savunma olmanın çok ötesinde fıkıh ahlâk ve tasavvufu bütünleştiren özgün bir kadılık etiği manifestosu niteliği taşımaktadır Taşköprülüzâde risâlenin mukaddimesinde insanın ontolojik yapısını ruh emir âlemi ve beden halk âlemi ikiliği üzerinden analiz eder Ona göre adaletin ilk şartı kadının kendi iç dünyasında ruhun öfke ve şehvet gibi nefsânî kuvvetler üzerindeki hâkimiyetini sağlamasıdır Bu metafizik temele dayandırdığı savunmasında hilmi öfkeye tercih etmek şahitlerin zâhirî durumuyla yetinmek ve yöneticilerin maslahat odaklı siyaset anlayışına uymamak gibi eleştirilere fıkhî ve aklî delillerle cevap verir Özellikle kadının siyasî otoriteden bağımsız olarak yalnızca şeriatın en sahih görüşleriyle hükmetmesi gerektiğini vurgulayarak yargı bağımsızlığının ve hukukun üstünlüğünün altını çizer Eserin Hâtime bölümü bireysel ve kurumsal adalet anlayışını toplumsal bir çerçeveye taşır Taşköprülüzâde iyiliği emredip kötülükten sakındırma emr bi l maʿrûf ve nehy ʿani l münker görevinin ideal toplum düzeninin teminatı olduğunu savunur Bu bölümde kadı ile muhtesibin kamu düzeni görevlisi yetkilerini kesin çizgilerle ayırarak kadının görevinin yargılama toplumsal ahlâkın denetiminin ise idarî bir sorumluluk olduğunu belirtir Bu bütüncül yaklaşımıyla risâle yalnızca bir kadının kişisel savunması değil aynı zamanda 16 yüzyıl Osmanlı adalet ahlâk ve toplum felsefesine dair temel bir metin hüviyetindedir

Fecr Yayınları
Bu çalışma 16 yüzyıl Osmanlı ilim ve düşünce dünyasının en velûd simalarından Taşköprülüzâde Ahmed Efendi nin ö 968 1561 İstanbul kadılığı görevinden ayrılmasının hemen ardından hicrî 958 m 1551 yılında kaleme aldığı Müdâfaa Risâlesi adlı eserinin tenkitli neşrini ve tahlilini içermektedir Risâle müellifin kadılık tecrübelerinden süzülmüş şahsına yöneltilen ithamlara karşı bir savunma olmanın çok ötesinde fıkıh ahlâk ve tasavvufu bütünleştiren özgün bir kadılık etiği manifestosu niteliği taşımaktadır Taşköprülüzâde risâlenin mukaddimesinde insanın ontolojik yapısını ruh emir âlemi ve beden halk âlemi ikiliği üzerinden analiz eder Ona göre adaletin ilk şartı kadının kendi iç dünyasında ruhun öfke ve şehvet gibi nefsânî kuvvetler üzerindeki hâkimiyetini sağlamasıdır Bu metafizik temele dayandırdığı savunmasında hilmi öfkeye tercih etmek şahitlerin zâhirî durumuyla yetinmek ve yöneticilerin maslahat odaklı siyaset anlayışına uymamak gibi eleştirilere fıkhî ve aklî delillerle cevap verir Özellikle kadının siyasî otoriteden bağımsız olarak yalnızca şeriatın en sahih görüşleriyle hükmetmesi gerektiğini vurgulayarak yargı bağımsızlığının ve hukukun üstünlüğünün altını çizer Eserin Hâtime bölümü bireysel ve kurumsal adalet anlayışını toplumsal bir çerçeveye taşır Taşköprülüzâde iyiliği emredip kötülükten sakındırma emr bi l ma rûf ve nehy ani l münker görevinin ideal toplum düzeninin teminatı olduğunu savunur Bu bölümde kadı ile muhtesibin kamu düzeni görevlisi yetkilerini kesin çizgilerle ayırarak kadının görevinin yargılama toplumsal ahlâkın denetiminin ise idarî bir sorumluluk olduğunu belirtir Bu bütüncül yaklaşımıyla risâle yalnızca bir kadının kişisel savunması değil aynı zamanda 16 yüzyıl Osmanlı adalet ahlâk ve toplum felsefesine dair temel bir metin hüviyetindedir

Fecr Yayınları
Bu çalışma 16 yüzyıl Osmanlı ilim ve düşünce dünyasının en velûd simalarından Taşköprülüzâde Ahmed Efendi nin ö 968 1561 İstanbul kadılığı görevinden ayrılmasının hemen ardından hicrî 958 m 1551 yılında kaleme aldığı Müdâfaa Risâlesi adlı eserinin tenkitli neşrini ve tahlilini içermektedir Risâle müellifin kadılık tecrübelerinden süzülmüş şahsına yöneltilen ithamlara karşı bir savunma olmanın çok ötesinde fıkıh ahlâk ve tasavvufu bütünleştiren özgün bir kadılık etiği manifestosu niteliği taşımaktadır Taşköprülüzâde risâlenin mukaddimesinde insanın ontolojik yapısını ruh emir âlemi ve beden halk âlemi ikiliği üzerinden analiz eder Ona göre adaletin ilk şartı kadının kendi iç dünyasında ruhun öfke ve şehvet gibi nefsânî kuvvetler üzerindeki hâkimiyetini sağlamasıdır Bu metafizik temele dayandırdığı savunmasında hilmi öfkeye tercih etmek şahitlerin zâhirî durumuyla yetinmek ve yöneticilerin maslahat odaklı siyaset anlayışına uymamak gibi eleştirilere fıkhî ve aklî delillerle cevap verir Özellikle kadının siyasî otoriteden bağımsız olarak yalnızca şeriatın en sahih görüşleriyle hükmetmesi gerektiğini vurgulayarak yargı bağımsızlığının ve hukukun üstünlüğünün altını çizer Eserin Hâtime bölümü bireysel ve kurumsal adalet anlayışını toplumsal bir çerçeveye taşır Taşköprülüzâde iyiliği emredip kötülükten sakındırma emr bi l maʿrûf ve nehy ʿani l münker görevinin ideal toplum düzeninin teminatı olduğunu savunur Bu bölümde kadı ile muhtesibin kamu düzeni görevlisi yetkilerini kesin çizgilerle ayırarak kadının görevinin yargılama toplumsal ahlâkın denetiminin ise idarî bir sorumluluk olduğunu belirtir Bu bütüncül yaklaşımıyla risâle yalnızca bir kadının kişisel savunması değil aynı zamanda 16 yüzyıl Osmanlı adalet ahlâk ve toplum felsefesine dair temel bir metin hüviyetindedir

Fecr Yayınları
Bu çalışma 16 yüzyıl Osmanlı ilim ve düşünce dünyasının en velûd simalarından Taşköprülüzâde Ahmed Efendi nin ö 968 1561 İstanbul kadılığı görevinden ayrılmasının hemen ardından hicrî 958 m 1551 yılında kaleme aldığı Müdâfaa Risâlesi adlı eserinin tenkitli neşrini ve tahlilini içermektedir Risâle müellifin kadılık tecrübelerinden süzülmüş şahsına yöneltilen ithamlara karşı bir savunma olmanın çok ötesinde fıkıh ahlâk ve tasavvufu bütünleştiren özgün bir kadılık etiği manifestosu niteliği taşımaktadır Taşköprülüzâde risâlenin mukaddimesinde insanın ontolojik yapısını ruh emir âlemi ve beden halk âlemi ikiliği üzerinden analiz eder Ona göre adaletin ilk şartı kadının kendi iç dünyasında ruhun öfke ve şehvet gibi nefsânî kuvvetler üzerindeki hâkimiyetini sağlamasıdır Bu metafizik temele dayandırdığı savunmasında hilmi öfkeye tercih etmek şahitlerin zâhirî durumuyla yetinmek ve yöneticilerin maslahat odaklı siyaset anlayışına uymamak gibi eleştirilere fıkhî ve aklî delillerle cevap verir Özellikle kadının siyasî otoriteden bağımsız olarak yalnızca şeriatın en sahih görüşleriyle hükmetmesi gerektiğini vurgulayarak yargı bağımsızlığının ve hukukun üstünlüğünün altını çizer Eserin Hâtime bölümü bireysel ve kurumsal adalet anlayışını toplumsal bir çerçeveye taşır Taşköprülüzâde iyiliği emredip kötülükten sakındırma emr bi l maʿrûf ve nehy ʿani l münker görevinin ideal toplum düzeninin teminatı olduğunu savunur Bu bölümde kadı ile muhtesibin kamu düzeni görevlisi yetkilerini kesin çizgilerle ayırarak kadının görevinin yargılama toplumsal ahlâkın denetiminin ise idarî bir sorumluluk olduğunu belirtir Bu bütüncül yaklaşımıyla risâle yalnızca bir kadının kişisel savunması değil aynı zamanda 16 yüzyıl Osmanlı adalet ahlâk ve toplum felsefesine dair temel bir metin hüviyetindedir

Fecr Yayınları
Bu çalışma 16 yüzyıl Osmanlı ilim ve düşünce dünyasının en velûd simalarından Taşköprülüzâde Ahmed Efendi nin ö 968 1561 İstanbul kadılığı görevinden ayrılmasının hemen ardından hicrî 958 m 1551 yılında kaleme aldığı Müdâfaa Risâlesi adlı eserinin tenkitli neşrini ve tahlilini içermektedir Risâle müellifin kadılık tecrübelerinden süzülmüş şahsına yöneltilen ithamlara karşı bir savunma olmanın çok ötesinde fıkıh ahlâk ve tasavvufu bütünleştiren özgün bir kadılık etiği manifestosu niteliği taşımaktadır Taşköprülüzâde risâlenin mukaddimesinde insanın ontolojik yapısını ruh emir âlemi ve beden halk âlemi ikiliği üzerinden analiz eder Ona göre adaletin ilk şartı kadının kendi iç dünyasında ruhun öfke ve şehvet gibi nefsânî kuvvetler üzerindeki hâkimiyetini sağlamasıdır Bu metafizik temele dayandırdığı savunmasında hilmi öfkeye tercih etmek şahitlerin zâhirî durumuyla yetinmek ve yöneticilerin maslahat odaklı siyaset anlayışına uymamak gibi eleştirilere fıkhî ve aklî delillerle cevap verir Özellikle kadının siyasî otoriteden bağımsız olarak yalnızca şeriatın en sahih görüşleriyle hükmetmesi gerektiğini vurgulayarak yargı bağımsızlığının ve hukukun üstünlüğünün altını çizer Eserin Hâtime bölümü bireysel ve kurumsal adalet anlayışını toplumsal bir çerçeveye taşır Taşköprülüzâde iyiliği emredip kötülükten sakındırma emr bi l maʿrûf ve nehy ʿani l münker görevinin ideal toplum düzeninin teminatı olduğunu savunur Bu bölümde kadı ile muhtesibin kamu düzeni görevlisi yetkilerini kesin çizgilerle ayırarak kadının görevinin yargılama toplumsal ahlâkın denetiminin ise idarî bir sorumluluk olduğunu belirtir Bu bütüncül yaklaşımıyla risâle yalnızca bir kadının kişisel savunması değil aynı zamanda 16 yüzyıl Osmanlı adalet ahlâk ve toplum felsefesine dair temel bir metin hüviyetindedir Tanıtım Bülteninden

Fecr Yayınları
Bu çalışma 16 yüzyıl Osmanlı ilim ve düşünce dünyasının en velûd simalarından Taşköprülüzâde Ahmed Efendi nin ö 968 1561 İstanbul kadılığı görevinden ayrılmasının hemen ardından hicrî 958 m 1551 yılında kaleme aldığı Müdâfaa Risâlesi adlı eserinin tenkitli neşrini ve tahlilini içermektedir Risâle müellifin kadılık tecrübelerinden süzülmüş şahsına yöneltilen ithamlara karşı bir savunma olmanın çok ötesinde fıkıh ahlâk ve tasavvufu bütünleştiren özgün bir kadılık etiği manifestosu niteliği taşımaktadır Taşköprülüzâde risâlenin mukaddimesinde insanın ontolojik yapısını ruh emir âlemi ve beden halk âlemi ikiliği üzerinden analiz eder Ona göre adaletin ilk şartı kadının kendi iç dünyasında ruhun öfke ve şehvet gibi nefsânî kuvvetler üzerindeki hâkimiyetini sağlamasıdır Bu metafizik temele dayandırdığı savunmasında hilmi öfkeye tercih etmek şahitlerin zâhirî durumuyla yetinmek ve yöneticilerin maslahat odaklı siyaset anlayışına uymamak gibi eleştirilere fıkhî ve aklî delillerle cevap verir Özellikle kadının siyasî otoriteden bağımsız olarak yalnızca şeriatın en sahih görüşleriyle hükmetmesi gerektiğini vurgulayarak yargı bağımsızlığının ve hukukun üstünlüğünün altını çizer Eserin Hâtime bölümü bireysel ve kurumsal adalet anlayışını toplumsal bir çerçeveye taşır Taşköprülüzâde iyiliği emredip kötülükten sakındırma emr bi l ma rûf ve nehy ani l münker görevinin ideal toplum düzeninin teminatı olduğunu savunur Bu bölümde kadı ile muhtesibin kamu düzeni görevlisi yetkilerini kesin çizgilerle ayırarak kadının görevinin yargılama toplumsal ahlâkın denetiminin ise idarî bir sorumluluk olduğunu belirtir Bu bütüncül yaklaşımıyla risâle yalnızca bir kadının kişisel savunması değil aynı zamanda 16 yüzyıl Osmanlı adalet ahlâk ve toplum felsefesine dair temel bir metin hüviyetindedir

Fecr Yayınları
Bu çalışma 16 yüzyıl Osmanlı ilim ve düşünce dünyasının en velûd simalarından Taşköprülüzâde Ahmed Efendi nin ö 968 1561 İstanbul kadılığı görevinden ayrılmasının hemen ardından hicrî 958 m 1551 yılında kaleme aldığı Müdâfaa Risâlesi adlı eserinin tenkitli neşrini ve tahlilini içermektedir Risâle müellifin kadılık tecrübelerinden süzülmüş şahsına yöneltilen ithamlara karşı bir savunma olmanın çok ötesinde fıkıh ahlâk ve tasavvufu bütünleştiren özgün bir kadılık etiği manifestosu niteliği taşımaktadır Taşköprülüzâde risâlenin mukaddimesinde insanın ontolojik yapısını ruh emir âlemi ve beden halk âlemi ikiliği üzerinden analiz eder Ona göre adaletin ilk şartı kadının kendi iç dünyasında ruhun öfke ve şehvet gibi nefsânî kuvvetler üzerindeki hâkimiyetini sağlamasıdır Bu metafizik temele dayandırdığı savunmasında hilmi öfkeye tercih etmek şahitlerin zâhirî durumuyla yetinmek ve yöneticilerin maslahat odaklı siyaset anlayışına uymamak gibi eleştirilere fıkhî ve aklî delillerle cevap verir Özellikle kadının siyasî otoriteden bağımsız olarak yalnızca şeriatın en sahih görüşleriyle hükmetmesi gerektiğini vurgulayarak yargı bağımsızlığının ve hukukun üstünlüğünün altını çizer Eserin Hâtime bölümü bireysel ve kurumsal adalet anlayışını toplumsal bir çerçeveye taşır Taşköprülüzâde iyiliği emredip kötülükten sakındırma emr bi l maʿrûf ve nehy ʿani l münker görevinin ideal toplum düzeninin teminatı olduğunu savunur Bu bölümde kadı ile muhtesibin kamu düzeni görevlisi yetkilerini kesin çizgilerle ayırarak kadının görevinin yargılama toplumsal ahlâkın denetiminin ise idarî bir sorumluluk olduğunu belirtir Bu bütüncül yaklaşımıyla risâle yalnızca bir kadının kişisel savunması değil aynı zamanda 16 yüzyıl Osmanlı adalet ahlâk ve toplum felsefesine dair temel bir metin hüviyetindedir

Fecr Yayınları
Bu çalışma 16 yüzyıl Osmanlı ilim ve düşünce dünyasının en velûd simalarından Taşköprülüzâde Ahmed Efendi nin ö 968 1561 İstanbul kadılığı görevinden ayrılmasının hemen ardından hicrî 958 m 1551 yılında kaleme aldığı Müdâfaa Risâlesi adlı eserinin tenkitli neşrini ve tahlilini içermektedir Risâle müellifin kadılık tecrübelerinden süzülmüş şahsına yöneltilen ithamlara karşı bir savunma olmanın çok ötesinde fıkıh ahlâk ve tasavvufu bütünleştiren özgün bir kadılık etiği manifestosu niteliği taşımaktadır Taşköprülüzâde risâlenin mukaddimesinde insanın ontolojik yapısını ruh emir âlemi ve beden halk âlemi ikiliği üzerinden analiz eder Ona göre adaletin ilk şartı kadının kendi iç dünyasında ruhun öfke ve şehvet gibi nefsânî kuvvetler üzerindeki hâkimiyetini sağlamasıdır Bu metafizik temele dayandırdığı savunmasında hilmi öfkeye tercih etmek şahitlerin zâhirî durumuyla yetinmek ve yöneticilerin maslahat odaklı siyaset anlayışına uymamak gibi eleştirilere fıkhî ve aklî delillerle cevap verir Özellikle kadının siyasî otoriteden bağımsız olarak yalnızca şeriatın en sahih görüşleriyle hükmetmesi gerektiğini vurgulayarak yargı bağımsızlığının ve hukukun üstünlüğünün altını çizer Eserin Hâtime bölümü bireysel ve kurumsal adalet anlayışını toplumsal bir çerçeveye taşır Taşköprülüzâde iyiliği emredip kötülükten sakındırma emr bi l maʿrûf ve nehy ʿani l münker görevinin ideal toplum düzeninin teminatı olduğunu savunur Bu bölümde kadı ile muhtesibin kamu düzeni görevlisi yetkilerini kesin çizgilerle ayırarak kadının görevinin yargılama toplumsal ahlâkın denetiminin ise idarî bir sorumluluk olduğunu belirtir Bu bütüncül yaklaşımıyla risâle yalnızca bir kadının kişisel savunması değil aynı zamanda 16 yüzyıl Osmanlı adalet ahlâk ve toplum felsefesine dair temel bir metin hüviyetindedir Tanıtım Bülteninden

Fecr
Bu çalışma 16 yüzyıl Osmanlı ilim ve düşünce dünyasının en velûd simalarından Taşköprülüzâde Ahmed Efendi nin ö 968 1561 İstanbul kadılığı görevinden ayrılmasının hemen ardından hicrî 958 m 1551 yılında kaleme aldığı Müdâfaa Risâlesi adlı eserinin tenkitli neşrini ve tahlilini içermektedir Risâle müellifin kadılık tecrübelerinden süzülmüş şahsına yöneltilen ithamlara karşı bir savunma olmanın çok ötesinde fıkıh ahlâk ve tasavvufu bütünleştiren özgün bir kadılık etiği manifestosu niteliği taşımaktadır Taşköprülüzâde risâlenin mukaddimesinde insanın ontolojik yapısını ruh emir âlemi ve beden halk âlemi ikiliği üzerinden analiz eder Ona göre adaletin ilk şartı kadının kendi iç dünyasında ruhun öfke ve şehvet gibi nefsânî kuvvetler üzerindeki hâkimiyetini sağlamasıdır Bu metafizik temele dayandırdığı savunmasında hilmi öfkeye tercih etmek şahitlerin zâhirî durumuyla yetinmek ve yöneticilerin maslahat odaklı siyaset anlayışına uymamak gibi eleştirilere fıkhî ve aklî delillerle cevap verir Özellikle kadının siyasî otoriteden bağımsız olarak yalnızca şeriatın en sahih görüşleriyle hükmetmesi gerektiğini vurgulayarak yargı bağımsızlığının ve hukukun üstünlüğünün altını çizer Eserin Hâtime bölümü bireysel ve kurumsal adalet anlayışını toplumsal bir çerçeveye taşır Taşköprülüzâde iyiliği emredip kötülükten sakındırma emr bi l ma rûf ve nehy ani l münker görevinin ideal toplum düzeninin teminatı olduğunu savunur Bu bölümde kadı ile muhtesibin kamu düzeni görevlisi yetkilerini kesin çizgilerle ayırarak kadının görevinin yargılama toplumsal ahlâkın denetiminin ise idarî bir sorumluluk olduğunu belirtir Bu bütüncül yaklaşımıyla risâle yalnızca bir kadının kişisel savunması değil aynı zamanda 16 yüzyıl Osmanlı adalet ahlâk ve toplum felsefesine dair temel bir metin hüviyetindedir