Aydın Karacasulu Bir Uşşaki Yemez Zade Süleyman Rüşdi ve Bilinmeyen Eserleri — Necdet Şengün

Aydın Karacasulu Bir Uşşaki Yemez Zade Süleyman Rüşdi ve Bilinmeyen Eserleri
Necdet ŞengünOkur Akademi
Aydın Karacasulu Bir Uşşaki Yemez Zade Süleyman Rüşdi ve Bilinmeyen Eserleri
Necdet ŞengünAşk ile sarmaşık arasında pek yakın bir alaka vardır Bu hem anlam yönünden hem de fiiliyatta böyledir Zira sarmaşık aşkına râm ettiği nesneyi sarıp sarmalar Onu o kadar çok sarar ki belli bir zaman sonra artık ikisi birbirinden ayırt edilemez olur İkilik ortadan kalkar tek bir cisme tek bir bedene dönüşür Aşk vahdeti gerçekleşir Ormanlarda bir sarmaşığın esiri olmuş bütün gövdesi ve dalları bir sarmaşık tarafından sarılmış ve öylece kuruyup gitmiş kendisini sevgilide yok etmiş ağaçlar görmek pekala mümkündür Bazen bir sarmaşık tohumu tıpkı gönle düşen aşk tohumu gibi bir bahçeye düşer Aşkın vücûdu ele geçirişi gibi sarmaşık da bahçeyi tümden sarar sarmalar Artık sarmaşığın sardığı bahçede görülen tek varlık sarmaşıktır Sarmaşık bahçede aşk istilâsı gerçekleştirmiş bahçedeki tüm varlıkları esareti altına almıştır Sanıyorum bu manzara Uşşâkîliğin de remzidir Zira tasavvufta da her aşk yolcusu bir sevgilinin cezbesine tutulmuş varlığını ona adamıştır Pîr i tarîkat Hasan Hüsammeddîn Uşşâkî nin Uşak ilinde ikameti nedeniyle bu ismi almış olmasından öte Uşşâkîlikte her mürîd sâlik mürşidini aşk ile sevmek durumundandır Her mürşid kendisinden öncekilere aşk ile bağlanmıştır En tepede bulunan pîr i tarîkat ise Allâh ve rasûlüne cân u gönülden bağlı sâdık bir aşıktır Böylece aşk silsilesi ortaya çıkmıştır İşte bu yüzden tarîkatın adı Uşşâkîlik olmuştur Uşşâkîlik âşıklık yoludur Kendini sevgilide yok etme yoludur Kesretten kurtulup aşkın vahdetine erme yoludur İşte bu yüzdendir ki zaten duygusal bir karaktere sahip olan gönül ehli Anadolu insanın manevî dünyasına hitap etmiş pek çoğu sadık birer âşık olarak Uşşâkîlik yoluna girivermiştir Bu yolda nice yol erleri aşkın yolunu çizmiş Uşşâkîliğe yön vermişlerdir Biz de elinizdeki bu kitapta aşkı terennüm eden bir Hak dostunun Karacasulu Yemez zâde Süleyman Rüşdî nin hayatını eserlerini ve şahsiyetini kendi eserlerini merkeze alarak ortaya koymaya çalıştık Onun şiirlerini topladığı Dîvân ı ve mesnevî tarzında kaleme aldığı Tercüme i Kitâb ı Pend i Attâr ı biliniyordu Ancak bu iki eserinden başka irili ufaklı daha birçok eseri bulunmakta idi Hatta bu eserleri bir mecmûada toplanmıştı Fakat daha önceki çalışmalarda bu eserlerinden bahsedilmemişti Biz bu çalışmada hem bu eserleri ortaya koyarak okuyucunun istifadesine sunmayı hem de eserleri üzerinden bir şahsiyet analizi yapmayı hedefledik Bu bağlamda çalışmamızın üçüncü kısmını oluşturan ve eserleri transkripsiyonlu olarak Latin alfabesine aktardığımız bölüme Mecmûa i Rüşdî adını verdik Eser böyle bir başlık taşımasa da gelenekte bu tür eserlerin mecmûa olarak isimlendirilmesinden dolayı böyle bir yola gittik Böylece aşk yolcularına bu zorlu yolculukta bir bardak soğuk su ikram ettik Kabul buyrula efendim

Okur Akademi
Aşk ile sarmaşık arasında pek yakın bir alaka vardır Bu hem anlam yönünden hem de fiiliyatta böyledir Zira sarmaşık aşkına râm ettiği nesneyi sarıp sarmalar Onu o kadar çok sarar ki belli bir zaman sonra artık ikisi birbirinden ayırt edilemez olur İkilik ortadan kalkar tek bir cisme tek bir bedene dönüşür Aşk vahdeti gerçekleşir Ormanlarda bir sarmaşığın esiri olmuş bütün gövdesi ve dalları bir sarmaşık tarafından sarılmış ve öylece kuruyup gitmiş kendisini sevgilide yok etmiş ağaçlar görmek pekala mümkündür Bazen bir sarmaşık tohumu tıpkı gönle düşen aşk tohumu gibi bir bahçeye düşer Aşkın vücûdu ele geçirişi gibi sarmaşık da bahçeyi tümden sarar sarmalar Artık sarmaşığın sardığı bahçede görülen tek varlık sarmaşıktır Sarmaşık bahçede aşk istilâsı gerçekleştirmiş bahçedeki tüm varlıkları esareti altına almıştır Sanıyorum bu manzara Uşşâkîliğin de remzidir Zira tasavvufta da her aşk yolcusu bir sevgilinin cezbesine tutulmuş varlığını ona adamıştır Pîr i tarîkat Hasan Hüsammeddîn Uşşâkî nin Uşak ilinde ikameti nedeniyle bu ismi almış olmasından öte Uşşâkîlikte her mürîd sâlik mürşidini aşk ile sevmek durumundandır Her mürşid kendisinden öncekilere aşk ile bağlanmıştır En tepede bulunan pîr i tarîkat ise Allâh ve rasûlüne cân u gönülden bağlı sâdık bir aşıktır Böylece aşk silsilesi ortaya çıkmıştır İşte bu yüzden tarîkatın adı Uşşâkîlik olmuştur Uşşâkîlik âşıklık yoludur Kendini sevgilide yok etme yoludur Kesretten kurtulup aşkın vahdetine erme yoludur İşte bu yüzdendir ki zaten duygusal bir karaktere sahip olan gönül ehli Anadolu insanın manevî dünyasına hitap etmiş pek çoğu sadık birer âşık olarak Uşşâkîlik yoluna girivermiştir Bu yolda nice yol erleri aşkın yolunu çizmiş Uşşâkîliğe yön vermişlerdir Biz de elinizdeki bu kitapta aşkı terennüm eden bir Hak dostunun Karacasulu Yemez zâde Süleyman Rüşdî nin hayatını eserlerini ve şahsiyetini kendi eserlerini merkeze alarak ortaya koymaya çalıştık Onun şiirlerini topladığı Dîvân ı ve mesnevî tarzında kaleme aldığı Tercüme i Kitâb ı Pend i Attâr ı biliniyordu Ancak bu iki eserinden başka irili ufaklı daha birçok eseri bulunmakta idi Hatta bu eserleri bir mecmûada toplanmıştı Fakat daha önceki çalışmalarda bu eserlerinden bahsedilmemişti Biz bu çalışmada hem bu eserleri ortaya koyarak okuyucunun istifadesine sunmayı hem de eserleri üzerinden bir şahsiyet analizi yapmayı hedefledik Bu bağlamda çalışmamızın üçüncü kısmını oluşturan ve eserleri transkripsiyonlu olarak Latin alfabesine aktardığımız bölüme Mecmûa i Rüşdî adını verdik Eser böyle bir başlık taşımasa da gelenekte bu tür eserlerin mecmûa olarak isimlendirilmesinden dolayı böyle bir yola gittik Böylece aşk yolcularına bu zorlu yolculukta bir bardak soğuk su ikram ettik Kabul buyrula efendim

OKUR AKADEMİ
Aşk ile sarmaşık arasında pek yakın bir alaka vardır Bu hem anlam yönünden hem de fiiliyatta böyledir Zira sarmaşık aşkına râm ettiği nesneyi sarıp sarmalar Onu o kadar çok sarar ki belli bir zaman sonra artık ikisi birbirinden ayırt edilemez olur İkilik ortadan kalkar tek bir cisme tek bir bedene dönüşür Aşk vahdeti gerçekleşir Ormanlarda bir sarmaşığın esiri olmuş bütün gövdesi ve dalları bir sarmaşık tarafından sarılmış ve öylece kuruyup gitmiş kendisini sevgilide yok etmiş ağaçlar görmek pekala mümkündür Bazen bir sarmaşık tohumu tıpkı gönle düşen aşk tohumu gibi bir bahçeye düşer Aşkın vücûdu ele geçirişi gibi sarmaşık da bahçeyi tümden sarar sarmalar Artık sarmaşığın sardığı bahçede görülen tek varlık sarmaşıktır Sarmaşık bahçede aşk istilâsı gerçekleştirmiş bahçedeki tüm varlıkları esareti altına almıştır Sanıyorum bu manzara Uşşâkîliğin de remzidir Zira tasavvufta da her aşk yolcusu bir sevgilinin cezbesine tutulmuş varlığını ona adamıştır Pîr i tarîkat Hasan Hüsammeddîn Uşşâkî nin Uşak ilinde ikameti nedeniyle bu ismi almış olmasından öte Uşşâkîlikte her mürîd sâlik mürşidini aşk ile sevmek durumundandır Her mürşid kendisinden öncekilere aşk ile bağlanmıştır En tepede bulunan pîr i tarîkat ise Allâh ve rasûlüne cân u gönülden bağlı sâdık bir aşıktır Böylece aşk silsilesi ortaya çıkmıştır İşte bu yüzden tarîkatın adı Uşşâkîlik olmuştur Uşşâkîlik âşıklık yoludur Kendini sevgilide yok etme yoludur Kesretten kurtulup aşkın vahdetine erme yoludur İşte bu yüzdendir ki zaten duygusal bir karaktere sahip olan gönül ehli Anadolu insanın manevî dünyasına hitap etmiş pek çoğu sadık birer âşık olarak Uşşâkîlik yoluna girivermiştir Bu yolda nice yol erleri aşkın yolunu çizmiş Uşşâkîliğe yön vermişlerdir Biz de elinizdeki bu kitapta aşkı terennüm eden bir Hak dostunun Karacasulu Yemez zâde Süleyman Rüşdî nin hayatını eserlerini ve şahsiyetini kendi eserlerini merkeze alarak ortaya koymaya çalıştık Onun şiirlerini topladığı Dîvân ı ve mesnevî tarzında kaleme aldığı Tercüme i Kitâb ı Pend i Attâr ı biliniyordu Ancak bu iki eserinden başka irili ufaklı daha birçok eseri bulunmakta idi Hatta bu eserleri bir mecmûada toplanmıştı Fakat daha önceki çalışmalarda bu eserlerinden bahsedilmemişti Biz bu çalışmada hem bu eserleri ortaya koyarak okuyucunun istifadesine sunmayı hem de eserleri üzerinden bir şahsiyet analizi yapmayı hedefledik Bu bağlamda çalışmamızın üçüncü kısmını oluşturan ve eserleri transkripsiyonlu olarak Latin alfabesine aktardığımız bölüme Mecmûa i Rüşdî adını verdik Eser böyle bir başlık taşımasa da gelenekte bu tür eserlerin mecmûa olarak isimlendirilmesinden dolayı böyle bir yola gittik Böylece aşk yolcularına bu zorlu yolculukta bir bardak soğuk su ikram ettik Kabul buyrula efendim

Aşk ile sarmaşık arasında pek yakın bir alaka vardır Bu hem anlam yönünden hem de fiiliyatta böyledir Zira sarmaşık aşkına râm ettiği nesneyi sarıp sarmalar Onu o kadar çok sarar ki belli bir zaman sonra artık ikisi birbirinden ayırt edilemez olur İkilik ortadan kalkar tek bir cisme tek bir bedene dönüşür Aşk vahdeti gerçekleşir Ormanlarda bir sarmaşığın esiri olmuş bütün gövdesi ve dalları bir sarmaşık tarafından sarılmış ve öylece kuruyup gitmiş kendisini sevgilide yok etmiş ağaçlar görmek pekala mümkündür Bazen bir sarmaşık tohumu tıpkı gönle düşen aşk tohumu gibi bir bahçeye düşer Aşkın vücûdu ele geçirişi gibi sarmaşık da bahçeyi tümden sarar sarmalar Artık sarmaşığın sardığı bahçede görülen tek varlık sarmaşıktır Sarmaşık bahçede aşk istilâsı gerçekleştirmiş bahçedeki tüm varlıkları esareti altına almıştır

Okur Akademi Yayınları
Aşk ile sarmaşık arasında pek yakın bir alaka vardır Bu hem anlam yönünden hem de fiiliyatta böyledir Zira sarmaşık aşkına râm ettiği nesneyi sarıp sarmalar Onu o kadar çok sarar ki belli bir zaman sonra artık ikisi birbirinden ayırt edilemez olur İkilik ortadan kalkar tek bir cisme tek bir bedene dönüşür Aşk vahdeti gerçekleşir Ormanlarda bir sarmaşığın esiri olmuş bütün gövdesi ve dalları bir sarmaşık tarafından sarılmış ve öylece kuruyup gitmiş kendisini sevgilide yok etmiş ağaçlar görmek pekala mümkündür Bazen bir sarmaşık tohumu tıpkı gönle düşen aşk tohumu gibi bir bahçeye düşer Aşkın vücûdu ele geçirişi gibi sarmaşık da bahçeyi tümden sarar sarmalar Artık sarmaşığın sardığı bahçede görülen tek varlık sarmaşıktır Sarmaşık bahçede aşk istilâsı gerçekleştirmiş bahçedeki tüm varlıkları esareti altına almıştır karaktere sahip olan gönül ehli Anadolu insanın manevîdünyasına hitap etmiş pek çoğu sadık birerâşık olarak Uşşâkîlik yoluna girivermiştir Bu yolda nice yol erleri aşkın yolunu çizmiş Uşşâkîliğe yön vermişlerdir Biz de elinizdeki bu kitapta aşkı terennüm eden bir Hak dostunun Karacasulu Yemez zâde Süleyman Rüşdî nin hayatını eserlerini ve şahsiyetini kendi eserlerini merkeze alarak ortaya koymaya çalıştık Onun şiirlerini topladığıDîvân ı ve mesnevîtarzında kaleme aldığıTercüme i Kitâb ı Pend i Attâr ı biliniyordu Ancak bu iki eserinden başka irili ufaklı daha birçok eseri bulunmakta idi Hatta bu eserleri bir mecmûada toplanmıştı Fakat daha önceki çalışmalarda bu eserlerinden bahsedilmemişti Biz bu çalışmada hem bu eserleri ortaya koyarak okuyucunun istifadesine sunmayı hem de eserleri üzerinden bir şahsiyet analizi yapmayı hedefledik Bu bağlamda çalışmamızın üçüncü kısmını oluşturan ve eserleri transkripsiyonlu olarak Latin alfabesine aktardığımız bölümeMecmûa i Rüşdîadını verdik Eser böyle bir başlık taşımasa da gelenekte bu tür eserlerin mecmûa olarak isimlendirilmesinden dolayı böyle bir yola gittik Böylece aşk yolcularına bu zorlu yolculukta bir bardak soğuk su ikram ettik Kabul buyrula efendim

Okur Akademi
Necdet Şengün tarafından kaleme alınan Aydın Karacasulu Bir Uşşaki Yemez Zade Süleyman Rüşdi ve Bilinmeyen Eserleri Okur Akademi eseri olarak okurlarla buluşuyor Aydın Karacasulu Bir Uşşaki Yemez Zade Süleyman Rüşdi ve Bilinmeyen Eserleri Necdet Şengün Kitap Özeti Aşk ile sarmaşık arasında pek yakın bir alaka vardır Bu hem anlam yönünden hem de fiiliyatta böyledir Zira sarmaşık aşkına râm ettiği nesneyi sarıp sarmalar Onu o kadar çok sarar ki belli bir zaman sonra artık ikisi birbirinden ayırt edilemez olur İkilik ortadan kalkar tek bir cisme tek bir bedene dönüşür Aşk vahdeti gerçekleşir Ormanlarda bir sarmaşığın esiri olmuş bütün gövdesi ve dalları bir sarmaşık tarafından sarılmış ve öylece kuruyup gitmiş kendisini sevgilide yok etmiş ağaçlar görmek pekala mümkündür Bazen bir sarmaşık tohumu tıpkı gönle düşen aşk tohumu gibi bir bahçeye düşer Aşkın vücûdu ele geçirişi gibi sarmaşık da bahçeyi tümden sarar sarmalar Artık sarmaşığın sardığı bahçede görülen tek varlık sarmaşıktır Sarmaşık bahçede aşk istilâsı gerçekleştirmiş bahçedeki tüm varlıkları esareti altına almıştır Sanıyorum bu manzara Uşşâkîliğin de remzidir Zira tasavvufta da her aşk yolcusu bir sevgilinin cezbesine tutulmuş varlığını ona adamıştır Pîr i tarîkat Hasan Hüsammeddîn Uşşâkî nin Uşak ilinde ikameti nedeniyle bu ismi almış olmasından öte Uşşâkîlikte her mürîd sâlik mürşidini aşk ile sevmek durumundandır Her mürşid kendisinden öncekilere aşk ile bağlanmıştır En tepede bulunan pîr i tarîkat ise Allâh ve rasûlüne cân u gönülden bağlı sâdık bir aşıktır Böylece aşk silsilesi ortaya çıkmıştır İşte bu yüzden tarîkatın adı Uşşâkîlik olmuştur Uşşâkîlik âşıklık yoludur Kendini sevgilide yok etme yoludur Kesretten kurtulup aşkın vahdetine erme yoludur İşte bu yüzdendir ki zaten duygusal bir karaktere sahip olan gönül ehli Anadolu insanın manevî dünyasına hitap etmiş pek çoğu sadık birer âşık olarak Uşşâkîlik yoluna girivermiştir Bu yolda nice yol erleri aşkın yolunu çizmiş Uşşâkîliğe yön vermişlerdir Biz de elinizdeki bu kitapta aşkı terennüm eden bir Hak dostunun Karacasulu Yemez zâde Süleyman Rüşdî nin hayatını eserlerini ve şahsiyetini kendi eserlerini merkeze alarak ortaya koymaya çalıştık Onun şiirlerini topladığı Dîvân ı ve mesnevî tarzında kaleme aldığı Tercüme i Kitâb ı Pend i Attâr ı biliniyordu Ancak bu iki eserinden başka irili ufaklı daha birçok eseri bulunmakta idi Hatta bu eserleri bir mecmûada toplanmıştı Fakat daha önceki çalışmalarda bu eserlerinden bahsedilmemişti Biz bu çalışmada hem bu eserleri ortaya koyarak okuyucunun istifadesine sunmayı hem de eserleri üzerinden bir şahsiyet analizi yapmayı hedefledik Bu bağlamda çalışmamızın üçüncü kısmını oluşturan ve eserleri transkripsiyonlu olarak Latin alfabesine aktardığımız bölüme Mecmûa i Rüşdî adını verdik Eser böyle bir başlık taşımasa da gelenekte bu tür eserlerin mecmûa olarak isimlendirilmesinden dolayı böyle bir yola gittik Böylece aşk yolcularına bu zorlu yolculukta bir bardak soğuk su ikram ettik Kabul buyrula efendim Yayınevi Okur Akademi Yazar Necdet Şengün Sayfa 272 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 16 00x24 00 cm Basım Yılı Eylül 2020 Barkod 9786050685053 Kategori Diğer Tarih Kitapları

Okur Akademi
Aşk ile sarmaşık arasında pek yakın bir alaka vardır Bu hem anlam yönünden hem de fiiliyatta böyledir Zira sarmaşık aşkına râm ettiği nesneyi sarıp sarmalar Onu o kadar çok sarar ki belli bir zaman sonra artık ikisi birbirinden ayırt edilemez olur İkilik ortadan kalkar tek bir cisme tek bir bedene dönüşür Aşk vahdeti gerçekleşir Ormanlarda bir sarmaşığın esiri olmuş bütün gövdesi ve dalları bir sarmaşık tarafından sarılmış ve öylece kuruyup gitmiş kendisini sevgilide yok etmiş ağaçlar görmek pekala mümkündür Bazen bir sarmaşık tohumu tıpkı gönle düşen aşk tohumu gibi bir bahçeye düşer Aşkın vücûdu ele geçirişi gibi sarmaşık da bahçeyi tümden sarar sarmalar Artık sarmaşığın sardığı bahçede görülen tek varlık sarmaşıktır Sarmaşık bahçede aşk istilâsı gerçekleştirmiş bahçedeki tüm varlıkları esareti altına almıştır Sanıyorum bu manzara Uşşâkîliğin de remzidir Zira tasavvufta da her aşk yolcusu bir sevgilinin cezbesine tutulmuş varlığını ona adamıştır Pîr i tarîkat Hasan Hüsammeddîn Uşşâkî nin Uşak ilinde ikameti nedeniyle bu ismi almış olmasından öte Uşşâkîlikte her mürîd sâlik mürşidini aşk ile sevmek durumundandır Her mürşid kendisinden öncekilere aşk ile bağlanmıştır En tepede bulunan pîr i tarîkat ise Allâh ve rasûlüne cân u gönülden bağlı sâdık bir aşıktır Böylece aşk silsilesi ortaya çıkmıştır İşte bu yüzden tarîkatın adı Uşşâkîlik olmuştur Uşşâkîlik âşıklık yoludur Kendini sevgilide yok etme yoludur Kesretten kurtulup aşkın vahdetine erme yoludur İşte bu yüzdendir ki zaten duygusal bir karaktere sahip olan gönül ehli Anadolu insanın manevî dünyasına hitap etmiş pek çoğu sadık birer âşık olarak Uşşâkîlik yoluna girivermiştir Bu yolda nice yol erleri aşkın yolunu çizmiş Uşşâkîliğe yön vermişlerdir Biz de elinizdeki bu kitapta aşkı terennüm eden bir Hak dostunun Karacasulu Yemez zâde Süleyman Rüşdî nin hayatını eserlerini ve şahsiyetini kendi eserlerini merkeze alarak ortaya koymaya çalıştık Onun şiirlerini topladığı Dîv

Okur Akademi
Aşk ile sarmaşık arasında pek yakın bir alaka vardır Bu hem anlam yönünden hem de fiiliyatta böyledir Zira sarmaşık aşkına râm ettiği nesneyi sarıp sarmalar Onu o kadar çok sarar ki belli bir zaman sonra artık ikisi birbirinden ayırt edilemez olur İkilik ortadan kalkar tek bir cisme tek bir bedene dönüşür Aşk vahdeti gerçekleşir Ormanlarda bir sarmaşığın esiri olmuş bütün gövdesi ve dalları bir sarmaşık tarafından sarılmış ve öylece kuruyup gitmiş kendisini sevgilide yok etmiş ağaçlar görmek pekala mümkündür Bazen bir sarmaşık tohumu tıpkı gönle düşen aşk tohumu gibi bir bahçeye düşer Aşkın vücûdu ele geçirişi gibi sarmaşık da bahçeyi tümden sarar sarmalar Artık sarmaşığın sardığı bahçede görülen tek varlık sarmaşıktır Sarmaşık bahçede aşk istilâsı gerçekleştirmiş bahçedeki tüm varlıkları esareti altına almıştır Sanıyorum bu manzara Uşşâkîliğin de remzidir Zira tasavvufta da her aşk yolcusu bir sevgilinin cezbesine tutulmuş varlığını ona adamıştır Pîr i tarîkat Hasan Hüsammeddîn Uşşâkî nin Uşak ilinde ikameti nedeniyle bu ismi almış olmasından öte Uşşâkîlikte her mürîd sâlik mürşidini aşk ile sevmek durumundandır Her mürşid kendisinden öncekilere aşk ile bağlanmıştır En tepede bulunan pîr i tarîkat ise Allâh ve rasûlüne cân u gönülden bağlı sâdık bir aşıktır Böylece aşk silsilesi ortaya çıkmıştır İşte bu yüzden tarîkatın adı Uşşâkîlik olmuştur Uşşâkîlik âşıklık yoludur Kendini sevgilide yok etme yoludur Kesretten kurtulup aşkın vahdetine erme yoludur İşte bu yüzdendir ki zaten duygusal bir karaktere sahip olan gönül ehli Anadolu insanın manevî dünyasına hitap etmiş pek çoğu sadık birer âşık olarak Uşşâkîlik yoluna girivermiştir Bu yolda nice yol erleri aşkın yolunu çizmiş Uşşâkîliğe yön vermişlerdir Biz de elinizdeki bu kitapta aşkı terennüm eden bir Hak dostunun Karacasulu Yemez zâde Süleyman Rüşdî nin hayatını eserlerini ve şahsiyetini kendi eserlerini merkeze alarak ortaya koymaya çalıştık Onun şiirlerini topladığı Dîvân ı ve mesnevî tarzında kaleme aldığı Tercüme i Kitâb ı Pend i Attâr ı biliniyordu Ancak bu iki eserinden başka irili ufaklı daha birçok eseri bulunmakta idi Hatta bu eserleri bir mecmûada toplanmıştı Fakat daha önceki çalışmalarda bu eserlerinden bahsedilmemişti Biz bu çalışmada hem bu eserleri ortaya koyarak okuyucunun istifadesine sunmayı hem de eserleri üzerinden bir şahsiyet analizi yapmayı hedefledik Bu bağlamda çalışmamızın üçüncü kısmını oluşturan ve eserleri transkripsiyonlu olarak Latin alfabesine aktardığımız bölüme Mecmûa i Rüşdî adını verdik Eser böyle bir başlık taşımasa da gelenekte bu tür eserlerin mecmûa olarak isimlendirilmesinden dolayı böyle bir yola gittik Böylece aşk yolcularına bu zorlu yolculukta bir bardak soğuk su ikram ettik Kabul buyrula efendim

Okur Akademi Yayınları
Aşk ile sarmaşık arasında pek yakın bir alaka vardır Bu hem anlam yönünden hem de fiiliyatta böyledir Zira sarmaşık aşkına râm ettiği nesneyi sarıp sarmalar Onu o kadar çok sarar ki belli bir zaman sonra artık ikisi birbirinden ayırt edilemez olur İkilik ortadan kalkar tek bir cisme tek bir bedene dönüşür Aşk vahdeti gerçekleşir Ormanlarda bir sarmaşığın esiri olmuş bütün gövdesi ve dalları bir sarmaşık tarafından sarılmış ve öylece kuruyup gitmiş kendisini sevgilide yok etmiş ağaçlar görmek pekala mümkündür Bazen bir sarmaşık tohumu tıpkı gönle düşen aşk tohumu gibi bir bahçeye düşer Aşkın vücûdu ele geçirişi gibi sarmaşık da bahçeyi tümden sarar sarmalar Artık sarmaşığın sardığı bahçede görülen tek varlık sarmaşıktır Sarmaşık bahçede aşk istilâsı gerçekleştirmiş bahçedeki tüm varlıkları esareti altına almıştır karaktere sahip olan gönül ehli Anadolu insanın manevîdünyasına hitap etmiş pek çoğu sadık birerâşık olarak Uşşâkîlik yoluna girivermiştir Bu yolda nice yol erleri aşkın yolunu çizmiş Uşşâkîliğe yön vermişlerdir Biz de elinizdeki bu kitapta aşkı terennüm eden bir Hak dostunun Karacasulu Yemez zâde Süleyman Rüşdî nin hayatını eserlerini ve şahsiyetini kendi eserlerini merkeze alarak ortaya koymaya çalıştık Onun şiirlerini topladığıDîvân ı ve mesnevîtarzında kaleme aldığıTercüme i Kitâb ı Pend i Attâr ı biliniyordu Ancak bu iki eserinden başka irili ufaklı daha birçok eseri bulunmakta idi Hatta bu eserleri bir mecmûada toplanmıştı Fakat daha önceki çalışmalarda bu eserlerinden bahsedilmemişti Biz bu çalışmada hem bu eserleri ortaya koyarak okuyucunun istifadesine sunmayı hem de eserleri üzerinden bir şahsiyet analizi yapmayı hedefledik Bu bağlamda çalışmamızın üçüncü kısmını oluşturan ve eserleri transkripsiyonlu olarak Latin alfabesine aktardığımız bölümeMecmûa i Rüşdîadını verdik Eser böyle bir başlık taşımasa da gelenekte bu tür eserlerin mecmûa olarak isimlendirilmesinden dolayı böyle bir yola gittik Böylece aşk yolcularına bu zorlu yolculukta bir bardak soğuk su ikram ettik Kabul buyrula efendim