Afif — Dilek Başaran

Afif
Dilek BaşaranAnemon Yayınları
Afif
Dilek BaşaranDilek Başaran tarafından kaleme alınan Afif Anemon Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor Afif Dilek Başaran Kitap Özeti Afif Dilek Başaran Anemon Yayınları Nereye gidecektik Evimiz eşyalarımız ne olacaktı Gönlüm ne olacaktı Sevdiğim Ahmarım ne olacaktı Ahmarım neredesin Ahmar benden üç yaş büyüktü O da tıp fakültesindeydi Ben birinci Ahmar dördüncü sınıftaydı İkimizde doktor olacaktık Savaş çıkarsa ben giderim savaşırım Özgürlüğümüz için sizler için memleketimi savunurum diyordu son günlerde Ahmarım nerede acaba Gerçi bize yakın oturuyordu dört sokak ötemizdeydi Gidip bakamazdım ki mahşer yeri gibiydi ortalık Kimse kimseyi tanımıyordu Herkes toz toprak içindeydi Daha fazla seyredemedim sokağa fırladım Annemle birlikte hep beraber yangın yerine dönen sokağa çıktık Allahım nasıl bir vahşetti bu Bu ne acıydı Kadınlar çocuklar çaresiz bebeler çığlık kıyamet Kıyamet denen şey bu olmalıydı Hani derlerdi ya kıyamet günü yer gök birleşecek kimse kimseyi tanımayacak kurtulmak için herkes kendi derdine düşecek İşte o gün buydu mutlaka Allahım öyle korkunç bir manzara vardı ki kimi evlerin yarısı yoktu kimi evlerin camları tuzla buz olmuştu Her yer ceset yaralı doluydu Babamı gördüm o kalabalıkta ağlıyordu insanlara yardım etmeye çalışırken O çocukların günahı neydi Allahım Her köşede bir bebek ağlıyordu kimsesiz Korkuyla Suratları vücutları tozdan görülmeyen çocuklar Analar çocuklarını arıyorlardı parçalanmış bedenlere bakarken Cehennem buydu mutlaka Dilek Başaran Suriyede anlamsız bir savaşın ortasında hiçbir şeyden haberi olmadan ölen yaralanan evlerini ve yurtlarını terk etmek zorunda kalan günahsız masum insanların dramını anlatmış bu romanında Yayınevi Anemon Yayınları Yazar Dilek Başaran Sayfa 152 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x21 00 cm Barkod 9786056682452 Kategori Roman Yerli Yabancı Türk Edebiyatı Seç Al 10 Kitap 350TL

Anemon Yayınları
Nereye gidecektik Evimiz eşyalarımız ne olacaktı Gönlüm ne olacaktı Sevdiğim Ahmar ım ne olacaktı Ahmar ım neredesin Ahmar benden üç yaş büyüktü O da tıp fakültesindeydi Ben birinci Ahmar dördüncü sınıftaydı İkimizde doktor olacaktık Savaş çıkarsa ben giderim savaşırım Özgürlüğümüz için sizler için memleketimi savunurum diyordu son günlerde Ahmar ım nerede acaba Gerçi bize yakın oturuyordu dört sokak ötemizdeydi Gidip bakamazdım ki mahşer yeri gibiydi ortalık Kimse kimseyi tanımıyordu Herkes toz toprak içindeydi Daha fazla seyredemedim sokağa fırladım Annemle birlikte hep beraber yangın yerine dönen sokağa çıktık Allah ım nasıl bir vahşetti bu Bu ne acıydı Kadınlar çocuklar çaresiz bebeler çığlık kıyamet Kıyamet denen şey bu olmalıydı Hani derlerdi ya kıyamet günü yer gök birleşecek kimse kimseyi tanımayacak kurtulmak için herkes kendi derdine düşecek İşte o gün buydu mutlaka Allah ım öyle korkunç bir manzara vardı ki kimi evlerin yarısı yoktu kimi evlerin camları tuzla buz olmuştu Her yer ceset yaralı doluydu Babamı gördüm o kalabalıkta ağlıyordu insanlara yardım etmeye çalışırken O çocukların günahı neydi Allah ım Her köşede bir bebek ağlıyordu kimsesiz Korkuyla Suratları vücutları tozdan görülmeyen çocuklar Analar çocuklarını arıyorlardı parçalanmış bedenlere bakarken Cehennem buydu mutlaka Dilek Başaran Suriye de anlamsız bir savaşın ortasında hiçbir şeyden haberi olmadan ölen yaralanan evlerini ve yurtlarını terk etmek zorunda kalan günahsız masum insanların dramını anlatmış bu romanında

Anemon Yayınları
Nereye gidecektik Evimiz eşyalarımız ne olacaktı Gönlüm ne olacaktı Sevdiğim Ahmar ım ne olacaktı Ahmar ım neredesin Ahmar benden üç yaş büyüktü O da tıp fakültesindeydi Ben birinci Ahmar dördüncü sınıftaydı İkimizde doktor olacaktık Savaş çıkarsa ben giderim savaşırım Özgürlüğümüz için sizler için memleketimi savunurum diyordu son günlerde Ahmar ım nerede acaba Gerçi bize yakın oturuyordu dört sokak ötemizdeydi Gidip bakamazdım ki mahşer yeri gibiydi ortalık Kimse kimseyi tanımıyordu Herkes toz toprak içindeydi Daha fazla seyredemedim sokağa fırladım Annemle birlikte hep beraber yangın yerine dönen sokağa çıktık Allah ım nasıl bir vahşetti bu Bu ne acıydı Kadınlar çocuklar çaresiz bebeler çığlık kıyamet Kıyamet denen şey bu olmalıydı Hani derlerdi ya kıyamet günü yer gök birleşecek kimse kimseyi tanımayacak kurtulmak için herkes kendi derdine düşecek İşte o gün buydu mutlaka Allah ım öyle korkunç bir manzara vardı ki kimi evlerin yarısı yoktu kimi evlerin camları tuzla buz olmuştu Her yer ceset yaralı doluydu Babamı gördüm o kalabalıkta ağlıyordu insanlara yardım etmeye çalışırken O çocukların günahı neydi Allah ım Her köşede bir bebek ağlıyordu kimsesiz Korkuyla Suratları vücutları tozdan görülmeyen çocuklar Analar çocuklarını arıyorlardı parçalanmış bedenlere bakarken Cehennem buydu mutlaka Dilek Başaran Suriye de anlamsız bir savaşın ortasında hiçbir şeyden haberi olmadan ölen yaralanan evlerini ve yurtlarını terk etmek zorunda kalan günahsız masum insanların dramını anlatmış bu romanında

Anemon Yayınları
Nereye gidecektik Evimiz eşyalarımız ne olacaktı Gönlüm ne olacaktı Sevdiğim Ahmar ım ne olacaktı Ahmar ım neredesin Ahmar benden üç yaş büyüktü O da tıp fakültesindeydi Ben birinci Ahmar dördüncü sınıftaydı İkimizde doktor olacaktık Savaş çıkarsa ben giderim savaşırım Özgürlüğümüz için sizler için memleketimi savunurum diyordu son günlerde Ahmar ım nerede acaba Gerçi bize yakın oturuyordu dört sokak ötemizdeydi Gidip bakamazdım ki mahşer yeri gibiydi ortalık Kimse kimseyi tanımıyordu Herkes toz toprak içindeydi Daha fazla seyredemedim sokağa fırladım Annemle birlikte hep beraber yangın yerine dönen sokağa çıktık Allah ım nasıl bir vahşetti bu Bu ne acıydı Kadınlar çocuklar çaresiz bebeler çığlık kıyamet Kıyamet denen şey bu olmalıydı Hani derlerdi ya kıyamet günü yer gök birleşecek kimse kimseyi tanımayacak kurtulmak için herkes kendi derdine düşecek İşte o gün buydu mutlaka Allah ım öyle korkunç bir manzara vardı ki kimi evlerin yarısı yoktu kimi evlerin camları tuzla buz olmuştu Her yer ceset yaralı doluydu Babamı gördüm o kalabalıkta ağlıyordu insanlara yardım etmeye çalışırken O çocukların günahı neydi Allah ım Her köşede bir bebek ağlıyordu kimsesiz Korkuyla Suratları vücutları tozdan görülmeyen çocuklar Analar çocuklarını arıyorlardı parçalanmış bedenlere bakarken Cehennem buydu mutlaka Dilek Başaran Suriye de anlamsız bir savaşın ortasında hiçbir şeyden haberi olmadan ölen yaralanan evlerini ve yurtlarını terk etmek zorunda kalan günahsız masum insanların dramını anlatmış bu romanında

Anemon Yayınları
Nereye gidecektik Evimiz eşyalarımız ne olacaktı Gönlüm ne olacaktı Sevdiğim Ahmar ım ne olacaktı Ahmar ım neredesin Ahmar benden üç yaş büyüktü O da tıp fakültesindeydi Ben birinci Ahmar dördüncü sınıftaydı İkimizde doktor olacaktık Savaş çıkarsa ben giderim savaşırım Özgürlüğümüz için sizler için memleketimi savunurum diyordu son günlerde Ahmar ım nerede acaba Gerçi bize yakın oturuyordu dört sokak ötemizdeydi Gidip bakamazdım ki mahşer yeri gibiydi ortalık Kimse kimseyi tanımıyordu Herkes toz toprak içindeydi Daha fazla seyredemedim sokağa fırladım Annemle birlikte hep beraber yangın yerine dönen sokağa çıktık Allah ım nasıl bir vahşetti bu Bu ne acıydı Kadınlar çocuklar çaresiz bebeler çığlık kıyamet Kıyamet denen şey bu olmalıydı Hani derlerdi ya kıyamet günü yer gök birleşecek kimse kimseyi tanımayacak kurtulmak için herkes kendi derdine düşecek İşte o gün buydu mutlaka Allah ım öyle korkunç bir manzara vardı ki kimi evlerin yarısı yoktu kimi evlerin camları tuzla buz olmuştu Her yer ceset yaralı doluydu Babamı gördüm o kalabalıkta ağlıyordu insanlara yardım etmeye çalışırken O çocukların günahı neydi Allah ım Her köşede bir bebek ağlıyordu kimsesiz Korkuyla Suratları vücutları tozdan görülmeyen çocuklar Analar çocuklarını arıyorlardı parçalanmış bedenlere bakarken Cehennem buydu mutlaka Dilek Başaran Suriye de anlamsız bir savaşın ortasında hiçbir şeyden haberi olmadan ölen yaralanan evlerini ve yurtlarını terk etmek zorunda kalan günahsız masum insanların dramını anlatmış bu romanında

Anemon Yayınları
Nereye gidecektik Evimiz eşyalarımız ne olacaktı Gönlüm ne olacaktı Sevdiğim Ahmar ım ne olacaktı Ahmar ım neredesin Ahmar benden üç yaş büyüktü O da tıp fakültesindeydi Ben birinci Ahmar dördüncü sınıftaydı İkimizde doktor olacaktık Savaş çıkarsa ben giderim savaşırım Özgürlüğümüz için sizler için memleketimi savunurum diyordu son günlerde Ahmar ım nerede acaba Gerçi bize yakın oturuyordu dört sokak ötemizdeydi Gidip bakamazdım ki mahşer yeri gibiydi ortalık Kimse kimseyi tanımıyordu Herkes toz toprak içindeydi Daha fazla seyredemedim sokağa fırladım Annemle birlikte hep beraber yangın yerine dönen sokağa çıktık Allah ım nasıl bir vahşetti bu Bu ne acıydı Kadınlar çocuklar çaresiz bebeler çığlık kıyamet Kıyamet denen şey bu olmalıydı Hani derlerdi ya kıyamet günü yer gök birleşecek kimse kimseyi tanımayacak kurtulmak için herkes kendi derdine düşecek İşte o gün buydu mutlaka Allah ım öyle korkunç bir manzara vardı ki kimi evlerin yarısı yoktu kimi evlerin camları tuzla buz olmuştu Her yer ceset yaralı doluydu Babamı gördüm o kalabalıkta ağlıyordu insanlara yardım etmeye çalışırken O çocukların günahı neydi Allah ım Her köşede bir bebek ağlıyordu kimsesiz Korkuyla Suratları vücutları tozdan görülmeyen çocuklar Analar çocuklarını arıyorlardı parçalanmış bedenlere bakarken Cehennem buydu mutlaka Dilek Başaran Suriye de anlamsız bir savaşın ortasında hiçbir şeyden haberi olmadan ölen yaralanan evlerini ve yurtlarını terk etmek zorunda kalan günahsız masum insanların dramını anlatmış bu romanında

Anemon
Nereye gidecektik Evimiz eşyalarımız ne olacaktı Gönlüm ne olacaktı Sevdiğim Ahmar ım ne olacaktı Ahmar ım neredesin Ahmar benden üç yaş büyüktü O da tıp fakültesindeydi Ben birinci Ahmar dördüncü sınıftaydı İkimizde doktor olacaktık Savaş çıkarsa ben giderim savaşırım Özgürlüğümüz için sizler için memleketimi savunurum diyordu son günlerde Ahmar ım nerede acaba Gerçi bize yakın oturuyordu dört sokak ötemizdeydi Gidip bakamazdım ki mahşer yeri gibiydi ortalık Kimse kimseyi tanımıyordu Herkes toz toprak içindeydi Daha fazla seyredemedim sokağa fırladım Annemle birlikte hep beraber yangın yerine dönen sokağa çıktık Allah ım nasıl bir vahşetti bu Bu ne acıydı Kadınlar çocuklar çaresiz bebeler çığlık kıyamet Kıyamet denen şey bu olmalıydı Hani derlerdi ya kıyamet günü yer gök birleşecek kimse kimseyi tanımayacak kurtulmak için herkes kendi derdine düşecek İşte o gün buydu mutlaka Allah ım öyle korkunç bir manzara vardı ki kimi evlerin yarısı yoktu kimi evlerin camları tuzla buz olmuştu Her yer ceset yaralı doluydu Babamı gördüm o kalabalıkta ağlıyordu insanlara yardım etmeye çalışırken O çocukların günahı neydi Allah ım Her köşede bir bebek ağlıyordu kimsesiz Korkuyla Suratları vücutları tozdan görülmeyen çocuklar Analar çocuklarını arıyorlardı parçalanmış bedenlere bakarken Cehennem buydu mutlaka Dilek Başaran Suriye de anlamsız bir savaşın ortasında hiçbir şeyden haberi olmadan ölen yaralanan evlerini ve yurtlarını terk etmek zorunda kalan günahsız masum insanların dramını anlatmış bu romanında