Avrupa Birliğinin Yönetsel Yapısı ve Türkiye — Ufuk Ayhan

Avrupa Birliğinin Yönetsel Yapısı ve Türkiye
Ufuk AyhanAdalet Yayınevi
Avrupa Birliğinin Yönetsel Yapısı ve Türkiye
Ufuk AyhanAvrupa Birliği yönetsel yapı olarak bir uyumluluk projesidir Bu nedenle sadece idarecilerin bürokratların ve siyasi yöneticilerin bulunduğu bir piramit yapısı şeklinde çalışmamaktadır Uyumluluğun bir gereği olarak bir açıdan ama daha geniş açıdan yatay bir sistemle çalışmaktadır Dolayısıylabu yatay sistemin temelinde bireylerin ve sivil toplum örğütlerinin etkin bir şekilde yer aldığı mekanizmalar Avrupa Birliği yönetsel yapısını şekillendirmektedir Genel olarak her siyasal yönetim modelinin temel felsefesi bireyin mutluluğu ve memnuniyeti ile refahını sağlamaya dönük olmuştur Özellikle Avrupa Birliği yönetsel modelinde tek bir bireyin itirazı ile durdurulabilen yeniden değerlendirilebilen ve hatta daha büyük kolektif yapının onayladığı süreçleri tersine çevirebilen işlemler söz konusu olabilmektedir Bu nedenle Avrupa Birliği yönetsel yapısı dünyada başka bir benzeri olmayan ve imkansızı başarma adına yola çıkmış bir modeldir

Adalet Yayınevi
Bu eserde Avrupa Birliğinin yönetsel yapısı ve işleyişi ele alınacak olup bu çerçevede Avrupa Birliğinin başlıca organları olan Bakanlar Konseyi Komisyon Adalet Divanı ve Avrupa Parlamentosu gibi kurumsal yapılar ekseninde bir inceleme yapılacaktır Kavramsal çerçeve üzerinde yoğunlaşmadan Tarihi gelişim ve Türkiye Birliğin Kurumsal Yapısı ve İşleyiş Türkiyenin uyumu gibi dört ana başlık altında konular ele alınacaktır Yaklaşık 500 milyon nüfuslu 22 resmi dilin konuşulduğu 27 üye devletten oluşan Avrupa Birliğinin yönetsel yapısı işleyişi ve Türkiyenin müzakere süreci de ele alınacaktır İlk başlarda 1957 Roma Antlaşması ile Avrupa Ekonomik Topluluğu AET boyutunda sadece ekonomik konularla sınırlı bir yapıdan Avrupanın sosyal siyasal ve yönetsel yapısına kadar geniş bir yelpazeyi kapsayan AB süreci ve Avrupa Birliğinin yönetsel yapısının Türkiye ile ne ölçüde bağdaşabileceği ya da yönetsel uyumunun nasıl olabileceği de incelenmiştir Temelleri 19 yüzyıla kadar uzanan birleşik Avrupa fikri İkinci Dünya Savaşının sona ermesinin ardından çoğulcu demokrasi ile yönetilen Batı Avrupa ülkelerinde yoğun bir şekilde gündeme gir miştir En azından Batı Avrupa da yeni bir Avrupa düzeni kurma fikri Avrupa çok ağır bir savaş ile tamamen çöktükten sonra ivme kazanabildi Batı Avrupa ülkelerinin öncülüğünde 1957 de Roma Antlaşmasıyla kurulan Avrupa Birliği ilk başlarda Ortak Pazar ya da Avrupa Ekonomik Topluluğu olarak adlandırılmıştı Üye ülkelerde yaşam düzeyinin yükseltilmesi dengeli büyümenin sağlanması ve uzun vadede Avrupa Birleşik Devletlerine götürecek siyasal bir birliğin sağlanmasına yardımcı olmak amacıyla ilk hareket noktası başlatılmıştır Bu doğrultuda ortak gümrük tarifeleri saptanması üye ülkeler arasında sermaye ve işgücünün özgür dolaşımı ortak tarım ve ulaştırma politikalarının geliştirilmesi üye ülkelerin ödemeler dengesindeki bozuklukların giderilmesi istihdam olanaklarının arttırılması ve yaşam standartlarının yükseltilmesi hedeflenmekteydi Ortak para birimi Euro 1 Ocak 2002 itibarı ile yürürlüğe girmiştir Birlik ilerleyen dönemlerde doğuya Macaristan Çek Cumhuriyeti Slovakya Slovenya ve Güneye Kıbrıs Rum Kesimini de üyeliğe kabul etmiştir Bu süreçte Türkiye Avrupa Birliğine üyelik başvurusunun kabulünden dolayı mutluluk duyarken 13 Aralık 1995 günü imzalanan anlaşma sonrasında 96 yılından itibaren Gümrük Birliğine girişimiz kabul edilmiştir Gümrük birliği anlaşmasının imzalanmasından 3 gün sonra 16 Aralık 1995 tarihinde gerçekleştirilen Madrid zirvesine 10 doğu Avrupa ülkesi ile birlikte Kıbrıs Rum Kesiminin davet edilmiş olmasına rağmen Türkiyenin toplantıya çağrılmayışı ABnin Türkiyeyi gümrük birliği ile yatıştırma niyetini göstergesi olarak yorumlanmıştır Günümüzde özellikle Fransa da Nicolas Sorkozinin Cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından Türkiye için Akdeniz eksenin de bir birliktelik ya da imtiyazlı ortaklık gibi söylemler ile dile getirilerek Türkiyenin AB üyeliği konusunda AB içerisinde görüş ayrılıkları adı konularak dile getirilmeye başlanmıştır