Adlar Ağacı — Salih Erol

Adlar Ağacı
Salih ErolDipnot Yayınları
Adlar Ağacı
Salih ErolBabaannemin sandığı mucizelerle doluydu Ocağın ahşap ve tel karışımı tezgâhını saymazsak evin yegâne mobilyasıydı Kim bilir hangi zamanlardan kalmaydı Tek bildiğimiz nefî zamanında öldürülen Ermeni bir hattatın hünerli ellerinden çıktığıydı Erguvan rengi onun ezgin bir geçmişinin olduğunu gösteriyordu katliamı talanı kırımı sürgünü kanı görmüş olmalıydı Üzerindeki çentiklerin her biri belki de bir acıyı temsil ediyordu Bazı yerleri sonradan onarılmış olsa da onca yaşadıklarına rağmen hala dimdik ayaktaydı Onu yaratan usta starasını da üzerine nakşetmiş olmalıydı ki duruşu yeisliydi Dili olmadığı için acılarını rengine vermişti Salih Erol un öyküleri uzaktaki bir geçmişe bakıyor Arada gözü bize ilişse de hep o geçmişi kovalıyor Peşinden gidiyoruz Ay Helqîs Dağı nın çatallı zirvesinde kendini belli edince karanlık gelip kapıya dayanıyor tüm uzakları siliyor Belirli belirsiz bir şey yüreğimizde usulca kıpırdanıp duruyor Belki de uzak bir ormanın izbe köşesinde bir yaprak sallanmış bir kuş havalanmış ya da bir tomurcuk patlamıştır Kim bilir belki de bir kurşun karanlığı delip geçmiş direnişin yankısını gökyüzüne taşımıştır

Dipnot
Babaannemin sandığı mucizelerle doluydu Ocağın ahşap ve tel karışımı tezgâhını saymazsak evin yegâne mobilyasıydı Kim bilir hangi zamanlardan kalmaydı Tek bildiğimiz nefî zamanında öldürülen Ermeni bir hattatın hünerli ellerinden çıktığıydı Erguvan rengi onun ezgin bir geçmişinin olduğunu gösteriyordu katliamı talanı kırımı sürgünü kanı görmüş olmalıydı Üzerindeki çentiklerin her biri belki de bir acıyı temsil ediyordu Bazı yerleri sonradan onarılmış olsa da onca yaşadıklarına rağmen hala dimdik ayaktaydı Onu yaratan usta starasını da üzerine nakşetmiş olmalıydı ki duruşu yeisliydi Dili olmadığı için acılarını rengine vermişti Salih Erol un öyküleri uzaktaki bir geçmişe bakıyor Arada gözü bize ilişse de hep o geçmişi kovalıyor Peşinden gidiyoruz Ay Helqîs Dağı nın çatallı zirvesinde kendini belli edince karanlık gelip kapıya dayanıyor tüm uzakları siliyor Belirli belirsiz bir şey yüreğimizde usulca kıpırdanıp duruyor Belki de uzak bir ormanın izbe köşesinde bir yaprak sallanmış bir kuş havalanmış ya da bir tomurcuk patlamıştır Kim bilir belki de bir kurşun karanlığı delip geçmiş direnişin yankısını gökyüzüne taşımıştır Tanıtım Bülteninden

Dipnot Yayınları
Babaannemin sandığı mucizelerle doluydu Ocağın ahşap ve tel karışımı tezgâhını saymazsak evin yegâne mobilyasıydı Kim bilir hangi zamanlardan kalmaydı Tek bildiğimiz nefî zamanında öldürülen Ermeni bir hattatın hünerli ellerinden çıktığıydı Erguvan rengi onun ezgin bir geçmişinin olduğunu gösteriyordu katliamı talanı kırımı sürgünü kanı görmüş olmalıydı Üzerindeki çentiklerin her biri belki de bir acıyı temsil ediyordu Bazı yerleri sonradan onarılmış olsa da onca yaşadıklarına rağmen hala dimdik ayaktaydı Onu yaratan usta starasını da üzerine nakşetmiş olmalıydı ki duruşu yeisliydi Dili olmadığı için acılarını rengine vermişti Salih Erol un öyküleri uzaktaki bir geçmişe bakıyor Arada gözü bize ilişse de hep o geçmişi kovalıyor Peşinden gidiyoruz Ay Helqîs Dağı nın çatallı zirvesinde kendini belli edince karanlık gelip kapıya dayanıyor tüm uzakları siliyor Belirli belirsiz bir şey yüreğimizde usulca kıpırdanıp duruyor Belki de uzak bir ormanın izbe köşesinde bir yaprak sallanmış bir kuş havalanmış ya da bir tomurcuk patlamıştır Kim bilir belki de bir kurşun karanlığı delip geçmiş direnişin yankısını gökyüzüne taşımıştır

Dipnot
Babaannemin sandığı mucizelerle doluydu Ocağın ahşap ve tel karışımı tezgâhını saymazsak evin yegâne mobilyasıydı Kim bilir hangi zamanlardan kalmaydı Tek bildiğimiz nefî zamanında öldürülen Ermeni bir hattatın hünerli ellerinden çıktığıydı Erguvan rengi onun ezgin bir geçmişinin olduğunu gösteriyordu katliamı talanı kırımı sürgünü kanı görmüş olmalıydı Üzerindeki çentiklerin her biri belki de bir acıyı temsil ediyordu Bazı yerleri sonradan onarılmış olsa da onca yaşadıklarına rağmen hala dimdik ayaktaydı Onu yaratan usta starasını da üzerine nakşetmiş olmalıydı ki duruşu yeisliydi Dili olmadığı için acılarını rengine vermişti Salih Erol un öyküleri uzaktaki bir geçmişe bakıyor Arada gözü bize ilişse de hep o geçmişi kovalıyor Peşinden gidiyoruz Ay Helqîs Dağı nın çatallı zirvesinde kendini belli edince karanlık gelip kapıya dayanıyor tüm uzakları siliyor Belirli belirsiz bir şey yüreğimizde usulca kıpırdanıp duruyor Belki de uzak bir ormanın izbe köşesinde bir yaprak sallanmış bir kuş havalanmış ya da bir tomurcuk patlamıştır Kim bilir belki de bir kurşun karanlığı delip geçmiş direnişin yankısını gökyüzüne taşımıştır

DİPNOT YAYINLARI
Babaannemin sandığı mucizelerle doluydu Ocağın ahşap ve tel karışımı tezgâhını saymazsak evin yegâne mobilyasıydı Kim bilir hangi zamanlardan kalmaydı Tek bildiğimiz nefî zamanında öldürülen Ermeni bir hattatın hünerli ellerinden çıktığıydı Erguvan rengi onun ezgin bir geçmişinin olduğunu gösteriyordu katliamı talanı kırımı sürgünü kanı görmüş olmalıydı Üzerindeki çentiklerin her biri belki de bir acıyı temsil ediyordu Bazı yerleri sonradan onarılmış olsa da onca yaşadıklarına rağmen hala dimdik ayaktaydı Onu yaratan usta starasını da üzerine nakşetmiş olmalıydı ki duruşu yeisliydi Dili olmadığı için acılarını rengine vermişti Salih Erol un öyküleri uzaktaki bir geçmişe bakıyor Arada gözü bize ilişse de hep o geçmişi kovalıyor Peşinden gidiyoruz Ay Helqîs Dağı nın çatallı zirvesinde kendini belli edince karanlık gelip kapıya dayanıyor tüm uzakları siliyor Belirli belirsiz bir şey yüreğimizde usulca kıpırdanıp duruyor Belki de uzak bir ormanın izbe köşesinde bir yaprak sallanmış bir kuş havalanmış ya da bir tomurcuk patlamıştır Kim bilir belki de bir kurşun karanlığı delip geçmiş direnişin yankısını gökyüzüne taşımıştır Yayınevi DİPNOT YAYINLARI Yazar SALİH EROL Sayfa Sayısı 135 SAYFA Yıl 2026

Dipnot Yayınları
Babaannemin sandığı mucizelerle doluydu Ocağın ahşap ve tel karışımı tezgâhını saymazsak evin yegâne mobilyasıydı Kim bilir hangi zamanlardan kalmaydı Tek bildiğimiz nefî zamanında öldürülen Ermeni bir hattatın hünerli ellerinden çıktığıydı Erguvan rengi onun ezgin bir geçmişinin olduğunu gösteriyordu katliamı talanı kırımı sürgünü kanı görmüş olmalıydı Üzerindeki çentiklerin her biri belki de bir acıyı temsil ediyordu Bazı yerleri sonradan onarılmış olsa da onca yaşadıklarına rağmen hala dimdik ayaktaydı Onu yaratan usta starasını da üzerine nakşetmiş olmalıydı ki duruşu yeisliydi Dili olmadığı için acılarını rengine vermişti Salih Erol un öyküleri uzaktaki bir geçmişe bakıyor Arada gözü bize ilişse de hep o geçmişi kovalıyor Peşinden gidiyoruz Ay Helqîs Dağı nın çatallı zirvesinde kendini belli edince karanlık gelip kapıya dayanıyor tüm uzakları siliyor Belirli belirsiz bir şey yüreğimizde usulca kıpırdanıp duruyor Belki de uzak bir ormanın izbe köşesinde bir yaprak sallanmış bir kuş havalanmış ya da bir tomurcuk patlamıştır Kim bilir belki de bir kurşun karanlığı delip geçmiş direnişin yankısını gökyüzüne taşımıştır

Dipnot Yayınları
Babaannemin sandığı mucizelerle doluydu Ocağın ahşap ve tel karışımı tezgâhını saymazsak evin yegâne mobilyasıydı Kim bilir hangi zamanlardan kalmaydı Tek bildiğimiz nefî zamanında öldürülen Ermeni bir hattatın hünerli ellerinden çıktığıydı Erguvan rengi onun ezgin bir geçmişinin olduğunu gösteriyordu katliamı talanı kırımı sürgünü kanı görmüş olmalıydı Üzerindeki çentiklerin her biri belki de bir acıyı temsil ediyordu Bazı yerleri sonradan onarılmış olsa da onca yaşadıklarına rağmen hala dimdik ayaktaydı Onu yaratan usta starasını da üzerine nakşetmiş olmalıydı ki duruşu yeisliydi Dili olmadığı için acılarını rengine vermişti Salih Erol un öyküleri uzaktaki bir geçmişe bakıyor Arada gözü bize ilişse de hep o geçmişi kovalıyor Peşinden gidiyoruz Ay Helqîs Dağı nın çatallı zirvesinde kendini belli edince karanlık gelip kapıya dayanıyor tüm uzakları siliyor Belirli belirsiz bir şey yüreğimizde usulca kıpırdanıp duruyor Belki de uzak bir ormanın izbe köşesinde bir yaprak sallanmış bir kuş havalanmış ya da bir tomurcuk patlamıştır Kim bilir belki de bir kurşun karanlığı delip geçmiş direnişin yankısını gökyüzüne taşımıştır

Dipnot Yayınları
Babaannemin sandığı mucizelerle doluydu Ocağın ahşap ve tel karışımı tezgâhını saymazsak evin yegâne mobilyasıydı Kim bilir hangi zamanlardan kalmaydı Tek bildiğimiz nefî zamanında öldürülen Ermeni bir hattatın hünerli ellerinden çıktığıydı Erguvan rengi onun ezgin bir geçmişinin olduğunu gösteriyordu katliamı talanı kırımı sürgünü kanı görmüş olmalıydı Üzerindeki çentiklerin her biri belki de bir acıyı temsil ediyordu Bazı yerleri sonradan onarılmış olsa da onca yaşadıklarına rağmen hala dimdik ayaktaydı Onu yaratan usta starasını da üzerine nakşetmiş olmalıydı ki duruşu yeisliydi Dili olmadığı için acılarını rengine vermişti Salih Erol un öyküleri uzaktaki bir geçmişe bakıyor Arada gözü bize ilişse de hep o geçmişi kovalıyor Peşinden gidiyoruz Ay Helqîs Dağı nın çatallı zirvesinde kendini belli edince karanlık gelip kapıya dayanıyor tüm uzakları siliyor Belirli belirsiz bir şey yüreğimizde usulca kıpırdanıp duruyor Belki de uzak bir ormanın izbe köşesinde bir yaprak sallanmış bir kuş havalanmış ya da bir tomurcuk patlamıştır Kim bilir belki de bir kurşun karanlığı delip geçmiş direnişin yankısını gökyüzüne taşımıştır