Asya nın Işığı — Edwin Arnold

Asya nın Işığı
Edwin ArnoldGüneş Kitabevleri Yayınları
Asya nın Işığı
Edwin Arnoldİki bin beş yüz yıl önce bir prens sarayın kapısından çıktı Altını bıraktı Tahtı bıraktı Uyuyan karısını ve yeni doğmuş oğlunu bıraktı Çünkü bir şey görmüştü bir yaşlının bükük beli bir hastanın titreyen eli bir ölünün küle dönen bedeni Ve anlamıştı sarayın duvarları ne kadar yüksek olursa olsun yaşlılık içeri giriyordu Hastalık içeri giriyordu Ölüm içeri giriyordu O gece bir soru aldı eline Bu yangın nasıl söner Bir tek insanın değil bütün canlıların içini yakan bu ateş neyle diner Edwin Arnold un 1879 da kaleme aldığı bu olağanüstü eser yayınlandığı günden beri Tolstoy u Gandhi yi T S Eliot ı ve William James i derinden sarstı Gandhi Londra da öğrenciyken bu kitabı bir kez eline aldığında bırakamadığını yazar Çünkü burada anlatılan prens yalnız kendi çağının insanı değildir O her çağda doğan her çağda kaybeden her çağda soran insanın ta kendisidir Onun sarayı bizim alışkanlıklarımızdır Onun duvarları bizim kaçışlarımızdır Onun ayrılığı bizim cesaret edemediğimiz bakıştır Yaşlılık gelecek Hastalık yaklaşacak Sevilenler dağılacak Beden çözülüp çözülüp gidecek Ama dünya ateş içindeyse su da vardır Gece ağırsa şafak da vardır Çark dönüyorsa onu durduracak bilgi de vardır Asya nın Işığı bir din kitabı değildir Bir avuntu da değildir Bu insanın kendinden sakladığı şeyi açıkça görmek isteyenler için yazılmış bir çağrıdır Kapının ardında ne cennet vardır ne cehennem yalnızca açık bir bakış sönmüş bir ateş ve bütün canlılara yayılan derin bir şefkat Okumaya başladığınızda eski bir hikâyeyi değil kendi hikâyenizin köküne bakıyor olacaksınız

Güneş Kitabevleri
İki bin beş yüz yıl önce bir prens sarayın kapısından çıktı Altını bıraktı Tahtı bıraktı Uyuyan karısını ve yeni doğmuş oğlunu bıraktı Çünkü bir şey görmüştü bir yaşlının bükük beli bir hastanın titreyen eli bir ölünün küle dönen bedeni Ve anlamıştı sarayın duvarları ne kadar yüksek olursa olsun yaşlılık içeri giriyordu Hastalık içeri giriyordu Ölüm içeri giriyordu O gece bir soru aldı eline Bu yangın nasıl söner Bir tek insanın değil bütün canlıların içini yakan bu ateş neyle diner Edwin Arnold un 1879 da kaleme aldığı bu olağanüstü eser yayınlandığı günden beri Tolstoy u Gandhi yi T S Eliot ı ve William James i derinden sarstı Gandhi Londra da öğrenciyken bu kitabı bir kez eline aldığında bırakamadığını yazar Çünkü burada anlatılan prens yalnız kendi çağının insanı değildir O her çağda doğan her çağda kaybeden her çağda soran insanın ta kendisidir Onun sarayı bizim alışkanlıklarımızdır Onun duvarları bizim kaçışlarımızdır Onun ayrılığı bizim cesaret edemediğimiz bakıştır Yaşlılık gelecek Hastalık yaklaşacak Sevilenler dağılacak Beden çözülüp çözülüp gidecek Ama dünya ateş içindeyse su da vardır Gece ağırsa şafak da vardır Çark dönüyorsa onu durduracak bilgi de vardır Asya nın Işığı bir din kitabı değildir Bir avuntu da değildir Bu insanın kendinden sakladığı şeyi açıkça görmek isteyenler için yazılmış bir çağrıdır Kapının ardında ne cennet vardır ne cehennem yalnızca açık bir bakış sönmüş bir ateş ve bütün canlılara yayılan derin bir şefkat Okumaya başladığınızda eski bir hikâyeyi değil kendi hikâyenizin köküne bakıyor olacaksınız Tanıtım Bülteninden

GÜNEŞ KİTABEVLERİ
İki bin beş yüz yıl önce bir prens sarayın kapısından çıktı Altını bıraktı Tahtı bıraktı Uyuyan karısını ve yeni doğmuş oğlunu bıraktı Çünkü bir şey görmüştü bir yaşlının bükük beli bir hastanın titreyen eli bir ölünün küle dönen bedeni Ve anlamıştı sarayın duvarları ne kadar yüksek olursa olsun yaşlılık içeri giriyordu Hastalık içeri giriyordu Ölüm içeri giriyordu O gece bir soru aldı eline Bu yangın nasıl söner Bir tek insanın değil bütün canlıların içini yakan bu ateş neyle diner Edwin Arnold un 1879 da kaleme aldığı bu olağanüstü eser yayınlandığı günden beri Tolstoy u Gandhi yi T S Eliot ı ve William James i derinden sarstı Gandhi Londra da öğrenciyken bu kitabı bir kez eline aldığında bırakamadığını yazar Çünkü burada anlatılan prens yalnız kendi çağının insanı değildir O her çağda doğan her çağda kaybeden her çağda soran insanın ta kendisidir Onun sarayı bizim alışkanlıklarımızdır Onun duvarları bizim kaçışlarımızdır Onun ayrılığı bizim cesaret edemediğimiz bakıştır Yaşlılık gelecek Hastalık yaklaşacak Sevilenler dağılacak Beden çözülüp çözülüp gidecek Ama dünya ateş içindeyse su da vardır Gece ağırsa şafak da vardır Çark dönüyorsa onu durduracak bilgi de vardır Asya nın Işığı bir din kitabı değildir Bir avuntu da değildir Bu insanın kendinden sakladığı şeyi açıkça görmek isteyenler için yazılmış bir çağrıdır Kapının ardında ne cennet vardır ne cehennem yalnızca açık bir bakış sönmüş bir ateş ve bütün canlılara yayılan derin bir şefkat Okumaya başladığınızda eski bir hikâyeyi değil kendi hikâyenizin köküne bakıyor olacaksınız

Güneş Kitabevleri Yayınları
İki bin beş yüz yıl önce bir prens sarayın kapısından çıktı Altını bıraktı Tahtı bıraktı Uyuyan karısını ve yeni doğmuş oğlunu bıraktı Çünkü bir şey görmüştü bir yaşlının bükük beli bir hastanın titreyen eli bir ölünün küle dönen bedeni Ve anlamıştı sarayın duvarları ne kadar yüksek olursa olsun yaşlılık içeri giriyordu Hastalık içeri giriyordu Ölüm içeri giriyordu O gece bir soru aldı eline Bu yangın nasıl söner Bir tek insanın değil bütün canlıların içini yakan bu ateş neyle diner Edwin Arnold un 1879 da kaleme aldığı bu olağanüstü eser yayınlandığı günden beri Tolstoy u Gandhi yi T S Eliot ı ve William James i derinden sarstı Gandhi Londra da öğrenciyken bu kitabı bir kez eline aldığında bırakamadığını yazar Çünkü burada anlatılan prens yalnız kendi çağının insanı değildir O her çağda doğan her çağda kaybeden her çağda soran insanın ta kendisidir Onun sarayı bizim alışkanlıklarımızdır Onun duvarları bizim kaçışlarımızdır Onun ayrılığı bizim cesaret edemediğimiz bakıştır Yaşlılık gelecek Hastalık yaklaşacak Sevilenler dağılacak Beden çözülüp çözülüp gidecek Ama dünya ateş içindeyse su da vardır Gece ağırsa şafak da vardır Çark dönüyorsa onu durduracak bilgi de vardır Asya nın Işığı bir din kitabı değildir Bir avuntu da değildir Bu insanın kendinden sakladığı şeyi açıkça görmek isteyenler için yazılmış bir çağrıdır Kapının ardında ne cennet vardır ne cehennem yalnızca açık bir bakış sönmüş bir ateş ve bütün canlılara yayılan derin bir şefkat Okumaya başladığınızda eski bir hikâyeyi değil kendi hikâyenizin köküne bakıyor olacaksınız

Güneş Kitabevleri Yayınları
İki bin beş yüz yıl önce bir prens sarayın kapısından çıktı Altını bıraktı Tahtı bıraktı Uyuyan karısını ve yeni doğmuş oğlunu bıraktı Çünkü bir şey görmüştü bir yaşlının bükük beli bir hastanın titreyen eli bir ölünün küle dönen bedeni Ve anlamıştı sarayın duvarları ne kadar yüksek olursa olsun yaşlılık içeri giriyordu Hastalık içeri giriyordu Ölüm içeri giriyordu O gece bir soru aldı eline Bu yangın nasıl söner Bir tek insanın değil bütün canlıların içini yakan bu ateş neyle diner Edwin Arnold un 1879 da kaleme aldığı bu olağanüstü eser yayınlandığı günden beri Tolstoy u Gandhi yi T S Eliot ı ve William James i derinden sarstı Gandhi Londra da öğrenciyken bu kitabı bir kez eline aldığında bırakamadığını yazar Çünkü burada anlatılan prens yalnız kendi çağının insanı değildir O her çağda doğan her çağda kaybeden her çağda soran insanın ta kendisidir Onun sarayı bizim alışkanlıklarımızdır Onun duvarları bizim kaçışlarımızdır Onun ayrılığı bizim cesaret edemediğimiz bakıştır Yaşlılık gelecek Hastalık yaklaşacak Sevilenler dağılacak Beden çözülüp çözülüp gidecek Ama dünya ateş içindeyse su da vardır Gece ağırsa şafak da vardır Çark dönüyorsa onu durduracak bilgi de vardır Asya nın Işığı bir din kitabı değildir Bir avuntu da değildir Bu insanın kendinden sakladığı şeyi açıkça görmek isteyenler için yazılmış bir çağrıdır Kapının ardında ne cennet vardır ne cehennem yalnızca açık bir bakış sönmüş bir ateş ve bütün canlılara yayılan derin bir şefkat Okumaya başladığınızda eski bir hikâyeyi değil kendi hikâyenizin köküne bakıyor olacaksınız

Güneş Kitabevleri Yayınları
İki bin beş yüz yıl önce bir prens sarayın kapısından çıktı Altını bıraktı Tahtı bıraktı Uyuyan karısını ve yeni doğmuş oğlunu bıraktı Çünkü bir şey görmüştü bir yaşlının bükük beli bir hastanın titreyen eli bir ölünün küle dönen bedeni Ve anlamıştı sarayın duvarları ne kadar yüksek olursa olsun yaşlılık içeri giriyordu Hastalık içeri giriyordu Ölüm içeri giriyordu O gece bir soru aldı eline Bu yangın nasıl söner Bir tek insanın değil bütün canlıların içini yakan bu ateş neyle diner Edwin Arnold un 1879 da kaleme aldığı bu olağanüstü eser yayınlandığı günden beri Tolstoy u Gandhi yi T S Eliot ı ve William James i derinden sarstı Gandhi Londra da öğrenciyken bu kitabı bir kez eline aldığında bırakamadığını yazar Çünkü burada anlatılan prens yalnız kendi çağının insanı değildir O her çağda doğan her çağda kaybeden her çağda soran insanın ta kendisidir Onun sarayı bizim alışkanlıklarımızdır Onun duvarları bizim kaçışlarımızdır Onun ayrılığı bizim cesaret edemediğimiz bakıştır Yaşlılık gelecek Hastalık yaklaşacak Sevilenler dağılacak Beden çözülüp çözülüp gidecek Ama dünya ateş içindeyse su da vardır Gece ağırsa şafak da vardır Çark dönüyorsa onu durduracak bilgi de vardır Asya nın Işığı bir din kitabı değildir Bir avuntu da değildir Bu insanın kendinden sakladığı şeyi açıkça görmek isteyenler için yazılmış bir çağrıdır Kapının ardında ne cennet vardır ne cehennem yalnızca açık bir bakış sönmüş bir ateş ve bütün canlılara yayılan derin bir şefkat Okumaya başladığınızda eski bir hikâyeyi değil kendi hikâyenizin köküne bakıyor olacaksınız