Avukatlık Sözleşmesinin Ölüm Ölüm Karinesi ve Gaiplik Nedeni ile Sona Ermesi — Zeynep Polat Akkaya

Avukatlık Sözleşmesinin Ölüm Ölüm Karinesi ve Gaiplik Nedeni ile Sona Ermesi
Zeynep Polat AkkayaAdalet Yayınevi
Avukatlık Sözleşmesinin Ölüm Ölüm Karinesi ve Gaiplik Nedeni ile Sona Ermesi
Zeynep Polat AkkayaKitabın Açıklaması Avukatlık sözleşmesinin taraflarından birinin ölümü taraflarındanbiri hakkında ölüm karinesinin geçerli olması veya gaiplik kararı verilmesi sonucu sözleşmenin akıbeti ve sonuçları yönünden Avukatlık Kanunu nda özel bir hüküm öngörülmemiştir Çalışmanın temel amacı sözleşmenin bu özel hallerde sona ermesine bağlı olarak ortaya çıkabilecek belirsizliklere çözüm önerileri sunmaktır Çalışma kapsamında avukatın veya iş sahibinin ölümü avukat veya iş sahibi hakkında ölüm karinesinin geçerli olması veya gaiplik kararı verilmesi halinde avukatlık sözleşmesinin akıbeti değerlendirilmiştir Özel hukuk bağlamında bazı sonuçları ortaya konulmuş ve avukat ile iş sahibinin mirasçılarının durumları ele alınmıştır Uygulamada karşılaşılan en yaygın sorun avukatlık ücretinin belirlenmesidir Çalışmada ölüm ölüm karinesi ve gaiplik durumlarının avukatlık ücretine etkisi ücretin maktu veya nispi olmasına göre ve sözleşmede ücretin belirlenip belirlenmediğine göre değerlendirilmiştir Ölüm ölüm karinesi ve gaiplik hâllerinde avukatlık ücretinin hangi ölçütlere göre belirleneceği hususu Avukatlık Kanunu ve ilgili mevzuatta açık bir şekilde düzenlenmemiştir Özellikle Yargıtay kararlarında ücretin belirlenmesinde benimsenen emek ve mesai kavramının uygulanabilirliği emek ve mesainin tespitinde nesnel ölçütlerin olması gerektiği değerlendirilmiştir Öğretideki görüşler Yargıtay kararları ve mevzuat analizi sonuçlarına göre emek ve mesai kavramına dayalı aşamalı ücretlendirme sistemi oluşturulması hakkaniyetli bir çözüm sunmaktadır Sonuç olarak bu çalışma avukatlık ücretinin belirlenmesinde Avukatlık Kanunu nun ölüm ölüm karinesi veya gaiplik gibi özel durumlar halinde yetersiz kaldığını ve uygulamada böyle özel durumlarla karşılaşılabileceğini göstermektedir Bu nedenle avukatlık ücretinin belirlenmesinde adil ve öngörülebilir bir yaklaşımın ve sistemin benimsenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmış ve bu doğrultuda çözüm önerileri sunulmuştur

Adalet Yayınevi
Avukatlık sözleşmesinin taraflarından birinin ölümü taraflarındanbiri hakkında ölüm karinesinin geçerli olması veya gaiplik kararı verilmesi sonucu sözleşmenin akıbeti ve sonuçları yönünden Avukatlık Kanunu nda özel bir hüküm öngörülmemiştir Çalışmanın temel amacı sözleşmenin bu özel hallerde sona ermesine bağlı olarak ortaya çıkabilecek belirsizliklere çözüm önerileri sunmaktır Çalışma kapsamında avukatın veya iş sahibinin ölümü avukat veya iş sahibi hakkında ölüm karinesinin geçerli olması veya gaiplik kararı verilmesi halinde avukatlık sözleşmesinin akıbeti değerlendirilmiştir Özel hukuk bağlamında bazı sonuçları ortaya konulmuş ve avukat ile iş sahibinin mirasçılarının durumları ele alınmıştır Uygulamada karşılaşılan en yaygın sorun avukatlık ücretinin belirlenmesidir Çalışmada ölüm ölüm karinesi ve gaiplik durumlarının avukatlık ücretine etkisi ücretin maktu veya nispi olmasına göre ve sözleşmede ücretin belirlenip belirlenmediğine göre değerlendirilmiştir Ölüm ölüm karinesi ve gaiplik hâllerinde avukatlık ücretinin hangi ölçütlere göre belirleneceği hususu Avukatlık Kanunu ve ilgili mevzuatta açık bir şekilde düzenlenmemiştir Özellikle Yargıtay kararlarında ücretin belirlenmesinde benimsenen emek ve mesai kavramının uygulanabilirliği emek ve mesainin tespitinde nesnel ölçütlerin olması gerektiği değerlendirilmiştir Öğretideki görüşler Yargıtay kararları ve mevzuat analizi sonuçlarına göre emek ve mesai kavramına dayalı aşamalı ücretlendirme sistemi oluşturulması hakkaniyetli bir çözüm sunmaktadır Sonuç olarak bu çalışma avukatlık ücretinin belirlenmesinde Avukatlık Kanunu nun ölüm ölüm karinesi veya gaiplik gibi özel durumlar halinde yetersiz kaldığını ve uygulamada böyle özel durumlarla karşılaşılabileceğini göstermektedir Bu nedenle avukatlık ücretinin belirlenmesinde adil ve öngörülebilir bir yaklaşımın ve sistemin benimsenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmış ve bu doğrultuda çözüm önerileri sunulmuştur