Ayasofya Kronos un Mabedi — Peter Mark Adams

Ayasofya Kronos un Mabedi
Peter Mark AdamsHermes Yayınları
Ayasofya Kronos un Mabedi
Peter Mark AdamsAyasofya yı gördüğünü sanıyorsun Kitabı bir açıyorsun ve birden fark ediyorsun Asıl hikâye gözünün önünde kimse sana nereye bakacağını söylememiş Peter Mark Adams sana Ayasofya ne kadar güzel demiyor Güzelliğin arkasındaki düşünceyi gösteriyor onun sende bıraktığı duyguyu milim milim kurulan deneyimi Işık nereden giriyor içeride nasıl kırılıyor ses nerede büyüyor taş nerede yankıyı taşıyor kubbe neden böyle Sayfa sayfa küçük ayrıntıları birleştiriyor Ve sen fark etmeden o ayrıntıların peşine düşüyorsun Bir noktada aklına tek bir cümle yerleşiyor Bu yapı yalnızca bir bina değil bir ritüel İşin en ürpertici yanı şu Bu hikâye rahat bir zamanda geçmiyor Jüstinyen devri gözetim ihbar korku İnsanlar yalnız konuşmaktan değil inanıyor olmaktan bile korkuyor Baskı büyüdükçe söz yeraltına iniyor satır arası ima ince alay şifre Metinler yakılıyor Heykeller saklanıyor Peki ya Ayasofya Adams tam da buradan giriyor Basit bir soruyla Eğer sözler sansürleniyorsa bir bina ne anlatabilir Ve seni Ayasofya nın gövdesine gömülü işaretlerin peşine takıyor Kubbede Boşlukta Pencerelerde Işığın izlediği yolda Sesin kaybolduğu sonra geri döndüğü yerlerde Sanki yapı kendi dilini kurmuş Sanki burada ışık ve ses yalnızca estetik değil bir tür anlatı bir tür iz bırakma biçimi Bazı zamanlarda doğru söylenmez inşa edilir Bir duvarın içinden geçirilir Bir açıklığın yönüne saklanır Bir yankının süresine yerleştirilir Bu kitap Ayasofya nın böyle bir şeye dönüşmüş olabileceğini fısıldıyor suskunluk çağında taşın içine gömülmüş bir başkaldırı Okudukça şunu hissediyorsun Bizans ın en sert zorbalık zamanlarında bile içten teslim olmamak mümkün Konuşamıyorlarsa tasarlayabilirler Işıkla sesle taşla Ayasofya nın içine kimsenin kolay kolay söküp atamayacağı şeyleri Kitabı bitirdiğinde büyük bir açıklama bekleme Adams sana kesin bir cevap vermiyor daha tehlikeli bir şey yapıyor Gözünü eğitiyor Kulaklarını açıyor Bir daha içine girdiğinde aynı mekân olmayacak Çünkü artık biliyorsun Bazı sırlar yazılarda değil taşın içinde saklanır Turgut Tiftik

Hermes Yayınları
Ayasofya yı gördüğünü sanıyorsun Kitabı bir açıyorsun ve birden fark ediyorsun Asıl hikâye gözünün önünde kimse sana nereye bakacağını söylememiş Peter Mark Adams sana Ayasofya ne kadar güzel demiyor Güzelliğin arkasındaki düşünceyi gösteriyor onun sende bıraktığı duyguyu milim milim kurulan deneyimi Işık nereden giriyor içeride nasıl kırılıyor ses nerede büyüyor taş nerede yankıyı taşıyor kubbe neden böyle Sayfa sayfa küçük ayrıntıları birleştiriyor Ve sen fark etmeden o ayrıntıların peşine düşüyorsun Bir noktada aklına tek bir cümle yerleşiyor Bu yapı yalnızca bir bina değil bir ritüel İşin en ürpertici yanı şu Bu hikâye rahat bir zamanda geçmiyor Jüstinyen devri gözetim ihbar korku İnsanlar yalnız konuşmaktan değil inanıyor olmaktan bile korkuyor Baskı büyüdükçe söz yeraltına iniyor satır arası ima ince alay şifre Metinler yakılıyor Heykeller saklanıyor Peki ya Ayasofya Adams tam da buradan giriyor Basit bir soruyla Eğer sözler sansürleniyorsa bir bina ne anlatabilir Ve seni Ayasofya nın gövdesine gömülü işaretlerin peşine takıyor Kubbede Boşlukta Pencerelerde Işığın izlediği yolda Sesin kaybolduğu sonra geri döndüğü yerlerde Sanki yapı kendi dilini kurmuş Sanki burada ışık ve ses yalnızca estetik değil bir tür anlatı bir tür iz bırakma biçimi Bazı zamanlarda doğru söylenmez inşa edilir Bir duvarın içinden geçirilir Bir açıklığın yönüne saklanır Bir yankının süresine yerleştirilir Bu kitap Ayasofya nın böyle bir şeye dönüşmüş olabileceğini fısıldıyor suskunluk çağında taşın içine gömülmüş bir başkaldırı Okudukça şunu hissediyorsun Bizans ın en sert zorbalık zamanlarında bile içten teslim olmamak mümkün Konuşamıyorlarsa tasarlayabilirler Işıkla sesle taşla Ayasofya nın içine kimsenin kolay kolay söküp atamayacağı şeyleri Kitabı bitirdiğinde büyük bir açıklama bekleme Adams sana kesin bir cevap vermiyor daha tehlikeli bir şey yapıyor Gözünü eğitiyor Kulaklarını açıyor Bir daha içine girdiğinde aynı mekân olmayacak Çünkü artık biliyorsun Bazı sırlar yazılarda değil taşın içinde saklanır Turgut Tiftik

Hermes Yayınları
Ayasofya yı gördüğünü sanıyorsun Kitabı bir açıyorsun ve birden fark ediyorsun Asıl hikâye gözünün önünde kimse sana nereye bakacağını söylememiş Peter Mark Adams sana Ayasofya ne kadar güzel demiyor Güzelliğin arkasındaki düşünceyi gösteriyor onun sende bıraktığı duyguyu milim milim kurulan deneyimi Işık nereden giriyor içeride nasıl kırılıyor ses nerede büyüyor taş nerede yankıyı taşıyor kubbe neden böyle Sayfa sayfa küçük ayrıntıları birleştiriyor Ve sen fark etmeden o ayrıntıların peşine düşüyorsun Bir noktada aklına tek bir cümle yerleşiyor Bu yapı yalnızca bir bina değil bir ritüel İşin en ürpertici yanı şu Bu hikâye rahat bir zamanda geçmiyor Jüstinyen devri gözetim ihbar korku İnsanlar yalnız konuşmaktan değil inanıyor olmaktan bile korkuyor Baskı büyüdükçe söz yeraltına iniyor satır arası ima ince alay şifre Metinler yakılıyor Heykeller saklanıyor Peki ya Ayasofya Adams tam da buradan giriyor Basit bir soruyla Eğer sözler sansürleniyorsa bir bina ne anlatabilir Ve seni Ayasofya nın gövdesine gömülü işaretlerin peşine takıyor Kubbede Boşlukta Pencerelerde Işığın izlediği yolda Sesin kaybolduğu sonra geri döndüğü yerlerde Sanki yapı kendi dilini kurmuş Sanki burada ışık ve ses yalnızca estetik değil bir tür anlatı bir tür iz bırakma biçimi Bazı zamanlarda doğru söylenmez inşa edilir Bir duvarın içinden geçirilir Bir açıklığın yönüne saklanır Bir yankının süresine yerleştirilir Bu kitap Ayasofya nın böyle bir şeye dönüşmüş olabileceğini fısıldıyor suskunluk çağında taşın içine gömülmüş bir başkaldırı Okudukça şunu hissediyorsun Bizans ın en sert zorbalık zamanlarında bile içten teslim olmamak mümkün Konuşamıyorlarsa tasarlayabilirler Işıkla sesle taşla Ayasofya nın içine kimsenin kolay kolay söküp atamayacağı şeyleri Kitabı bitirdiğinde büyük bir açıklama bekleme Adams sana kesin bir cevap vermiyor daha tehlikeli bir şey yapıyor Gözünü eğitiyor Kulaklarını açıyor Bir daha içine girdiğinde aynı mekân olmayacak Çünkü artık biliyorsun Bazı sırlar yazılarda değil taşın içinde saklanır Turgut Tiftik

Hermes
çev. Tiftik, Turgut
Ayasofya yı gördüğünü sanıyorsun Kitabı bir açıyorsun ve birden fark ediyorsun Asıl hikâye gözünün önünde kimse sana nereye bakacağını söylememiş Peter Mark Adams sana Ayasofya ne kadar güzel demiyor Güzelliğin arkasındaki düşünceyi gösteriyor onun sende bıraktığı duyguyu milim milim kurulan deneyimi Işık nereden giriyor içeride nasıl kırılıyor ses nerede büyüyor taş nerede yankıyı taşıyor kubbe neden böyle Sayfa sayfa küçük ayrıntıları birleştiriyor Ve sen fark etmeden o ayrıntıların peşine düşüyorsun Bir noktada aklına tek bir cümle yerleşiyor Bu yapı yalnızca bir bina değil bir ritüel İşin en ürpertici yanı şu Bu hikâye rahat bir zamanda geçmiyor Jüstinyen devri gözetim ihbar korku İnsanlar yalnız konuşmaktan değil inanıyor olmaktan bile korkuyor Baskı büyüdükçe söz yeraltına iniyor satır arası ima ince alay şifre Metinler yakılıyor Heykeller saklanıyor Peki ya Ayasofya Adams tam da buradan giriyor Basit bir soruyla Eğer sözler sansürleniyorsa bir bina ne anlatabilir Ve seni Ayasofya nın gövdesine gömülü işaretlerin peşine takıyor Kubbede Boşlukta Pencerelerde Işığın izlediği yolda Sesin kaybolduğu sonra geri döndüğü yerlerde Sanki yapı kendi dilini kurmuş Sanki burada ışık ve ses yalnızca estetik değil bir tür anlatı bir tür iz bırakma biçimi Bazı zamanlarda doğru söylenmez inşa edilir Bir duvarın içinden geçirilir Bir açıklığın yönüne saklanır Bir yankının süresine yerleştirilir Bu kitap Ayasofya nın böyle bir şeye dönüşmüş olabileceğini fısıldıyor suskunluk çağında taşın içine gömülmüş bir başkaldırı Okudukça şunu hissediyorsun Bizans ın en sert zorbalık zamanlarında bile içten teslim olmamak mümkün Konuşamıyorlarsa tasarlayabilirler Işıkla sesle taşla Ayasofya nın içine kimsenin kolay kolay söküp atamayacağı şeyleri Kitabı bitirdiğinde büyük bir açıklama bekleme Adams sana kesin bir cevap vermiyor daha tehlikeli bir şey yapıyor Gözünü eğitiyor Kulaklarını açıyor Bir daha içine girdiğinde aynı mekân olmayacak Çünkü artık biliyorsun Bazı sırlar yazılarda değil taşın içinde saklanır Turgut Tiftik