Altı Eylül ve Dionis Efendi — Tuna Akansu

Altı Eylül ve Dionis Efendi
Tuna AkansuCinius Yayınları
Altı Eylül ve Dionis Efendi
Tuna AkansuSeverek yaşamak varken neden anlamsız savaşlar çıkar Neden kahkaha atılan evlere hüzün dolar Altı Eylül de eli sopalı adamlar İstanbul da Rumların neşeleri pencerelerinden taşan evlerine iş yerlerine saldırır Dionis Efendi kilisede kırılan cam parçalarının yerlere savrulan mumların arasında karşı konulmaz üzüntüler yaşar Ben Arnavut kaldırımlı sokağın küçük bir taşıyım Ama her sokakta varım İstanbul bir masa ben o masanın örtüsü zeytini bir mezesiyim Keşke birbirine dalaşanlar ufak hesapların savaşını verenler sevdanın yetmiş yaşlarında bulduğu saz grubu Ağustos Böcekleri gibi hayatın mutluluk alınacak yanlarını görebilseler Ve hüsran yüreklerine düşünce onlar aralarında dertleşirler Şu dünyayı kendimiz için yaşayıp hiç bu kadar güzel görmemiştik Mutluluğun aldatmacalı yanını yakalayan Kamil in duygularında bahar çiçekleri açar Sıkıntılarını hırıltılı nefesine karışan sözleri açığa vurur Bu kadının hülyalarımda yaşattığım kadın olmadığını bilmediğimi mi sanıyorsun Bir kandırmacanın içinde geçen günler beni mesut etti Ne kadar dertsiz de olsanız günün birinde işiniz devlet dairelerine düşer Ve dilekçeler elde ağızlarda sabır duaları vücutlar yorgun gözler bezgin kapı kapı dolaşmaktan başka çare kalmaz

Cinius Yayınları
Severek yaşamak varken neden anlamsız savaşlar çıkar Neden kahkaha atılan evlere hüzün dolar Altı Eylül de eli sopalı adamlar İstanbul da Rumların neşeleri pencerelerinden taşan evlerine iş yerlerine saldırır Dionis Efendi kilisede kırılan cam parçalarının yerlere savrulan mumların arasında karşı konulmaz üzüntüler yaşar Ben Arnavut kaldırımlı sokağın küçük bir taşıyım Ama her sokakta varım İstanbul bir masa ben o masanın örtüsü zeytini bir mezesiyim Keşke birbirine dalaşanlar ufak hesapların savaşını verenler sevdanın yetmiş yaşlarında bulduğu saz grubu Ağustos Böcekleri gibi hayatın mutluluk alınacak yanlarını görebilseler Ve hüsran yüreklerine düşünce onlar aralarında dertleşirler Şu dünyayı kendimiz için yaşayıp hiç bu kadar güzel görmemiştik Mutluluğun aldatmacalı yanını yakalayan Kamil in duygularında bahar çiçekleri açar Sıkıntılarını hırıltılı nefesine karışan sözleri açığa vurur Bu kadının hülyalarımda yaşattığım kadın olmadığını bilmediğimi mi sanıyorsun Bir kandırmacanın içinde geçen günler beni mesut etti Ne kadar dertsiz de olsanız günün birinde işiniz devlet dairelerine düşer Ve dilekçeler elde ağızlarda sabır duaları vücutlar yorgun gözler bezgin kapı kapı dolaşmaktan başka çare kalmaz

Cinius Yayınları
Severek yaşamak varken neden anlamsız savaşlar çıkar Neden kahkaha atılan evlere hüzün dolar Altı Eylül de eli sopalı adamlar İstanbul da Rumların neşeleri pencerelerinden taşan evlerine iş yerlerine saldırır Dionis Efendi kilisede kırılan cam parçalarının yerlere savrulan mumların arasında karşı konulmaz üzüntüler yaşar Ben Arnavut kaldırımlı sokağın küçük bir taşıyım Ama her sokakta varım İstanbul bir masa ben o masanın örtüsü zeytini bir mezesiyim Keşke birbirine dalaşanlar ufak hesapların savaşını verenler sevdanın yetmiş yaşlarında bulduğu saz grubu Ağustos Böcekleri gibi hayatın mutluluk alınacak yanlarını görebilseler Ve hüsran yüreklerine düşünce onlar aralarında dertleşirler Şu dünyayı kendimiz için yaşayıp hiç bu kadar güzel görmemiştik Mutluluğun aldatmacalı yanını yakalayan Kamil in duygularında bahar çiçekleri açar Sıkıntılarını hırıltılı nefesine karışan sözleri açığa vurur Bu kadının hülyalarımda yaşattığım kadın olmadığını bilmediğimi mi sanıyorsun Bir kandırmacanın içinde geçen günler beni mesut etti Ne kadar dertsiz de olsanız günün birinde işiniz devlet dairelerine düşer Ve dilekçeler elde ağızlarda sabır duaları vücutlar yorgun gözler bezgin kapı kapı dolaşmaktan başka çare kalmaz

Cinius Yayınları
Severek yaşamak varken neden anlamsız savaşlar çıkar Neden kahkaha atılan evlere hüzün dolar Altı Eylül de eli sopalı adamlar İstanbul da Rumların neşeleri pencerelerinden taşan evlerine iş yerlerine saldırır Dionis Efendi kilisede kırılan cam parçalarının yerlere savrulan mumların arasında karşı konulmaz üzüntüler yaşar Ben Arnavut kaldırımlı sokağın küçük bir taşıyım Ama her sokakta varım İstanbul bir masa ben o masanın örtüsü zeytini bir mezesiyim Keşke birbirine dalaşanlar ufak hesapların savaşını verenler sevdanın yetmiş yaşlarında bulduğu saz grubu Ağustos Böcekleri gibi hayatın mutluluk alınacak yanlarını görebilseler Ve hüsran yüreklerine düşünce onlar aralarında dertleşirler Şu dünyayı kendimiz için yaşayıp hiç bu kadar güzel görmemiştik Mutluluğun aldatmacalı yanını yakalayan Kamil in duygularında bahar çiçekleri açar Sıkıntılarını hırıltılı nefesine karışan sözleri açığa vurur Bu kadının hülyalarımda yaşattığım kadın olmadığını bilmediğimi mi sanıyorsun Bir kandırmacanın içinde geçen günler beni mesut etti Ne kadar dertsiz de olsanız günün birinde işiniz devlet dairelerine düşer Ve dilekçeler elde ağızlarda sabır duaları vücutlar yorgun gözler bezgin kapı kapı dolaşmaktan başka çare kalmaz

Cinius
Severek yaşamak varken neden anlamsız savaşlar çıkar Neden kahkaha atılan evlere hüzün dolar Altı Eylül de eli sopalı adamlar İstanbul da Rumların neşeleri pencerelerinden taşan evlerine iş yerlerine saldırır Dionis Efendi kilisede kırılan cam parçalarının yerlere savrulan mumların arasında karşı konulmaz üzüntüler yaşar Ben Arnavut kaldırımlı sokağın küçük bir taşıyım Ama her sokakta varım İstanbul bir masa ben o masanın örtüsü zeytini bir mezesiyim Keşke birbirine dalaşanlar ufak hesapların savaşını verenler sevdanın yetmiş yaşlarında bulduğu saz grubu Ağustos Böcekleri gibi hayatın mutluluk alınacak yanlarını görebilseler Ve hüsran yüreklerine düşünce onlar aralarında dertleşirler Şu dünyayı kendimiz için yaşayıp hiç bu kadar güzel görmemiştik Mutluluğun aldatmacalı yanını yakalayan Kamil in duygularında bahar çiçekleri açar Sıkıntılarını hırıltılı nefesine karışan sözleri açığa vurur Bu kadının hülyalarımda yaşattığım kadın olmadığını bilmediğimi mi sanıyorsun Bir kandırmacanın içinde geçen günler beni mesut etti Ne kadar dertsiz de olsanız günün birinde işiniz devlet dairelerine düşer Ve dilekçeler elde ağızlarda sabır duaları vücutlar yorgun gözler bezgin kapı kapı dolaşmaktan başka çare kalmaz