Avrupa Birliği Yolunda Türkiye ye Evet — Michel Rocard

Avrupa Birliği Yolunda Türkiye ye Evet
Michel RocardYapı Kredi Yayınları ( YKY )
Avrupa Birliği Yolunda Türkiye ye Evet
Michel Rocardİnanıyorum ki Avrupanın kapılarını Türkiyeye açmak ekonomik bakımdan akıllıca stratejik bakımdan kaçınılmaz kültürel bakımdan da ilerici bir harekettir Avrupa Birliğine kabul edilmiş Türkiye örneğin İslamla diyalogun hem mümkün hem de verimli olduğunun kanıtı olabilir hatta bu ilişkiden ortak bir uygarlık projesi de doğabilir Fransa da 1988 1991 yılları arasında görev yapan eski başbakanlardan Michel Rocard Avrupa Birliği Yolunda Türkiyeye Evet adlı çalışmasında ABnin ve Türkiyenin niçin birbirlerine muhtaç olduklarını anlatıyor Samimiyetle kaleme alınan kitap iki tarafın birbirini daha iyi anlamasına yardımcı olmayı hedefliyor Avrupa Birliği Yolunda Türkiyeye Evet düşünce dizisi Cogitoda Tadımlık Türkiyeye evet Hiç dolandırmadan lafı Türkiyeye evet diyorum çünkü büsbütün ikna oldum artık Avrupanın geleceği Türkiyeden geçiyor Avrupa Birliği AB Türkiyeyi kendine dahil etmelidir Bu ülkeyi kendi kıtamızın sınırları içinde kabul etmek en az Türkler kadar biz Avrupalıların da çıkarınadır Büyük bir ekonomik atılım gerçekleştiren bu güçlü ve Müslüman ulusun Avrupa Birliğine kabulü yalnızca onun emellerine hizmet etmeyecektir Türkiyenin kabulü Avrupa için bir hayat sigortasıdır Ya Fransanın bakışı Uzun zaman Türkiyenin adaylığına yandaş olduktan sonra şimdilerde bir süredir eleştiriler yağdırıyor hatta bu adaylığa saldırıyor hem de bunu Türk kamuoyunun alçaltıcı diye nitelendirdiği bir biçimde yaptığının farkında bile olmadan Bu adaylığa karşı birtakım çekinceler öne süren yalnızca Fransa değil Dahası bu çekincelerin haklı yanları da yok değil bu konu üzerinde uzunca duracağım zaten Ama bana öyle geliyor ki ülkemizde bu konudaki tartışma çok sığ hatta neredeyse konunun önemini azaltacak kadar sığ ayrıca Türkiyenin kabulünü onaylamak üzere konuyu yalnızca söz konusu kabul ile sınırlandıracak şekilde bir halkoylamasına gitme projesi tartışmanın derinleşmesine katkı sağlamayacaktır İç politika meselelerini bambaşka açılardan daha temel bir önem taşıyan bu tartışmaya karıştırmayı bir yana bırakalım Fransa dünyanın birçok yerine kıyasla en fazla Boğazın kıyılarında sahip olduğu ve farklılığını vurgulayan üstünlüklerine rağmen son birkaç yıldır imajından çok şey yitirmiştir Fransız dostu aydın işadamı sanatçı Türklerin kimi zaman gösterdiğimiz itiraf edelim kibir dolu bir tür cehalete benzeyen şu son zamanlardaki tutumumuza şaşırdıklarını görüyoruz şirketlerimiz büyük kalkınma hamleleri gerçekleştiren bu ülkede pazar paylarını kaybediyor Avrupanın Sovyetler Birliği karşısında güvenliğini sağlamak gerektiğinde Türkiye göreve hazır olduğunu göstermişti Soğuk Savaş dönemi boyunca NATOnun temel bir parçası oldu Aynı dönemde yani elli yıla yakın bir süre önce üstelik bu kez girişimine karşı konulmaksızın Türkiye ilk kez o zamanlar gencecik Avrupa Ekonomik Topluluğuyla AET temsil edilen Avrupaya adaylık başvurusunda bulundu Ama Avrupa Konseyi ancak 1999da oybirliğiyle ülkenin resmi aday üye statüsünü tanır müzakerelere gelince bunlar Türkiyenin Avrupa yolculuğunun uzun soluklu niteliğini onaylarcasına ta 2005te açıldı Ahde vefa edeceğiz diye tartışmadan sıyrılmaya çalışmamalıyız Tam tersine aslında Türk meselesi daha önce ve düzgün bir biçimde yapmayı beceremediğimiz şeyi yapmak ve gerçek soruları ortaya koyabilmek için düşlediğimiz fırsat Bunlar Avrupanın kimliğine artık genişlemeye karar verdiğine göre bundan sonraki gerçek yönelimine halkları birbirine yaklaştırmaya mutlaka katkı sağlayacak dünyadaki misyonuna ilişkin sorular İşte bu kitapta okura sözünü etmek istediğim şey de bu zaten Bir şey daha var 21 yüzyılın başlarında olduğumuz bu dönemde temel ve kritik bir yer tutan bir konu da İslamla diyalog Sırası gelmişken söyleyeyim Türkiye Müslüman olduğu için Avrupa Birliğine dahil olmasında büyük çıkarımız olduğunu düşünüyorum Üstelik herhangi bir Müslüman ülke değil Türkiye eski Yunan kültürünün en verimli beşiklerinden biri olduktan sonra çağımızın ilk yü

Yapı Kredi Yayınları ( YKY )
İnanıyorum ki Avrupanın kapılarını Türkiyeye açmak ekonomik bakımdan akıllıca stratejik bakımdan kaçınılmaz kültürel bakımdan da ilerici bir harekettir Avrupa Birliğine kabul edilmiş Türkiye örneğin İslamla diyalogun hem mümkün hem de verimli olduğunun kanıtı olabilir hatta bu ilişkiden ortak bir uygarlık projesi de doğabilir Fransa da 1988 1991 yılları arasında görev yapan eski başbakanlardan Michel Rocard Avrupa Birliği Yolunda Türkiyeye Evet adlı çalışmasında ABnin ve Türkiyenin niçin birbirlerine muhtaç olduklarını anlatıyor Samimiyetle kaleme alınan kitap iki tarafın birbirini daha iyi anlamasına yardımcı olmayı hedefliyor Avrupa Birliği Yolunda Türkiyeye Evet düşünce dizisi Cogitoda Tadımlık Türkiyeye evet Hiç dolandırmadan lafı Türkiyeye evet diyorum çünkü büsbütün ikna oldum artık Avrupanın geleceği Türkiyeden geçiyor Avrupa Birliği AB Türkiyeyi kendine dahil etmelidir Bu ülkeyi kendi kıtamızın sınırları içinde kabul etmek en az Türkler kadar biz Avrupalıların da çıkarınadır Büyük bir ekonomik atılım gerçekleştiren bu güçlü ve Müslüman ulusun Avrupa Birliğine kabulü yalnızca onun emellerine hizmet etmeyecektir Türkiyenin kabulü Avrupa için bir hayat sigortasıdır Ya Fransanın bakışı Uzun zaman Türkiyenin adaylığına yandaş olduktan sonra şimdilerde bir süredir eleştiriler yağdırıyor hatta bu adaylığa saldırıyor hem de bunu Türk kamuoyunun alçaltıcı diye nitelendirdiği bir biçimde yaptığının farkında bile olmadan Bu adaylığa karşı birtakım çekinceler öne süren yalnızca Fransa değil Dahası bu çekincelerin haklı yanları da yok değil bu konu üzerinde uzunca duracağım zaten Ama bana öyle geliyor ki ülkemizde bu konudaki tartışma çok sığ hatta neredeyse konunun önemini azaltacak kadar sığ ayrıca Türkiyenin kabulünü onaylamak üzere konuyu yalnızca söz konusu kabul ile sınırlandıracak şekilde bir halkoylamasına gitme projesi tartışmanın derinleşmesine katkı sağlamayacaktır İç politika meselelerini bambaşka açılardan daha temel bir önem taşıyan bu tartışmaya karıştırmayı bir yana bırakalım Fransa dünyanın birçok yerine kıyasla en fazla Boğazın kıyılarında sahip olduğu ve farklılığını vurgulayan üstünlüklerine rağmen son birkaç yıldır imajından çok şey yitirmiştir Fransız dostu aydın işadamı sanatçı Türklerin kimi zaman gösterdiğimiz itiraf edelim kibir dolu bir tür cehalete benzeyen şu son zamanlardaki tutumumuza şaşırdıklarını görüyoruz şirketlerimiz büyük kalkınma hamleleri gerçekleştiren bu ülkede pazar paylarını kaybediyor Avrupanın Sovyetler Birliği karşısında güvenliğini sağlamak gerektiğinde Türkiye göreve hazır olduğunu göstermişti Soğuk Savaş dönemi boyunca NATOnun temel bir parçası oldu Aynı dönemde yani elli yıla yakın bir süre önce üstelik bu kez girişimine karşı konulmaksızın Türkiye ilk kez o zamanlar gencecik Avrupa Ekonomik Topluluğuyla AET temsil edilen Avrupaya adaylık başvurusunda bulundu Ama Avrupa Konseyi ancak 1999da oybirliğiyle ülkenin resmi aday üye statüsünü tanır müzakerelere gelince bunlar Türkiyenin Avrupa yolculuğunun uzun soluklu niteliğini onaylarcasına ta 2005te açıldı Ahde vefa edeceğiz diye tartışmadan sıyrılmaya çalışmamalıyız Tam tersine aslında Türk meselesi daha önce ve düzgün bir biçimde yapmayı beceremediğimiz şeyi yapmak ve gerçek soruları ortaya koyabilmek için düşlediğimiz fırsat Bunlar Avrupanın kimliğine artık genişlemeye karar verdiğine göre bundan sonraki gerçek yönelimine halkları birbirine yaklaştırmaya mutlaka katkı sağlayacak dünyadaki misyonuna ilişkin sorular İşte bu kitapta okura sözünü etmek istediğim şey de bu zaten Bir şey daha var 21 yüzyılın başlarında olduğumuz bu dönemde temel ve kritik bir yer tutan bir konu da İslamla diyalog Sırası gelmişken söyleyeyim Türkiye Müslüman olduğu için Avrupa Birliğine dahil olmasında büyük çıkarımız olduğunu düşünüyorum Üstelik herhangi bir Müslüman ülke değil Türkiye eski Yunan kültürünün en verimli beşiklerinden biri olduktan sonra çağımızın ilk yüzyılları boyunca Hıristiyanlığın ilk dönemlerine ev sahipliği yaptı Aynı şekilde Roma İmparatorluğu bin yıl boyunca Bizansla ayakta kaldı ve bu yolla antikçağ kültür ve bilgi birikiminin sürmesini ve gelişmesini sağlayıp bu görevini Avrupa Rönesansına aktarabildi Ama Türkiyenin kendini Avrupa Birliği tarafından geri çevrilmiş hissettikçe ne yazık ki bizim Avrupa uygarlığımızın başlarındaki o Hıristiyan mirasının sahibi olduğunu kabul edemeyip giderek kimliğe dayalı ve otoriter Türk ve İslam milliyetçiliği içine kapanmasından korkmak gerek Son olarak belki de Fransızların Türkiye hakkındaki söyleminde pek yer bulamayan ya da ciddiyetsizlikle ele alınan ekonomi konusu bizi özellikle ikna etmeli Fransız ve çokuluslu şirketlerin büyük patronlarının konu hakkındaki düşüncelerini daha sık duymak isteriz çünkü onlar jeopolitik meseleleri seçilmiş politikacılarımızdan çok daha fazla dikkate alıyor Türkiyeyi baştan aşağı gezdiler Bu kalabalık genç ve girişimci ülkeyi Avrupa Birliğine dahil etmenin Fransaya ve Avrupaya neler kazandırabileceğini çok iyi biliyorlar Türkiyeye evet Bu evetin neden aynı zamanda hem onların yani Türklerin hem de bizlerin yani Avrupalıların çıkarına olduğunu açıklamanın zamanı çoktan geldi Yüzyıllardır yüzü Avrupaya dönük olan Türkiyede bugün önemli bir ekonomik dinamizm göze çarpıyor Bununla birlikte hukuk devleti de henüz tam anlamıyla oluşturulmuş değil Yine de Avrupa düşü Türkiyenin ileriye yönelik kayda değer adımlar atmasını sağladı Ancak ülkenin iç gerilimleri ve Avrupalıların AB üyeliğini yılan hikâyesine dönüştürmüş olması reformların hızını kesti ve başlıca iki siyasal gücü karşı karşıya getirdi Şu son aylarda Türkiyenin istikrarından ciddi biçimde endişe duymamızı sağlayacak çok gelişme oldu Neyse ki şimdilik demokrasi kazandı Biz Avrupalıların bu demokrasi zaferini kutlaması gerek Türklere güçlü bir işaret vermeliyiz ki üyeliklerinin olmazsa olmaz koşulu şu siyasal liberalleşme yönündeki adımlarına devam etmeleri için yanlarında olduğumuzu bilsinler çünkü Avrupa Birliğine üye bir Türkiye Birli

Yapı Kredi Yayınları
çev. Olcay Kunal
Avrupa Birliği Yolunda Türkiye ye Evet İnanıyorum ki Avrupa nın kapılarını Türkiye ye açmak ekonomik bakımdan akıllıca stratejik bakımdan kaçınılmaz kültürel bakımdan da ilerici bir harekettir Avrupa Birliği ne kabul edilmiş Türkiye örneğin İslam la diyalogun hem mümkün hem de verimli olduğunun kanıtı olabilir hatta bu ilişkiden ortak bir uygarlık projesi de doğabilir Fransa da 1988 1991 yılları arasında görev yapan eski başbakanlardan Michel Rocard Avrupa Birliği Yolunda Türkiye ye Evet adlı çalışmasında AB nin ve Türkiye nin niçin birbirlerine muhtaç olduklarını anlatıyor Samimiyetle kaleme alınan kitap iki tarafın birbirini daha iyi anlamasına yardımcı olmayı hedefliyor Avrupa Birliği Yolunda Türkiye ye Evet düşünce dizisi Cogito da

YAPI KREDİ YAYINLARI
çev. Olcay Kunal
İnanıyorum ki Avrupa nın kapılarını Türkiye ye açmak ekonomik bakımdan akıllıca stratejik bakımdan kaçınılmaz kültürel bakımdan da ilerici bir harekettir Avrupa Birliği ne kabul edilmiş Türkiye örneğin İslam la diyalogun hem mümkün hem de verimli olduğunun kanıtı olabilir hatta bu ilişkiden ortak bir uygarlık projesi de doğabilir