Aybars — Ramazan Ateş

Aybars
Ramazan Ateşİskenderiye Kitap
Aybars
Ramazan AteşHiçbir söz vaki olmayınca artık Aybars ın önünde hiçbir engel kalmamıştı Sade gidilecek yollar Aybars Şam Halep ve dolaylarında iktidarını kurup otoritesini arttırınca Suriye de sırtını sağlama aldı Ve hükümranlığı için Kahire yollarını tuttu Günler geçmek bilmiyordu yol tükenmek Ve öyle ki her azmin bir muradı vardı Nihayet Nil in kucakladığı Kahire nin devasa silueti belirdi Bir Cuma sabahı şehre girdiği vakit daha evvelden süpürülmüş sokaklar ve temizlenmiş yol boyunca halkın coşkun tezahüratları arasında şehre girdi Kenarları işlemeli zırhları ve görkemli elbiseleriyle Eyyubi ardılları olan emirleri Aybars ın önünden gidiyorlardı Bahir Emirleri ise beyaz ve sırmalar içinde dimdik duran Sultan ı takip ediyorlardı Sokaktaki halk önlerinden geçen Sultan Aybars ı bir lahza görebilmek için çağırıyorlardı Yanına nadide çiçekler atılıyor beyaz küheylanı Akça nın nallarını bastığı yerlerden toprak alabilmek için yerlere diz çöküyorlardı Ama o sadece bunca şaşaaya ve coşkunluğa karşın bir çift göz aramaktaydı Yeşile çalan hafif çekik bir çift göz Aybars dudaklarında bir tebessümle bir hayale bakıyordu Eskisinden daha güzeldi Nazenin yapraklarından hafif damlalar sarkıyordu Birbirlerine kenetlenmişti gözleri Elindeki gül goncasını ona uzattı Narin elleri ellerine değdi Aybars diyebildi O hazin yılları anarcasına Aybars a hem çöl vaat edilmişti hem de çöl gülü Pekâlâ her azmin bir muradı vardı

İSKENDERİYE KİTAP
İSLAMİYET İN BİR DÖNÜM NOKTASI OLAN AYN CALUT SAVAŞINDA DESTANSI BİR KAHRAMAN BİR KÖLE BİR MÜCAHİT BİR SULTAN El Melik el Zahir Rukneddin bAYBARS el Bundukdarî içbir söz vaki olmayınca artık Aybars ın önünde hiçbir engel kalmamıştı Sade gidilecek yollar Aybars Şam Halep ve dolaylarında iktidarını kurup otoritesini arttırınca Suriye de sırtını sağlama aldı Ve hükümranlığı için Kahire yollarını tuttu Günler geçmek bilmiyordu yol tükenmek Ve öyle ki her azmin bir muradı vardı Nihayet Nil in kucakladığı Kahire nin devasa silueti belirdi Bir Cuma sabahı şehre girdiği vakit daha evvelden süpürülmüş sokaklar ve temizlenmiş yol boyunca halkın coşkun tezahüratları arasında şehre girdi Kenarları işlemeli zırhları ve görkemli elbiseleriyle Eyyubi ardılları olan emirleri Aybars ın önünden gidiyorlardı Bahir Emirleri ise beyaz ve sırmalar içinde dimdik duran Sultan ı takip ediyorlardı Sokaktaki halk önlerinden geçen Sultan Aybars ı bir lahza görebilmek için çağırıyorlardı Yanına nadide çiçekler atılıyor beyaz küheylanı Akça nın nallarını bastığı yerlerden toprak alabilmek için yerlere diz çöküyorlardı Ama o sadece bunca şaşaaya ve coşkunluğa karşın bir çift göz aramaktaydı Yeşile çalan hafif çekik bir çift göz Aybars dudaklarında bir tebessümle bir hayale bakıyordu Eskisinden daha güzeldi Nazenin yapraklarından hafif damlalar sarkıyordu Birbirlerine kenetlenmişti gözleri Elindeki gül goncasını ona uzattı Narin elleri ellerine değdi Aybars diyebildi O hazin yılları anarcasına Aybars a hem çöl vaat edilmişti hem de çöl gülü Pekâlâ her azmin bir muradı vardı