Aşkın Sırrı — Serhat Sırrı Er

Aşkın Sırrı
Serhat Sırrı ErCağaloğlu Yayınevi
Aşkın Sırrı
Serhat Sırrı ErAşk hem Âşık ta hem de Mâşuk ta mevcuttur fakat tesirleri her ikisinde başka başkadır Âşık makâm ı niyâzda mâşuk ise makâm ı nâzdadır Âşık sevdiğini elde etmek için yanar da yanar Onda yok olmak âşık için sıradan bir haldir Ne zaman arzu ettiği hayalleri gerçekleşmeye başlar bu defa değişim kaçınılmazdır âşıkta Sevilen âşığıtanımaktazorlanır Aşk ezelde Hakk ın zâtından neş et etmiş daha sonra rûh ile birlikte bu âleme gelmiştir Aşkı kalbin bir basamağı olan rûh ile birlikte ele alan ve rûhu aşkın bineği olarak niteleyen Ahmed Gazzâlî her ikisinin de kendi asıllarına yani Zât ı Hakk a geri dönüşünün ve vahdetin yine bu birliktelik ile gerçekleşeceğini düşünmektedir Aşkın sırlarının onun harflerinde gizli olduğunu ifade eden Gazzâlî ye göre aşk kelimesini oluşturan Ayn şîn kâf harflerinden Ayn harfi göze ve görmeye Şîn harfi dolu dolu içilen şevk şarabına Kâf harfi ise kalbe işâret etmektedir Ona göre âşık tamamıyla fakirlik mezellet içinde ve ihtiyaç sahibi olma özellikleriyle tevhîd yolunun yolcusu olan sâlik veya tâlibtir Mâşuk ise bütünüyle istiğna makamında bulunan tekebbür ve tecebbür sahibi Hak Teâlâ dır Zâhirde ayrı görünen aşk âşık ve mâşuk üçlüsü Zât ı ehadiyyet mertebesinde birlik hâlindedir Bir ağacın dalı kuruduğu vakit kök onu telafi eder ve ağaç yeniden dallanır Ve eğer kök çürüyüp bozulmuş olursa ağacın tamamı helâk olur Netice Mâşuk una ihanet eden Âşık helâk olur gider Bu son kaçınılmazdır Şems i Tebrizî nin ifadesiyle Her şey insanoğluna fedâ iken insanoğlu kendine cefâ olmuştur

Cağaloğlu Yayınevi
Aşk hem Âşık ta hem de Mâşuk ta mevcuttur fakat tesirleri her ikisinde başka başkadır Âşık makâm ı niyâzda mâşuk ise makâm ı nâzdadır Âşık sevdiğini elde etmek için yanar da yanar Onda yok olmak âşık için sıradan bir haldir Ne zaman arzu ettiği hayalleri gerçekleşmeye başlar bu defa değişim kaçınılmazdır âşıkta Sevilen âşığıtanımaktazorlanır Aşk ezelde Hakk ın zâtından neş et etmiş daha sonra rûh ile birlikte bu âleme gelmiştir Aşkı kalbin bir basamağı olan rûh ile birlikte ele alan ve rûhu aşkın bineği olarak niteleyen Ahmed Gazzâlî her ikisinin de kendi asıllarına yani Zât ı Hakk a geri dönüşünün ve vahdetin yine bu birliktelik ile gerçekleşeceğini düşünmektedir Aşkın sırlarının onun harflerinde gizli olduğunu ifade eden Gazzâlî ye göre aşk kelimesini oluşturan Ayn şîn kâf harflerinden Ayn harfi göze ve görmeye Şîn harfi dolu dolu içilen şevk şarabına Kâf harfi ise kalbe işâret etmektedir Ona göre âşık tamamıyla fakirlik mezellet içinde ve ihtiyaç sahibi olma özellikleriyle tevhîd yolunun yolcusu olan sâlik veya tâlibtir Mâşuk ise bütünüyle istiğna makamında bulunan tekebbür ve tecebbür sahibi Hak Teâlâ dır Zâhirde ayrı görünen aşk âşık ve mâşuk üçlüsü Zât ı ehadiyyet mertebesinde birlik hâlindedir Bir ağacın dalı kuruduğu vakit kök onu telafi eder ve ağaç yeniden dallanır Ve eğer kök çürüyüp bozulmuş olursa ağacın tamamı helâk olur Netice Mâşuk una ihanet eden Âşık helâk olur gider Bu son kaçınılmazdır Şems i Tebrizî nin ifadesiyle Her şey insanoğluna fedâ iken insanoğlu kendine cefâ olmuştur

Cağaloğlu Yayınevi
Aşk hem Âşık ta hem de Mâşuk ta mevcuttur fakat tesirleri her ikisinde başka başkadır Âşık makâm ı niyâzda mâşuk ise makâm ı nâzdadır Âşık sevdiğini elde etmek için yanar da yanar Onda yok olmak âşık için sıradan bir haldir Ne zaman arzu ettiği hayalleri gerçekleşmeye başlar bu defa değişim kaçınılmazdır âşıkta Sevilen âşığıtanımaktazorlanır Aşk ezelde Hakk ın zâtından neş et etmiş daha sonra rûh ile birlikte bu âleme gelmiştir Aşkı kalbin bir basamağı olan rûh ile birlikte ele alan ve rûhu aşkın bineği olarak niteleyen Ahmed Gazzâlî her ikisinin de kendi asıllarına yani Zât ı Hakk a geri dönüşünün ve vahdetin yine bu birliktelik ile gerçekleşeceğini düşünmektedir Aşkın sırlarının onun harflerinde gizli olduğunu ifade eden Gazzâlî ye göre aşk kelimesini oluşturan Ayn şîn kâf harflerinden Ayn harfi göze ve görmeye Şîn harfi dolu dolu içilen şevk şarabına Kâf harfi ise kalbe işâret etmektedir Ona göre âşık tamamıyla fakirlik mezellet içinde ve ihtiyaç sahibi olma özellikleriyle tevhîd yolunun yolcusu olan sâlik veya tâlibtir Mâşuk ise bütünüyle istiğna makamında bulunan tekebbür ve tecebbür sahibi Hak Teâlâ dır Zâhirde ayrı görünen aşk âşık ve mâşuk üçlüsü Zât ı ehadiyyet mertebesinde birlik hâlindedir Bir ağacın dalı kuruduğu vakit kök onu telafi eder ve ağaç yeniden dallanır Ve eğer kök çürüyüp bozulmuş olursa ağacın tamamı helâk olur Netice Mâşuk una ihanet eden Âşık helâk olur gider Bu son kaçınılmazdır Şems i Tebrizî nin ifadesiyle Her şey insanoğluna fedâ iken insanoğlu kendine cefâ olmuştur

CAĞALOĞLU YAYINEVİ
Aşk hem Âşık ta hem de Mâşuk ta mevcuttur fakat tesirleri her ikisinde başka başkadır Âşık makâm ı niyâzda mâşuk ise makâm ı nâzdadır Âşık sevdiğini elde etmek için yanar da yanar Onda yok olmak âşık için sıradan bir haldir Ne zaman arzu ettiği hayalleri gerçekleşmeye başlar bu defa değişim kaçınılmazdır âşıkta Sevilen âşığıtanımaktazorlanır Aşk ezelde Hakk ın zâtından neş et etmiş daha sonra rûh ile birlikte bu âleme gelmiştir Aşkı kalbin bir basamağı olan rûh ile birlikte ele alan ve rûhu aşkın bineği olarak niteleyen Ahmed Gazzâlî her ikisinin de kendi asıllarına yani Zât ı Hakk a geri dönüşünün ve vahdetin yine bu birliktelik ile gerçekleşeceğini düşünmektedir Aşkın sırlarının onun harflerinde gizli olduğunu ifade eden Gazzâlî ye göre aşk kelimesini oluşturan Ayn şîn kâf harflerinden Ayn harfi göze ve görmeye Şîn harfi dolu dolu içilen şevk şarabına Kâf harfi ise kalbe işâret etmektedir Ona göre âşık tamamıyla fakirlik mezellet içinde ve ihtiyaç sahibi olma özellikleriyle tevhîd yolunun yolcusu olan sâlik veya tâlibtir Mâşuk ise bütünüyle istiğna makamında bulunan tekebbür ve tecebbür sahibi Hak Teâlâ dır Zâhirde ayrı görünen aşk âşık ve mâşuk üçlüsü Zât ı ehadiyyet mertebesinde birlik hâlindedir Bir ağacın dalı kuruduğu vakit kök onu telafi eder ve ağaç yeniden dallanır Ve eğer kök çürüyüp bozulmuş olursa ağacın tamamı helâk olur Netice Mâşuk una ihanet eden Âşık helâk olur gider Bu son kaçınılmazdır Şems i Tebrizî nin ifadesiyle Her şey insanoğluna fedâ iken insanoğlu kendine cefâ olmuştur