Allah Emekten Yanadır Hasan Köse 83 İndirim — Hasan Köse

Allah Emekten Yanadır Hasan Köse 83 İndirim
Hasan KöseAkis Kitap
Allah Emekten Yanadır Hasan Köse 83 İndirim
Hasan KöseHasan Köse tarafından kaleme alınan Allah Emekten Yanadır Akis Kitap eseri olarak okurlarla buluşuyor Allah Emekten Yanadır Hasan Köse Kitap Özeti Yayınevi Akis Kitap Yazar Hasan Köse Sayfa 320 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 00x21 00 cm Basım Yılı 2014 Barkod 9786051291147 Kategori Diğer İslam Kitapları Dini Kitaplar

Ne güzel yazılar bunlar Memleket ve ümmet hatta beşeriyet davası bağlamında meselelere bu düzeyde kafa yormanız bizim için bir saadet vesilesi Sizin gibi sorumlu aydınların katkılarıyla bu gibi varoluşsal ve geleceğimizi belirleyecek meselelerde egemen paradigmaların dışında yeni bir paradigma inşası mümkün olacaktır Daha doğrusu olmak zorundadır Adalet ve bilhassa sosyal adalet idealinin ülkemizde bölgemizde ve gezegenimizde egemen paradigma olması yolunda elinden geleni esirgemeyen sizler gibi cihad ictihad ehline saygı ve sevgilerimle Prof Dr Hayri KIRBAŞOĞLU Okuru iktisatta hakikî meselenin hâsılayı artırmak değil bölüşüm olduğuna ikna edebilme çabası olarak bu kitabın önemi iktisadın asıl meselelerini tartışıyor olması ve günümüzde hüküm süren düzeni sorgulamasıdır Cem SOMEL Tanıtım Bülteninden

KİTAPYURDU DOĞRUDAN YAYINCILIK (KDY)
İktisatta iki temel sorun var Birincisi hâsılayı üretenlerin payının nasıl belirlendiğidir Yani reel ücretlerin seviyesinin ve emekçilerin yararlandığı kamu hizmetlerinin nasıl belirlendiğidir İkincisi üretenlerin payını belirledikten sonra hâsıladan kalan iktisadî artığın kimin eline geçtiği ve nasıl kullanıldığıdır İktisatta asıl sorun bunlardır Toplumsal açıdan hâsılayı artırmak diye bir iktisadî sorun yoktur Hâsıla savaş ve tabiî âfet hâlleri dışında her toplumda devamlı artmıştır artar Toplumların ürettiği hâsıla daha ilk çağda büyük medeniyetleri besleyecek kadar mebzul hâle geldi Bir toplumda devlet teşkilatı ordu sanatçılar filozoflar hukukçular âlimler varsa höyükler ehramlar surlar muhteşem mabedler inşa edilebiliyorsa o toplumda hâsıla üreticilerin ihtiyaçlarının çok çok fevkine çıkmış demektir İnsanların hâsıla üretme bilgi ve yetenekleri dünyanın birçok yerinde Milâttan 2000 1500 yıl öncesinden itibaren bu seviyeye ulaştı Yani toplumlar en az üç bin beş yüz yıldır iktisadî artık üretebilmektedir Buna mukabil günümüzde iktisat bilimi İnsanların ihtiyaçları sonsuzdur telkiniyle üretilen muazzam artığın insanların ihtiyaçlarına yetmediğini iddia etmektedir Bir insanın ihtiyaçları nasıl sonsuz olur İnsanın herhangi bir mal veya hizmet tüketme kapasitesi sınırlıdır İnsanların ihtiyaçları sonsuzdur cümlesi ile îmâ edilen insanların henüz icat edilmemiş mallara ihtiyacı olduğudur Mallar icat edilip piyasaya sürülüp insanlar bunlara alışınca ihtiyaç olmaktadır Bu tür ihtiyaçlar icat edip sonra bunları karşılamak insanoğlunun saadetini artırmakta mıdır Bilgisayar kullanan insan bunu görmemiş insana kıyasla bilgisayar sayesinde ömrünü daha mutlu ve daha manalı mı geçirmektedir İcatla yaratılan alışkanlığa ihtiyaç demek mantıklı mıdır İnsanın henüz icat edilmemiş mala ihtiyacı olur mu Bu tuhaf telkinlerde maksat haddi hududu olmayan sermaye biriktirme güdüsünü sorgulamanın önünü almaktır İnsanların ihtiyaçları sonsuz ise sermayenin sonsuz birikmesi gerekir Sermayedarların sermayelerini sonsuz biriktirmesi gerekiyorsa bölüşüm meselesini de ona göre çözmek gerekir Ücretleri sermaye biriktirenlerin lehine düzenlemek ve iktisadî artığı da sermaye biriktirenlerin lehine kullanmak gerekir Buna mukabil insanların ihtiyaçları sonsuz değilse sermaye biriktirme düzenini sorgulamak câizdir Okuru iktisatta hakikî meselenin hâsılayı artırmak değil bölüşüm olduğuna ikna edebildi isem asıl konuya dönebiliriz Bu kitabın önemi de iktisadın asıl meselelerini tartıştığındandır İktisat bilimi ortaya çıkalı işgücü kiralamanın karşılığı olan ücretin nasıl belirlendiği veya hangi seviyede olması gerektiği üzerinde çok yazılıp çizildi Bu eserde bu teorilere değinilmektedir Acaba günümüzde işçi ücretlerini tekrar tartışmanın gereği var mıdır Kanımca vardır Kapitalizmin beş asırlık tarihi sermayedarların sermaye biriktirme uğruna insanın üretme yeteneğinden yararlanmak maksadıyla yapmadıkları zulüm kalmadığını göstermektedir İspanyol ve Portekizli sermayedarlar 16 yüzyılda Amerika kıtasında yerlileri Aztekleri İnkaları Mayaları esir edip madenlerde çiftliklerde nüfusu kırıncaya kadar öldüresiye çalıştırdı 19 asır ortalarına kadar Afrika dan Amerika ya 9 milyon insan nakledip köle olarak çalıştırdı 19 yüzyılın sonlarında ve 20 yüzyılın başlarında Asya ülkelerinden Amerika kıtasına kuli dedikleri sözleşmeli köleler nakledip çiftliklerde istihdam ettiler Avrupalılar 18 ve 19 asırda kendi ülkelerinde maden ocaklarında ve fabrikalarda parmak kadar küçük çocukları işçi olarak istihdam etti Avrupa da ve Kuzey Amerika da sermaye böyle birikti Bu zulüm ancak takriben 1848 den itibaren Avrupa da işçi sınıfının direnme ve ayaklanmaları ile dizginlenmeğe başlandı İki cihan harbi 1914 1918 1940 1945 ve iki cihan depresyonu 1873 1986 1929 1935 Rusya da 1917 ihtilâli ve birçok ülkede millî kurtuluş savaşları ile geçen 1914 1980 döneminde emekçiler bütün dünyada sosyal adalet ve refah özlemlerini burjuva sınıflarına ve devletlerine kabul ettirebildi Gelişmiş ülkelerde sosyal refah devleti inşa edildi az gelişmiş ülkelerde ulusal kalkınma politikaları uygulandı Sosyalizm iddiasındaki rejimlerin bu amaçtan sapmasıyla dünyada adil toplum mefkûresi zayıfladı Kapitalist ülkelerde emekçiler sosyal adalet mücadelesinde fikrî ve psikolojik yenilgiye uğradı Böylece 20 yüzyılın sonlarında burjuva sınıfların önündeki mani zâil olunca eski hâl avdet etti Burjuvalar tekrar iktisadî artığı azamîleştirmeğe girişti İstihdam kurallarını esnekleştirmeğe başladılar Geçici sözleşmeli istihdam alt işverenden işçi kiralama yöntemini yaydılar Kıdem tazminatını tasfiye etmeğe yöneldiler Buna ilâveten burjuvalar iktisadî artıktan kendi paylarını artırıp emekçilerin istifadesini azaltmak için vergi sistemlerinde gelir ve servet vergilerinin payını azaltıp dolaylı vergilerin payını artırdılar sosyal güvenlik sistemlerinde emekli olma yaşını yükselttiler prim ödeme sürelerini uzattılar tarımda destekleme alımlarını ve girdi sübvansiyonlarını kaldırdılar eğitim sağlık hizmetlerini ve diğer kamu hizmetlerinden bir kısmını özelleştirmeğe giriştiler Burjuvalar istihdam kurallarını esnetirken kâr gelirinin kendilerince gerekçesini de ortadan kaldırdı İktisat teorisine göre kâr girişimcinin risk üstlenmesinin karşılığıdır Teoriye göre girişimcinin üstlendiği zarar etme riskidir Ama istihdam şartlarını esnekleştirmek işçi çıkarmayı kolaylaştırmak çalışma saatlerini esnekleştirmek vs mukaveleyle işçi istihdam etmenin şirkete yüklediği riski azaltmaktadır Şayet şirketin ürününü sattığı piyasada talepte daralma olursa bundan şirket değil işten çıkarılan işçi mağdur olmaktadır Piyasa riski işçiye yüklendi Devletin özel iktisadî faaliyetleri düzenleme denetleme işlerini özel sektörün etkisi altındaki bağımsız kurumlara devretmesiyle düzenlemeden denetlemeden kaynaklanan siyasî riskler de yok oldu Bu şartlarda kâr gelirlerinin neyin karşılığı olduğu sorulabilir Ayrıca şirketlerin istediği ülkede yatırım yapmasına imkân veren finansal serbesti sayesinde bir ülkede sermaye biriktiren bir şirket bu sermayesiyle başka ülkede üretim tesisi kurabilmektedir ya da başka bir ülkede mal varlığı satın alabilmektedir Bu durumda iktisadî artığı üreten işçiler bu artıktan sınıf olarak dahi yararlanmamaktadır İktisadî artığın neden sermayedarların eline geçtiğini sormak hakkı doğmaktadır Nihayet Türkiye de tüketim ve tasarruf istatistikleri burjuva sınıfının ortalama gelir yönünden çok daha fakir ülkelere nispetle aşırı tüketim yaptığını göstermektedir Ülkemizde tasarruf oranının düşüklüğü sebebiyle yatırımların bir kısmı başka toplumların tasarrufları ile gerçekleşmekte dış borç net uluslararası yatırım pozisyonundaki eksi işaretli rakam devamlı artmaktadır İktisadî artığın bir kısmını burjuva sınıfı gereksiz tüketimde israf ediyorsa hâsılayı üreten emekçilerin artığa sermayedarların neden ve nasıl el koyduğunu merak etmesi gayet mantıklıdır Burjuva sınıflarının siciline başta medenî geçinen toplumlarda burjuvaların siciline bakınca sermaye biriktirmek uğruna bunların emekçileri daha çok hâsıla ürettirmeğe yönelik ve emekçilere hâsıladan verdikleri payı azaltmağa yönelik yeni yeni kurumlar ve yöntemler icat etmeğe durdurulmadıkça devam edecekleri bellidir Bunu görebilmek için tarih okumak yeter Bu durumda günümüzde hem işçinin ücretini tespit şartlarını ve iktisadî artığa kimin el koyduğunu ve nasıl kullandığını tartışmaya açmanın yeri vardır Kapitalizmin kurumları mülkiyet miras anonim şirket banka borsa vs insanların yaptığı kanunlarla kurallarla ortaya çıktığına göre bunların hepsi sorgulanabilir ve gerekiyorsa yeniden şekillendirilebilir değiştirilebilir Bunları sorgulayıp tartışmaktaki müşkülât burjuvaların zihinlerimize yerleştirdiği önyargılardan kurtulmanın zorluğundandır İnsanların ihtiyaçları sonsuzdur İnsan yaratılışta bencildir İşsiz kalma korkusu olmasa işçi çalışmaz Memur işini bilir Özel işletmeler kamu işletmelerinden daha verimli çalışır Teknoloji tabiatın tahribâtını önleyebilir Rekabet refahı artırır Alış verişte mal çeşitliliği insana seçme özgürlüğü verir Yoksulluğu ortadan kaldırmak için önce hâsılayı artırmak lâzım Dünyada tabiî kaynaklar tükendiğinde başka gezegenlerden kaynak buluruz Demokrasi ve siyasî katılım ancak kapitalist toplumlarda mümkündür Bu savlardan her biri sorgulanıp uzun uzun tartışılabilir Hasan Köse nin bu eseri günümüzde hüküm süren düzeni sorgulamaktadır Eserin faydalı tartışmalara vesile olacağını ve âdil toplum projesini tekemmül ettirmeğe katkı yapacağını ümit ediyor ve diliyorum Prof Dr Cem SOMEL

AKİS KİTAP-KAMPANYA
Ne güzel yazılar bunlar Memleket ve ümmet hatta beşeriyet davası bağlamında meselelere bu düzeyde kafa yormanız bizim için bir saadet vesilesi Sizin gibi sorumlu aydınların katkılarıyla bu gibi varoluşsal ve geleceğimizi belirleyecek meselelerde egemen paradigmaların dışında yeni bir paradigma inşası mümkün olacaktır Daha doğrusu olmak zorundadır Adalet ve bilhassa sosyal adalet idealinin ülkemizde bölgemizde ve gezegenimizde egemen paradigma olması yolunda elinden geleni esirgemeyen sizler gibi cihad ictihad ehline saygı ve sevgilerimle Prof Dr Hayri KIRBAŞOĞLU Okuru iktisatta hakikî meselenin hâsılayı artırmak değil bölüşüm olduğuna ikna edebilme çabası olarak bu kitabın önemi iktisadın asıl meselelerini tartışıyor olması ve günümüzde hüküm süren düzeni sorgulamasıdır Cem SOMEL