Antakya Şiirinin Dört Ustası — Edip Yeşil

Antakya Şiirinin Dört Ustası
Edip YeşilÜtopya Yayınevi
Antakya Şiirinin Dört Ustası
Edip Yeşilİnsan yaşadığı yere benzer demiş Cansever Şüphesiz ki sanatçı gıdasını yaşadığı coğrafyadan alır Beslendiği mitlere hikâyelere anlatılara içinde yaşadığı kültürel ortama zamanla o kadar benzemeye başlar ki iç içe olur ve giderek onlara dönüşür Bu diyalektik süreçte kendini yeniden üreterek yaşadığı coğrafyanın dili kültürü sesi nefesi gözü kulağı olur İbn i Haldun un coğrafya kaderdir söylemini tersyüz ederek kader ini değiştirmeye yönelir İşte Antakya da dünyaya gelip yerel dilin motiflerini dokusunu bozmadan evrensel dile varan dört şair Süleyman El İsa Ali YÜCE Süleyman OKAY ve Sabahattin YALKIN tam da Edip Yeşil in yukarıda betimlediği gibi yaşadıkları coğrafyanın makûs talihini iyiye güzele doğru değiştirmeye adadılar hayatlarını Edebiyat kamunun vicdanıdır deyip resmi tarihin yerine gerçek tarihin yazılımına katkı sundular Biteviye öğrendiler ve öğrendiklerini öğrettiler Bıkmadan ellerinin yanması pahasına eğilip aldılar yol boyunca ayaklarına takılan acı taşları nı Kimi zaman etraflarına örülen makro ve mikro iktidar duvarlarının onları yalnızlaştırmasına göğüs gerdiler ve tabulara dokundular Kimi zaman kavga kimi zaman da aşk dediler Yazdılar konuştular yazdılar Bu hayatlar tanınmayı bu şiirler okunmayı ve yarına kalmayı hak ediyor

Ütopya Yayınevi
İnsan yaşadığı yere benzer demiş Cansever Şüphesiz ki sanatçı gıdasını yaşadığı coğrafyadan alır Beslendiği mitlere hikâyelere anlatılara içinde yaşadığı kültürel ortama zamanla o kadar benzemeye başlar ki iç içe olur ve giderek onlara dönüşür Bu diyalektik süreçte kendini yeniden üreterek yaşadığı coğrafyanın dili kültürü sesi nefesi gözü kulağı olur İbn i Haldun un coğrafya kaderdir söylemini tersyüz ederek kader ini değiştirmeye yönelir İşte Antakya da dünyaya gelip yerel dilin motiflerini dokusunu bozmadan evrensel dile varan dört şair Süleyman El İsa Ali YÜCE Süleyman OKAY ve Sabahattin YALKIN tam da Edip Yeşil in yukarıda betimlediği gibi yaşadıkları coğrafyanın makûs talihini iyiye güzele doğru değiştirmeye adadılar hayatlarını Edebiyat kamunun vicdanıdır deyip resmi tarihin yerine gerçek tarihin yazılımına katkı sundular Biteviye öğrendiler ve öğrendiklerini öğrettiler Bıkmadan ellerinin yanması pahasına eğilip aldılar yol boyunca ayaklarına takılan acı taşları nı Kimi zaman etraflarına örülen makro ve mikro iktidar duvarlarının onları yalnızlaştırmasına göğüs gerdiler ve tabulara dokundular Kimi zaman kavga kimi zaman da aşk dediler Yazdılar konuştular yazdılar Bu hayatlar tanınmayı bu şiirler okunmayı ve yarına kalmayı hak ediyor Adil Okay Tanıtım Bülteninden

Ütopya Yayınevi
İnsan yaşadığı yere benzer demiş Cansever Şüphesiz ki sanatçı gıdasını yaşadığı coğrafyadan alır Beslendiği mitlere hikâyelere anlatılara içinde yaşadığı kültürel ortama zamanla o kadar benzemeye başlar ki iç içe olur ve giderek onlara dönüşür Bu diyalektik süreçte kendini yeniden üreterek yaşadığı coğrafyanın dili kültürü sesi nefesi gözü kulağı olur İbn i Haldun un coğrafya kaderdir söylemini tersyüz ederek kader ini değiştirmeye yönelir İşte Antakya da dünyaya gelip yerel dilin motiflerini dokusunu bozmadan evrensel dile varan dört şair Süleyman El İsa Ali YÜCE Süleyman OKAY ve Sabahattin YALKIN tam da Edip Yeşil in yukarıda betimlediği gibi yaşadıkları coğrafyanın makûs talihini iyiye güzele doğru değiştirmeye adadılar hayatlarını Edebiyat kamunun vicdanıdır deyip resmi tarihin yerine gerçek tarihin yazılımına katkı sundular Biteviye öğrendiler ve öğrendiklerini öğrettiler Bıkmadan ellerinin yanması pahasına eğilip aldılar yol boyunca ayaklarına takılan acı taşları nı Kimi zaman etraflarına örülen makro ve mikro iktidar duvarlarının onları yalnızlaştırmasına göğüs gerdiler ve tabulara dokundular Kimi zaman kavga kimi zaman da aşk dediler Yazdılar konuştular yazdılar Bu hayatlar tanınmayı bu şiirler okunmayı ve yarına kalmayı hak ediyor Adil Okay

Ütopya Yayınevi
İnsan yaşadığı yere benzer demiş Cansever Şüphesiz ki sanatçı gıdasını yaşadığı coğrafyadan alır Beslendiği mitlere hikâyelere anlatılara içinde yaşadığı kültürel ortama zamanla o kadar benzemeye başlar ki iç içe olur ve giderek onlara dönüşür Bu diyalektik süreçte kendini yeniden üreterek yaşadığı coğrafyanın dili kültürü sesi nefesi gözü kulağı olur İbn i Haldun un coğrafya kaderdir söylemini tersyüz ederek kader ini değiştirmeye yönelir İşte Antakya da dünyaya gelip yerel dilin motiflerini dokusunu bozmadan evrensel dile varan dört şair Süleyman El İsa Ali YÜCE Süleyman OKAY ve Sabahattin YALKIN tam da Edip Yeşil in yukarıda betimlediği gibi yaşadıkları coğrafyanın makûs talihini iyiye güzele doğru değiştirmeye adadılar hayatlarını Edebiyat kamunun vicdanıdır deyip resmi tarihin yerine gerçek tarihin yazılımına katkı sundular Biteviye öğrendiler ve öğrendiklerini öğrettiler Bıkmadan ellerinin yanması pahasına eğilip aldılar yol boyunca ayaklarına takılan acı taşları nı Kimi zaman etraflarına örülen makro ve mikro iktidar duvarlarının onları yalnızlaştırmasına göğüs gerdiler ve tabulara dokundular Kimi zaman kavga kimi zaman da aşk dediler Yazdılar konuştular yazdılar Bu hayatlar tanınmayı bu şiirler okunmayı ve yarına kalmayı hak ediyor Adil Okay

ÜTOPYA YAYINEVİ
İnsan yaşadığı yere benzer demiş Cansever Şüphesiz ki sanatçı gıdasını yaşadığı coğrafyadan alır Beslendiği mitlere hikâyelere anlatılara içinde yaşadığı kültürel ortama zamanla o kadar benzemeye başlar ki iç içe olur ve giderek onlara dönüşür Bu diyalektik süreçte kendini yeniden üreterek yaşadığı coğrafyanın dili kültürü sesi nefesi gözü kulağı olur İbn i Haldun un coğrafya kaderdir söylemini tersyüz ederek kader ini değiştirmeye yönelir İşte Antakya da dünyaya gelip yerel dilin motiflerini dokusunu bozmadan evrensel dile varan dört şair Süleyman El İsa Ali YÜCE Süleyman OKAY ve Sabahattin YALKIN tam da Edip Yeşil in yukarıda betimlediği gibi yaşadıkları coğrafyanın makûs talihini iyiye güzele doğru değiştirmeye adadılar hayatlarını Edebiyat kamunun vicdanıdır deyip resmi tarihin yerine gerçek tarihin yazılımına katkı sundular Biteviye öğrendiler ve öğrendiklerini öğrettiler Bıkmadan ellerinin yanması pahasına eğilip aldılar yol boyunca ayaklarına takılan acı taşları nı Kimi zaman etraflarına örülen makro ve mikro iktidar duvarlarının onları yalnızlaştırmasına göğüs gerdiler ve tabulara dokundular Kimi zaman kavga kimi zaman da aşk dediler Yazdılar konuştular yazdılar Bu hayatlar tanınmayı bu şiirler okunmayı ve yarına kalmayı hak ediyor Adil Okay

Ütopya Yayınevi
İnsan yaşadığı yere benzer demiş Cansever Şüphesiz ki sanatçı gıdasını yaşadığı coğrafyadan alır Beslendiği mitlere hikâyelere anlatılara içinde yaşadığı kültürel ortama zamanla o kadar benzemeye başlar ki iç içe olur ve giderek onlara dönüşür Bu diyalektik süreçte kendini yeniden üreterek yaşadığı coğrafyanın dili kültürü sesi nefesi gözü kulağı olur İbn i Haldun un coğrafya kaderdir söylemini tersyüz ederek kader ini değiştirmeye yönelir İşte Antakya da dünyaya gelip yerel dilin motiflerini dokusunu bozmadan evrensel dile varan dört şair Süleyman El İsa Ali YÜCE Süleyman OKAY ve Sabahattin YALKIN tam da Edip Yeşil in yukarıda betimlediği gibi yaşadıkları coğrafyanın makûs talihini iyiye güzele doğru değiştirmeye adadılar hayatlarını Edebiyat kamunun vicdanıdır deyip resmi tarihin yerine gerçek tarihin yazılımına katkı sundular Biteviye öğrendiler ve öğrendiklerini öğrettiler Bıkmadan ellerinin yanması pahasına eğilip aldılar yol boyunca ayaklarına takılan acı taşları nı Kimi zaman etraflarına örülen makro ve mikro iktidar duvarlarının onları yalnızlaştırmasına göğüs gerdiler ve tabulara dokundular Kimi zaman kavga kimi zaman da aşk dediler Yazdılar konuştular yazdılar Bu hayatlar tanınmayı bu şiirler okunmayı ve yarına kalmayı hak ediyor Adil Okay