Anısı Bizdik Bu Kentin — Sinan Öztürk

Anısı Bizdik Bu Kentin
Sinan ÖztürkKALKEDON YAYINLARI
Anısı Bizdik Bu Kentin
Sinan ÖztürkEdip Cansever bir şiirinde İnsan yaşadığı yere benzer der Yaşadığı şehre benzeyen insanlar şehir değiştikçe ne kadar değişmektedirler İnsanlar mı yaşadıkları şehirleri kendilerine benzetirler yoksa şehirler mi insanları kendisine benzetir Doğup büyüdüğü şehrin geçirdiği travmaları içinde hissederek yaşayan insanların hikâyesini göreceksiniz bu kitapta Romanın kurgusu bilinen en eski yerleşim merkezlerinden olan Trabzon un 80 lerin başına kadar yaşadığı değişimin biraz köklerine inmek orada gezinirken bugünle köprü kurmak şehrin yaşadığı acıları bir keskin bıçak gibi kalbinde taşıyan yazarın bu şehirle hesaplaşması üzerine kurulmuş Yüzyıllar içerisinde oluşmuş kimliğini hızla kaybeden şehir başkalaşarak kendinden uzaklaşıp rengini çok kültürlülüğünü ve giderek de doğal tipolojisini terk ederken korku dolu günlerin ve ümitsiz aşkların arasından süzülüp gelen hayatlara dair kalıntılar arasında şehrin nostaljik semtleri olan Soğuksu ya Kemeraltı na Pazarkapı ya Mumhaneönü ne Boztepe ye düşüyor yolu yazarın Eskinin sadece yıkılıp yok edildiği yenininse kendisine benzemediği şehrin sokaklarını adımlarken geçmişin gölgesinde bugünü yaşamanın buruk hüznünü süren sokakların terkedilmiş yıkılmış evlerin kurumuş ağaçların odun ve kömür deposuna dönmüş bahçelerin yalnızlığıyla daha da yalnızlaşıyor Ama esas yalnızlaşmak kendi şehrine uzaklaşmakla başlıyor

Kalkedon Yayıncılık
img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img

Kalkedon Yayıncılık
Edip Cansever bir şiirinde İnsan yaşadığı yere benzer der Yaşadığı şehre benzeyen insanlar şehir değiştikçe ne kadar değişmektedirler İnsanlar mı yaşadıkları şehirleri kendilerine benzetirler yoksa şehirler mi insanları kendisine benzetir Doğup büyüdüğü şehrin geçirdiği travmaları içinde hissederek yaşayan insanların hikâyesini göreceksiniz bu kitapta Romanın kurgusu bilinen en eski yerleşim merkezlerinden olan Trabzon un 80 lerin başına kadar yaşadığı değişimin biraz köklerine inmek orada gezinirken bugünle köprü kurmak şehrin yaşadığı acıları bir keskin bıçak gibi kalbinde taşıyan yazarın bu şehirle hesaplaşması üzerine kurulmuş Yüzyıllar içerisinde oluşmuş kimliğini hızla kaybeden şehir başkalaşarak kendinden uzaklaşıp rengini çok kültürlülüğünü ve giderek de doğal tipolojisini terk ederken korku dolu günlerin ve ümitsiz aşkların arasından süzülüp gelen hayatlara dair kalıntılar arasında şehrin nostaljik semtleri olan Soğuksu ya Kemeraltı na Pazarkapı ya Mumhaneönü ne Boztepe ye düşüyor yolu yazarın Eskinin sadece yıkılıp yok edildiği yenininse kendisine benzemediği şehrin sokaklarını adımlarken geçmişin gölgesinde bugünü yaşamanın buruk hüznünü süren sokakların terkedilmiş yıkılmış evlerin kurumuş ağaçların odun ve kömür deposuna dönmüş bahçelerin yalnızlığıyla daha da yalnızlaşıyor Ama esas yalnızlaşmak kendi şehrine uzaklaşmakla başlıyor img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img

Kalkedon Yayınları
Edip Cansever bir şiirinde İnsan yaşadığı yere benzer der Yaşadığı şehre benzeyen insanlar şehir değiştikçe ne kadar değişmektedirler İnsanlar mı yaşadıkları şehirleri kendilerine benzetirler yoksa şehirler mi insanları kendisine benzetir Doğup büyüdüğü şehrin geçirdiği travmaları içinde hissederek yaşayan insanların hikâyesini göreceksiniz bu kitapta Romanın kurgusu bilinen en eski yerleşim merkezlerinden olan Trabzon un 80 lerin başına kadar yaşadığı değişimin biraz köklerine inmek orada gezinirken bugünle köprü kurmak şehrin yaşadığı acıları bir keskin bıçak gibi kalbinde taşıyan yazarın bu şehirle hesaplaşması üzerine kurulmuş Yüzyıllar içerisinde oluşmuş kimliğini hızla kaybeden şehir başkalaşarak kendinden uzaklaşıp rengini çok kültürlülüğünü ve giderek de doğal tipolojisini terk ederken korku dolu günlerin ve ümitsiz aşkların arasından süzülüp gelen hayatlara dair kalıntılar arasında şehrin nostaljik semtleri olan Soğuksu ya Kemeraltı na Pazarkapı ya Mumhaneönü ne Boztepe ye düşüyor yolu yazarın Eskinin sadece yıkılıp yok edildiği yenininse kendisine benzemediği şehrin sokaklarını adımlarken geçmişin gölgesinde bugünü yaşamanın buruk hüznünü süren sokakların terkedilmiş yıkılmış evlerin kurumuş ağaçların odun ve kömür deposuna dönmüş bahçelerin yalnızlığıyla daha da yalnızlaşıyor Ama esas yalnızlaşmak kendi şehrine uzaklaşmakla başlıyor