Alem ve Ezelilik — Ayhan Öztaş

Alem ve Ezelilik
Ayhan ÖztaşKitap Dünyası
Alem ve Ezelilik
Ayhan ÖztaşÂlem insan makro ve mikro kozmos ilişkilendirmesi düşünce tarihinde Antik Yunan a kadar uzanan derin bir geçmişe sahiptir Bu ilişkinin doğal sonucu olarak insanın âlem hakkındaki araştırmaları aynı zamanda kendini anlama çabası ve kendine yönelimidir İnsanın varlık içindeki konumu siyasal organizasyonun yapısı bireyin sosyal ve bireysel yaşamını neye göre şekillendireceği hatta ölüm sonrasına ilişkin sorular doğrudan ya da dolaylı olarak bu konuyla ilişkilendirilmiştir Bu derin felsefi zeminde Gazzâlî nin Tehâfütü l Felâsife eseriyle başlayıp İbn Rüşd ün Tehâfütü t Tehâfüt ü ve sonrasında yazılan eserlerle tehâfüt geleneği olarak isimlendirilmeyi hak edebilecek bir tehâfütler serisi ortaya çıkmıştır Bu tartışmalar İslâm düşünce tarihinde ortaya çıkan en kritik tartışmaların merkezinde yer alan konulara yaklaşımda bir perspektif sunmaktadır Nitekim filozofları eleştirmiş olmakla birlikte felsefî yöntemin gerekliliğini fark ederek bu metodolojiyi kelam ve tasavvuf alanlarına da uygulamış olan Gazzâlî bu disiplinlerdeki merkezi konumunu büyük ölçüde geliştirdiği bu metodolojiye borçlu olmuştur Bu çalışma Gazâlî ve İbn Rüşd ün eserleri ekseninde âlemin kıdemi sorununu mukayeseli olarak ele almaktadır Kitap konunun temel kavramları düşünce tarihindeki derinliği her iki filozofun düşüncelerini besleyen fikri arka planı ele almaktadır Ayrıca her iki düşünürün ilgili görüşlerini karşılaştırmalı analiz ederek Gazâlî nin eleştirilerindeki metodolojik çelişkileri ve İbn Rüşd ün argümanlarındaki gerilimleri ortaya koymaktadır Kitabın kritik bulgularından biri İbn Rüşd ün Allah a zamanın izafe edilemeyeceği yönündeki itirazı üzerinden filozofların görüşlerinin ateist bir anlayışa değil teistik bir zorunluluğa dayandığını tespit etmesidir Çalışma bu kadim tartışmanın metodolojik sınırlarını ve kavramsal hassasiyetlerini ortaya koyarak alana önemli katkılar sunmaktadır Sonuç olarak bu eser Gazzâlî ve İbn Rüşd ün felsefî ve kelâmî miraslarının İslâm düşünce tarihindeki yerini yeniden konumlandırarak felsefe kelam ve İslâm düşünce tarihi alanlarına yeni bir bakış açısı sunmaktadır

Kitap Dünyası Yayınları
Âlem insan makro ve mikro kozmos ilişkilendirmesi düşünce tarihinde Antik Yunan a kadar uzanan derin bir geçmişe sahiptir Bu ilişkinin doğal sonucu olarak insanın âlem hakkındaki araştırmaları aynı zamanda kendini anlama çabası ve kendine yönelimidir İnsanın varlık içindeki konumu siyasal organizasyonun yapısı bireyin sosyal ve bireysel yaşamını neye göre şekillendireceği hatta ölüm sonrasına ilişkin sorular doğrudan ya da dolaylı olarak bu konuyla ilişkilendirilmiştir Bu derin felsefi zeminde Gazzâlî nin Tehâfütü l Felâsife eseriyle başlayıp İbn Rüşd ün Tehâfütü t Tehâfüt ü ve sonrasında yazılan eserlerle tehâfüt geleneği olarak isimlendirilmeyi hak edebilecek bir tehâfütler serisi ortaya çıkmıştır Bu tartışmalar İslâm düşünce tarihinde ortaya çıkan en kritik tartışmaların merkezinde yer alan konulara yaklaşımda bir perspektif sunmaktadır Nitekim filozofları eleştirmiş olmakla birlikte felsefî yöntemin gerekliliğini fark ederek bu metodolojiyi kelam ve tasavvuf alanlarına da uygulamış olan Gazzâlî bu disiplinlerdeki merkezi konumunu büyük ölçüde geliştirdiği bu metodolojiye borçlu olmuştur Bu çalışma Gazâlî ve İbn Rüşd ün eserleri ekseninde âlemin kıdemi sorununu mukayeseli olarak ele almaktadır Kitap konunun temel kavramları düşünce tarihindeki derinliği her iki filozofun düşüncelerini besleyen fikri arka planı ele almaktadır Ayrıca her iki düşünürün ilgili görüşlerini karşılaştırmalı analiz ederek Gazâlî nin eleştirilerindeki metodolojik çelişkileri ve İbn Rüşd ün argümanlarındaki gerilimleri ortaya koymaktadır Kitabın kritik bulgularından biri İbn Rüşd ün Allah a zamanın izafe edilemeyeceği yönündeki itirazı üzerinden filozofların görüşlerinin ateist bir anlayışa değil teistik bir zorunluluğa dayandığını tespit etmesidir Çalışma bu kadim tartışmanın metodolojik sınırlarını ve kavramsal hassasiyetlerini ortaya koyarak alana önemli katkılar sunmaktadır Sonuç olarak bu eser Gazzâlî ve İbn Rüşd ün felsefî ve kelâmî miraslarının İslâm düşünce tarihindeki yerini yeniden konumlandırarak felsefe kelam ve İslâm düşünce tarihi alanlarına yeni bir bakış açısı sunmaktadır

KİTAP DÜNYASI
Âlem insan makro ve mikro kozmos ilişkilendirmesi düşünce tarihinde Antik Yunan a kadar uzanan derin bir geçmişe sahiptir Bu ilişkinin doğal sonucu olarak insanın âlem hakkındaki araştırmaları aynı zamanda kendini anlama çabası ve kendine yönelimidir İnsanın varlık içindeki konumu siyasal organizasyonun yapısı bireyin sosyal ve bireysel yaşamını neye göre şekillendireceği hatta ölüm sonrasına ilişkin sorular doğrudan ya da dolaylı olarak bu konuyla ilişkilendirilmiştir Bu derin felsefi zeminde Gazzâlî nin Tehâfütü l Felâsife eseriyle başlayıp İbn Rüşd ün Tehâfütü t Tehâfüt ü ve sonrasında yazılan eserlerle tehâfüt geleneği olarak isimlendirilmeyi hak edebilecek bir tehâfütler serisi ortaya çıkmıştır Bu tartışmalar İslâm düşünce tarihinde ortaya çıkan en kritik tartışmaların merkezinde yer alan konulara yaklaşımda bir perspektif sunmaktadır Nitekim filozofları eleştirmiş olmakla birlikte felsefî yöntemin gerekliliğini fark ederek bu metodolojiyi kelam ve tasavvuf alanlarına da uygulamış olan Gazzâlî bu disiplinlerdeki merkezi konumunu büyük ölçüde geliştirdiği bu metodolojiye borçlu olmuştur Bu çalışma Gazâlî ve İbn Rüşd ün eserleri ekseninde âlemin kıdemi sorununu mukayeseli olarak ele almaktadır Kitap konunun temel kavramları düşünce tarihindeki derinliği her iki filozofun düşüncelerini besleyen fikri arka planı ele almaktadır Ayrıca her iki düşünürün ilgili görüşlerini karşılaştırmalı analiz ederek Gazâlî nin eleştirilerindeki metodolojik çelişkileri ve İbn Rüşd ün argümanlarındaki gerilimleri ortaya koymaktadır Kitabın kritik bulgularından biri İbn Rüşd ün Allah a zamanın izafe edilemeyeceği yönündeki itirazı üzerinden filozofların görüşlerinin ateist bir anlayışa değil teistik bir zorunluluğa dayandığını tespit etmesidir Çalışma bu kadim tartışmanın metodolojik sınırlarını ve kavramsal hassasiyetlerini ortaya koyarak alana önemli katkılar sunmaktadır Sonuç olarak bu eser Gazzâlî ve İbn Rüşd ün felsefî ve kelâmî miraslarının İslâm düşünce tarihindeki yerini yeniden konumlandırarak felsefe kelam ve İslâm düşünce tarihi alanlarına yeni bir bakış açısı sunmaktadır

Kitap Dünyası
Âlem insan makro ve mikro kozmos ilişkilendirmesi düşünce tarihinde Antik Yunan a kadar uzanan derin bir geçmişe sahiptir Bu ilişkinin doğal sonucu olarak insanın âlem hakkındaki araştırmaları aynı zamanda kendini anlama çabası ve kendine yönelimidir İnsanın varlık içindeki konumu siyasal organizasyonun yapısı bireyin sosyal ve bireysel yaşamını neye göre şekillendireceği hatta ölüm sonrasına ilişkin sorular doğrudan ya da dolaylı olarak bu konuyla ilişkilendirilmiştir Bu derin felsefi zeminde Gazzâlî nin Tehâfütü l Felâsife eseriyle başlayıp İbn Rüşd ün Tehâfütü t Tehâfüt ü ve sonrasında yazılan eserlerle tehâfüt geleneği olarak isimlendirilmeyi hak edebilecek bir tehâfütler serisi ortaya çıkmıştır Bu tartışmalar İslâm düşünce tarihinde ortaya çıkan en kritik tartışmaların merkezinde yer alan konulara yaklaşımda bir perspektif sunmaktadır Nitekim filozofları eleştirmiş olmakla birlikte felsefî yöntemin gerekliliğini fark ederek bu metodolojiyi kelam ve tasavvuf alanlarına da uygulamış olan Gazzâlî bu disiplinlerdeki merkezi konumunu büyük ölçüde geliştirdiği bu metodolojiye borçlu olmuştur Bu çalışma Gazâlî ve İbn Rüşd ün eserleri ekseninde âlemin kıdemi sorununu mukayeseli olarak ele almaktadır Kitap konunun temel kavramları düşünce tarihindeki derinliği her iki filozofun düşüncelerini besleyen fikri arka planı ele almaktadır Ayrıca her iki düşünürün ilgili görüşlerini karşılaştırmalı analiz ederek Gazâlî nin eleştirilerindeki metodolojik çelişkileri ve İbn Rüşd ün argümanlarındaki gerilimleri ortaya koymaktadır Kitabın kritik bulgularından biri İbn Rüşd ün Allah a zamanın izafe edilemeyeceği yönündeki itirazı üzerinden filozofların görüşlerinin ateist bir anlayışa değil teistik bir zorunluluğa dayandığını tespit etmesidir Çalışma bu kadim tartışmanın metodolojik sınırlarını ve kavramsal hassasiyetlerini ortaya koyarak alana önemli katkılar sunmaktadır Sonuç olarak bu eser Gazzâlî ve İbn Rüşd ün felsefî ve kelâmî miraslarının İslâm düşünce tarihindeki yerini yeniden konumlandırarak felsefe kelam ve İslâm düşünce tarihi alanlarına yeni bir bakış açısı sunmaktadır

Kitap Dünyası Yayınları
Âlem insan makro ve mikro kozmos ilişkilendirmesi düşünce tarihinde Antik Yunan a kadar uzanan derin bir geçmişe sahiptir Bu ilişkinin doğal sonucu olarak insanın âlem hakkındaki araştırmaları aynı zamanda kendini anlama çabası ve kendine yönelimidir İnsanın varlık içindeki konumu siyasal organizasyonun yapısı bireyin sosyal ve bireysel yaşamını neye göre şekillendireceği hatta ölüm sonrasına ilişkin sorular doğrudan ya da dolaylı olarak bu konuyla ilişkilendirilmiştir Bu derin felsefi zeminde Gazzâlî nin Tehâfütü l Felâsife eseriyle başlayıp İbn Rüşd ün Tehâfütü t Tehâfüt ü ve sonrasında yazılan eserlerle tehâfüt geleneği olarak isimlendirilmeyi hak edebilecek bir tehâfütler serisi ortaya çıkmıştır Bu tartışmalar İslâm düşünce tarihinde ortaya çıkan en kritik tartışmaların merkezinde yer alan konulara yaklaşımda bir perspektif sunmaktadır Nitekim filozofları eleştirmiş olmakla birlikte felsefî yöntemin gerekliliğini fark ederek bu metodolojiyi kelam ve tasavvuf alanlarına da uygulamış olan Gazzâlî bu disiplinlerdeki merkezi konumunu büyük ölçüde geliştirdiği bu metodolojiye borçlu olmuştur Bu çalışma Gazâlî ve İbn Rüşd ün eserleri ekseninde âlemin kıdemi sorununu mukayeseli olarak ele almaktadır Kitap konunun temel kavramları düşünce tarihindeki derinliği her iki filozofun düşüncelerini besleyen fikri arka planı ele almaktadır Ayrıca her iki düşünürün ilgili görüşlerini karşılaştırmalı analiz ederek Gazâlî nin eleştirilerindeki metodolojik çelişkileri ve İbn Rüşd ün argümanlarındaki gerilimleri ortaya koymaktadır Kitabın kritik bulgularından biri İbn Rüşd ün Allah a zamanın izafe edilemeyeceği yönündeki itirazı üzerinden filozofların görüşlerinin ateist bir anlayışa değil teistik bir zorunluluğa dayandığını tespit etmesidir Çalışma bu kadim tartışmanın metodolojik sınırlarını ve kavramsal hassasiyetlerini ortaya koyarak alana önemli katkılar sunmaktadır Sonuç olarak bu eser Gazzâlî ve İbn Rüşd ün felsefî ve kelâmî miraslarının İslâm düşünce tarihindeki yerini yeniden konumlandırarak felsefe kelam ve İslâm düşünce tarihi alanlarına yeni bir bakış açısı sunmaktadır

Kitap Dünyası
Âlem insan makro ve mikro kozmos ilişkilendirmesi düşünce tarihinde Antik Yunan a kadar uzanan derin bir geçmişe sahiptir Bu ilişkinin doğal sonucu olarak insanın âlem hakkındaki araştırmaları aynı zamanda kendini anlama çabası ve kendine yönelimidir İnsanın varlık içindeki konumu siyasal organizasyonun yapısı bireyin sosyal ve bireysel yaşamını neye göre şekillendireceği hatta ölüm sonrasına ilişkin sorular doğrudan ya da dolaylı olarak bu konuyla ilişkilendirilmiştir Bu derin felsefi zeminde Gazzâlî nin Tehâfütü l Felâsife eseriyle başlayıp İbn Rüşd ün Tehâfütü t Tehâfüt ü ve sonrasında yazılan eserlerle tehâfüt geleneği olarak isimlendirilmeyi hak edebilecek bir tehâfütler serisi ortaya çıkmıştır Bu tartışmalar İslâm düşünce tarihinde ortaya çıkan en kritik tartışmaların merkezinde yer alan konulara yaklaşımda bir perspektif sunmaktadır Nitekim filozofları eleştirmiş olmakla birlikte felsefî yöntemin gerekliliğini fark ederek bu metodolojiyi kelam ve tasavvuf alanlarına da uygulamış olan Gazzâlî bu disiplinlerdeki merkezi konumunu büyük ölçüde geliştirdiği bu metodolojiye borçlu olmuştur Bu çalışma Gazâlî ve İbn Rüşd ün eserleri ekseninde âlemin kıdemi sorununu mukayeseli olarak ele almaktadır Kitap konunun temel kavramları düşünce tarihindeki derinliği her iki filozofun düşüncelerini besleyen fikri arka planı ele almaktadır Ayrıca her iki düşünürün ilgili görüşlerini karşılaştırmalı analiz ederek Gazâlî nin eleştirilerindeki metodolojik çelişkileri ve İbn Rüşd ün argümanlarındaki gerilimleri ortaya koymaktadır Kitabın kritik bulgularından biri İbn Rüşd ün Allah a zamanın izafe edilemeyeceği yönündeki itirazı üzerinden filozofların görüşlerinin ateist bir anlayışa değil teistik bir zorunluluğa dayandığını tespit etmesidir Çalışma bu kadim tartışmanın metodolojik sınırlarını ve kavramsal hassasiyetlerini ortaya koyarak alana önemli katkılar sunmaktadır Sonuç olarak bu eser Gazzâlî ve İbn Rüşd ün felsefî ve kelâmî miraslarının İslâm düşünce tarihindeki yerini yeniden konumlandırarak felsefe kelam ve İslâm düşünce tarihi alanlarına yeni bir bakış açısı sunmaktadır