MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Ahlak ve Karakter — Arthur Schopenhauer

Ahlak ve Karakter
165,00
EtikDiğerAraştırma İnceleme

Ahlak ve Karakter

Arthur Schopenhauer

Say Yayınları

2023248 sf.
Şehadet KitapEn ucuz

Ahlak ve Karakter

Arthur Schopenhauer

Stoa mektebi nasıl yaşamalıyız sorusunun cevabını Grek sofia mirasını komşu bilgelik geleneklerinden artakalanlar ile harmanlayarak dünyevi şeylerin cereyanına uygun bir vukufla yaşamalıyız diye hülasa etti Zira insan ne zaman serinkanlılığını şu veya bu şekilde kaybetse bir talihsizlikle yere serilse veya öfkesine yenik düşse yahut umutsuzluğa kapılsa bu suretle umduğundan farklı şeylerle karşılaştığını göstermiş olur Bu da onun beklentilerinin yanlış olduğunu hayat ve dünya ile yeteri kadar ünsiyetinin bulunmadığını gösterir O nasıl ki canlı tabiat gerek çatışan niyet ve maksatlarla gerekse kötülük yahut garazkârlıkla aynı şeyi yapıyorsa cansız tabiatın da her adımda tesadüf ile kişinin iradesini hedefinden saptırdığının gafilidir Dolayısıyla o hayatın bu bariz vasfının umumi bir malumatına erişmek için ya aklını kullanmamış veya umumi manada bildiğini münferit olanda tanıyamadığına ya da bu yüzden onun karşısında şaşırıp serinkanlılığını kaybettiğine göre muhakeme gücü ile en azından yaşadığı hayatın talep ettiği düzeyde kendisini teçhiz edememiş demektir Fakat Greklerin ethosu nasıl yaşamalıyız sorusunun çok daha derinlerden ele alınması lüzumuna işaret eder Öyle ki hal ve tavrından hareketle bir kimse için ethik tabirini kullandığımızda bu ister onun barınma tarzı ister bir itiyat üzere oluşuyla tabir edilsin ethosuna has manasıyla en derin özüyle yakalanmış ve onunla irtibatlandırılmış oluyordu O irtibatın açtığı aralıktan soruyorduk Bir insanın karakteri ile kaderi yani onun şu hayatta tutup yürüdüğü yol arasında tam bir farklılık var mıdır Yoksa ilke olarak alındığı takdirde herkesin kaderi karakteri ile uyum içerisinde midir Yoksa son olarak bir oyunun yazarına benzetilebilecek tasavvur edilmesi mümkün olmayan gizli bir zorunluluk aslında bu ikisini her zaman birbirine uygun şekilde bir araya getirir mi

Kitap Ambarı
170,00

Say Yayınları

2023
İnce Kapak
Kitap Ambarı

Stoa mektebi nasıl yaşamalıyız sorusunun cevabını Grek sofia mirasını komşu bilgelik geleneklerinden artakalanlar ile harmanlayarak dünyevi şeylerin cereyanına uygun bir vukufla yaşamalıyız diye hülasa etti Zira insan ne zaman serinkanlılığını şu veya bu şekilde kaybetse bir talihsizlikle yere serilse veya öfkesine yenik düşse yahut umutsuzluğa kapılsa bu suretle umduğundan farklı şeylerle karşılaştığını göstermiş olur Bu da onun beklentilerinin yanlış olduğunu hayat ve dünya ile yeteri kadar ünsiyetinin bulunmadığını gösterir O nasıl ki canlı tabiat gerek çatışan niyet ve maksatlarla gerekse kötülük yahut garazkârlıkla aynı şeyi yapıyorsa cansız tabiatın da her adımda tesadüf ile kişinin iradesini hedefinden saptırdığının gafilidir Dolayısıyla o hayatın bu bariz vasfının umumi bir malumatına erişmek için ya aklını kullanmamış veya umumi manada bildiğini münferit olanda tanıyamadığına ya da bu yüzden onun karşısında şaşırıp serinkanlılığını kaybettiğine göre muhakeme gücü ile en azından yaşadığı hayatın talep ettiği düzeyde kendisini teçhiz edememiş demektir Fakat Greklerin ethosu nasıl yaşamalıyız sorusunun çok daha derinlerden ele alınması lüzumuna işaret eder Öyle ki hal ve tavrından hareketle bir kimse için ethik tabirini kullandığımızda bu ister onun barınma tarzı ister bir itiyat üzere oluşuyla tabir edilsin ethosuna has manasıyla en derin özüyle yakalanmış ve onunla irtibatlandırılmış oluyordu O irtibatın açtığı aralıktan soruyorduk Bir insanın karakteri ile kaderi yani onun şu hayatta tutup yürüdüğü yol arasında tam bir farklılık var mıdır Yoksa ilke olarak alındığı takdirde herkesin kaderi karakteri ile uyum içerisinde midir Yoksa son olarak bir oyunun yazarına benzetilebilecek tasavvur edilmesi mümkün olmayan gizli bir zorunluluk aslında bu ikisini her zaman birbirine uygun şekilde bir araya getirir mi Tanıtım Bülteninden

D&R
174,75

Say Yayınları

20231. baskı
2. HamurTürkçe
D&R

Stoa mektebi nasıl yaşamalıyız sorusunun cevabını Grek sofia mirasını komşu bilgelik geleneklerinden artakalanlar ile harmanlayarak dünyevi şeylerin cereyanına uygun bir vukufla yaşamalıyız diye hülasa etti Zira insan ne zaman serinkanlılığını şu veya bu şekilde kaybetse bir talihsizlikle yere serilse veya öfkesine yenik düşse yahut umutsuzluğa kapılsa bu suretle umduğundan farklı şeylerle karşılaştığını göstermiş olur Bu da onun beklentilerinin yanlış olduğunu hayat ve dünya ile yeteri kadar ünsiyetinin bulunmadığını gösterir O nasıl ki canlı tabiat gerek çatışan niyet ve maksatlarla gerekse kötülük yahut garazkârlıkla aynı şeyi yapıyorsa cansız tabiatın da her adımda tesadüf ile kişinin iradesini hedefinden saptırdığının gafilidir Dolayısıyla o hayatın bu bariz vasfının umumi bir malumatına erişmek için ya aklını kullanmamış veya umumi manada bildiğini münferit olanda tanıyamadığına ya da bu yüzden onun karşısında şaşırıp serinkanlılığını kaybettiğine göre muhakeme gücü ile en azından yaşadığı hayatın talep ettiği düzeyde kendisini teçhiz edememiş demektir Fakat Greklerin ethosu nasıl yaşamalıyız sorusunun çok daha derinlerden ele alınması lüzumuna işaret eder Öyle ki hal ve tavrından hareketle bir kimse için ethik tabirini kullandığımızda bu ister onun barınma tarzı ister bir itiyat üzere oluşuyla tabir edilsin ethosuna has manasıyla en derin özüyle yakalanmış ve onunla irtibatlandırılmış oluyordu O irtibatın açtığı aralıktan soruyorduk Bir insanın karakteri ile kaderi yani onun şu hayatta tutup yürüdüğü yol arasında tam bir farklılık var mıdır Yoksa ilke olarak alındığı takdirde herkesin kaderi karakteri ile uyum içerisinde midir Yoksa son olarak bir oyunun yazarına benzetilebilecek tasavvur edilmesi mümkün olmayan gizli bir zorunluluk aslında bu ikisini her zaman birbirine uygun şekilde bir araya getirir mi Tanıtım Bülteninden

Say Yayınları
175,00

Say Yayınları

248 sf.
Say Yayınları

AHLAK VE KARAKTER Stoa mektebi nasıl yaşamalıyız sorusunun cevabını Grek sofia mirasını komşu bilgelik geleneklerinden artakalanlar ile harmanlayarak dünyevi şeylerin cereyanına uygun bir vukufla yaşamalıyız diye hülasa etti Zira insan ne zaman serinkanlılığını şu veya bu şekilde kaybetse bir talihsizlikle yere serilse veya öfkesine yenik düşse yahut umutsuzluğa kapılsa bu suretle umduğundan farklı şeylerle karşılaştığını göstermiş olur Bu da onun beklentilerinin yanlış olduğunu hayat ve dünya ile yeteri kadar ünsiyetinin bulunmadığını gösterir O nasıl ki canlı tabiat gerek çatışan niyet ve maksatlarla gerekse kötülük yahut garazkârlıkla aynı şeyi yapıyorsa cansız tabiatın da her adımda tesadüf ile kişinin iradesini hedefinden saptırdığının gafilidir Dolayısıyla o hayatın bu bariz vasfının umumi bir malumatına erişmek için ya aklını kullanmamış veya umumi manada bildiğini münferit olanda tanıyamadığına ya da bu yüzden onun karşısında şaşırıp serinkanlılığını kaybettiğine göre muhakeme gücü ile en azından yaşadığı hayatın talep ettiği düzeyde kendisini teçhiz edememiş demektir Fakat Greklerin ethosu nasıl yaşamalıyız sorusunun çok daha derinlerden ele alınması lüzumuna işaret eder Öyle ki hal ve tavrından hareketle bir kimse için ethik tabirini kullandığımızda bu ister onun barınma tarzı ister bir itiyat üzere oluşuyla tabir edilsin ethosuna has manasıyla en derin özüyle yakalanmış ve onunla irtibatlandırılmış oluyordu O irtibatın açtığı aralıktan soruyorduk Bir insanın karakteri ile kaderi yani onun şu hayatta tutup yürüdüğü yol arasında tam bir farklılık var mıdır Yoksa ilke olarak alındığı takdirde herkesin kaderi karakteri ile uyum içerisinde midir Yoksa son olarak bir oyunun yazarına benzetilebilecek tasavvur edilmesi mümkün olmayan gizli bir zorunluluk aslında bu ikisini her zaman birbirine uygun şekilde bir araya getirir mi

Kitap Sepeti
175,00

Say Yayınları

2023248 sf.
Ciltsiz
Kitap Sepeti

Stoa mektebi nasıl yaşamalıyız sorusunun cevabını Grek sofia mirasını komşu bilgelik geleneklerinden artakalanlar ile harmanlayarak dünyevi şeylerin cereyanına uygun bir vukufla yaşamalıyız diye hülasa etti Zira insan ne zaman serinkanlılığını şu veya bu şekilde kaybetse bir talihsizlikle yere serilse veya öfkesine yenik düşse yahut umutsuzluğa kapılsa bu suretle umduğundan farklı şeylerle karşılaştığını göstermiş olur Bu da onun beklentilerinin yanlış olduğunu hayat ve dünya ile yeteri kadar ünsiyetinin bulunmadığını gösterir O nasıl ki canlı tabiat gerek çatışan niyet ve maksatlarla gerekse kötülük yahut garazkârlıkla aynı şeyi yapıyorsa cansız tabiatın da her adımda tesadüf ile kişinin iradesini hedefinden saptırdığının gafilidir Dolayısıyla o hayatın bu bariz vasfının umumi bir malumatına erişmek için ya aklını kullanmamış veya umumi manada bildiğini münferit olanda tanıyamadığına ya da bu yüzden onun karşısında şaşırıp serinkanlılığını kaybettiğine göre muhakeme gücü ile en azından yaşadığı hayatın talep ettiği düzeyde kendisini teçhiz edememiş demektir Fakat Greklerin ethosu nasıl yaşamalıyız sorusunun çok daha derinlerden ele alınması lüzumuna işaret eder Öyle ki hal ve tavrından hareketle bir kimse için ethik tabirini kullandığımızda bu ister onun barınma tarzı ister bir itiyat üzere oluşuyla tabir edilsin ethosuna has manasıyla en derin özüyle yakalanmış ve onunla irtibatlandırılmış oluyordu O irtibatın açtığı aralıktan soruyorduk Bir insanın karakteri ile kaderi yani onun şu hayatta tutup yürüdüğü yol arasında tam bir farklılık var mıdır Yoksa ilke olarak alındığı takdirde herkesin kaderi karakteri ile uyum içerisinde midir Yoksa son olarak bir oyunun yazarına benzetilebilecek tasavvur edilmesi mümkün olmayan gizli bir zorunluluk aslında bu ikisini her zaman birbirine uygun şekilde bir araya getirir mi

Nobel Kitap
187,50

Say Yayınları

2023248 sf.
Nobel Kitap

Stoa mektebi nasıl yaşamalıyız sorusunun cevabını Grek sofia mirasını komşu bilgelik geleneklerinden artakalanlar ile harmanlayarak dünyevi şeylerin cereyanına uygun bir vukufla yaşamalıyız diye hülasa etti Zira insan ne zaman serinkanlılığını şu veya bu şekilde kaybetse bir talihsizlikle yere serilse veya öfkesine yenik düşse yahut umutsuzluğa kapılsa bu suretle umduğundan farklı şeylerle karşılaştığını göstermiş olur Bu da onun beklentilerinin yanlış olduğunu hayat ve dünya ile yeteri kadar ünsiyetinin bulunmadığını gösterir O nasıl ki canlı tabiat gerek çatışan niyet ve maksatlarla gerekse kötülük yahut garazkârlıkla aynı şeyi yapıyorsa cansız tabiatın da her adımda tesadüf ile kişinin iradesini hedefinden saptırdığının gafilidir Dolayısıyla o hayatın bu bariz vasfının umumi bir malumatına erişmek için ya aklını kullanmamış veya umumi manada bildiğini münferit olanda tanıyamadığına ya da bu yüzden onun karşısında şaşırıp serinkanlılığını kaybettiğine göre muhakeme gücü ile en azından yaşadığı hayatın talep ettiği düzeyde kendisini teçhiz edememiş demektir Fakat Greklerin ethosu nasıl yaşamalıyız sorusunun çok daha derinlerden ele alınması lüzumuna işaret eder Öyle ki hal ve tavrından hareketle bir kimse için ethik tabirini kullandığımızda bu ister onun barınma tarzı ister bir itiyat üzere oluşuyla tabir edilsin ethosuna has manasıyla en derin özüyle yakalanmış ve onunla irtibatlandırılmış oluyordu O irtibatın açtığı aralıktan soruyorduk Bir insanın karakteri ile kaderi yani onun şu hayatta tutup yürüdüğü yol arasında tam bir farklılık var mıdır Yoksa ilke olarak alındığı takdirde herkesin kaderi karakteri ile uyum içerisinde midir Yoksa son olarak bir oyunun yazarına benzetilebilecek tasavvur edilmesi mümkün olmayan gizli bir zorunluluk aslında bu ikisini her zaman birbirine uygun şekilde bir araya getirir mi

Teklif Kitap
187,50

Say Yayınları

2023-02-131. baskı248 sf.
Karton135-210-Kitap KağıdıTürkçe
Teklif Kitap

Stoa mektebi nasıl yaşamalıyız sorusunun cevabını Grek sofia mirasını komşu bilgelik geleneklerinden artakalanlar ile harmanlayarak dünyevi şeylerin cereyanına uygun bir vukufla yaşamalıyız diye hülasa etti Zira insan ne zaman serinkanlılığını şu veya bu şekilde kaybetse bir talihsizlikle yere serilse veya öfkesine yenik düşse yahut umutsuzluğa kapılsa bu suretle umduğundan farklı şeylerle karşılaştığını göstermiş olur Bu da onun beklentilerinin yanlış olduğunu hayat ve dünya ile yeteri kadar ünsiyetinin bulunmadığını gösterir O nasıl ki canlı tabiat gerek çatışan niyet ve maksatlarla gerekse kötülük yahut garazkârlıkla aynı şeyi yapıyorsa cansız tabiatın da her adımda tesadüf ile kişinin iradesini hedefinden saptırdığının gafilidir Dolayısıyla o hayatın bu bariz vasfının umumi bir malumatına erişmek için ya aklını kullanmamış veya umumi manada bildiğini münferit olanda tanıyamadığına ya da bu yüzden onun karşısında şaşırıp serinkanlılığını kaybettiğine göre muhakeme gücü ile en azından yaşadığı hayatın talep ettiği düzeyde kendisini teçhiz edememiş demektir Fakat Greklerin ethosu nasıl yaşamalıyız sorusunun çok daha derinlerden ele alınması lüzumuna işaret eder Öyle ki hal ve tavrından hareketle bir kimse için ethik tabirini kullandığımızda bu ister onun barınma tarzı ister bir itiyat üzere oluşuyla tabir edilsin ethosuna has manasıyla en derin özüyle yakalanmış ve onunla irtibatlandırılmış oluyordu O irtibatın açtığı aralıktan soruyorduk Bir insanın karakteri ile kaderi yani onun şu hayatta tutup yürüdüğü yol arasında tam bir farklılık var mıdır Yoksa ilke olarak alındığı takdirde herkesin kaderi karakteri ile uyum içerisinde midir Yoksa son olarak bir oyunun yazarına benzetilebilecek tasavvur edilmesi mümkün olmayan gizli bir zorunluluk aslında bu ikisini her zaman birbirine uygun şekilde bir araya getirir mi

Ucuz Kitap Al
192,50

Say Yayınları

Şubat 2023248 sf.
13.50x21.00 cm2. Hamur
Ucuz Kitap Al

Arthur Schopenhauer tarafından kaleme alınan Ahlak ve Karakter Say Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor Ahlak ve Karakter Arthur Schopenhauer Kitap Özeti Stoa mektebi nasıl yaşamalıyız sorusunun cevabını Grek sofia mirasını komşu bilgelik geleneklerinden artakalanlar ile harmanlayarak dünyevi şeylerin cereyanına uygun bir vukufla yaşamalıyız diye hülasa etti Zira insan ne zaman serinkanlılığını şu veya bu şekilde kaybetse bir talihsizlikle yere serilse veya öfkesine yenik düşse yahut umutsuzluğa kapılsa bu suretle umduğundan farklı şeylerle karşılaştığını göstermiş olur Bu da onun beklentilerinin yanlış olduğunu hayat ve dünya ile yeteri kadar ünsiyetinin bulunmadığını gösterir O nasıl ki canlı tabiat gerek çatışan niyet ve maksatlarla gerekse kötülük yahut garazkârlıkla aynı şeyi yapıyorsa cansız tabiatın da her adımda tesadüf ile kişinin iradesini hedefinden saptırdığının gafilidir Dolayısıyla o hayatın bu bariz vasfının umumi bir malumatına erişmek için ya aklını kullanmamış veya umumi manada bildiğini münferit olanda tanıyamadığına ya da bu yüzden onun karşısında şaşırıp serinkanlılığını kaybettiğine göre muhakeme gücü ile en azından yaşadığı hayatın talep ettiği düzeyde kendisini teçhiz edememiş demektir Fakat Greklerin ethosu nasıl yaşamalıyız sorusunun çok daha derinlerden ele alınması lüzumuna işaret eder Öyle ki hal ve tavrından hareketle bir kimse için ethik tabirini kullandığımızda bu ister onun barınma tarzı ister bir itiyat üzere oluşuyla tabir edilsin ethosuna has manasıyla en derin özüyle yakalanmış ve onunla irtibatlandırılmış oluyordu O irtibatın açtığı aralıktan soruyorduk Bir insanın karakteri ile kaderi yani onun şu hayatta tutup yürüdüğü yol arasında tam bir farklılık var mıdır Yoksa ilke olarak alındığı takdirde herkesin kaderi karakteri ile uyum içerisinde midir Yoksa son olarak bir oyunun yazarına benzetilebilecek tasavvur edilmesi mümkün olmayan gizli bir zorunluluk aslında bu ikisini her zaman birbirine uygun şekilde bir araya getirir mi Yayınevi Say Yayınları Yazar Arthur Schopenhauer Sayfa 248 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x21 00 cm Basım Yılı Şubat 2023 Barkod 9786050209389 Kategori Etik

Kitap Yurdu
195,00

SAY YAYINLARI

06.02.2023248 sf.
Karton Kapak13.5 x 21 cmKitap KağıdıTÜRKÇE

çev. Ahmet Aydoğan

Kitap Yurdu

Stoa mektebi nasıl yaşamalıyız sorusunun cevabını Grek sofia mirasını komşu bilgelik geleneklerinden artakalanlar ile harmanlayarak dünyevi şeylerin cereyanına uygun bir vukufla yaşamalıyız diye hülasa etti Zira insan ne zaman serinkanlılığını şu veya bu şekilde kaybetse bir talihsizlikle yere serilse veya öfkesine yenik düşse yahut umutsuzluğa kapılsa bu suretle umduğundan farklı şeylerle karşılaştığını göstermiş olur Bu da onun beklentilerinin yanlış olduğunu hayat ve dünya ile yeteri kadar ünsiyetinin bulunmadığını gösterir O nasıl ki canlı tabiat gerek çatışan niyet ve maksatlarla gerekse kötülük yahut garazkârlıkla aynı şeyi yapıyorsa cansız tabiatın da her adımda tesadüf ile kişinin iradesini hedefinden saptırdığının gafilidir Dolayısıyla o hayatın bu bariz vasfının umumi bir malumatına erişmek için ya aklını kullanmamış veya umumi manada bildiğini münferit olanda tanıyamadığına ya da bu yüzden onun karşısında şaşırıp serinkanlılığını kaybettiğine göre muhakeme gücü ile en azından yaşadığı hayatın talep ettiği düzeyde kendisini teçhiz edememiş demektir Fakat Greklerin ethosu nasıl yaşamalıyız sorusunun çok daha derinlerden ele alınması lüzumuna işaret eder Öyle ki hal ve tavrından hareketle bir kimse için ethik tabirini kullandığımızda bu ister onun barınma tarzı ister bir itiyat üzere oluşuyla tabir edilsin ethosuna has manasıyla en derin özüyle yakalanmış ve onunla irtibatlandırılmış oluyordu O irtibatın açtığı aralıktan soruyorduk Bir insanın karakteri ile kaderi yani onun şu hayatta tutup yürüdüğü yol arasında tam bir farklılık var mıdır Yoksa ilke olarak alındığı takdirde herkesin kaderi karakteri ile uyum içerisinde midir Yoksa son olarak bir oyunun yazarına benzetilebilecek tasavvur edilmesi mümkün olmayan gizli bir zorunluluk aslında bu ikisini her zaman birbirine uygun şekilde bir araya getirir mi

Kitapsan
195,00

SAY YAYINLARI

2023245 sf.
Kitapsan

Yayınevi SAY YAYINLARI Yazar SCHOPENHAUER Sayfa Sayısı 245 SAYFA Yıl 2023

Pelikan Kitabevi
200,00

Say Yayınları

248 sf.
Karton Kapak13,5 x 21 cmTürkçe
Pelikan Kitabevi

Stoa mektebi nasıl yaşamalıyız sorusunun cevabını Grek sofia mirasını komşu bilgelik geleneklerinden artakalanlar ile harmanlayarak dünyevi şeylerin cereyanına uygun bir vukufla yaşamalıyız diye hülasa etti Zira insan ne zaman serinkanlılığını şu veya bu şekilde kaybetse bir talihsizlikle yere serilse veya öfkesine yenik düşse yahut umutsuzluğa kapılsa bu suretle umduğundan farklı şeylerle karşılaştığını göstermiş olur Bu da onun beklentilerinin yanlış olduğunu hayat ve dünya ile yeteri kadar ünsiyetinin bulunmadığını gösterir O nasıl ki canlı tabiat gerek çatışan niyet ve maksatlarla gerekse kötülük yahut garazkârlıkla aynı şeyi yapıyorsa cansız tabiatın da her adımda tesadüf ile kişinin iradesini hedefinden saptırdığının gafilidir Dolayısıyla o hayatın bu bariz vasfının umumi bir malumatına erişmek için ya aklını kullanmamış veya umumi manada bildiğini münferit olanda tanıyamadığına ya da bu yüzden onun karşısında şaşırıp serinkanlılığını kaybettiğine göre muhakeme gücü ile en azından yaşadığı hayatın talep ettiği düzeyde kendisini teçhiz edememiş demektir Fakat Greklerin ethosu nasıl yaşamalıyız sorusunun çok daha derinlerden ele alınması lüzumuna işaret eder Öyle ki hal ve tavrından hareketle bir kimse için ethik tabirini kullandığımızda bu ister onun barınma tarzı ister bir itiyat üzere oluşuyla tabir edilsin ethosuna has manasıyla en derin özüyle yakalanmış ve onunla irtibatlandırılmış oluyordu O irtibatın açtığı aralıktan soruyorduk Bir insanın karakteri ile kaderi yani onun şu hayatta tutup yürüdüğü yol arasında tam bir farklılık var mıdır Yoksa ilke olarak alındığı takdirde herkesin kaderi karakteri ile uyum içerisinde midir Yoksa son olarak bir oyunun yazarına benzetilebilecek tasavvur edilmesi mümkün olmayan gizli bir zorunluluk aslında bu ikisini her zaman birbirine uygun şekilde bir araya getirir mi

Pandora
212,50

Say

2023248 sf.

çev. Aydoğan, Ahmet

Pandora

Stoa mektebi nasıl yaşamalıyız sorusunun cevabını Grek sofia mirasını komşu bilgelik geleneklerinden artakalanlar ile harmanlayarak dünyevi şeylerin cereyanına uygun bir vukufla yaşamalıyız diye hülasa etti Zira insan ne zaman serinkanlılığını şu veya bu şekilde kaybetse bir talihsizlikle yere serilse veya öfkesine yenik düşse yahut umutsuzluğa kapılsa bu suretle umduğundan farklı şeylerle karşılaştığını göstermiş olur Bu da onun beklentilerinin yanlış olduğunu hayat ve dünya ile yeteri kadar ünsiyetinin bulunmadığını gösterir O nasıl ki canlı tabiat gerek çatışan niyet ve maksatlarla gerekse kötülük yahut garazkârlıkla aynı şeyi yapıyorsa cansız tabiatın da her adımda tesadüf ile kişinin iradesini hedefinden saptırdığının gafilidir Dolayısıyla o hayatın bu bariz vasfının umumi bir malumatına erişmek için ya aklını kullanmamış veya umumi manada bildiğini münferit olanda tanıyamadığına ya da bu yüzden onun karşısında şaşırıp serinkanlılığını kaybettiğine göre muhakeme gücü ile en azından yaşadığı hayatın talep ettiği düzeyde kendisini teçhiz edememiş demektir Fakat Greklerin ethosu nasıl yaşamalıyız sorusunun çok daha derinlerden ele alınması lüzumuna işaret eder Öyle ki hal ve tavrından hareketle bir kimse için ethik tabirini kullandığımızda bu ister onun barınma tarzı ister bir itiyat üzere oluşuyla tabir edilsin ethosuna has manasıyla en derin özüyle yakalanmış ve onunla irtibatlandırılmış oluyordu O irtibatın açtığı aralıktan soruyorduk Bir insanın karakteri ile kaderi yani onun şu hayatta tutup yürüdüğü yol arasında tam bir farklılık var mıdır Yoksa ilke olarak alındığı takdirde herkesin kaderi karakteri ile uyum içerisinde midir Yoksa son olarak bir oyunun yazarına benzetilebilecek tasavvur edilmesi mümkün olmayan gizli bir zorunluluk aslında bu ikisini her zaman birbirine uygun şekilde bir araya getirir mi

Kita Kitap
250,00

Say Yayınları

20231. baskı248 sf.
Ciltsiz13,50 x 21,00 cm2. HamurTürkçe

çev. Ahmet Aydoğan

Kita Kitap

Stoa mektebi nasıl yaşamalıyız sorusunun cevabını Grek sofia mirasını komşu bilgelik geleneklerinden artakalanlar ile harmanlayarak dünyevi şeylerin cereyanına uygun bir vukufla yaşamalıyız diye hülasa etti Zira insan ne zaman serinkanlılığını şu veya bu şekilde kaybetse bir talihsizlikle yere serilse veya öfkesine yenik düşse yahut umutsuzluğa kapılsa bu suretle umduğundan farklı şeylerle karşılaştığını göstermiş olur Bu da onun beklentilerinin yanlış olduğunu hayat ve dünya ile yeteri kadar ünsiyetinin bulunmadığını gösterir O nasıl ki canlı tabiat gerek çatışan niyet ve maksatlarla gerekse kötülük yahut garazkârlıkla aynı şeyi yapıyorsa cansız tabiatın da her adımda tesadüf ile kişinin iradesini hedefinden saptırdığının gafilidir Dolayısıyla o hayatın bu bariz vasfının umumi bir malumatına erişmek için ya aklını kullanmamış veya umumi manada bildiğini münferit olanda tanıyamadığına ya da bu yüzden onun karşısında şaşırıp serinkanlılığını kaybettiğine göre muhakeme gücü ile en azından yaşadığı hayatın talep ettiği düzeyde kendisini teçhiz edememiş demektir Fakat Greklerin ethosu nasıl yaşamalıyız sorusunun çok daha derinlerden ele alınması lüzumuna işaret eder Öyle ki hal ve tavrından hareketle bir kimse için ethik tabirini kullandığımızda bu ister onun barınma tarzı ister bir itiyat üzere oluşuyla tabir edilsin ethosuna has manasıyla en derin özüyle yakalanmış ve onunla irtibatlandırılmış oluyordu O irtibatın açtığı aralıktan soruyorduk Bir insanın karakteri ile kaderi yani onun şu hayatta tutup yürüdüğü yol arasında tam bir farklılık var mıdır Yoksa ilke olarak alındığı takdirde herkesin kaderi karakteri ile uyum içerisinde midir Yoksa son olarak bir oyunun yazarına benzetilebilecek tasavvur edilmesi mümkün olmayan gizli bir zorunluluk aslında bu ikisini her zaman birbirine uygun şekilde bir araya getirir mi img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img