MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Anadolu Kent Modelinin Yayılımı — Nihan Naiboğlu

Anadolu Kent Modelinin Yayılımı
308,00
GenelTarih Araştırma ve İnceleme KitaplarıAraştırma İnceleme

Anadolu Kent Modelinin Yayılımı

Nihan Naiboğlu

Arkeoloji ve Sanat Yayınları

2025236 sf.
Ciltsiz
BKM KitapEn ucuz

Anadolu Kent Modelinin Yayılımı

Nihan Naiboğlu

Nasıl ki besin üretimini yerleşik yaşamı çiftçiliği ortaya çıkararak günümüz uygarlığının temellerini oluşturan Neolitik Çağ uygarlık tarihi açısından devrim niteliğinde değişimlere yol açmışsa bunu izleyen kent ve kentsel yaşamın ortaya çıkışı da getirdiği sonuçlar bakımından büyük bir öneme sahiptir Bu sürecin yani Mezopotamya kent modeli nin gelişiminin devletin ve bunu izleyen imparatorlukların oluşumunda ne denli önemli olduğu özellikle Yakındoğu coğrafyasının belirli kesimlerinde yaklaşık 100 yıldır ayrıntılı olarak incelenmiş ve tartışılmıştır Mezopotamya kent modeli kalabalık işçi nüfusu yerleşim içinin sınıfsal ve işlevsel tanımlı alanlara ayrılması katmanlaşmış bir toplumsal dokuyu yansıtmasıyla daha önceki tarımcı köylerden kolaylıkla ayrılmaktadır Buna karşılık Mezopotamya nın ünlü Ur Uruk gibi kilometrekarelik alanlara yayılan ünlü kentlerinin Anadolu daki Troya gibi çağdaşları tümüyle farklı bir yapılanmayı yansıtmaktadır Özellikle Batı Anadolu Ege ve Balkan coğrafyasında kazıyla tanıdığımız İlk Tunç Çağı na ait kent olarak tanımlanan 100 ün üzerinde yerleşimin Mezopotamya daki yerleşim modeliyle hemen hemen bilinen hiçbir ortak noktası bulunmamaktadır Her şeyden önce Batı Anadolu Ege dünyasının kentleri çapı 100 m yi ancak bulan kalabalık nüfusları işlik yerlerini ve büyük depo alanlarını barındırmayan Suriye Mezopotamya kentleriyle karşılaştırılamayacak kadar küçük ve mütevazi görünümü olan yerleşim yerleridir Buna karşılık yine de Anadolu İlk Tunç Çağı yerleşimleri önceki Neolitik ve Kalkolitik Çağ yerleşimlerinden olan farklılıklarıyla öne çıkmıştır Burada özellikle örneğin Çatalhöyük ve Aşıklı Höyük gibi bazı Neolitik yerleşimlerin Troia Demircihöyük Thermi ya da Poliochni gibi İlk Tunç Çağı merkezlerinden çok daha kalabalık bir nüfusu barındırdığı daha geniş bir alanı kapladıkları göz ardı edilmemelidir Anadolu Ege kentleri barındırdıkları kalabalık nüfusla değil çevreleyen sur sistemi anıtsal giriş kapıları ve bölgelerinin maden buluntu zenginliği ve ticaretiyle önplana çıkmaktadır Bu açıdan bakıldığından Anadolu Ege kentleri tümüyle Suriye Mezopotamya modelinden farklı Anadolu kent modeli olarak tanımlayabileceğimiz özgün bir yapılanmayı yansıtmaktadır Arkeolojik düşünce sistemimize hâkim olan Mezopotamya odaklı bakış açısının etkisiyle Anadolu kent modeli şimdiye kadar göz ardı edilmiş hemen hemen ayrıltılı olarak hiç tanımlanmamış ve genellikle Anadolu kentleri küçüktür yaklaşımıyla göz ardı edilmiştir Bu nedenle Sayın Nihan Naiboğlu nun bu özgün çalışmasının yalnızca Anadolu kent modelinin ayrıntılandırılarak Mezopotamya kent modelinden farklılığının ortaya konması açısından değil Batı Anadolu Ege dünyasında ortaya çıkan bu yapılanmanın Balkan Yarımadası na yaptığı etkinin ortaya konması açısından da yadsınmaz bir önemi vardır Bu çalışmanın ileride daha da geliştirilerek Anadolu kent modelinin Orta Tunç Çağı kültürlerinin ve özellikle yerleşimlerinin oluşumundaki belirleyici rolünün ele alınmasını sağlayacağını umarız

Şehadet Kitap
311,85

Arkeoloji ve Sanat Yayınları

2019236 sf.
Şehadet Kitap

Nasıl ki besin üretimini yerleşik yaşamı çiftçiliği ortaya çıkararak günümüz uygarlığının temellerini oluşturan Neolitik Çağ uygarlık tarihi açısından devrim niteliğinde değişimlere yol açmışsa bunu izleyen kent ve kentsel yaşamın ortaya çıkışı da getirdiği sonuçlar bakımından büyük bir öneme sahiptir Bu sürecin yani Mezopotamya kent modeli nin gelişiminin devletin ve bunu izleyen imparatorlukların oluşumunda ne denli önemli olduğu özellikle Yakındoğu coğrafyasının belirli kesimlerinde yaklaşık 100 yıldır ayrıntılı olarak incelenmiş ve tartışılmıştır Mezopotamya kent modeli kalabalık işçi nüfusu yerleşim içinin sınıfsal ve işlevsel tanımlı alanlara ayrılması katmanlaşmış bir toplumsal dokuyu yansıtmasıyla daha önceki tarımcı köylerden kolaylıkla ayrılmaktadır Buna karşılık Mezopotamya nın ünlü Ur Uruk gibi kilometrekarelik alanlara yayılan ünlü kentlerinin Anadolu daki Troya gibi çağdaşları tümüyle farklı bir yapılanmayı yansıtmaktadır Özellikle Batı Anadolu Ege ve Balkan coğrafyasında kazıyla tanıdığımız İlk Tunç Çağı na ait kent olarak tanımlanan 100 ün üzerinde yerleşimin Mezopotamya daki yerleşim modeliyle hemen hemen bilinen hiçbir ortak noktası bulunmamaktadır Her şeyden önce Batı Anadolu Ege dünyasının kentleri çapı 100 m yi ancak bulan kalabalık nüfusları işlik yerlerini ve büyük depo alanlarını barındırmayan Suriye Mezopotamya kentleriyle karşılaştırılamayacak kadar küçük ve mütevazi görünümü olan yerleşim yerleridir Buna karşılık yine de Anadolu İlk Tunç Çağı yerleşimleri önceki Neolitik ve Kalkolitik Çağ yerleşimlerinden olan farklılıklarıyla öne çıkmıştır Burada özellikle örneğin Çatalhöyük ve Aşıklı Höyük gibi bazı Neolitik yerleşimlerin Troia Demircihöyük Thermi ya da Poliochni gibi İlk Tunç Çağı merkezlerinden çok daha kalabalık bir nüfusu barındırdığı daha geniş bir alanı kapladıkları göz ardı edilmemelidir Anadolu Ege kentleri barındırdıkları kalabalık nüfusla değil çevreleyen sur sistemi anıtsal giriş kapıları ve bölgelerinin maden buluntu zenginliği ve ticaretiyle önplana çıkmaktadır Bu açıdan bakıldığından Anadolu Ege kentleri tümüyle Suriye Mezopotamya modelinden farklı Anadolu kent modeli olarak tanımlayabileceğimiz özgün bir yapılanmayı yansıtmaktadır Arkeolojik düşünce sistemimize hâkim olan Mezopotamya odaklı bakış açısının etkisiyle Anadolu kent modeli şimdiye kadar göz ardı edilmiş hemen hemen ayrıltılı olarak hiç tanımlanmamış ve genellikle Anadolu kentleri küçüktür yaklaşımıyla göz ardı edilmiştir Bu nedenle Sayın Nihan Naiboğlu nun bu özgün çalışmasının yalnızca Anadolu kent modelinin ayrıntılandırılarak Mezopotamya kent modelinden farklılığının ortaya konması açısından değil Batı Anadolu Ege dünyasında ortaya çıkan bu yapılanmanın Balkan Yarımadası na yaptığı etkinin ortaya konması açısından da yadsınmaz bir önemi vardır Bu çalışmanın ileride daha da geliştirilerek Anadolu kent modelinin Orta Tunç Çağı kültürlerinin ve özellikle yerleşimlerinin oluşumundaki belirleyici rolünün ele alınmasını sağlayacağını umarız

Ucuz Kitap Al
327,25

Arkeoloji ve Sanat Yayınları

Nisan 2025236 sf.
16.50x24.00 cm2. Hamur
Ucuz Kitap Al

Nihan Naiboğlu tarafından kaleme alınan Anadolu Kent Modelinin Yayılımı Arkeoloji ve Sanat Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor Anadolu Kent Modelinin Yayılımı Nihan Naiboğlu Kitap Özeti Nasıl ki besin üretimini yerleşik yaşamı çiftçiliği ortaya çıkararak günümüz uygarlığının temellerini oluşturan Neolitik Çağ uygarlık tarihi açısından devrim niteliğinde değişimlere yol açmışsa bunu izleyen kent ve kentsel yaşamın ortaya çıkışı da getirdiği sonuçlar bakımından büyük bir öneme sahiptir Bu sürecin yani Mezopotamya kent modeli nin gelişiminin devletin ve bunu izleyen imparatorlukların oluşumunda ne denli önemli olduğu özellikle Yakındoğu coğrafyasının belirli kesimlerinde yaklaşık 100 yıldır ayrıntılı olarak incelenmiş ve tartışılmıştır Mezopotamya kent modeli kalabalık işçi nüfusu yerleşim içinin sınıfsal ve işlevsel tanımlı alanlara ayrılması katmanlaşmış bir toplumsal dokuyu yansıtmasıyla daha önceki tarımcı köylerden kolaylıkla ayrılmaktadır Buna karşılık Mezopotamya nın ünlü Ur Uruk gibi kilometrekarelik alanlara yayılan ünlü kentlerinin Anadolu daki Troya gibi çağdaşları tümüyle farklı bir yapılanmayı yansıtmaktadır Özellikle Batı Anadolu Ege ve Balkan coğrafyasında kazıyla tanıdığımız İlk Tunç Çağı na ait kent olarak tanımlanan 100 ün üzerinde yerleşimin Mezopotamya daki yerleşim modeliyle hemen hemen bilinen hiçbir ortak noktası bulunmamaktadır Her şeyden önce Batı Anadolu Ege dünyasının kentleri çapı 100 m yi ancak bulan kalabalık nüfusları işlik yerlerini ve büyük depo alanlarını barındırmayan Suriye Mezopotamya kentleriyle karşılaştırılamayacak kadar küçük ve mütevazi görünümü olan yerleşim yerleridir Buna karşılık yine de Anadolu İlk Tunç Çağı yerleşimleri önceki Neolitik ve Kalkolitik Çağ yerleşimlerinden olan farklılıklarıyla öne çıkmıştır Burada özellikle örneğin Çatalhöyük ve Aşıklı Höyük gibi bazı Neolitik yerleşimlerin Troia Demircihöyük Thermi ya da Poliochni gibi İlk Tunç Çağı merkezlerinden çok daha kalabalık bir nüfusu barındırdığı daha geniş bir alanı kapladıkları göz ardı edilmemelidir Anadolu Ege kentleri barındırdıkları kalabalık nüfusla değil çevreleyen sur sistemi anıtsal giriş kapıları ve bölgelerinin maden buluntu zenginliği ve ticaretiyle önplana çıkmaktadır Bu açıdan bakıldığından Anadolu Ege kentleri tümüyle Suriye Mezopotamya modelinden farklı Anadolu kent modeli olarak tanımlayabileceğimiz özgün bir yapılanmayı yansıtmaktadır Arkeolojik düşünce sistemimize hâkim olan Mezopotamya odaklı bakış açısının etkisiyle Anadolu kent modeli şimdiye kadar göz ardı edilmiş hemen hemen ayrıltılı olarak hiç tanımlanmamış ve genellikle Anadolu kentleri küçüktür yaklaşımıyla göz ardı edilmiştir Bu nedenle Sayın Nihan Naiboğlu nun bu özgün çalışmasının yalnızca Anadolu kent modelinin ayrıntılandırılarak Mezopotamya kent modelinden farklılığının ortaya konması açısından değil Batı Anadolu Ege dünyasında ortaya çıkan bu yapılanmanın Balkan Yarımadası na yaptığı etkinin ortaya konması açısından da yadsınmaz bir önemi vardır Bu çalışmanın ileride daha da geliştirilerek Anadolu kent modelinin Orta Tunç Çağı kültürlerinin ve özellikle yerleşimlerinin oluşumundaki belirleyici rolünün ele alınmasını sağlayacağını umarız Mehmet Özdoğan Yayınevi Arkeoloji ve Sanat Yayınları Yazar Nihan Naiboğlu Sayfa 236 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 16 50x24 00 cm Basım Yılı Nisan 2025 Barkod 9786053964810 Kategori Gezi ve Rehber Kitapları Tarih Kitapları Araştırma İnceleme Gezi Rehberi Referans Kitaplar

Ekin Kitap
342,65

Arkeoloji ve Sanat Yayınları

2019236 sf.
Ekin Kitap

Nasıl ki besin üretimini yerleşik yaşamı çiftçiliği ortaya çıkararak günümüz uygarlığının temellerini oluşturan Neolitik Çağ uygarlık tarihi açısından devrim niteliğinde değişimlere yol açmışsa bunu izleyen kent ve kentsel yaşamın ortaya çıkışı da getirdiği sonuçlar bakımından büyük bir öneme sahiptir Bu sürecin yani Mezopotamya kent modeli nin gelişiminin devletin ve bunu izleyen imparatorlukların oluşumunda ne denli önemli olduğu özellikle Yakındoğu coğrafyasının belirli kesimlerinde yaklaşık 100 yıldır ayrıntılı olarak incelenmiş ve tartışılmıştır Mezopotamya kent modeli kalabalık işçi nüfusu yerleşim içinin sınıfsal ve işlevsel tanımlı alanlara ayrılması katmanlaşmış bir toplumsal dokuyu yansıtmasıyla daha önceki tarımcı köylerden kolaylıkla ayrılmaktadır Buna karşılık Mezopotamya nın ünlü Ur Uruk gibi kilometrekarelik alanlara yayılan ünlü kentlerinin Anadolu daki Troya gibi çağdaşları tümüyle farklı bir yapılanmayı yansıtmaktadır Özellikle Batı Anadolu Ege ve Balkan coğrafyasında kazıyla tanıdığımız İlk Tunç Çağı na ait kent olarak tanımlanan 100 ün üzerinde yerleşimin Mezopotamya daki yerleşim modeliyle hemen hemen bilinen hiçbir ortak noktası bulunmamaktadır Her şeyden önce Batı Anadolu Ege dünyasının kentleri çapı 100 m yi ancak bulan kalabalık nüfusları işlik yerlerini ve büyük depo alanlarını barındırmayan Suriye Mezopotamya kentleriyle karşılaştırılamayacak kadar küçük ve mütevazi görünümü olan yerleşim yerleridir Buna karşılık yine de Anadolu İlk Tunç Çağı yerleşimleri önceki Neolitik ve Kalkolitik Çağ yerleşimlerinden olan farklılıklarıyla öne çıkmıştır Burada özellikle örneğin Çatalhöyük ve Aşıklı Höyük gibi bazı Neolitik yerleşimlerin Troia Demircihöyük Thermi ya da Poliochni gibi İlk Tunç Çağı merkezlerinden çok daha kalabalık bir nüfusu barındırdığı daha geniş bir alanı kapladıkları göz ardı edilmemelidir Anadolu Ege kentleri barındırdıkları kalabalık nüfusla değil çevreleyen sur sistemi anıtsal giriş kapıları ve bölgelerinin maden buluntu zenginliği ve ticaretiyle önplana çıkmaktadır Bu açıdan bakıldığından Anadolu Ege kentleri tümüyle Suriye Mezopotamya modelinden farklı Anadolu kent modeli olarak tanımlayabileceğimiz özgün bir yapılanmayı yansıtmaktadır Arkeolojik düşünce sistemimize hâkim olan Mezopotamya odaklı bakış açısının etkisiyle Anadolu kent modeli şimdiye kadar göz ardı edilmiş hemen hemen ayrıltılı olarak hiç tanımlanmamış ve genellikle Anadolu kentleri küçüktür yaklaşımıyla göz ardı edilmiştir Bu nedenle Sayın Nihan Naiboğlu nun bu özgün çalışmasının yalnızca Anadolu kent modelinin ayrıntılandırılarak Mezopotamya kent modelinden farklılığının ortaya konması açısından değil Batı Anadolu Ege dünyasında ortaya çıkan bu yapılanmanın Balkan Yarımadası na yaptığı etkinin ortaya konması açısından da yadsınmaz bir önemi vardır Bu çalışmanın ileride daha da geliştirilerek Anadolu kent modelinin Orta Tunç Çağı kültürlerinin ve özellikle yerleşimlerinin oluşumundaki belirleyici rolünün ele alınmasını sağlayacağını umarız

Nobel Kitap
358,05

Arkeoloji ve Sanat Yayınları

2025236 sf.
Nobel Kitap

Nasıl ki besin üretimini yerleşik yaşamı çiftçiliği ortaya çıkararak günümüz uygarlığının temellerini oluşturan Neolitik Çağ uygarlık tarihi açısından devrim niteliğinde değişimlere yol açmışsa bunu izleyen kent ve kentsel yaşamın ortaya çıkışı da getirdiği sonuçlar bakımından büyük bir öneme sahiptir Bu sürecin yani Mezopotamya kent modeli nin gelişiminin devletin ve bunu izleyen imparatorlukların oluşumunda ne denli önemli olduğu özellikle Yakındoğu coğrafyasının belirli kesimlerinde yaklaşık 100 yıldır ayrıntılı olarak incelenmiş ve tartışılmıştır Mezopotamya kent modeli kalabalık işçi nüfusu yerleşim içinin sınıfsal ve işlevsel tanımlı alanlara ayrılması katmanlaşmış bir toplumsal dokuyu yansıtmasıyla daha önceki tarımcı köylerden kolaylıkla ayrılmaktadır Buna karşılık Mezopotamya nın ünlü Ur Uruk gibi kilometrekarelik alanlara yayılan ünlü kentlerinin Anadolu daki Troya gibi çağdaşları tümüyle farklı bir yapılanmayı yansıtmaktadır Özellikle Batı Anadolu Ege ve Balkan coğrafyasında kazıyla tanıdığımız İlk Tunç Çağı na ait kent olarak tanımlanan 100 ün üzerinde yerleşimin Mezopotamya daki yerleşim modeliyle hemen hemen bilinen hiçbir ortak noktası bulunmamaktadır Her şeyden önce Batı Anadolu Ege dünyasının kentleri çapı 100 m yi ancak bulan kalabalık nüfusları işlik yerlerini ve büyük depo alanlarını barındırmayan Suriye Mezopotamya kentleriyle karşılaştırılamayacak kadar küçük ve mütevazi görünümü olan yerleşim yerleridir Buna karşılık yine de Anadolu İlk Tunç Çağı yerleşimleri önceki Neolitik ve Kalkolitik Çağ yerleşimlerinden olan farklılıklarıyla öne çıkmıştır Burada özellikle örneğin Çatalhöyük ve Aşıklı Höyük gibi bazı Neolitik yerleşimlerin Troia Demircihöyük Thermi ya da Poliochni gibi İlk Tunç Çağı merkezlerinden çok daha kalabalık bir nüfusu barındırdığı daha geniş bir alanı kapladıkları göz ardı edilmemelidir Anadolu Ege kentleri barındırdıkları kalabalık nüfusla değil çevreleyen sur sistemi anıtsal giriş kapıları ve

Kitap Yurdu

ARKEOLOJİ VE SANAT YAYINLARI

30.05.2019236 sf.
Karton Kapak16.5 x 24 cmKitap KağıdıTÜRKÇE
Kitap Yurdu

Nasıl ki besin üretimini yerleşik yaşamı çiftçiliği ortaya çıkararak günümüz uygarlığının temellerini oluşturan Neolitik Çağ uygarlık tarihi açısından devrim niteliğinde değişimlere yol açmışsa bunu izleyen kent ve kentsel yaşamın ortaya çıkışı da getirdiği sonuçlar bakımından büyük bir öneme sahiptir Bu sürecin yani Mezopotamya kent modeli nin gelişiminin devletin ve bunu izleyen imparatorlukların oluşumunda ne denli önemli olduğu özellikle Yakındoğu coğrafyasının belirli kesimlerinde yaklaşık 100 yıldır ayrıntılı olarak incelenmiş ve tartışılmıştır Mezopotamya kent modeli kalabalık işçi nüfusu yerleşim içinin sınıfsal ve işlevsel tanımlı alanlara ayrılması katmanlaşmış bir toplumsal dokuyu yansıtmasıyla daha önceki tarımcı köylerden kolaylıkla ayrılmaktadır Buna karşılık Mezopotamya nın ünlü Ur Uruk gibi kilometrekarelik alanlara yayılan ünlü kentlerinin Anadolu daki Troya gibi çağdaşları tümüyle farklı bir yapılanmayı yansıtmaktadır Özellikle Batı Anadolu Ege ve Balkan coğrafyasında kazıyla tanıdığımız İlk Tunç Çağı na ait kent olarak tanımlanan 100 ün üzerinde yerleşimin Mezopotamya daki yerleşim modeliyle hemen hemen bilinen hiçbir ortak noktası bulunmamaktadır Her şeyden önce Batı Anadolu Ege dünyasının kentleri çapı 100 m yi ancak bulan kalabalık nüfusları işlik yerlerini ve büyük depo alanlarını barındırmayan Suriye Mezopotamya kentleriyle karşılaştırılamayacak kadar küçük ve mütevazi görünümü olan yerleşim yerleridir Buna karşılık yine de Anadolu İlk Tunç Çağı yerleşimleri önceki Neolitik ve Kalkolitik Çağ yerleşimlerinden olan farklılıklarıyla öne çıkmıştır Burada özellikle örneğin Çatalhöyük ve Aşıklı Höyük gibi bazı Neolitik yerleşimlerin Troia Demircihöyük Thermi ya da Poliochni gibi İlk Tunç Çağı merkezlerinden çok daha kalabalık bir nüfusu barındırdığı daha geniş bir alanı kapladıkları göz ardı edilmemelidir Anadolu Ege kentleri barındırdıkları kalabalık nüfusla değil çevreleyen sur sistemi anıtsal giriş kapıları ve bölgelerinin maden buluntu zenginliği ve ticaretiyle önplana çıkmaktadır Bu açıdan bakıldığından Anadolu Ege kentleri tümüyle Suriye Mezopotamya modelinden farklı Anadolu kent modeli olarak tanımlayabileceğimiz özgün bir yapılanmayı yansıtmaktadır Arkeolojik düşünce sistemimize hâkim olan Mezopotamya odaklı bakış açısının etkisiyle Anadolu kent modeli şimdiye kadar göz ardı edilmiş hemen hemen ayrıltılı olarak hiç tanımlanmamış ve genellikle Anadolu kentleri küçüktür yaklaşımıyla göz ardı edilmiştir Bu nedenle Sayın Nihan Naiboğlu nun bu özgün çalışmasının yalnızca Anadolu kent modelinin ayrıntılandırılarak Mezopotamya kent modelinden farklılığının ortaya konması açısından değil Batı Anadolu Ege dünyasında ortaya çıkan bu yapılanmanın Balkan Yarımadası na yaptığı etkinin ortaya konması açısından da yadsınmaz bir önemi vardır Bu çalışmanın ileride daha da geliştirilerek Anadolu kent modelinin Orta Tunç Çağı kültürlerinin ve özellikle yerleşimlerinin oluşumundaki belirleyici rolünün ele alınmasını sağlayacağını umarız

Pandora

Arkeoloji ve Sanat

2019236 sf.
Pandora

Nasıl ki besin üretimini yerleşik yaşamı çiftçiliği ortaya çıkararak günümüz uygarlığının temellerini oluşturan Neolitik Çağ uygarlık tarihi açısından devrim niteliğinde değişimlere yol açmışsa bunu izleyen kent ve kentsel yaşamın ortaya çıkışı da getirdiği sonuçlar bakımından büyük bir öneme sahiptir Bu sürecin yani Mezopotamya kent modeli nin gelişiminin devletin ve bunu izleyen imparatorlukların oluşumunda ne denli önemli olduğu özellikle Yakındoğu coğrafyasının belirli kesimlerinde yaklaşık 100 yıldır ayrıntılı olarak incelenmiş ve tartışılmıştır Mezopotamya kent modeli kalabalık işçi nüfusu yerleşim içinin sınıfsal ve işlevsel tanımlı alanlara ayrılması katmanlaşmış bir toplumsal dokuyu yansıtmasıyla daha önceki tarımcı köylerden kolaylıkla ayrılmaktadır Buna karşılık Mezopotamya nın ünlü Ur Uruk gibi kilometrekarelik alanlara yayılan ünlü kentlerinin Anadolu daki Troya gibi çağdaşları tümüyle farklı bir yapılanmayı yansıtmaktadır Özellikle Batı Anadolu Ege ve Balkan coğrafyasında kazıyla tanıdığımız İlk Tunç Çağı na ait kent olarak tanımlanan 100 ün üzerinde yerleşimin Mezopotamya daki yerleşim modeliyle hemen hemen bilinen hiçbir ortak noktası bulunmamaktadır Her şeyden önce Batı Anadolu Ege dünyasının kentleri çapı 100 m yi ancak bulan kalabalık nüfusları işlik yerlerini ve büyük depo alanlarını barındırmayan Suriye Mezopotamya kentleriyle karşılaştırılamayacak kadar küçük ve mütevazi görünümü olan yerleşim yerleridir Buna karşılık yine de Anadolu İlk Tunç Çağı yerleşimleri önceki Neolitik ve Kalkolitik Çağ yerleşimlerinden olan farklılıklarıyla öne çıkmıştır Burada özellikle örneğin Çatalhöyük ve Aşıklı Höyük gibi bazı Neolitik yerleşimlerin Troia Demircihöyük Thermi ya da Poliochni gibi İlk Tunç Çağı merkezlerinden çok daha kalabalık bir nüfusu barındırdığı daha geniş bir alanı kapladıkları göz ardı edilmemelidir Anadolu Ege kentleri barındırdıkları kalabalık nüfusla değil çevreleyen sur sistemi anıtsal giriş kapıları ve bölgelerinin maden buluntu zenginliği ve ticaretiyle önplana çıkmaktadır Bu açıdan bakıldığından Anadolu Ege kentleri tümüyle Suriye Mezopotamya modelinden farklı Anadolu kent modeli olarak tanımlayabileceğimiz özgün bir yapılanmayı yansıtmaktadır Arkeolojik düşünce sistemimize hâkim olan Mezopotamya odaklı bakış açısının etkisiyle Anadolu kent modeli şimdiye kadar göz ardı edilmiş hemen hemen ayrıltılı olarak hiç tanımlanmamış ve genellikle Anadolu kentleri küçüktür yaklaşımıyla göz ardı edilmiştir Bu nedenle Sayın Nihan Naiboğlu nun bu özgün çalışmasının yalnızca Anadolu kent modelinin ayrıntılandırılarak Mezopotamya kent modelinden farklılığının ortaya konması açısından değil Batı Anadolu Ege dünyasında ortaya çıkan bu yapılanmanın Balkan Yarımadası na yaptığı etkinin ortaya konması açısından da yadsınmaz bir önemi vardır Bu çalışmanın ileride daha da geliştirilerek Anadolu kent modelinin Orta Tunç Çağı kültürlerinin ve özellikle yerleşimlerinin oluşumundaki belirleyici rolünün ele alınmasını sağlayacağını umarız Mehmet Özdoğan