Anamın Hikayesi — Ali Özdemir

Anamın Hikayesi
Ali ÖzdemirPeri Yayınları
Anamın Hikayesi
Ali ÖzdemirTaşlara kazınmış işaretlerin diliyle gariplik yazıyordu Fergana dan Hindistan a yolculuk eyleyen Bektaşi dervişleri Renkli giysileri uzun saçları ve sakallarıyla durdukları her handa Cem eyleyip yakarışlarını derin derin Hû çekerek sonlandırıyorlar sesleri ölümün hırıltısı gibi sanki bir kuyunun dibinden göğe yayılıyor suyun şırıltısı gibi insana dağa ve taşa huzur yayıyordu Kervanlara nazardan korumak göz belasından uzaklaştırmak için cıncık boncuk deve boncuğu denilen denizlerden tatlı sulardan çıkarılan balık kulağı da denilen midye kabuklarıyla süslenirdi Seyyahların geçtiği köylerde çocuklar beşiklerine küserdi hediye almadan şeker yiyemeyen çocuklar gece geçip giden kervanın izini sürer şeker kırıntısı ve bir şeyler gözler alışveriş yapamayan yoksulluklarını ve sert gözlerle haydi içeri içeri diye bağıran babalarını kargışlarlardı Han obasında dinlenen kervanlar ince ak bir yoldan dünyanın pazarına akarlar Çin e Maçine gidenler yıllar sonra yaşlanmış olarak dönerlerdi Zaman zamanı yediğinde o çocukları doğuran analar öldü

Peri Yayınları
Taşlara kazınmış işaretlerin diliyle gariplik yazıyordu Fergana dan Hindistan a yolculuk eyleyen Bektaşi dervişleri Renkli giysileri uzun saçları ve sakallarıyla durdukları her handa Cem eyleyip yakarışlarını derin derin Hû çekerek sonlandırıyorlar sesleri ölümün hırıltısı gibi sanki bir kuyunun dibinden göğe yayılıyor suyun şırıltısı gibi insana dağa ve taşa huzur yayıyordu Kervanlara nazardan korumak göz belasından uzaklaştırmak için cıncık boncuk deve boncuğu denilen denizlerden tatlı sulardan çıkarılan balık kulağı da denilen midye kabuklarıyla süslenirdi Seyyahların geçtiği köylerde çocuklar beşiklerine küserdi hediye almadan şeker yiyemeyen çocuklar gece geçip giden kervanın izini sürer şeker kırıntısı ve bir şeyler gözler alışveriş yapamayan yoksulluklarını ve sert gözlerle haydi içeri içeri diye bağıran babalarını kargışlarlardı Han obasında dinlenen kervanlar ince ak bir yoldan dünyanın pazarına akarlar Çin e Maçine gidenler yıllar sonra yaşlanmış olarak dönerlerdi Zaman zamanı yediğinde o çocukları doğuran analar öldü

Peri Yayınları
Taşlara kazınmış işaretlerin diliyle gariplik yazıyordu Fergana dan Hindistan a yolculuk eyleyen Bektaşi dervişleri Renkli giysileri uzun saçları ve sakallarıyla durdukları her handa Cem eyleyip yakarışlarını derin derin Hû çekerek sonlandırıyorlar sesleri ölümün hırıltısı gibi sanki bir kuyunun dibinden göğe yayılıyor suyun şırıltısı gibi insana dağa ve taşa huzur yayıyordu Kervanlara nazardan korumak göz belasından uzaklaştırmak için cıncık boncuk deve boncuğu denilen denizlerden tatlı sulardan çıkarılan balık kulağı da denilen midye kabuklarıyla süslenirdi Seyyahların geçtiği köylerde çocuklar beşiklerine küserdi hediye almadan şeker yiyemeyen çocuklar gece geçip giden kervanın izini sürer şeker kırıntısı ve bir şeyler gözler alışveriş yapamayan yoksulluklarını ve sert gözlerle haydi içeri içeri diye bağıran babalarını kargışlarlardı Han obasında dinlenen kervanlar ince ak bir yoldan dünyanın pazarına akarlar Çin e Maçine gidenler yıllar sonra yaşlanmış olarak dönerlerdi Zaman zamanı yediğinde o çocukları doğuran analar öldü