Anıcak Ol Meclisi Hatıralar I — Hüsrev Hatemi

Anıcak Ol Meclisi Hatıralar I
Hüsrev HatemiDergah Yayınları
Anıcak Ol Meclisi Hatıralar I
Hüsrev HatemiKendimi bildiğim yaşlarda İstanbul Kurtuluş ta oturuyorduk Dışarıda II Dünya Savaşı vardı Halk genel olarak siyaseti bildiğini zannetse de Türk Devlet adamlarına duyulan güven şimdikinden çok fazlaydı Devlet baba görünümünde idi Devlet üniversite yurtlarında palto verirdi Devletin Cibali de tütün Beykoz da kundura fabrikaları vardı Evlerin arka bahçeleri vardı Bu bahçeler arka sokağın bahçeleri ile duvar komşusu olduğundan biz Çobanoğlu sokağı sakinleri aynı zamanda Kuyulubağ sokağı ile de komşu olurduk Cumartesi günleri tatil değildi Biz öğrenciler ve memurlar için cumartesi yarım gündü Pazar sabahları babam pijamasının üzerine robe de chambre alır ve aynı şekilde giyinmiş Saim Bey ve Nuri Bey ile Sabah şerifiniz hayr olsun şeklinde bahçe selamlaşmaları olurdu O devir İstanbul unda Kısıklı da Aziz Mahmut Hüdayi devrinden kalan ağaçlar dururdu Yukarı Göztepe yi ağaçkakanlar Bebek Levent Baltalimanı ve İstinye yi bülbüller ziyaret ederdi 1960 lı yıllar bitinceye kadar bir kar yağmaya görsün adını bilmediğimiz kuşlar ekmek kırıntısı aramak için evlere sokulurlardı Bahçedeki karları kürer ve onlara ekmek ufalardık 1960 lı yıllar sonuna kadar İstanbul un hemen bütün semtlerinin göklerinde çaylak sürüleri dolaşır Gökyüzünde serçeleri kovalar onlara çığlık attırırlardı İstanbul halkı sık sık meslek değiştirmezdi Saka sucu saka olarak yaşar ve ölür muslukçu Kirkör veya Lefter ustalar aynı şekilde yaşar ve ölürdü Yoğurtçular 1960 lı yıllar bitinceye kadar omuzdan askıyla taşınan yoğurt kapları ile Silivri yoğurdu gaymaah bağırışlarıyla geçerlerdi Denizler kirlenmemişti Deniz rengi grimsi yeşil veya kırmızımsı yeşil değil çivit mavisi idi Gazetelerde yer alan bir cinayet haberi günlerce konuşulur bir iki gün içinde de aşk cinayeti ise bir ağıt uydurularak saman kağıdına basılır ve Kadıköy Haydarpaşa Üsküdar vapurlarında destan adı verilen şarkı güfteleriyle birlikte bu ağıtlar satılırdı Türkiye basınının kalbi de Cağaloğlu nda Babıali atardı 1970 li yıllar bitinceye kadar bu böyle sürdü Kısacası bu şehirde ihtiyarlamış bir yazarın İstanbul ağıtıdır bu yazdıklarım

DERGAH YAYINLARI
Kendimi bildiğim yaşlarda İstanbul Kurtuluş ta oturuyorduk Dışarıda II Dünya Savaşı vardı Evlerin arka bahçeleri vardı Bu bahçeler arka sokağın bahçeleri ile duvar komşusu olduğundan biz Çobanoğlu sokağı sakinleri aynı zamanda Kuyulubağ sokağı ile de komşu olurduk Cumartesi günleri tatil değildi Biz öğrenciler ve memurlar için Cumartesi yarım gündü Pazar sabahları babam pijamasının üzerine robe de chambre alır ve aynı şekilde giyinmiş Saim Bey ve Nuri Bey ile Sabah şerifiniz hayr olsun şeklinde bahçe selamlaşmaları olurdu O devir İstanbul unda Kısıklı da Aziz Mahmut Hüdayi devrinden kalan ağaçlar dururdu Yukarı Göztepe yi ağaçkakanlar Bebek Levent Baltalimanı ve İstinye yi bülbüller ziyaret ederdi 1960 lı yıllar bitinceye kadar bir kar yağmaya görsün adını bilmediğimiz kuşlar ekmek kırıntısı aramak için evlere sokulurlardı Bahçedeki karları kürer ve onlara ekmek ufalardık İstanbul halkı sık sık meslek değiştirmezdi Saka sucu saka olarak yaşar ve ölür muslukçu Kirkör veya Lefter ustalar aynı şekilde yaşar ve ölürdü Yoğurtçular 1960 lı yıllar bitinceye kadar omuzdan askıyla taşınan yoğurt kapları ile Silivri yoğurdu gaymaah bağırışlarıyla geçerlerdi Denizler kirlenmemişti Deniz rengi grimsi yeşil veya kırmızımsı yeşil değil çivit mavisi idi Kadıköy Haydarpaşa Üsküdar vapurlarında destan adı verilen şarkı güfteleriyle birlikte ağıtlar satılırdı Türkiye basınının kalbi de Cağaloğlu nda Babıali atardı 1970 li yıllar bitinceye kadar bu böyle sürdü Kısacası bu şehirde ihtiyarlamış bir yazarın İstanbul ağıtıdır bu yazdıklarım