Ahlakın Akli ve İnsani Temeli — Şahin Filiz

Ahlakın Akli ve İnsani Temeli
Şahin FilizSay Yayınları
Ahlakın Akli ve İnsani Temeli
Şahin Filizİnsan Sartre ın dediği gibi tarihin arabasına hayvanca koşulmuş savaşı ve ölümü bekleyen bir varlık mı yoksa bir hak ve yükümlülüklere muhatap özbilince sahip bir kişi midir Yükümlülüğün kaynağı karşılıklı ilişkiler midir İnsan nasıl hem yükümlü hem de yükümlülüğün kaynağı olabilir Doğal olarak insan sorumluluk ve aynı zamanda bir hak varlığıdır Kişi olmak özbilinçli ve rasyonel olmaya bağlı görünmektedir Bunlara sahip olmayan insanın ahlakın tanımlamaya çalıştığı kişi olması mümkün değildir img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img

Sarmal Kitabevi
Ahlâkın Aklî ve İnsânî Temeli herhangi bir dayanaktan yoksun ahlâka sonradan icat edilmiş yeni bir temel keşfetmek gibi bir sav öne sürmemektedir Ahlâk kendi başına başlı başına ve bağımsız bir felsefi alan olarak vardır İnsan ahlâk gerçeğinden hiçbir an sıyrılıp çıkarak ve ona rağmen yaşayarak var olamaz Çünkü bu realite insana sonradan ve onun özüne karşın eklenmiş yabancı bir nesne değildir Hatta belki de ahlâk insanın biricik gerçekliği ve tek hakikati olarak karşımıza çıkmaktadır Bu yüzden insan her şeyden önce bir değer varlığıdır Ahlâk realitesi ona dışarıdan eklemlenmiş değilse bu değer hakikatinin yaşayan ve bize görünen yüzünü yine insanın yaşayan ve bize görünen varoluş gerçekliğinin farkına vararak gözleyebiliriz Aklın ve insanın olmadığı bir yerde kutsalın söyledikleri yalçın kayalardan yansıyan nidanın tekrar sahibine dönmesinden ibaret kalacaktır Bu nida akılla akıl insanla insan çocukla çocuk büyükle büyük vs olduğu sürece insan ve onun aklıyla kendi değerini tartmak gibi kesintisiz bir insânî tecrübenin gündemini her an doldurabilir

SARMAL KİTABEVİ
Ahlâkın Aklî ve İnsânî Temeli herhangi bir dayanaktan yoksun ahlâka sonradan icat edilmiş yeni bir temel keşfetmek gibi bir sav öne sürmemektedir Ahlâk kendi başına başlı başına ve bağımsız bir felsefi alan olarak vardır İnsan ahlâk gerçeğinden hiçbir an sıyrılıp çıkarak ve ona rağmen yaşayarak var olamaz Çünkü bu realite insana sonradan ve onun özüne karşın eklenmiş yabancı bir nesne değildir Hatta belki de ahlâk insanın biricik gerçekliği ve tek hakikati olarak karşımıza çıkmaktadır Bu yüzden insan her şeyden önce bir değer varlığıdır Ahlâk realitesi ona dışarıdan eklemlenmiş değilse bu değer hakikatinin yaşayan ve bize görünen yüzünü yine insanın yaşayan ve bize görünen varoluş gerçekliğinin farkına vararak gözleyebiliriz Aklın ve insanın olmadığı bir yerde kutsalın söyledikleri yalçın kayalardan yansıyan nidanın tekrar sahibine dönmesinden ibaret kalacaktır Bu nida akılla akıl insanla insan çocukla çocuk büyükle büyük vs olduğu sürece insan ve onun aklıyla kendi değerini tartmak gibi kesintisiz bir insânî tecrübenin gündemini her an doldurabilir

Sarmal Kitabevi
Şahin Filiz tarafından kaleme alınan Ahlakın Akli ve İnsani Temeli Sarmal Kitabevi eseri olarak okurlarla buluşuyor Ahlakın Akli ve İnsani Temeli Şahin Filiz Kitap Özeti Ahlâkın Aklî ve İnsânî Temeli herhangi bir dayanaktan yoksun ahlâka sonradan icat edilmiş yeni bir temel keşfetmek gibi bir sav öne sürmemektedir Ahlâk kendi başına başlı başına ve bağımsız bir felsefi alan olarak vardır İnsan ahlâk gerçeğinden hiçbir an sıyrılıp çıkarak ve ona rağmen yaşayarak var olamaz Çünkü bu realite insana sonradan ve onun özüne karşın eklenmiş yabancı bir nesne değildir Hatta belki de ahlâk insanın biricik gerçekliği ve tek hakikati olarak karşımıza çıkmaktadır Bu yüzden insan her şeyden önce bir değer varlığıdır Ahlâk realitesi ona dışarıdan eklemlenmiş değilse bu değer hakikatinin yaşayan ve bize görünen yüzünü yine insanın yaşayan ve bize görünen varoluş gerçekliğinin farkına vararak gözleyebiliriz Aklın ve insanın olmadığı bir yerde kutsalın söyledikleri yalçın kayalardan yansıyan nidanın tekrar sahibine dönmesinden ibaret kalacaktır Bu nida akılla akıl insanla insan çocukla çocuk büyükle büyük vs olduğu sürece insan ve onun aklıyla kendi değerini tartmak gibi kesintisiz bir insânî tecrübenin gündemini her an doldurabilir Yayınevi Sarmal Kitabevi Yazar Şahin Filiz Sayfa 154 Sayfa Kağıt 1 Hamur Boyut 13 50x19 50 cm Basım Yılı Haziran 2024 Barkod 9786256005419 Kategori Etik

Sarmal Kitabevi
Ahlâkın Aklî ve İnsânî Temeli herhangi bir dayanaktan yoksun ahlâka sonradan icat edilmiş yeni bir temel keşfetmek gibi bir sav öne sürmemektedir Ahlâk kendi başına başlı başına ve bağımsız bir felsefi alan olarak vardır İnsan ahlâk gerçeğinden hiçbir an sıyrılıp çıkarak ve ona rağmen yaşayarak var olamaz Çünkü bu realite insana sonradan ve onun özüne karşın eklenmiş yabancı bir nesne değildir Hatta belki de ahlâk insanın biricik gerçekliği ve tek hakikati olarak karşımıza çıkmaktadır Bu yüzden insan her şeyden önce bir değer varlığıdır Ahlâk realitesi ona dışarıdan eklemlenmiş değilse bu değer hakikatinin yaşayan ve bize görünen yüzünü yine insanın yaşayan ve bize görünen varoluş gerçekliğinin farkına vararak gözleyebiliriz Aklın ve insanın olmadığı bir yerde kutsalın söyledikleri yalçın kayalardan yansıyan nidanın tekrar sahibine dönmesinden ibaret kalacaktır Bu nida akılla akıl insanla insan çocukla çocuk büyükle büyük vs olduğu sürece insan ve onun aklıyla kendi değerini tartmak gibi kesintisiz bir insânî tecrübenin gündemini her an doldurabilir

Sarmal Kitabevi
Ahlâkın Aklî ve İnsânî Temeli herhangi bir dayanaktan yoksun ahlâka sonradan icat edilmiş yeni bir temel keşfetmek gibi bir sav öne sürmemektedir Ahlâk kendi başına başlı başına ve bağımsız bir felsefi alan olarak vardır İnsan ahlâk gerçeğinden hiçbir an sıyrılıp çıkarak ve ona rağmen yaşayarak var olamaz Çünkü bu realite insana sonradan ve onun özüne karşın eklenmiş yabancı bir nesne değildir Hatta belki de ahlâk insanın biricik gerçekliği ve tek hakikati olarak karşımıza çıkmaktadır Bu yüzden insan her şeyden önce bir değer varlığıdır Ahlâk realitesi ona dışarıdan eklemlenmiş değilse bu değer hakikatinin yaşayan ve bize görünen yüzünü yine insanın yaşayan ve bize görünen varoluş gerçekliğinin farkına vararak gözleyebiliriz Aklın ve insanın olmadığı bir yerde kutsalın söyledikleri yalçın kayalardan yansıyan nidanın tekrar sahibine dönmesinden ibaret kalacaktır Bu nida akılla akıl insanla insan çocukla çocuk büyükle büyük vs olduğu sürece insan ve onun aklıyla kendi değerini tartmak gibi kesintisiz bir insânî tecrübenin gündemini her an doldurabilir

Sarmal Kitabevi
Ahlâkın Aklî ve İnsânî Temeli herhangi bir dayanaktan yoksun ahlâka sonradan icat edilmiş yeni bir temel keşfetmek gibi bir sav öne sürmemektedir Ahlâk kendi başına başlı başına ve bağımsız bir felsefi alan olarak vardır İnsan ahlâk gerçeğinden hiçbir an sıyrılıp çıkarak ve ona rağmen yaşayarak var olamaz Çünkü bu realite insana sonradan ve onun özüne karşın eklenmiş yabancı bir nesne değildir Hatta belki de ahlâk insanın biricik gerçekliği ve tek hakikati olarak karşımıza çıkmaktadır Bu yüzden insan her şeyden önce bir değer varlığıdır Ahlâk realitesi ona dışarıdan eklemlenmiş değilse bu değer hakikatinin yaşayan ve bize görünen yüzünü yine insanın yaşayan ve bize görünen varoluş gerçekliğinin farkına vararak gözleyebiliriz Aklın ve insanın olmadığı bir yerde kutsalın söyledikleri yalçın kayalardan yansıyan nidanın tekrar sahibine dönmesinden ibaret kalacaktır Bu nida akılla akıl insanla insan çocukla çocuk büyükle büyük vs olduğu sürece insan ve onun aklıyla kendi değerini tartmak gibi kesintisiz bir insânî tecrübenin gündemini her an doldurabilir

ÇİZGİ KİTABEVİ
Ahlakın Akli ve İnsani Temeli herhangi bir dayanaktan yoksun ahlaka sonradan icat edilmiş yeni bir temel keşfetmek gibi bir sav öne sürmemektedir Ancak kendi başına ve bağımsız bir felsefî alan olarak vardır İnsan ahlâk gerçeğinden hiç bir zaman sıyrılıp çıkarak ve ona rağmen yaşayarak var olamaz Çünkü realite insana sonradan eklenmiş yabancı bir nesne değildir Hatta belki de ahlak tek hakikat olarak karşımıza çıkmaktadır Bu yüzden insan her şeyden önce bir değer varlığıdır Aklın ve insanın olmadığı bir yerde kutsalın söyledikleri yalçın kayalardan yansıyan nidanın tekrar sahibine dönmesinden ibaret kalacaktır Bu nida akılla kendi değerini tartmak gibi kesintisiz bir insani tecrübenin gündemini hiç bir zaman dolduramaz Ahlakın vadettiği mutluluk kutsalın ilkelerini insani ve akli temellere dayanarak anlamakla kazanılır Bu nedenle Tanrı nın varlığını kavramak en yüksek insancıllık ve akılcılıktır En büyük mutluluktur da aynı zamanda

SAY YAYINLARI
İnsan Sartre ın dediği gibi tarihin arabasına hayvanca koşulmuş savaşı ve ölümü bekleyen bir varlık mı yoksa bir hak ve yükümlülüklere muhatap özbilince sahip bir kişi midir Yükümlülüğün kaynağı karşılıklı ilişkiler midir İnsan nasıl hem yükümlü hem de yükümlülüğün kaynağı olabilir Doğal olarak insan sorumluluk ve aynı zamanda bir hak varlığıdır Kişi olmak özbilinçli ve rasyonel olmaya bağlı görünmektedir Bunlara sahip olmayan insanın ahlakın tanımlamaya çalıştığı kişi olması mümkün değildir Vicdanın öznelerarası bir karakteristiği vardır Bu yüzden bilgi ve bilincin vicdanda köklü bir yeri bulunmaktadır Öznelerarası bir yerinin bulunması akli ilkeleri izlemek gibi bir iç zorunlulukla kendini belirlemiş olmasındandır Vicdanda bu yüzden denetimsiz duygular değil akliliğin gereklerine uygun ussal tutumlar bulunur