Ali — Yılmaz Efe

Ali
Yılmaz EfeArmoni Yayıncılık
Ali
Yılmaz EfeUyandığımda yine o lanet dört duvar örümcekli yerleri bile ezbere biliyorum Masanın üstünde pis kokan bir kül tablası ve birkaç kâğıtDalıp gittim uzaklara doğduğum büyüdüğüm yerlereNe çare çook uzaktalar bir hayal kadar uzak çocukluğum kadar uzak Pencereden dışarıya baktım Beyaz mavi upuzun bir gökyüzüsonra avlu sonra beton sonra çelik sonra top oynamak için uyduruk bir file güneş tepeye varmış günü yarı etmiş bile Avlunun dışından sesler geliyor hep yabancı seslerSanki annemin sanki babamın sanki seninSesin Yalan da olsa avunuyorum onlarla Delirmeye kim bilir kaç gün daha

ARMONİ YAYINCILIK
Uyandığımda yine o lanet dört duvar örümcekli yerleri bile ezbere biliyorum Masanın üstünde pis kokan bir kül tablası ve birkaç kâğıt Dalıp gittim uzaklara doğduğum büyüdüğüm yerlere Ne çare çook uzaktalar bir hayal kadar uzak çocukluğum kadar uzak Pencereden dışarıya baktım Beyaz mavi upuzun bir gökyüzü sonra avlu sonra beton sonra çelik sonra top oynamak için uyduruk bir file güneş tepeye varmış günü yarı etmiş bile Avlunun dışından sesler geliyor hep yabancı sesler Sanki annemin sanki babamın sanki senin Sesin Yalan da olsa avunuyorum onlarla Delirmeye kim bilir kaç gün daha

Armoni Yayıncılık
Uyandığımda yine o lanet dört duvar örümcekli yerleri bile ezbere biliyorum Masanın üstünde pis kokan bir kül tablası ve birkaç kâğıt Dalıp gittim uzaklara doğduğum büyüdüğüm yerlere Ne çare çook uzaktalar bir hayal kadar uzak çocukluğum kadar uzak Pencereden dışarıya baktım Beyaz mavi upuzun bir gökyüzü sonra avlu sonra beton sonra çelik sonra top oynamak için uyduruk bir file güneş tepeye varmış günü yarı etmiş bile Avlunun dışından sesler geliyor hep yabancı sesler Sanki annemin sanki babamın sanki senin Sesin Yalan da olsa avunuyorum onlarla Delirmeye kim bilir kaç gün daha

Armoni Yayınları
Uyandığımda yine o lanet dört duvar örümcekli yerleri bile ezbere biliyorum Masanın üstünde pis kokan bir kül tablası ve birkaç kâğıt Dalıp gittim uzaklara doğduğum büyüdüğüm yerlere Ne çare çook uzaktalar bir hayal kadar uzak çocukluğum kadar uzak Pencereden dışarıya baktım Beyaz mavi upuzun bir gökyüzü sonra avlu sonra beton sonra çelik sonra top oynamak için uyduruk bir file güneş tepeye varmış günü yarı etmiş bile Avlunun dışından sesler geliyor hep yabancı sesler Sanki annemin sanki babamın sanki senin Sesin Yalan da olsa avunuyorum onlarla Delirmeye kim bilir kaç gün daha