Afrika da Aşk Ve Diriliş — Halit Şirkan Hatay

Afrika da Aşk Ve Diriliş
Halit Şirkan HatayYediveren Yayınları
Afrika da Aşk Ve Diriliş
Halit Şirkan HatayEvrensel Barış İçin Tek Bir Sevda Hikayesi Yetebilir Yazmak dünyanın en zor işiymiş Yazmak her şeyden evvel insanın kendisini anlaması keşfetmesi tanıması ve anlamlandırmasıdır Sonra en dar halkadan başlayıp suyun üzerine düşen bir taşın oluşturduğu halkalar misali bir sonraki daha geniş halkayla devam edip en geniş halkaya varıncaya kadar insanları yaşanılan çevreyi ve olup biten her şeyi aynı şekilde anlamak keşfetmek tanımak ve anlamlandırabilmektir Onun için yazmak demek bir yerde ve aynı anda derin sezgi gücüne sahip bir sosyolog çok iyi bir psikolog kabiliyetli bir hekim sabırlı bir öğretmen emeğe aşık bir zanaatkâr kelimelerle resim yapabilecek kadar hünerli bir ressam herkesin yerine kendini koyabilen müthiş bir tiyatrocu tasavvur gücü alabildiğine geniş bir senarist ve bütün bunlarla beraber hepsini bir armoni içinde işleyebilen başarılı bir yönetmen olabilmek demektir Öyle olunamasaydı Jean Valjean ın baş döndüren değişimi anlatılabilir miydi Öyle olunamasaydı Raskolnikov un işlediği korkunç cinayet açığa çıkartılabilir miydi Çıkartılırken de Raskolnikov o cinayeti işlemekte haklıymış dedirtecek kadar farklı psikolojik tahliller yapılabilir miydi Öyle olunamasaydı Martin Eden in hayran olunası hayat hikayesi kaleme alınabilir miydi Öyle olunamasaydı Kafka nın Dönüşüm ündeki insandan böceğe geçişin hüzünlü serancamı resmedilebir miydi Asla hiç birisi edilemezdi Buradan yola çıkarak diyebilirim ki yazarlık demek ilk insandan son insana kadar bütün bir insanlığın yaşamını o yaşamın içindeki tüm faaliyetlerini ve o faaliyetlerinden kaynaklanan ne varsa mutluluktan kedere aşktan terkedilmişliğe kavuşmaktan hasrete barıştan kavgaya terakkiden tedenniye kadar bütün serüvenlerini tek başına kaydetme ve muhafaza etmeye talip olmak demektir Bu açıdan yazar tek başına talip olduğu bu meslekten dolayı sonsuza dek Tanrıdan sonra bütün bir varlığın tek şahidi ve tek varisidir

Yediveren Yayınları
Yazarlık demek ilk insandan son insana kadar bütün bir insanlığın yaşamını o yaşamın içindeki tüm faaliyetlerini ve o faaliyetlerinden kaynaklanan ne varsa mutluluktan kedere aşktan terkedilmişliğe kavuşmaktan hasrete barıştan kavgaya terakkiden tedenniye kadar bütün serüvenlerini tek başına kaydetme ve muhafaza etmeye talip olmak demektir Bu açıdan yazar tek başına talip olduğu bu meslekten dolayı sonsuza dek Tanrıdan sonra bütün bir varlığın tek şahidi ve tek varisidir Alexandra ya âşık olmuştu hem de ilk bakışta Gördüğü o billur gibi gözleri sürekli hayal ediyor o masmavi derin bakışlara farklı anlamlar yüklüyordu Genç kızın da kendisiyle aynı duyguları paylaştığına hükmettiği o anlarda bir yaz yağmuruna ve ardından gelen şiddetli bir sele kapılıp o selin coşkusuyla okyanuslara sürükleneceğini ve kopacak fırtınaların etkisiyle oluşan azgın dalgalarla en güvenli limanlarının yıkılacağını nereden bilebilirdi s 36 37 Haftalar sonra arada bir evin balkonuna çıkıp gözlerini uzaklara dikmek ve kızının o melekleri kıskandıran masumlardan masum ipeklerden daha latif çiçeklerden daha narin bellediği yüzünü gözlerini ve gülümseyişini düşünmek düşünmek düşünmek ve acı çekmekten başka yapabildiği hiçbir şey yoktu s 245 246 Sonunda öyle bir an geldi ki uzatılan ellerin mi ona ihtiyacı vardı yoksa kendisinin mi o ellere tefrik edemez oldu Ellerine kavuşan kimi kez nasırlaşmış kimi kez kabuk tutmuş kimi sefer epeyce kirli kimi sefer de zayıflıktan bir ölünün ellerini andıran ellere dokundukça âdeta ruhunu ve vicdanını arındırdı Yardım etmek üzere gittiği kapıları artık yardım dilenmek için çaldığı hissiyle akşama kadar kapı kapı dolaştı yardım dağıttı yardım aldı umut verdi umut dilendi bir ışık saçtı bir ışık yakaladı s 315 Bir gün ölüp Tanrının ve ailemin huzuruna çıktığımda Tanrı Kulum yanıma ne ile geldin ve ailem Bize ne hediye getirdin diye sorarlarsa her ikisine de Nijer de babası genç yaşta vefat etmiş küçücük bir kız çocuğunun bir bayram gününde hüzünle dolu yüzünün ona verdiğim basit bir hediye karşılığında bana bağışladığı tebessümü getirdim diyeceğim s 405

çev. Zeynep Alanç
Yazarlık demek ilk insandan son insana kadar bütün bir insanlığın yaşamını o yaşamın içindeki tüm faaliyetlerini ve o faaliyetlerinden kaynaklanan ne varsa mutluluktan kedere aşktan terk edilmişliğe kavuşmaktan hasrete barıştan kavgaya terakkiden tedenniye kadar bütün serüvenlerini tek başına kaydetme ve muhafaza etmeye talip olmak demektir Bu açıdan yazar tek başına talip olduğu bu meslekten dolayı sonsuza dek Tanrıdan sonra bütün bir varlığın tek şahidi ve tek varisidir Alexandra ya aşık olmuştu hem de ilk bakışta Gördüğü o billur gibi gözleri sürekli hayal ediyor o masmavi derin bakışlara farklı anlamlar yüklüyordu Genç kızın da kendisiyle aynı duyguları paylaştığına hükmettiği o anlarda bir yaz yağmuruna ve ardından gelen şiddetli bir sele kapılıp o selin coşkusuyla okyanuslara sürükleneceğini ve kopacak fırtınaların etkisiyle oluşan azgın dalgalarla en güvenli limanlarının yıkılacağını nereden bilebilirdi s 36 37 Haftalar sonra arada bir evin balkonuna çıkıp gözlerini uzaklara dikmek ve kızının o melekleri kıskandıran masumlardan masum ipeklerden daha latif çiçeklerden daha narin bellediği yüzünü gözlerini ve gülümseyişini düşünmek düşünmek düşünmek ve acı çekmekten başka yapabildiği hiçbir şey yoktu s 245 246 Sonunda öyle bir an geldi ki uzatılan ellerin mi ona ihtiyacı vardı yoksa kendisinin mi o ellere tefrik edemez oldu Ellerine kavuşan kimi kez nasırlaşmış kimi kez kabuk tutmuş kimi sefer epeyce kirli kimi sefer de zayıflıktan bir ölünün ellerini andıran ellere dokundukça adeta ruhunu ve vicdanını arındırdı Yardım etmek üzere gittiği kapıları artık yardım dilenmek için çaldığı hissiyle akşama kadar kapı kapı dolaştı yardım dağıttı yardım aldı umut verdi umut dilendi bir ışık saçtı bir ışık yakaladı s 315 Bir gün ölüp Tanrının ve ailemin huzuruna çıktığımda Tanrı Kulum yanıma ne ile geldin ve ailem Bize ne hediye getirdin diye sorarlarsa her ikisine de Nijer de babası genç yaşta vefat etmiş küçücük bir kız çocuğunun bir bayram gününde hüzünle dolu yüzünün ona verdiğim basit bir hediye karşılığında bana bağışladığı tebessümü getirdim diyeceğim s 405 Yazar Halit Şirkan Hatay Sayfa Sayısı 567 Çeviri Zeynep Alanç Ebat 14X21 Basım Dili Türkçe Basım Tarihi Şubat 2016 Kağıt Cinsi 2 hamur Kredi Kartı Tek Çekim 67 00

YEDİVEREN YAYINLARI
Yazarlık demek ilk insandan son insana kadar bütün bir insanlığın yaşamını o yaşamın içindeki tüm faaliyetlerini ve o faaliyetlerinden kaynaklanan ne varsa mutluluktan kedere aşktan terk edilmişliğe kavuşmaktan hasrete barıştan kavgaya terakkiden tedenniye kadar bütün serüvenlerini tek başına kaydetme ve muhafaza etmeye talip olmak demektir Bu açıdan yazar tek başına talip olduğu bu meslekten dolayı sonsuza dek Tanrıdan sonra bütün bir varlığın tek şahidi ve tek varisidir Alexandra ya âşık olmuştu hem de ilk bakışta Gördüğü o billur gibi gözleri sürekli hayal ediyor o masmavi derin bakışlara farklı anlamlar yüklüyordu Genç kızın da kendisiyle aynı duyguları paylaştığına hükmettiği o anlarda bir yaz yağmuruna ve ardından gelen şiddetli bir sele kapılıp o selin coşkusuyla okyanuslara sürükleneceğini ve kopacak fırtınaların etkisiyle oluşan azgın dalgalarla en güvenli limanlarının yıkılacağını nereden bilebilirdi s 36 37 Haftalar sonra arada bir evin balkonuna çıkıp gözlerini uzaklara dikmek ve kızının o melekleri kıskandıran masumlardan masum ipeklerden daha latif çiçeklerden daha narin bellediği yüzünü gözlerini ve gülümseyişini düşünmek düşünmek düşünmek ve acı çekmekten başka yapabildiği hiçbir şey yoktu s 245 246 Sonunda öyle bir an geldi ki uzatılan ellerin mi ona ihtiyacı vardı yoksa kendisinin mi o ellere tefrik edemez oldu Ellerine kavuşan kimi kez nasırlaşmış kimi kez kabuk tutmuş kimi sefer epeyce kirli kimi sefer de zayıflıktan bir ölünün ellerini andıran ellere dokundukça âdeta ruhunu ve vicdanını arındırdı Yardım etmek üzere gittiği kapıları artık yardım dilenmek için çaldığı hissiyle akşama kadar kapı kapı dolaştı yardım dağıttı yardım aldı umut verdi umut dilendi bir ışık saçtı bir ışık yakaladı s 315 Bir gün ölüp Tanrının ve ailemin huzuruna çıktığımda Tanrı Kulum yanıma ne ile geldin ve ailem Bize ne hediye getirdin diye sorarlarsa her ikisine de Nijer de babası genç yaşta vefat etmiş küçücük bir kız çocuğunun bir bayram gününde hüzünle dolu yüzünün ona verdiğim basit bir hediye karşılığında bana bağışladığı tebessümü getirdim diyeceğim s 405