Anılardaki Pegir Sıra Konak — Hüsamettin Kırmızıgül

Anılardaki Pegir Sıra Konak
Hüsamettin KırmızıgülBilgeoğuz Yayınları
Anılardaki Pegir Sıra Konak
Hüsamettin KırmızıgülBir gün sabah güneşinin dut dallarının arasından süzülerek camii önündeki havuzun başına vurduğu saatlerde Eğin e gitmeye hazırlanan komşumuz atın üstüne heybeyi atmış düzeltiyordu O sırada Osman amcamız avukat bana bakarak şu dizeleri okudu Sabahtan kalktım ki güneş parlıyor Ağam atın terkisini bağlıyor Yüzüne baktım ki ağam ağlıyor Atın terkisinin bağlanması demek o kişinin gurbete gitmesi demekti Ve gurbete giderken de istisnasız hep ağlanır Ama usul usul gözyaşları gösterilmeden Güneşin ilk ışıklarının düştüğü anlar atın terkisinin bağlandığı anlar ve usulca ağlandığı anlar çok gerilerde kaldı Ama unutulmadı Halen yeşil kurbağalar dedikçe bu anlar bir damla gözyaşı şeklinde de olsa hatırlanmakta Çocukluğumda gurbete çıkış aynen dizelerdeki gibiydi Sonra köyden gidişin şekli değişti Atın yerini otomobiller aldı Ama gidiş hep sürdü Hiç bitmedi Ne zaman ki köyde yetişen kalmadı işte o zaman gidiş de sona erdi Çünkü kaynak bitmişti En son gurbete gitmeyen birkaç yaşlı kalmıştı ki onlar da Hak vaki olunca gitmişlerdi Onlar son Osmanlılar onlar da beyaz atlarına binip ebediyen gitmişlerdi Şimdi ise herkes sılaya dönüş hasretliği içinde Bahar gelse de köye gitsek hayalleri kurmaya başladı Bu hayalleri kuranlardan birisi de benim

Bilgeoğuz Yayınları
Bir gün sabah güneşinin dut dallarının arasından süzülerek camii önündeki havuzun başına vurduğu saatlerde Eğin e gitmeye hazırlanan komşumuz atın üstüne heybeyi atmış düzeltiyordu O sırada Osman amcamız avukat bana bakarak şu dizeleri okudu Sabahtan kalktım ki güneş parlıyor Ağam atın terkisini bağlıyor Yüzüne baktım ki ağam ağlıyor Atın terkisinin bağlanması demek o kişinin gurbete gitmesi demekti Ve gurbete giderken de istisnasız hep ağlanır Ama usul usul gözyaşları gösterilmeden Güneşin ilk ışıklarının düştüğü anlar atın terkisinin bağlandığı anlar ve usulca ağlandığı anlar çok gerilerde kaldı Ama unutulmadı Halen yeşil kurbağalar dedikçe bu anlar bir damla gözyaşı şeklinde de olsa hatırlanmakta Çocukluğumda gurbete çıkış aynen dizelerdeki gibiydi Sonra köyden gidişin şekli değişti Atın yerini otomobiller aldı Ama gidiş hep sürdü Hiç bitmedi Ne zaman ki köyde yetişen kalmadı işte o zaman gidiş de sona erdi Çünkü kaynak bitmişti En son gurbete gitmeyen birkaç yaşlı kalmıştı ki onlar da Hak vaki olunca gitmişlerdi Onlar son Osmanlılar onlar da beyaz atlarına binip ebediyen gitmişlerdi Şimdi ise herkes sılaya dönüş hasretliği içinde Bahar gelse de köye gitsek hayalleri kurmaya başladı Bu hayalleri kuranlardan birisi de benim

Bilgeoğuz Yayınları
Bir gün sabah güneşinin dut dallarının arasından süzülerek camii önündeki havuzun başına vurduğu saatlerde Eğin e gitmeye hazırlanan komşumuz atın üstüne heybeyi atmış düzeltiyordu O sırada Osman amcamız avukat bana bakarak şu dizeleri okudu Sabahtan kalktım ki güneş parlıyor Ağam atın terkisini bağlıyor Yüzüne baktım ki ağam ağlıyor Atın terkisinin bağlanması demek o kişinin gurbete gitmesi demekti Ve gurbete giderken de istisnasız hep ağlanır Ama usul usul gözyaşları gösterilmeden Güneşin ilk ışıklarının düştüğü anlar atın terkisinin bağlandığı anlar ve usulca ağlandığı anlar çok gerilerde kaldı Ama unutulmadı Halen yeşil kurbağalar dedikçe bu anlar bir damla gözyaşı şeklinde de olsa hatırlanmakta Çocukluğumda gurbete çıkış aynen dizelerdeki gibiydi Sonra köyden gidişin şekli değişti Atın yerini otomobiller aldı Ama gidiş hep sürdü Hiç bitmedi Ne zaman ki köyde yetişen kalmadı işte o zaman gidiş de sona erdi Çünkü kaynak bitmişti En son gurbete gitmeyen birkaç yaşlı kalmıştı ki onlar da Hak vaki olunca gitmişlerdi Onlar son Osmanlılar onlar da beyaz atlarına binip ebediyen gitmişlerdi Şimdi ise herkes sılaya dönüş hasretliği içinde Bahar gelse de köye gitsek hayalleri kurmaya başladı Bu hayalleri kuranlardan birisi de benim