MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Ah Şu Ömrümüz Öykü — Fikri Özçelikçi

Ah Şu Ömrümüz Öykü
99,40
DenemeÖyküROMAN ÖYKÜ

Ah Şu Ömrümüz Öykü

Fikri Özçelikçi

Ebabil Yayıncılık

2021132 sf.
Şehadet KitapEn ucuz

Ah Şu Ömrümüz Öykü

Fikri Özçelikçi

Baba ahh cümlesi çünkü babası uzakta olduğu sürece yarası daha az kanıyordu çünkü bu yarayı açan üzerine tuz basarak dağlamaya çalıştığı bu yarayı durmadan kanatan da yine oydu Çocukluk çağlarında evlerinde her şey bazen yeşil gibi sakin bazen de kırmızı gibi yakıcıydı ama her şey çok güzeldi sonuçta bahar geldiğinde bahçeye çıkıp oyuncaklarıyla oynar dalları önce çiçeklensin sonra da çiçekler meyveye dursun diye gözünü erik ağacına diker minicik meyveye dönüşen erikler olgunlaşsın diye bekler ve erikler yenecek kıvama geldiğinde de yanına bir tuzluk alarak erik ağacının göklere uzanan dallarına tırmanırdı Kaygan zemini üzerinde tuz durmayan erikten önce küçük bir ısırık alır sonra ısırdığı yere tuz basardı Sanki yarasına tuz basardı Zaman erik ağacının yeşiliydi o zaman Fikri Özçelikçi okuyunca şaşkınlık yaşamayacağımız öyküler yazıyor Kurgusu sağlam bir örüntü etrafında ufku genişleyen imgelere yaslanmasını bilen sahici öyküler Yazarın sıradan hayatlara dokunuşları var öykülerinde Kitapta öne çıkan imrenilesi bir şey var ki o da şu yazar öyküsünü bir yandan gözleme dayandırıyor bunu yaparken tedaiye açık hatta davetkâr cümleler kullanarak ama bir yandan da arka planında sürgit daha bir kül rengi daha bungun bir çevrimiçi yaşamın da ipuçlarını vererek bilinç akışı öyküsüne yakınlaşmaktan da kendini alamıyor Görünen yani şahit olunanlar ile kendine özgü imajiner dünya arasındaki dengeyi kurabilen yazar öyküleri sonlandığında mutlaka okuyucunun da yazabileceği bir alan bırakarak başarıyor bunu Selim Erdoğan

Kitap Sepeti
109,20

Ebabil Yayınları

2021132 sf.
Ciltsiz
Kitap Sepeti

Baba ahh cümlesi çünkü babası uzakta olduğu sürece yarası daha az kanıyordu çünkü bu yarayı açan üzerine tuz basarak dağlamaya çalıştığı bu yarayı durmadan kanatan da yine oydu Çocukluk çağlarında evlerinde her şey bazen yeşil gibi sakin bazen de kırmızı gibi yakıcıydı ama her şey çok güzeldi sonuçta bahar geldiğinde bahçeye çıkıp oyuncaklarıyla oynar dalları önce çiçeklensin sonra da çiçekler meyveye dursun diye gözünü erik ağacına diker minicik meyveye dönüşen erikler olgunlaşsın diye bekler ve erikler yenecek kıvama geldiğinde de yanına bir tuzluk alarak erik ağacının göklere uzanan dallarına tırmanırdı Kaygan zemini üzerinde tuz durmayan erikten önce küçük bir ısırık alır sonra ısırdığı yere tuz basardı Sanki yarasına tuz basardı Zaman erik ağacının yeşiliydi o zaman Fikri Özçelikçi okuyunca şaşkınlık yaşamayacağımız öyküler yazıyor Kurgusu sağlam bir örüntü etrafında ufku genişleyen imgelere yaslanmasını bilen sahici öyküler Yazarın sıradan hayatlara dokunuşları var öykülerinde Kitapta öne çıkan imrenilesi bir şey var ki o da şu yazar öyküsünü bir yandan gözleme dayandırıyor bunu yaparken tedaiye açık hatta davetkâr cümleler kullanarak ama bir yandan da arka planında sürgit daha bir kül rengi daha bungun bir çevrimiçi yaşamın da ipuçlarını vererek bilinç akışı öyküsüne yakınlaşmaktan da kendini alamıyor Görünen yani şahit olunanlar ile kendine özgü imajiner dünya arasındaki dengeyi kurabilen yazar öyküleri sonlandığında mutlaka okuyucunun da yazabileceği bir alan bırakarak başarıyor bunu Selim Erdoğan

Pelikan Kitabevi
112,00

Ebabil Yayıncılık

132 sf.
Karton Kapak13.50 x 21.50 cmTürkçe
Pelikan Kitabevi

Baba ahh cümlesi çünkü babası uzakta olduğu sürece yarası daha az kanıyordu çünkü bu yarayı açan üzerine tuz basarak dağlamaya çalıştığı bu yarayı durmadan kanatan da yine oydu Çocukluk çağlarında evlerinde her şey bazen yeşil gibi sakin bazen de kırmızı gibi yakıcıydı ama her şey çok güzeldi sonuçta bahar geldiğinde bahçeye çıkıp oyuncaklarıyla oynar dalları önce çiçeklensin sonra da çiçekler meyveye dursun diye gözünü erik ağacına diker minicik meyveye dönüşen erikler olgunlaşsın diye bekler ve erikler yenecek kıvama geldiğinde de yanına bir tuzluk alarak erik ağacının göklere uzanan dallarına tırmanırdı Kaygan zemini üzerinde tuz durmayan erikten önce küçük bir ısırık alır sonra ısırdığı yere tuz basardı Sanki yarasına tuz basardı Zaman erik ağacının yeşiliydi o zaman Fikri Özçelikçi okuyunca şaşkınlık yaşamayacağımız öyküler yazıyor Kurgusu sağlam bir örüntü etrafında ufku genişleyen imgelere yaslanmasını bilen sahici öyküler Yazarın sıradan hayatlara dokunuşları var öykülerinde Kitapta öne çıkan imrenilesi bir şey var ki o da şu yazar öyküsünü bir yandan gözleme dayandırıyor bunu yaparken tedaiye açık hatta davetkâr cümleler kullanarak ama bir yandan da arka planında sürgit daha bir kül rengi daha bungun bir çevrimiçi yaşamın da ipuçlarını vererek bilinç akışı öyküsüne yakınlaşmaktan da kendini alamıyor Görünen yani şahit olunanlar ile kendine özgü imajiner dünya arasındaki dengeyi kurabilen yazar öyküleri sonlandığında mutlaka okuyucunun da yazabileceği bir alan bırakarak başarıyor bunu Selim Erdoğan

Kitap Yurdu
112,00

EBABİL YAYINCILIK

29.06.2021132 sf.
Karton Kapak13.5 x 21.5 cmKitap KağıdıTÜRKÇE
Kitap Yurdu

Baba ahh cümlesi çünkü babası uzakta olduğu sürece yarası daha az kanıyordu çünkü bu yarayı açan üzerine tuz basarak dağlamaya çalıştığı bu yarayı durmadan kanatan da yine oydu Çocukluk çağlarında evlerinde her şey bazen yeşil gibi sakin bazen de kırmızı gibi yakıcıydı ama her şey çok güzeldi sonuçta bahar geldiğinde bahçeye çıkıp oyuncaklarıyla oynar dalları önce çiçeklensin sonra da çiçekler meyveye dursun diye gözünü erik ağacına diker minicik meyveye dönüşen erikler olgunlaşsın diye bekler ve erikler yenecek kıvama geldiğinde de yanına bir tuzluk alarak erik ağacının göklere uzanan dallarına tırmanırdı Kaygan zemini üzerinde tuz durmayan erikten önce küçük bir ısırık alır sonra ısırdığı yere tuz basardı Sanki yarasına tuz basardı Zaman erik ağacının yeşiliydi o zaman Fikri Özçelikçi okuyunca şaşkınlık yaşamayacağımız öyküler yazıyor Kurgusu sağlam bir örüntü etrafında ufku genişleyen imgelere yaslanmasını bilen sahici öyküler Yazarın sıradan hayatlara dokunuşları var öykülerinde Kitapta öne çıkan imrenilesi bir şey var ki o da şu yazar öyküsünü bir yandan gözleme dayandırıyor bunu yaparken tedaiye açık hatta davetkâr cümleler kullanarak ama bir yandan da arka planında sürgit daha bir kül rengi daha bungun bir çevrimiçi yaşamın da ipuçlarını vererek bilinç akışı öyküsüne yakınlaşmaktan da kendini alamıyor Görünen yani şahit olunanlar ile kendine özgü imajiner dünya arasındaki dengeyi kurabilen yazar öyküleri sonlandığında mutlaka okuyucunun da yazabileceği bir alan bırakarak başarıyor bunu Selim Erdoğan

Nobel Kitap
121,80

Ebabil Yayınları

2021132 sf.
13,5x21,5
Nobel Kitap

Baba ahh cümlesi çünkü babası uzakta olduğu sürece yarası daha az kanıyordu çünkü bu yarayı açan üzerine tuz basarak dağlamaya çalıştığı bu yarayı durmadan kanatan da yine oydu Çocukluk çağlarında evlerinde her şey bazen yeşil gibi sakin bazen de kırmızı gibi yakıcıydı ama her şey çok güzeldi sonuçta bahar geldiğinde bahçeye çıkıp oyuncaklarıyla oynar dalları önce çiçeklensin sonra da çiçekler meyveye dursun diye gözünü erik ağacına diker minicik meyveye dönüşen erikler olgunlaşsın diye bekler ve erikler yenecek kıvama geldiğinde de yanına bir tuzluk alarak erik ağacının göklere uzanan dallarına tırmanırdı Kaygan zemini üzerinde tuz durmayan erikten önce küçük bir ısırık alır sonra ısırdığı yere tuz basardı Sanki yarasına tuz basardı Zaman erik ağacının yeşiliydi o zaman Fikri Özçelikçi okuyunca şaşkınlık yaşamayacağımız öyküler yazıyor Kurgusu sağlam bir örüntü etrafında ufku genişleyen imgelere yaslanmasını bilen sahici öyküler Yazarın sıradan hayatlara dokunuşları var öykülerinde Kitapta öne çıkan imrenilesi bir şey var ki o da şu yazar öyküsünü bir yandan gözleme dayandırıyor bunu yaparken tedaiye açık hatta davetkâr cümleler kullanarak ama bir yandan da arka planında sürgit daha bir kül rengi daha bungun bir çevrimiçi yaşamın da ipuçlarını vererek bilinç akışı öyküsüne yakınlaşmaktan da kendini alamıyor Görünen yani şahit olunanlar ile kendine özgü imajiner dünya arasındaki dengeyi kurabilen yazar öyküleri sonlandığında mutlaka okuyucunun da yazabileceği bir alan bırakarak başarıyor bunu Selim Erdoğan

Benli Kitap
126,00

Ebabil Yayıncılık

2021-05-011. baskı132 sf.
Karton135-215-0Kitap KağıdıTürkçe
Benli Kitap

Baba ahh cümlesi çünkü babası uzakta olduğu sürece yarası daha az kanıyordu çünkü bu yarayı açan üzerine tuz basarak dağlamaya çalıştığı bu yarayı durmadan kanatan da yine oydu Çocukluk çağlarında evlerinde her şey bazen yeşil gibi sakin bazen de kırmızı gibi yakıcıydı ama her şey çok güzeldi sonuçta bahar geldiğinde bahçeye çıkıp oyuncaklarıyla oynar dalları önce çiçeklensin sonra da çiçekler meyveye dursun diye gözünü erik ağacına diker minicik meyveye dönüşen erikler olgunlaşsın diye bekler ve erikler yenecek kıvama geldiğinde de yanına bir tuzluk alarak erik ağacının göklere uzanan dallarına tırmanırdı Kaygan zemini üzerinde tuz durmayan erikten önce küçük bir ısırık alır sonra ısırdığı yere tuz basardı Sanki yarasına tuz basardı Zaman erik ağacının yeşiliydi o zaman Fikri Özçelikçi okuyunca şaşkınlık yaşamayacağımız öyküler yazıyor Kurgusu sağlam bir örüntü etrafında ufku genişleyen imgelere yaslanmasını bilen sahici öyküler Yazarın sıradan hayatlara dokunuşları var öykülerinde Kitapta öne çıkan imrenilesi bir şey var ki o da şu yazar öyküsünü bir yandan gözleme dayandırıyor bunu yaparken tedaiye açık hatta davetkâr cümleler kullanarak ama bir yandan da arka planında sürgit daha bir kül rengi daha bungun bir çevrimiçi yaşamın da ipuçlarını vererek bilinç akışı öyküsüne yakınlaşmaktan da kendini alamıyor Görünen yani şahit olunanlar ile kendine özgü imajiner dünya arasındaki dengeyi kurabilen yazar öyküleri sonlandığında mutlaka okuyucunun da yazabileceği bir alan bırakarak başarıyor bunu Selim Erdoğan

Pandora

Ebabil

2021132 sf.
Pandora

Baba ahh cümlesi çünkü babası uzakta olduğu sürece yarası daha az kanıyordu çünkü bu yarayı açan üzerine tuz basarak dağlamaya çalıştığı bu yarayı durmadan kanatan da yine oydu Çocukluk çağlarında evlerinde her şey bazen yeşil gibi sakin bazen de kırmızı gibi yakıcıydı ama her şey çok güzeldi sonuçta bahar geldiğinde bahçeye çıkıp oyuncaklarıyla oynar dalları önce çiçeklensin sonra da çiçekler meyveye dursun diye gözünü erik ağacına diker minicik meyveye dönüşen erikler olgunlaşsın diye bekler ve erikler yenecek kıvama geldiğinde de yanına bir tuzluk alarak erik ağacının göklere uzanan dallarına tırmanırdı Kaygan zemini üzerinde tuz durmayan erikten önce küçük bir ısırık alır sonra ısırdığı yere tuz basardı Sanki yarasına tuz basardı Zaman erik ağacının yeşiliydi o zaman Fikri Özçelikçi okuyunca şaşkınlık yaşamayacağımız öyküler yazıyor Kurgusu sağlam bir örüntü etrafında ufku genişleyen imgelere yaslanmasını bilen sahici öyküler Yazarın sıradan hayatlara dokunuşları var öykülerinde Kitapta öne çıkan imrenilesi bir şey var ki o da şu yazar öyküsünü bir yandan gözleme dayandırıyor bunu yaparken tedaiye açık hatta davetkâr cümleler kullanarak ama bir yandan da arka planında sürgit daha bir kül rengi daha bungun bir çevrimiçi yaşamın da ipuçlarını vererek bilinç akışı öyküsüne yakınlaşmaktan da kendini alamıyor Görünen yani şahit olunanlar ile kendine özgü imajiner dünya arasındaki dengeyi kurabilen yazar öyküleri sonlandığında mutlaka okuyucunun da yazabileceği bir alan bırakarak başarıyor bunu Selim Erdoğan