MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Ahiska da Söylenen Hikaye ve Masallar — Mircevat Ahiskali

Ahiska da Söylenen Hikaye ve Masallar
149,63
MasallarHikaye ÖyküHikaye Yerli

Ahiska da Söylenen Hikaye ve Masallar

Mircevat Ahiskali

EMİN YAYINLARI

03.12.2008224 sf.
Karton Kapak13.5 x 21 cmKitap KağıdıTÜRKÇE
Kitap YurduEn ucuz

Ahiska da Söylenen Hikaye ve Masallar

Mircevat Ahiskali

Bir gün sohbet arasında Benden sakladığın bir şey mi var dedim Hayır dedi kısa ve net Ama senin bir derdin var dedim Evet var dedi Yaşım kırk sekiz olmasına rağmen altmış üç yıllık derdim var Tabi aynı dertten muzdarip olduğum için derdinin ne olduğunu anlamıştım Ahıskalıların ortak derdi sürgün gurbet en önemlisi vatan hasreti ve ya vatansızlık Boşuna dememişler acıyı çeken bilir Kendimi bildim bileli Vatan hasretliyle yanıp tutuştuk Her mecliste düğünde yasta Ahıska hatıraları anlatılır ve sonunda mutlaka Vatana kavuşulacak günün çok yakın olduğu konuşulurdu İşte elinizdeki kitapta altmış üç yıl boyunca yaşanmış gerçek hikâyeleri bulacaksınız

Benli Kitap
168,00

Emin Yayınları

2008-12-011. baskı224 sf.
Karton140-210-02.HamurTürkçe
Benli Kitap

Bir gün sohbet arasında Benden sakladığın bir şey mi var dedim Hayır dedi kısa ve net Ama senin bir derdin var dedim Evet var dedi Yaşım kırk sekiz olmasına rağmen altmış üç yıllık derdim var Tabi aynı dertten muzdarip olduğum için derdinin ne olduğunu anlamıştım Ahıskalıların ortak derdi sürgün gurbet en önemlisi vatan hasreti ve ya vatansızlık Boşuna dememişler acıyı çeken bilir Kendimi bildim bileli Vatan hasretliyle yanıp tutuştuk Her mecliste düğünde yasta Ahıska hatıraları anlatılır ve sonunda mutlaka Vatana kavuşulacak günün çok yakın olduğu konuşulurdu İşte elinizdeki kitapta altmış üç yıl boyunca yaşanmış gerçek hikâyeleri bulacaksınız

Teklif Kitap
199,50

Emin Yayınları

2008-12-011. baskı224 sf.
Karton140-210-02.HamurTürkçe
Teklif Kitap

Bir gün sohbet arasında Benden sakladığın bir şey mi var dedim Hayır dedi kısa ve net Ama senin bir derdin var dedim Evet var dedi Yaşım kırk sekiz olmasına rağmen altmış üç yıllık derdim var Tabi aynı dertten muzdarip olduğum için derdinin ne olduğunu anlamıştım Ahıskalıların ortak derdi sürgün gurbet en önemlisi vatan hasreti ve ya vatansızlık Boşuna dememişler acıyı çeken bilir Kendimi bildim bileli Vatan hasretliyle yanıp tutuştuk Her mecliste düğünde yasta Ahıska hatıraları anlatılır ve sonunda mutlaka Vatana kavuşulacak günün çok yakın olduğu konuşulurdu İşte elinizdeki kitapta altmış üç yıl boyunca yaşanmış gerçek hikâyeleri bulacaksınız

Şehadet Kitap
234,24

Emin Yayınları

2012360 sf.
Şehadet Kitap

Evvel zaman içinde kalbur saman içinde dedikleri bir günde memleketin birinde insanın kıt olduğu bir yerde develer tellâl iken pireler berber iken ben evimizin ortacığına oturmuş bir anamın bir de babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken anam kaptı maşayı babam kaptı dolmayı Baktım maşa yakacak dolma da saçmalayacak korktum kaçtım Kaçtım kaçmasına ya bir de baktım ki ancak bir arpa boyu yol gitmişim İşte o zaman önüme üç dükkân çıktı Birinin çatısı birinin kapısı birinin de duvarı yok Hiç durmadım çatısı olmayan dükkâna girdim Duvarda asılı üç tüfek gördüm Birinin mermisi yok biri kırık biri sağlam Hemen mermisi olmayanını aldım dışarı çıktım Az gittim uz gittim Yol üstünde üç tavşan gördüm Birinin canı yok birinin bacağı kırık birinin canı var Son ikisine kıyamadım gittim ölü tavşanı vurdum Onu aldım heybeme koydum Hiç durmadım az gittim uz gittim Yol üstünde üç dere gördüm Birinin suyu yok birisi kupkuru biri de yamyaş Suyu olmayanında tavşanı yüzdüm ayıkladım temizledim bir güzelce de yıkadım Orada durmadım gittim Yol üstünde önüme üç tencere geldi Birinin dibi yok birinin dibi delik biri de eh şöyle böyle sağlam Dibi olmayan tencerede tavşanımı pişirdim Tabak sıyırmacasına yedim Karnım doydu doymasına ama gözüm aç Dipsiz tencereye yeniden büyük bir iştahla saldırdım ama dudaklarımda hâlâ bir lokmacığın izi yok Orada da durmadım Az gittim uz gittim Dere tepe düz gittim Yol üstünde üç adam gördüm Biri görür ama topal Biri görmez ama sağlam Birinde ise ne göz kalmış ne ayak

Benli Kitap
307,20

Emin Yayınları

2012-12-251. baskı360 sf.
Karton135-215-02.HamurTürkçe
Benli Kitap

Evvel zaman içinde kalbur saman içinde dedikleri bir günde memleketin birinde insanın kıt olduğu bir yerde develer tellâl iken pireler berber iken ben evimizin ortacığına oturmuş bir anamın bir de babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken anam kaptı maşayı babam kaptı dolmayı Baktım maşa yakacak dolma da saçmalayacak korktum kaçtım Kaçtım kaçmasına ya bir de baktım ki ancak bir arpa boyu yol gitmişim İşte o zaman önüme üç dükkân çıktı Birinin çatısı birinin kapısı birinin de duvarı yok Hiç durmadım çatısı olmayan dükkâna girdim Duvarda asılı üç tüfek gördüm Birinin mermisi yok biri kırık biri sağlam Hemen mermisi olmayanını aldım dışarı çıktım Az gittim uz gittim Yol üstünde üç tavşan gördüm Birinin canı yok birinin bacağı kırık birinin canı var Son ikisine kıyamadım gittim ölü tavşanı vurdum Onu aldım heybeme koydum Hiç durmadım az gittim uz gittim Yol üstünde üç dere gördüm Birinin suyu yok birisi kupkuru biri de yamyaş Suyu olmayanında tavşanı yüzdüm ayıkladım temizledim bir güzelce de yıkadım Orada durmadım gittim Yol üstünde önüme üç tencere geldi Birinin dibi yok birinin dibi delik biri de eh şöyle böyle sağlam Dibi olmayan tencerede tavşanımı pişirdim Tabak sıyırmacasına yedim Karnım doydu doymasına ama gözüm aç Dipsiz tencereye yeniden büyük bir iştahla saldırdım ama dudaklarımda hâlâ bir lokmacığın izi yok Orada da durmadım Az gittim uz gittim Dere tepe düz gittim Yol üstünde üç adam gördüm Biri görür ama topal Biri görmez ama sağlam Birinde ise ne göz kalmış ne ayak

Teklif Kitap
364,80

Emin Yayınları

2012-12-251. baskı360 sf.
Karton135-215-02.HamurTürkçe
Teklif Kitap

Evvel zaman içinde kalbur saman içinde dedikleri bir günde memleketin birinde insanın kıt olduğu bir yerde develer tellâl iken pireler berber iken ben evimizin ortacığına oturmuş bir anamın bir de babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken anam kaptı maşayı babam kaptı dolmayı Baktım maşa yakacak dolma da saçmalayacak korktum kaçtım Kaçtım kaçmasına ya bir de baktım ki ancak bir arpa boyu yol gitmişim İşte o zaman önüme üç dükkân çıktı Birinin çatısı birinin kapısı birinin de duvarı yok Hiç durmadım çatısı olmayan dükkâna girdim Duvarda asılı üç tüfek gördüm Birinin mermisi yok biri kırık biri sağlam Hemen mermisi olmayanını aldım dışarı çıktım Az gittim uz gittim Yol üstünde üç tavşan gördüm Birinin canı yok birinin bacağı kırık birinin canı var Son ikisine kıyamadım gittim ölü tavşanı vurdum Onu aldım heybeme koydum Hiç durmadım az gittim uz gittim Yol üstünde üç dere gördüm Birinin suyu yok birisi kupkuru biri de yamyaş Suyu olmayanında tavşanı yüzdüm ayıkladım temizledim bir güzelce de yıkadım Orada durmadım gittim Yol üstünde önüme üç tencere geldi Birinin dibi yok birinin dibi delik biri de eh şöyle böyle sağlam Dibi olmayan tencerede tavşanımı pişirdim Tabak sıyırmacasına yedim Karnım doydu doymasına ama gözüm aç Dipsiz tencereye yeniden büyük bir iştahla saldırdım ama dudaklarımda hâlâ bir lokmacığın izi yok Orada da durmadım Az gittim uz gittim Dere tepe düz gittim Yol üstünde üç adam gördüm Biri görür ama topal Biri görmez ama sağlam Birinde ise ne göz kalmış ne ayak