Azerbaycan Sahasında Yazılmış Çağatayca Bir Sözlük Lugat i Nevayi — Sinan Uyğur

Azerbaycan Sahasında Yazılmış Çağatayca Bir Sözlük Lugat i Nevayi
Sinan UyğurGece Akademi
Azerbaycan Sahasında Yazılmış Çağatayca Bir Sözlük Lugat i Nevayi
Sinan UyğurBir dilin hem art zamanlı hem de eş zamanlı çeşitlilik arz etmesi onunla geçmişte ve hâlde üretilenleri anlama yolunda bizimle onlar arasında vasıta olacak eserlerin de mevcudiyetini gerektirmektedir Dilin kurallarını irdeleyen dilbilgisi kitapları ile söz varlığını ve bu sözlerin neye karşılık geldiğini gösteren sözlükler tarihî ve günümüz lehçeleri ile meydana getirilmiş metinlerin çözümünde temel kaynak durumundadırlar Bu bakımdan bir dilin dağılarak çok sayıda yazılı dil haline gelmesinden itibaren lehçeler arası gramerler gibi lehçeler arası sözlüklerin de ortaya çıktığı görülmektedir Türkçenin de 11 yüzyıl sonrasında kullanıcılarıyla birlikte geniş bir coğrafyaya yayılıp yeni kültür merkezlerinin teşkilinin ardından yeni yazı dillerinin ortaya çıkması sonucunda özellikle Batı Türklerinde Osmanlı Devleti ve Safevî Devleti bünyesinde teşkilatlanan Türkler Altınordu Timurlular ve sonrası Türkistan coğrafyasında ortaya konan edebî eserleri bilhassa Ali Şîr Nevâyî ninkileri okuyup anlayabilme anlayıp aktarabilme benzerlerini oluşturma gibi saiklerle sözlükler vücuda getirilmiştir İşte bu sözlüklerden biri kitabımızın konusunu teşkil eden Luğat i Pîr Alî Şîr Nevâyî dir Tahminen 16 yüzyılda yazılıp daha sonra pek çok defa istinsah edilen eserin müellifi belli değildir Çağatayca ile Osmanlıca arasındaki benzerlikleri değil de farklılıkları esas alan kısa satır arası bir sözlük olması onu açıklamalı ve örneklendirmeli sözlüklerden ayırmaktadır Ayrıca bazı kelimelerin Osmanlıca karşılıklarının diğer sözlüklerden farklılığı yeni bir kısım kelimenin anlamlarının verilmiş olması onun değerini artırıcı niteliktedir Çalışmamızda bu esere binaen evvela tarihî lehçeler arası sözlükçülük irdelenmiş Çağataycadan Osmanlıcaya sözlükler ve bu sözlüklerin nitelikleri üzerinde durulmuştur Çağatayca madde başları ses ve şekil bilgisi bakımından değerlendirilerek bu lehçenin temel hususiyetleri ortaya konmaya çalışılmıştır Ardından çalışmamızda kurulan metin ve metinle ilgili düzeltmeler ve bu düzeltmelerle ilgili açıklamalar kısmına yer verilmiştir Karşılaştırmalı Metin bölümünde elde edilen Çağatayca ve Osmanlıca malzeme Madde Başları Dizini ve Karşılıklar Dizini olmak üzere iki ayrı bölümde değerlendirilmiştir Metne esas alınan her üç nüsha da Tıpkıbasımlar kısmında verilerek araştırmacıların faydasına sunulmuştur

Gece Akademi
Bir dilin hem art zamanlı hem de eş zamanlı çeşitlilik arz etmesi onunla geçmişte ve hâlde üretilenleri anlama yolunda bizimle onlar arasında vasıta olacak eserlerin de mevcudiyetini gerektirmektedir Dilin kurallarını irdeleyen dilbilgisi kitapları ile söz varlığını ve bu sözlerin neye karşılık geldiğini gösteren sözlükler tarihî ve günümüz lehçeleri ile meydana getirilmiş metinlerin çözümünde temel kaynak durumundadırlar Bu bakımdan bir dilin dağılarak çok sayıda yazılı dil haline gelmesinden itibaren lehçeler arası gramerler gibi lehçeler arası sözlüklerin de ortaya çıktığı görülmektedir Türkçenin de 11 yüzyıl sonrasında kullanıcılarıyla birlikte geniş bir coğrafyaya yayılıp yeni kültür merkezlerinin teşkilinin ardından yeni yazı dillerinin ortaya çıkması sonucunda özellikle Batı Türklerinde Osmanlı Devleti ve Safevî Devleti bünyesinde teşkilatlanan Türkler Altınordu Timurlular ve sonrası Türkistan coğrafyasında ortaya konan edebî eserleri bilhassa Ali Şîr Nevâyî ninkileri okuyup anlayabilme anlayıp aktarabilme benzerlerini oluşturma gibi saiklerle sözlükler vücuda getirilmiştir İşte bu sözlüklerden biri kitabımızın konusunu teşkil eden Luğat i Pîr Alî Şîr Nevâyî dir Tahminen 16 yüzyılda yazılıp daha sonra pek çok defa istinsah edilen eserin müellifi belli değildir Çağatayca ile Osmanlıca arasındaki benzerlikleri değil de farklılıkları esas alan kısa satır arası bir sözlük olması onu açıklamalı ve örneklendirmeli sözlüklerden ayırmaktadır Ayrıca bazı kelimelerin Osmanlıca karşılıklarının diğer sözlüklerden farklılığı yeni bir kısım kelimenin anlamlarının verilmiş olması onun değerini artırıcı niteliktedir Çalışmamızda bu esere binaen evvela tarihî lehçeler arası sözlükçülük irdelenmiş Çağataycadan Osmanlıcaya sözlükler ve bu sözlüklerin nitelikleri üzerinde durulmuştur Çağatayca madde başları ses ve şekil bilgisi bakımından değerlendirilerek bu lehçenin temel hususiyetleri ortaya konmaya çalışılmıştır Ardından çalışmamızda kurulan metin ve metinle ilgili düzeltmeler ve bu düzeltmelerle ilgili açıklamalar kısmına yer verilmiştir Karşılaştırmalı Metin bölümünde elde edilen Çağatayca ve Osmanlıca malzeme Madde Başları Dizini ve Karşılıklar Dizini olmak üzere iki ayrı bölümde değerlendirilmiştir Metne esas alınan her üç nüsha da Tıpkıbasımlar kısmında verilerek araştırmacıların faydasına sunulmuştur Tanıtım Bülteninden

Gece Akademi
Bir dilin hem art zamanlı hem de eş zamanlı çeşitlilik arz etmesi onunla geçmişte ve hâlde üretilenleri anlama yolunda bizimle onlar arasında vasıta olacak eserlerin de mevcudiyetini gerektirmektedir Dilin kurallarını irdeleyen dilbilgisi kitapları ile söz varlığını ve bu sözlerin neye karşılık geldiğini gösteren sözlükler tarihî ve günümüz lehçeleri ile meydana getirilmiş metinlerin çözümünde temel kaynak durumundadırlar Bu bakımdan bir dilin dağılarak çok sayıda yazılı dil haline gelmesinden itibaren lehçeler arası gramerler gibi lehçeler arası sözlüklerin de ortaya çıktığı görülmektedir Türkçenin de 11 yüzyıl sonrasında kullanıcılarıyla birlikte geniş bir coğrafyaya yayılıp yeni kültür merkezlerinin teşkilinin ardından yeni yazı dillerinin ortaya çıkması sonucunda özellikle Batı Türklerinde Osmanlı Devleti ve Safevî Devleti bünyesinde teşkilatlanan Türkler Altınordu Timurlular ve sonrası Türkistan coğrafyasında ortaya konan edebî eserleri bilhassa Ali Şîr Nevâyî ninkileri okuyup anlayabilme anlayıp aktarabilme benzerlerini oluşturma gibi saiklerle sözlükler vücuda getirilmiştir İşte bu sözlüklerden biri kitabımızın konusunu teşkil eden Luğat i Pîr Alî Şîr Nevâyî dir Tahminen 16 yüzyılda yazılıp daha sonra pek çok defa istinsah edilen eserin müellifi belli değildir Çağatayca ile Osmanlıca arasındaki benzerlikleri değil de farklılıkları esas alan kısa satır arası bir sözlük olması onu açıklamalı ve örneklendirmeli sözlüklerden ayırmaktadır Ayrıca bazı kelimelerin Osmanlıca karşılıklarının diğer sözlüklerden farklılığı yeni bir kısım kelimenin anlamlarının verilmiş olması onun değerini artırıcı niteliktedir Çalışmamızda bu esere binaen evvela tarihî lehçeler arası sözlükçülük irdelenmiş Çağataycadan Osmanlıcaya sözlükler ve bu sözlüklerin nitelikleri üzerinde durulmuştur Çağatayca madde başları ses ve şekil bilgisi bakımından değerlendirilerek bu lehçenin temel hususiyetleri ortaya konmaya çalışılmıştır Ardından çalışmamızda kurulan metin ve metinle ilgili düzeltmeler ve bu düzeltmelerle ilgili açıklamalar kısmına yer verilmiştir Karşılaştırmalı Metin bölümünde elde edilen Çağatayca ve Osmanlıca malzeme Madde Başları Dizini ve Karşılıklar Dizini olmak üzere iki ayrı bölümde değerlendirilmiştir Metne esas alınan her üç nüsha da Tıpkıbasımlar kısmında verilerek araştırmacıların faydasına sunulmuştur

Gece Akademi
Bir dilin hem art zamanlı hem de eş zamanlı çeşitlilik arz etmesi onunla geçmişte ve hâlde üretilenleri anlama yolunda bizimle onlar arasında vasıta olacak eserlerin de mevcudiyetini gerektirmektedir Dilin kurallarını irdeleyen dilbilgisi kitapları ile söz varlığını ve bu sözlerin neye karşılık geldiğini gösteren sözlükler tarihî ve günümüz lehçeleri ile meydana getirilmiş metinlerin çözümünde temel kaynak durumundadırlar Bu bakımdan bir dilin dağılarak çok sayıda yazılı dil haline gelmesinden itibaren lehçeler arası gramerler gibi lehçeler arası sözlüklerin de ortaya çıktığı görülmektedir Türkçenin de 11 yüzyıl sonrasında kullanıcılarıyla birlikte geniş bir coğrafyaya yayılıp yeni kültür merkezlerinin teşkilinin ardından yeni yazı dillerinin ortaya çıkması sonucunda özellikle Batı Türklerinde Osmanlı Devleti ve Safevî Devleti bünyesinde teşkilatlanan Türkler Altınordu Timurlular ve sonrası Türkistan coğrafyasında ortaya konan edebî eserleri bilhassa Ali Şîr Nevâyî ninkileri okuyup anlayabilme anlayıp aktarabilme benzerlerini oluşturma gibi saiklerle sözlükler vücuda getirilmiştir İşte bu sözlüklerden biri kitabımızın konusunu teşkil eden Luğat i Pîr Alî Şîr Nevâyî dir Tahminen 16 yüzyılda yazılıp daha sonra pek çok defa istinsah edilen eserin müellifi belli değildir Çağatayca ile Osmanlıca arasındaki benzerlikleri değil de farklılıkları esas alan kısa satır arası bir sözlük olması onu açıklamalı ve örneklendirmeli sözlüklerden ayırmaktadır Ayrıca bazı kelimelerin Osmanlıca karşılıklarının diğer sözlüklerden farklılığı yeni bir kısım kelimenin anlamlarının verilmiş olması onun değerini artırıcı niteliktedir Çalışmamızda bu esere binaen evvela tarihî lehçeler arası sözlükçülük irdelenmiş Çağataycadan Osmanlıcaya sözlükler ve bu sözlüklerin nitelikleri üzerinde durulmuştur Çağatayca madde başları ses ve şekil bilgisi bakımından değerlendirilerek bu lehçenin temel hususiyetleri ortaya konmaya çalışılmıştır Ardından çalışmamızda kurulan metin ve metinle ilgili düzeltmeler ve bu düzeltmelerle ilgili açıklamalar kısmına yer verilmiştir Karşılaştırmalı Metin bölümünde elde edilen Çağatayca ve Osmanlıca malzeme Madde Başları Dizini ve Karşılıklar Dizini olmak üzere iki ayrı bölümde değerlendirilmiştir Metne esas alınan her üç nüsha da Tıpkıbasımlar kısmında verilerek araştırmacıların faydasına sunulmuştur Tanıtım Bülteninden

Gece Akademi
Bir dilin hem art zamanlı hem de eş zamanlı çeşitlilik arz etmesi onunla geçmişte ve hâlde üretilenleri anlama yolunda bizimle onlar arasında vasıta olacak eserlerin de mevcudiyetini gerektirmektedir Dilin kurallarını irdeleyen dilbilgisi kitapları ile söz varlığını ve bu sözlerin neye karşılık geldiğini gösteren sözlükler tarihî ve günümüz lehçeleri ile meydana getirilmiş metinlerin çözümünde temel kaynak durumundadırlar Bu bakımdan bir dilin dağılarak çok sayıda yazılı dil haline gelmesinden itibaren lehçeler arası gramerler gibi lehçeler arası sözlüklerin de ortaya çıktığı görülmektedir Türkçenin de 11 yüzyıl sonrasında kullanıcılarıyla birlikte geniş bir coğrafyaya yayılıp yeni kültür merkezlerinin teşkilinin ardından yeni yazı dillerinin ortaya çıkması sonucunda özellikle Batı Türklerinde Osmanlı Devleti ve Safevî Devleti bünyesinde teşkilatlanan Türkler Altınordu Timurlular ve sonrası Türkistan coğrafyasında ortaya konan edebî eserleri bilhassa Ali Şîr Nevâyî ninkileri okuyup anlayabilme anlayıp aktarabilme benzerlerini oluşturma gibi saiklerle sözlükler vücuda getirilmiştir İşte bu sözlüklerden biri kitabımızın konusunu teşkil eden Luğat i Pîr Alî Şîr Nevâyî dir Tahminen 16 yüzyılda yazılıp daha sonra pek çok defa istinsah edilen eserin müellifi belli değildir Çağatayca ile Osmanlıca arasındaki benzerlikleri değil de farklılıkları esas alan kısa satır arası bir sözlük olması onu açıklamalı ve örneklendirmeli sözlüklerden ayırmaktadır Ayrıca bazı kelimelerin Osmanlıca karşılıklarının diğer sözlüklerden farklılığı yeni bir kısım kelimenin anlamlarının verilmiş olması onun değerini artırıcı niteliktedir Çalışmamızda bu esere binaen evvela tarihî lehçeler arası sözlükçülük irdelenmiş Çağataycadan Osmanlıcaya sözlükler ve bu sözlüklerin nitelikleri üzerinde durulmuştur Çağatayca madde başları ses ve şekil bilgisi bakımından değerlendirilerek bu lehçenin temel hususiyetleri ortaya konmaya çalışılmıştır Ardından çalışmamızda kurulan metin ve

Gece Kitaplığı
Tarihî vesikalara göre Türk dili kullanıcılarının devingenliği üretkenliği cevvalliği sayesinde 2500 yıldan beri Asya nın doğu ucundan Avrupa nın ortalarına Kuzey Buz Denizi nden Hint Okyanusu na kadar geniş bir coğrafyaya yayılmıştır Türkler bu zaman zarfında münasebete girdikleri milletlerin dillerinden pek çok kavramı ve bu kavramların karşılıkları olan sözcükleri kendi dillerinin kuralları çerçevesinde alıp işleyip işletmelerinin yanı sıra yeni kavramları kendi dillerinin kurallarıyla işaretleyerek idraklerini izanlarını izahlarını genişletmişlerdir Bu süreçte münasebette bulundukları milletlerin kültürlerini derinden etkilemek suretiyle onların dillerine binlerce kelime verecek bir nüfuza sahip olmuşlardır Türklerin bu yükselişiyle birlikte Türk dili de çeşitli bölgelerde zaman zaman ortak dil hüviyeti kazanmıştır Türk kültürü hiç şüphesiz en canlı ve baskın dönemini İslamiyetten sonra yaşamıştır İslamla birlikte İran ın Hindistan ın Anadolu nun Mısır ın Suriye nin Arabistan nın Mağrib in kapılarını açan Türkler kültür ve medeniyet noktasında terakki kaydederek eski dünyanın merkezine oturmayı başarmışlar birden çok noktada siyasî merkezler kültür çevreleri sanat ve ilim yuvaları oluşturmak suretiyle sanat kültür ve bilime katkıda bulunmuşlardır İstanbul Bursa Bahçesaray Tebriz Kazan Isfahan Buhara Semerkant Herat Delhi Kaşgar gibi pek çok merkezde meydana getirilen ilmî ve edebî eserler sadece bu merkezlerde okunmamış çoğaltılarak başka merkezlerde de takip tanzir taklit ve tercüme edilmiştir Orta Çağ ve Yeni Çağ da bu merkezlerde yaşayan Türk aydını Arapça ve Farsça eserlerin yanı sıra Türkçe eserleri de ilgi ve imkanları nispetinde takip etmiştir Bu uzak coğrafyalardaki Türkçenin ortak olmaması yek diğerinden farklılık arz etmesi sebebiyle başlangıçta Anadolu sahasında Harezm ve Kıpçak Türkçelerinden Eski Türkiye Türkçesine tercümeler yapılmış sonraları ise Çağatay Türkçesinden tercümelerin yanında bu lehçenin sözlükleri de telif edilmiştir Elimizdeki ilk lehçeler arası sözlükler 16 yüzyılın birinci yarısına dayanmaktadır Abuşka Lugati Luπat i Pµr Alµ ޵r Nevâyµ Isramak Sözlüğü Der Beyân ı Istılâhât ı Emlahü ş Şu arâ Mevlânâ Nevâyî gibi Çağataycadan Osmanlı Türkçesine hazırlanan sözlüklerin yanında Senglah Bedayiu l Lugat Hulasa yı Abbasî Fethali Kaçar Lugati Behcetü l Lugat gibi Çağataycadan Farsçaya bir çok sözlük yazılmıştır Bu sözlüklerin bazıları bazılarına mebde teşkil ederken bazıları ise doğrudan Çağatay Türkçesi ile yazılmış eserler taranarak ortaya konmuştur Bu çalışmayla gün yüzüne çıkarılan sözlük ise her iki duruma da örnek niteliğindedir Abuşka Lugati temelli olmasına rağmen ondan pek çok madde başı karşılık ve örnekle ayrılmakta müstakil bir eser hüviyeti göstermektedir Anlaşılıyor ki sözlük müellifi Çağatay Türkçesi ile ilgili bir çok eser taramış bu taramalarından notlar almış kelimelerin farklı anlamlarını tespit ederek bu malzemeyi sözlüğünde kullanmıştır Azerbaycan sahasında yazmış olmasına rağmen Abuşka Lugati ndeki Osmanlı Türkçesine mahsus bütün dil özelliklerini değiştirmemiş ancak kendi mühitinde anlaşılamayacağını düşündüğü kelime ve eklerin dönemin Azerbaycan Türkçesindeki karşılıklarını kullanmakla iktifa etmiştir

Gece Kitaplığı
Tarihî vesikalara göre Türk dili kullanıcılarının devingenliği üretkenliği cevvalliği sayesinde 2500 yıldan beri Asya nın doğu ucundan Avrupa nın ortalarına Kuzey Buz Denizi nden Hint Okyanusu na kadar geniş bir coğrafyaya yayılmıştır Türkler bu zaman zarfında münasebete girdikleri milletlerin dillerinden pek çok kavramı ve bu kavramların karşılıkları olan sözcükleri kendi dillerinin kuralları çerçevesinde alıp işleyip işletmelerinin yanı sıra yeni kavramları kendi dillerinin kurallarıyla işaretleyerek idraklerini izanlarını izahlarını genişletmişlerdir Bu süreçte münasebette bulundukları milletlerin kültürlerini derinden etkilemek suretiyle onların dillerine binlerce kelime verecek bir nüfuza sahip olmuşlardır Türklerin bu yükselişiyle birlikte Türk dili de çeşitli bölgelerde zaman zaman ortak dil hüviyeti kazanmıştır Türk kültürü hiç şüphesiz en canlı ve baskın dönemini İslamiyetten sonra yaşamıştır İslamla birlikte İran ın Hindistan ın Anadolu nun Mısır ın Suriye nin Arabistan nın Mağrib in kapılarını açan Türkler kültür ve medeniyet noktasında terakki kaydederek eski dünyanın merkezine oturmayı başarmışlar birden çok noktada siyasî merkezler kültür çevreleri sanat ve ilim yuvaları oluşturmak suretiyle sanat kültür ve bilime katkıda bulunmuşlardır İstanbul Bursa Bahçesaray Tebriz Kazan Isfahan Buhara Semerkant Herat Delhi Kaşgar gibi pek çok merkezde meydana getirilen ilmî ve edebî eserler sadece bu merkezlerde okunmamış çoğaltılarak başka merkezlerde de takip tanzir taklit ve tercüme edilmiştir Orta Çağ ve Yeni Çağ da bu merkezlerde yaşayan Türk aydını Arapça ve Farsça eserlerin yanı sıra Türkçe eserleri de ilgi ve imkanları nispetinde takip etmiştir Bu uzak coğrafyalardaki Türkçenin ortak olmaması yek diğerinden farklılık arz etmesi sebebiyle başlangıçta Anadolu sahasında Harezm ve Kıpçak Türkçelerinden Eski Türkiye Türkçesine tercümeler yapılmış sonraları ise Çağatay Türkçesinden tercümelerin yanında bu lehçenin sözlükleri de telif edilmiştir Elimizdeki ilk lehçeler arası sözlükler 16 yüzyılın birinci yarısına dayanmaktadır Abuşka Lugati Luπat i Pµr Alµ ޵r Nevâyµ Isramak Sözlüğü Der Beyân ı Istılâhât ı Emlahü ş Şu arâ Mevlânâ Nevâyî gibi Çağataycadan Osmanlı Türkçesine hazırlanan sözlüklerin yanında Senglah Bedayiu l Lugat Hulasa yı Abbasî Fethali Kaçar Lugati Behcetü l Lugat gibi Çağataycadan Farsçaya bir çok sözlük yazılmıştır Bu sözlüklerin bazıları bazılarına mebde teşkil ederken bazıları ise doğrudan Çağatay Türkçesi ile yazılmış eserler taranarak ortaya konmuştur Bu çalışmayla gün yüzüne çıkarılan sözlük ise her iki duruma da örnek niteliğindedir Abuşka Lugati temelli olmasına rağmen ondan pek çok madde başı karşılık ve örnekle ayrılmakta müstakil bir eser hüviyeti göstermektedir Anlaşılıyor ki sözlük müellifi Çağatay Türkçesi ile ilgili bir çok eser taramış bu taramalarından notlar almış kelimelerin farklı anlamlarını tespit ederek bu malzemeyi sözlüğünde kullanmıştır Azerbaycan sahasında yazmış olmasına rağmen Abuşka Lugati ndeki Osmanlı Türkçesine mahsus bütün dil özelliklerini değiştirmemiş ancak kendi mühitinde anlaşılamayacağını düşündüğü kelime ve eklerin dönemin Azerbaycan Türkçesindeki karşılıklarını kullanmakla iktifa etmiştir Tanıtım Bülteninden

Gece Kitaplığı
Sinan Uyğur tarafından kaleme alınan Azerbaycan Sahasında Yazılmış Çağatayca Bir Sözlük Lugat i Nevayi Gece Kitaplığı eseri olarak okurlarla buluşuyor Azerbaycan Sahasında Yazılmış Çağatayca Bir Sözlük Lugat i Nevayi Sinan Uyğur Kitap Özeti Tarihî vesikalara göre Türk dili kullanıcılarının devingenliği üretkenliği cevvalliği sayesinde 2500 yıldan beri Asya nın doğu ucundan Avrupa nın ortalarına Kuzey Buz Denizi nden Hint Okyanusu na kadar geniş bir coğrafyaya yayılmıştır Türkler bu zaman zarfında münasebete girdikleri milletlerin dillerinden pek çok kavramı ve bu kavramların karşılıkları olan sözcükleri kendi dillerinin kuralları çerçevesinde alıp işleyip işletmelerinin yanı sıra yeni kavramları kendi dillerinin kurallarıyla işaretleyerek idraklerini izanlarını izahlarını genişletmişlerdir Bu süreçte münasebette bulundukları milletlerin kültürlerini derinden etkilemek suretiyle onların dillerine binlerce kelime verecek bir nüfuza sahip olmuşlardır Türklerin bu yükselişiyle birlikte Türk dili de çeşitli bölgelerde zaman zaman ortak dil hüviyeti kazanmıştır Türk kültürü hiç şüphesiz en canlı ve baskın dönemini İslamiyetten sonra yaşamıştır İslamla birlikte İran ın Hindistan ın Anadolu nun Mısır ın Suriye nin Arabistan nın Mağrib in kapılarını açan Türkler kültür ve medeniyet noktasında terakki kaydederek eski dünyanın merkezine oturmayı başarmışlar birden çok noktada siyasî merkezler kültür çevreleri sanat ve ilim yuvaları oluşturmak suretiyle sanat kültür ve bilime katkıda bulunmuşlardır İstanbul Bursa Bahçesaray Tebriz Kazan Isfahan Buhara Semerkant Herat Delhi Kaşgar gibi pek çok merkezde meydana getirilen ilmî ve edebî eserler sadece bu merkezlerde okunmamış çoğaltılarak başka merkezlerde de takip tanzir taklit ve tercüme edilmiştir Orta Çağ ve Yeni Çağ da bu merkezlerde yaşayan Türk aydını Arapça ve Farsça eserlerin yanı sıra Türkçe eserleri de ilgi ve imkanları nispetinde takip etmiştir Bu uzak coğrafyalardaki Türkçenin ortak olmaması yek diğerinden farklılık arz etmesi sebebiyle başlangıçta Anadolu sahasında Harezm ve Kıpçak Türkçelerinden Eski Türkiye Türkçesine tercümeler yapılmış sonraları ise Çağatay Türkçesinden tercümelerin yanında bu lehçenin sözlükleri de telif edilmiştir Elimizdeki ilk lehçeler arası sözlükler 16 yüzyılın birinci yarısına dayanmaktadır Abuşka Lugati Lu at i Pµr Alµ ޵r Nevâyµ Isramak Sözlüğü Der Beyân ı Istılâhât ı Emlahü ş Şu arâ Mevlânâ Nevâyî gibi Çağataycadan Osmanlı Türkçesine hazırlanan sözlüklerin yanında Senglah Bedayiu l Lugat Hulasa yı Abbasî Fethali Kaçar Lugati Behcetü l Lugat gibi Çağataycadan Farsçaya bir çok sözlük yazılmıştır Bu sözlüklerin bazıları bazılarına mebde teşkil ederken bazıları ise doğrudan Çağatay Türkçesi ile yazılmış eserler taranarak ortaya konmuştur Bu çalışmayla gün yüzüne çıkarılan sözlük ise her iki duruma da örnek niteliğindedir Abuşka Lugati temelli olmasına rağmen ondan pek çok madde başı karşılık ve örnekle ayrılmakta müstakil bir eser hüviyeti göstermektedir Anlaşılıyor ki sözlük müellifi Çağatay Türkçesi ile ilgili bir çok eser taramış bu taramalarından notlar almış kelimelerin farklı anlamlarını tespit ederek bu malzemeyi sözlüğünde kullanmıştır Azerbaycan sahasında yazmış olmasına rağmen Abuşka Lugati ndeki Osmanlı Türkçesine mahsus bütün dil özelliklerini değiştirmemiş ancak kendi mühitinde anlaşılamayacağını düşündüğü kelime ve eklerin dönemin Azerbaycan Türkçesindeki karşılıklarını kullanmakla iktifa etmiştir Yayınevi Gece Kitaplığı Yazar Sinan Uyğur Sayfa 303 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 16 00x24 00 cm Basım Yılı Aralık 2020 Barkod 9786257716260 Kategori Dil Bilim

Gece Kitaplığı
Tarihî vesikalara göre Türk dili kullanıcılarının devingenliği üretkenliği cevvalliği sayesinde 2500 yıldan beri Asya nın doğu ucundan Avrupa nın ortalarına Kuzey Buz Denizi nden Hint Okyanusu na kadar geniş bir coğrafyaya yayılmıştır Türkler bu zaman zarfında münasebete girdikleri milletlerin dillerinden pek çok kavramı ve bu kavramların karşılıkları olan sözcükleri kendi dillerinin kuralları çerçevesinde alıp işleyip işletmelerinin yanı sıra yeni kavramları kendi dillerinin kurallarıyla işaretleyerek idraklerini izanlarını izahlarını genişletmişlerdir Bu süreçte münasebette bulundukları milletlerin kültürlerini derinden etkilemek suretiyle onların dillerine binlerce kelime verecek bir nüfuza sahip olmuşlardır Türklerin bu yükselişiyle birlikte Türk dili de çeşitli bölgelerde zaman zaman ortak dil hüviyeti kazanmıştır Türk kültürü hiç şüphesiz en canlı ve baskın dönemini İslamiyetten sonra yaşamıştır İslamla birlikte İran ın Hindistan ın Anadolu nun Mısır ın Suriye nin Arabistan nın Mağrib in kapılarını açan Türkler kültür ve medeniyet noktasında terakki kaydederek eski dünyanın merkezine oturmayı başarmışlar birden çok noktada siyasî merkezler kültür çevreleri sanat ve ilim yuvaları oluşturmak suretiyle sanat kültür ve bilime katkıda bulunmuşlardır İstanbul Bursa Bahçesaray Tebriz Kazan Isfahan Buhara Semerkant Herat Delhi Kaşgar gibi pek çok merkezde meydana getirilen ilmî ve edebî eserler sadece bu merkezlerde okunmamış çoğaltılarak başka merkezlerde de takip tanzir taklit ve tercüme edilmiştir Orta Çağ ve Yeni Çağ da bu merkezlerde yaşayan Türk aydını Arapça ve Farsça eserlerin yanı sıra Türkçe eserleri de ilgi ve imkanları nispetinde takip etmiştir Bu uzak coğrafyalardaki Türkçenin ortak olmaması yek diğerinden farklılık arz etmesi sebebiyle başlangıçta Anadolu sahasında Harezm ve Kıpçak Türkçelerinden Eski Türkiye Türkçesine tercümeler yapılmış sonraları ise Çağatay Türkçesinden tercümelerin yanında bu lehçenin sözl

Gece Kitaplığı
Tarihî vesikalara göre Türk dili kullanıcılarının devingenliği üretkenliği cevvalliği sayesinde 2500 yıldan beri Asya nın doğu ucundan Avrupa nın ortalarına Kuzey Buz Denizi nden Hint Okyanusu na kadar geniş bir coğrafyaya yayılmıştır Türkler bu zaman zarfında münasebete girdikleri milletlerin dillerinden pek çok kavramı ve bu kavramların karşılıkları olan sözcükleri kendi dillerinin kuralları çerçevesinde alıp işleyip işletmelerinin yanı sıra yeni kavramları kendi dillerinin kurallarıyla işaretleyerek idraklerini izanlarını izahlarını genişletmişlerdir Bu süreçte münasebette bulundukları milletlerin kültürlerini derinden etkilemek suretiyle onların dillerine binlerce kelime verecek bir nüfuza sahip olmuşlardır Türklerin bu yükselişiyle birlikte Türk dili de çeşitli bölgelerde zaman zaman ortak dil hüviyeti kazanmıştır Türk kültürü hiç şüphesiz en canlı ve baskın dönemini İslamiyetten sonra yaşamıştır İslamla birlikte İran ın Hindistan ın Anadolu nun Mısır ın Suriye nin Arabistan nın Mağrib in kapılarını açan Türkler kültür ve medeniyet noktasında terakki kaydederek eski dünyanın merkezine oturmayı başarmışlar birden çok noktada siyasî merkezler kültür çevreleri sanat ve ilim yuvaları oluşturmak suretiyle sanat kültür ve bilime katkıda bulunmuşlardır İstanbul Bursa Bahçesaray Tebriz Kazan Isfahan Buhara Semerkant Herat Delhi Kaşgar gibi pek çok merkezde meydana getirilen ilmî ve edebî eserler sadece bu merkezlerde okunmamış çoğaltılarak başka merkezlerde de takip tanzir taklit ve tercüme edilmiştir Orta Çağ ve Yeni Çağ da bu merkezlerde yaşayan Türk aydını Arapça ve Farsça eserlerin yanı sıra Türkçe eserleri de ilgi ve imkanları nispetinde takip etmiştir Bu uzak coğrafyalardaki Türkçenin ortak olmaması yek diğerinden farklılık arz etmesi sebebiyle başlangıçta Anadolu sahasında Harezm ve Kıpçak Türkçelerinden Eski Türkiye Türkçesine tercümeler yapılmış sonraları ise Çağatay Türkçesinden tercümelerin yanında bu lehçenin sözlükleri de telif edilmiştir Elimizdeki ilk lehçeler arası sözlükler 16 yüzyılın birinci yarısına dayanmaktadır Abuşka Lugati Luπat i Pµr Alµ ޵r Nevâyµ Isramak Sözlüğü Der Beyân ı Istılâhât ı Emlahü ş Şu arâ Mevlânâ Nevâyî gibi Çağataycadan Osmanlı Türkçesine hazırlanan sözlüklerin yanında Senglah Bedayiu l Lugat Hulasa yı Abbasî Fethali Kaçar Lugati Behcetü l Lugat gibi Çağataycadan Farsçaya bir çok sözlük yazılmıştır Bu sözlüklerin bazıları bazılarına mebde teşkil ederken bazıları ise doğrudan Çağatay Türkçesi ile yazılmış eserler taranarak ortaya konmuştur Bu çalışmayla gün yüzüne çıkarılan sözlük ise her iki duruma da örnek niteliğindedir Abuşka Lugati temelli olmasına rağmen ondan pek çok madde başı karşılık ve örnekle ayrılmakta müstakil bir eser hüviyeti göstermektedir Anlaşılıyor ki sözlük müellifi Çağatay Türkçesi ile ilgili bir çok eser taramış bu taramalarından notlar almış kelimelerin farklı anlamlarını tespit ederek bu malzemeyi sözlüğünde kullanmıştır Azerbaycan sahasında yazmış olmasına rağmen Abuşka Lugati ndeki Osmanlı Türkçesine mahsus bütün dil özelliklerini değiştirmemiş ancak kendi mühitinde anlaşılamayacağını düşündüğü kelime ve eklerin dönemin Azerbaycan Türkçesindeki karşılıklarını kullanmakla iktifa etmiştir img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img

Gece Kitaplığı Yayınları
Tarihî vesikalara göre Türk dili kullanıcılarının devingenliği üretkenliği cevvalliği sayesinde 2500 yıldan beri Asya nın doğu ucundan Avrupa nın ortalarına Kuzey Buz Denizi nden Hint Okyanusu na kadar geniş bir coğrafyaya yayılmıştır Türkler bu zaman zarfında münasebete girdikleri milletlerin dillerinden pek çok kavramı ve bu kavramların karşılıkları olan sözcükleri kendi dillerinin kuralları çerçevesinde alıp işleyip işletmelerinin yanı sıra yeni kavramları kendi dillerinin kurallarıyla işaretleyerek idraklerini izanlarını izahlarını genişletmişlerdir Bu süreçte münasebette bulundukları milletlerin kültürlerini derinden etkilemek suretiyle onların dillerine binlerce kelime verecek bir nüfuza sahip olmuşlardır Türklerin bu yükselişiyle birlikte Türk dili de çeşitli bölgelerde zaman zaman ortak dil hüviyeti kazanmıştır Türk kültürü hiç şüphesiz en canlı ve baskın dönemini İslamiyetten sonra yaşamıştır İslamla birlikte İran ın Hindistan ın Anadolu nun Mısır ın Suriye nin Arabistan nın Mağrib in kapılarını açan Türkler kültür ve medeniyet noktasında terakki kaydederek eski dünyanın merkezine oturmayı başarmışlar birden çok noktada siyasî merkezler kültür çevreleri sanat ve ilim yuvaları oluşturmak suretiyle sanat kültür ve bilime katkıda bulunmuşlardır İstanbul Bursa Bahçesaray Tebriz Kazan Isfahan Buhara Semerkant Herat Delhi Kaşgar gibi pek çok merkezde meydana getirilen ilmî ve edebî eserler sadece bu merkezlerde okunmamış çoğaltılarak başka merkezlerde de takip tanzir taklit ve tercüme edilmiştir Orta Çağ ve Yeni Çağ da bu merkezlerde yaşayan Türk aydını Arapça ve Farsça eserlerin yanı sıra Türkçe eserleri de ilgi ve imkanları nispetinde takip etmiştir Bu uzak coğrafyalardaki Türkçenin ortak olmaması yek diğerinden farklılık arz etmesi sebebiyle başlangıçta Anadolu sahasında Harezm ve Kıpçak Türkçelerinden Eski Türkiye Türkçesine tercümeler yapılmış sonraları ise Çağatay Türkçesinden tercümelerin yanında bu lehçenin sözlükleri de telif edilmiştir Elimizdeki ilk lehçeler arası sözlükler 16 yüzyılın birinci yarısına dayanmaktadır Abuşka Lugati Luπat i Pµr Alµ ޵r Nevâyµ Isramak Sözlüğü Der Beyân ı Istılâhât ı Emlahü ş Şu arâ Mevlânâ Nevâyî gibi Çağataycadan Osmanlı Türkçesine hazırlanan sözlüklerin yanında Senglah Bedayiu l Lugat Hulasa yı Abbasî Fethali Kaçar Lugati Behcetü l Lugat gibi Çağataycadan Farsçaya bir çok sözlük yazılmıştır Bu sözlüklerin bazıları bazılarına mebde teşkil ederken bazıları ise doğrudan Çağatay Türkçesi ile yazılmış eserler taranarak ortaya konmuştur Bu çalışmayla gün yüzüne çıkarılan sözlük ise her iki duruma da örnek niteliğindedir Abuşka Lugati temelli olmasına rağmen ondan pek çok madde başı karşılık ve örnekle ayrılmakta müstakil bir eser hüviyeti göstermektedir Anlaşılıyor ki sözlük müellifi Çağatay Türkçesi ile ilgili bir çok eser taramış bu taramalarından notlar almış kelimelerin farklı anlamlarını tespit ederek bu malzemeyi sözlüğünde kullanmıştır Azerbaycan sahasında yazmış olmasına rağmen Abuşka Lugati ndeki Osmanlı Türkçesine mahsus bütün dil özelliklerini değiştirmemiş ancak kendi mühitinde anlaşılamayacağını düşündüğü kelime ve eklerin dönemin Azerbaycan Türkçesindeki karşılıklarını kullanmakla iktifa etmiştir