Araftaki Bektaşilik — Timur Eroğluer

Araftaki Bektaşilik
Timur EroğluerMilenyum Yayınları
Araftaki Bektaşilik
Timur EroğluerBektaşilik Osmanlı tasavvuf tarihi açısından fevkalade ilginç ve bir o kadar da karmaşık bir yapıyı ifade etmektedir Bu nedenle tasavvuf tarihçilerinin üzerinde en çok durdukları konulardan biri olmuştur Bektaşiliğin gelişim sürecini incelendiğimizde bu tarikatın diğer tarikatlara nazaran nev i şahsına münhasır bir içeriğe ve konuma sahip olduğu gözden kaçmayacaktır Yeniçerilerle olan bağlantısı Osmanlı nın Sünnî yapısına rağmen Bektaşiliğin gayri Sünnî tasavvufî telakkilere sahip olması şeriat hükümlerine karşı lakayt tutumu içki içip içmedikleri meselesi ve Hurûfîlikle olan ilişkileri Bektaşilik hakkında en çok üzerinde durulan ve tartışılan konular arasında yer almaktadır Pek çok araştırmacı ve yazar bu konulara farklı açılardan yaklaşmakta ve birbirinden oldukça farklı hatta taban tabana zıt sonuçlara varabilmektedir Bu çalışmamızda Bektaşilik hakkındaki farklı yorumların tarikatın farklı eğilimleri bünyesinde barındıran heterojen yapısından kaynaklandığını bu yapının ise tarihî gelişim süreci içerisinde çok farklı ve birbirine zıt akım ve yapılanmaların etkisiyle şekillendiğini vurgulamak istedik Bektaşiliğin temelleri Osmanlı Bizans sınır bölgesinde Hristiyan ve Müslüman Türk topluluklar arasında atılmış XVI yüzyıldan itibaren ise doğuda Osmanlı Safevî mücadelesi bağlamında Şiîlik ile Sünnîlik arasında kurumsallaşma sürecini yaşamıştır Dolayısıyla Bektaşiliğin bu arada kalmış konumu onun gelişim sürecinin en belirgin özelliklerinden biri olmuştur Bu çalışmada Bektaşiliğin gelişiminde bir yandan İran tasavvuf geleneğinden kaynaklanan Hurûfîliğin diğer yandan ise Osmanlı Devleti nin Sünnî kimliği çerçevesinde etkili olan Nakşibendî geleneğinin rolü üzerinde durduk Bu çerçevede Osmanlı tasavvuf tarihinin bu ilginç ve karmaşık boyutunu açıklığa kavuşturmaya gayret ettik

Milenyum
Bektaşilik Osmanlı tasavvuf tarihi açısından fevkalade ilginç ve bir o kadar da karmaşık bir yapıyı ifade etmektedir Bu nedenle tasavvuf tarihçilerinin üzerinde en çok durdukları konulardan biri olmuştur Bektaşiliğin gelişim sürecini incelendiğimizde bu tarikatın diğer tarikatlara nazaran nev i şahsına münhasır bir içeriğe ve konuma sahip olduğu gözden kaçmayacaktır Yeniçerilerle olan bağlantısı Osmanlı nın Sünnî yapısına rağmen Bektaşiliğin gayri Sünnî tasavvufî telakkilere sahip olması şeriat hükümlerine karşı lakayt tutumu içki içip içmedikleri meselesi ve Hurûfîlikle olan ilişkileri Bektaşilik hakkında en çok üzerinde durulan ve tartışılan konular arasında yer almaktadır Pek çok araştırmacı ve yazar bu konulara farklı açılardan yaklaşmakta ve birbirinden oldukça farklı hatta taban tabana zıt sonuçlara varabilmektedir Bu çalışmamızda Bektaşilik hakkındaki farklı yorumların tarikatın farklı eğilimleri bünyesinde barındıran heterojen yapısından kaynaklandığını bu yapının ise tarihî gelişim süreci içerisinde çok farklı ve birbirine zıt akım ve yapılanmaların etkisiyle şekillendiğini vurgulamak istedik Bektaşiliğin temelleri Osmanlı Bizans sınır bölgesinde Hristiyan ve Müslüman Türk topluluklar arasında atılmış XVI yüzyıldan itibaren ise doğuda Osmanlı Safevî mücadelesi bağlamında Şiîlik ile Sünnîlik arasında kurumsallaşma sürecini yaşamıştır Dolayısıyla Bektaşiliğin bu arada kalmış konumu onun gelişim sürecinin en belirgin özelliklerinden biri olmuştur Bu çalışmada Bektaşiliğin gelişiminde bir yandan İran tasavvuf geleneğinden kaynaklanan Hurûfîliğin diğer yandan ise Osmanlı Devleti nin Sünnî kimliği çerçevesinde etkili olan Nakşibendî geleneğinin rolü üzerinde durduk Bu çerçevede Osmanlı tasavvuf tarihinin bu ilginç ve karmaşık boyutunu açıklığa kavuşturmaya gayret ettik

Milenyum Yayınları
Bektaşilik Osmanlı tasavvuf tarihi açısından fevkalade ilginç ve bir o kadar da karmaşık bir yapıyı ifade etmektedir Bu nedenle tasavvuf tarihçilerinin üzerinde en çok durdukları konulardan biri olmuştur Bektaşiliğin gelişim sürecini incelendiğimizde bu tarikatın diğer tarikatlara nazaran nev i şahsına münhasır bir içeriğe ve konuma sahip olduğu gözden kaçmayacaktır Yeniçerilerle olan bağlantısı Osmanlı nın Sünnî yapısına rağmen Bektaşiliğin gayri Sünnî tasavvufî telakkilere sahip olması şeriat hükümlerine karşı lakayt tutumu içki içip içmedikleri meselesi ve Hurûfîlikle olan ilişkileri Bektaşilik hakkında en çok üzerinde durulan ve tartışılan konular arasında yer almaktadır Pek çok araştırmacı ve yazar bu konulara farklı açılardan yaklaşmakta ve birbirinden oldukça farklı hatta taban tabana zıt sonuçlara varabilmektedir Bu çalışmamızda Bektaşilik hakkındaki farklı yorumların tarikatın farklı eğilimleri bünyesinde barındıran heterojen yapısından kaynaklandığını bu yapının ise tarihî gelişim süreci içerisinde çok farklı ve birbirine zıt akım ve yapılanmaların etkisiyle şekillendiğini vurgulamak istedik Bektaşiliğin temelleri Osmanlı Bizans sınır bölgesinde Hristiyan ve Müslüman Türk topluluklar arasında atılmış XVI yüzyıldan itibaren ise doğuda Osmanlı Safevî mücadelesi bağlamında Şiîlik ile Sünnîlik arasında kurumsallaşma sürecini yaşamıştır Dolayısıyla Bektaşiliğin bu arada kalmış konumu onun gelişim sürecinin en belirgin özelliklerinden biri olmuştur Bu çalışmada Bektaşiliğin gelişiminde bir yandan İran tasavvuf geleneğinden kaynaklanan Hurûfîliğin diğer yandan ise Osmanlı Devleti nin Sünnî kimliği çerçevesinde etkili olan Nakşibendî geleneğinin rolü üzerinde durduk Bu çerçevede Osmanlı tasavvuf tarihinin bu ilginç ve karmaşık boyutunu açıklığa kavuşturmaya gayret ettik