Annemin Gül Bahçeleri ve Yakacık — Handan Öztürk

Annemin Gül Bahçeleri ve Yakacık
Handan ÖztürkHeyamola Yayınları
Annemin Gül Bahçeleri ve Yakacık
Handan ÖztürkBir kentin tarihini coğrafyasını toplumsal hayatını geçirdiği değişimleri insan tiplerini atmosferini doğal güzelliklerini unutulan değerlerini yeme içme kültürünü gecesini gündüzünü yazını kışını folklorunu eğlence hayatını daha bin türlü özelliğini herkes kendince görür Tarihçi başka coğrafyacı başka turizmci başka asker başka öğretmen bambaşka bir gözle görür ve kendi bakış açısıyla yazmak ister Ama bir yazar edebiyatçı kendince bir duyarlıkla yaklaşır kentine Çevresine gönül gözüyle bakar Kendisini değişik insanların yerine koyar onların yüreğiyle de hissetmeye çalışır öylece yazar Yazar yazdığı zaman birçok kimse o yazıda kendi duygularını düşünüp de söyleyemediklerini bulur Kendisinden önce yazılmış olanları da anımsamak ister Bu düşünceden yola çıkarak İstanbul un kırk semti kırk farklı edebiyatçı yazar tarafından kaleme alındı Okurla aynı zamanda buluşan bu kırk kitaplık dizi hem bir ilk olması hem de İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti ne armağan olması açısından yüksek değer taşımaktadır Sayfa Sayısı 112 Baskı Yılı 2011 Dili Türkçe Yayınevi Heyamola Yayınları

Heyamola Yayınları
Yakacıktan Kartala kadar silme bağ bahçe zeytinlik olan çevreden gelen özellikle ünlü çavuş üzümleriyle aldalbastı kirazları beyaz ve siyah dutların yanı sıra her çeşit sebze ve meyveler küfelerle gelir meydanda satılırdı Eskidense köylüler eşek ve atlarına yükleyerek o zaman baştan aşağı yalı olan sahile satmaya inerlermiş O zaman Yakacıklılar Pendik ve Kartaldan oluşan bütün sahile Yakacıklılar yalı derlermiş Çok ilginçtir günümüz de Bodrum köylüleri de denizin olduğu bütün sahile Yalı diyor

Heyamola Yayınları
Yakacıktan Kartala kadar silme bağ bahçe zeytinlik olan çevreden gelen özellikle ünlü çavuş üzümleriyle aldalbastı kirazları beyaz ve siyah dutların yanı sıra her çeşit sebze ve meyveler küfelerle gelir meydanda satılırdı Eskidense köylüler eşek ve atlarına yükleyerek o zaman baştan aşağı yalı olan sahile satmaya inerlermiş O zaman Yakacıklılar Pendik ve Kartaldan oluşan bütün sahile Yakacıklılar yalı derlermiş Çok ilginçtir günümüz de Bodrum köylüleri de denizin olduğu bütün sahile Yalı diyor

Heyamola Yayınları
Yakacıktan Kartala kadar silme bağ bahçe zeytinlik olan çevreden gelen özellikle ünlü çavuş üzümleriyle aldalbastı kirazları beyaz ve siyah dutların yanı sıra her çeşit sebze ve meyveler küfelerle gelir meydanda satılırdı Eskidense köylüler eşek ve atlarına yükleyerek o zaman baştan aşağı yalı olan sahile satmaya inerlermiş O zaman Yakacıklılar Pendik ve Kartaldan oluşan bütün sahile Yakacıklılar yalı derlermiş Çok ilginçtir günümüz de Bodrum köylüleri de denizin olduğu bütün sahile Yalı diyor

Heyamola Yayınları
Yakacıktan Kartala kadar silme bağ bahçe zeytinlik olan çevreden gelen özellikle ünlü çavuş üzümleriyle aldalbastı kirazları beyaz ve siyah dutların yanı sıra her çeşit sebze ve meyveler küfelerle gelir meydanda satılırdı Eskidense köylüler eşek ve atlarına yükleyerek o zaman baştan aşağı yalı olan sahile satmaya inerlermiş O zaman Yakacıklılar Pendik ve Kartaldan oluşan bütün sahile Yakacıklılar yalı derlermiş Çok ilginçtir günümüz de Bodrum köylüleri de denizin olduğu bütün sahile Yalı diyor

Heyamola Yayınları
Bir kentin tarihini coğrafyasını toplumsal hayatını geçirdiği değişimleri insan tiplerini atmosferini doğal güzelliklerini unutulan değerlerini yeme içme kültürünü gecesini gündüzünü yazını kışını folklorunu eğlence hayatını daha bin türlü özelliğini herkes kendince görür Tarihçi başka coğrafyacı başka turizmci başka asker başka öğretmen bambaşka bir gözle görür ve kendi bakış açısıyla yazmak ister Ama bir yazar edebiyatçı kendince bir duyarlıkla yaklaşır kentine Çevresine gönül gözüyle bakar Kendisini değişik insanların yerine koyar onların yüreğiyle de hissetmeye çalışır öylece yazar Yazar yazdığı zaman birçok kimse o yazıda kendi duygularını düşünüp de söyleyemediklerini bulur Kendisinden önce yazılmış olanları da anımsamak ister Bu düşünceden yola çıkarak İstanbul un kırk semti kırk farklı edebiyatçı yazar tarafından kaleme alındı Okurla aynı zamanda buluşan bu kırk kitaplık dizi hem bir ilk olması hem de İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti ne armağan olması açısından yüksek değer taşımaktadır Sayfa Sayısı 112Baskı Yılı 2011Dili TürkçeYayınevi Heyamola Yayınları

Heyamola
Bir kentin tarihini coğrafyasını toplumsal hayatını geçirdiği değişimleri insan tiplerini atmosferini doğal güzelliklerini unutulan değerlerini yeme içme kültürünü gecesini gündüzünü yazını kışını folklorunu eğlence hayatını daha bin türlü özelliğini herkes kendince görür Tarihçi başka coğrafyacı başka turizmci başka asker başka öğretmen bambaşka bir gözle görür ve kendi bakış açısıyla yazmak ister Ama bir yazar edebiyatçı kendince bir duyarlıkla yaklaşır kentine Çevresine gönül gözüyle bakar Kendisini değişik insanların yerine koyar onların yüreğiyle de hissetmeye çalışır öylece yazar Yazar yazdığı zaman birçok kimse o yazıda kendi duygularını düşünüp de söyleyemediklerini bulur Kendisinden önce yazılmış olanları da anımsamak ister Bu düşünceden yola çıkarak İstanbul un kırk semti kırk farklı edebiyatçı yazar tarafından kaleme alındı Okurla aynı zamanda buluşan bu kırk kitaplık dizi hem bir ilk olması hem de İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti ne armağan olması açısından yüksek değer taşımaktadır