Azrail in 7 Günü Mengütaş — Tuncay Apaka

Azrail in 7 Günü Mengütaş
Tuncay ApakaKarahan Kitabevi
Azrail in 7 Günü Mengütaş
Tuncay ApakaDört adam üç kitap ve bir meteor parçası Mengütaş insanlığın kadim sorusunun cevabını Toroslar ın zirvesinde bulabilecek mi Bir isnan iyi olabilmek için neler yapabilir Cinayet masumiyeti koruyabilir mi Yemediğini yedireceksin onlara içmediğiniiçirecek Hasta bedenler malın bilmez çocuklar kölen olacak Seyredeceksin onları fethettiğin burçlarda Elleri ayakları beyninin kontrolünden çıkmış sanki başka bir vücuda ait uzuvlarmış gibi yabancı duran bedenine inat korkuyla büyüyengözbebekleri beynine doğru yoğun bir bilgi akışıgönderiyordu Zaman neredeyse durmuş gibiydi oysa yavaş akan zamana inat üzerlerine doğruhızla yaklaşan meteor da tıpkı gözbebekleri gibi büyüyordu

Karahan Kitabevi
Dört adam üç kitap ve bir meteor parçası Mengütaş insanlığın kadim sorusunun cevabını Toroslar ın zirvesinde bulabilecek mi Bir isnan iyi olabilmek için neler yapabilir Cinayet masumiyeti koruyabilir mi Yemediğini yedireceksin onlara içmediğini içirecek Hasta bedenler malın bilmez çocuklarkölen olacak Seyredeceksin onları fethettiğin burçlarda Elleri ayakları beyninin kontrolünden çıkmış sanki başka bir vücuda ait uzuvlarmış gibi yabancı duran bedenine inat korkuyla büyüyen gözbebekleri beynine doğru yoğun bir bilgi akışı gönderiyordu Zaman neredeyse durmuş gibiydi oysa yavaş akan zamana inat üzerlerine doğru hızla yaklaşan meteor da tıpkı gözbebekleri gibi büyüyordu

Karahan Kitabevi
Mengütaş heyecandan tir tir titriyordu elinde rulo haline getirdiği gazeteyi sıkarak adeta suyunu çıkartmaya çalışıyor gibi bir hali vardı Onun bu anlamsız heyecanı diğer üçünü de sebepsizce sarmıştı Gerçi şimdiye kadar Mengütaş ı daha önce hiç böyle görmemiş olmalarına rağmen yine de ortada abartılı bir şeylerin var olduğu anlaşılıyordu Haydi artık anlatmayacak mısın Nedir bu heyecanın diyebildi sonunda İsa Mengütaş Arkadaşlar hayatımızın fırsatını yakalamış olabiliriz derken elindeki gazeteyi üçlünün önündeki masaya fırlattı İsa hemen gazeteyi açmaya çalıştı fakat Mengütaş gazeteyi öyle bir sıkıştırmıştı ki birkaç yırtık olmadan bu işi başaramadı Hala buruşuk durumdaki gazeteyi masaya sererken yarısı dolu çay bardağına çarparak yere düşürdü Kırılan bardağın gürültüsü ve pantolonlara sıçrayan çay damlaları çok kısa bir duraksamaya sebep oldu sadece Çok kısa süren bu zaman diliminden sonra gazetenin buruşukluklarını giderme çalışması başlanmıştı Masanın üzerindeki gazeteyi avuç içleriyle düzeltmeye çalışan İsa sanki kutsal bir iş yapıyordu Bu sırada Musa ve Muhammet bilinmeyene bakmanın verdiği heyecan ile İsa nın ellerini takip etmeye çalışıyorlardı Eğer Mengütaş bir an üçlüye bakacak olsa İsa nın birer omzunun arkasından bakan bu bir çift insanı meraklı ve acemi öğrencilere benzetmesi işten bile değildi Fakat Mengütaş kendi planının heyecanı tarafından esir alınmıştı bile Kendi kendine bir şeyler mırıldanırken masanın etrafında dönüşü de yeterince garipti zaten İsa gazeteyi yeterince düzelttiğine ikna olduktan sonra Kumran Metinleri ni okumaya çalışan biliminsanlarına özgü bir saygıyla üstelik neyi aradığını bilmeden mucize bir haber aramaya başladı Gazete okuma yazma bilmeyen bir çocuğun eline verilseydi ancak bu kadar acemice taranırdı Kah yukarıdan aşağıya kah sağdan sola bakan İsa nedense ilginç bir haber ile karşılaşamıyordu Omuzlarının ardından bakmaya çalışan Musa ve Muhammet de aynı çaresizlikle aramaya çalışıyorlardı ama nafile onlar da dikkat çekici bir şeye rastlayamıyordu

Karahan Kitabevi
Mengütaş heyecandan tir tir titriyordu elinde rulo haline getirdiği gazeteyi sıkarak adeta suyunu çıkartmaya çalışıyor gibi bir hali vardı Onun bu anlamsız heyecanı diğer üçünü de sebepsizce sarmıştı Gerçi şimdiye kadar Mengütaş ı daha önce hiç böyle görmemiş olmalarına rağmen yine de ortada abartılı bir şeylerin var olduğu anlaşılıyordu Haydi artık anlatmayacak mısın Nedir bu heyecanın diyebildi sonunda İsa Mengütaş Arkadaşlar hayatımızın fırsatını yakalamış olabiliriz derken elindeki gazeteyi üçlünün önündeki masaya fırlattı İsa hemen gazeteyi açmaya çalıştı fakat Mengütaş gazeteyi öyle bir sıkıştırmıştı ki birkaç yırtık olmadan bu işi başaramadı Hala buruşuk durumdaki gazeteyi masaya sererken yarısı dolu çay bardağına çarparak yere düşürdü Kırılan bardağın gürültüsü ve pantolonlara sıçrayan çay damlaları çok kısa bir duraksamaya sebep oldu sadece Çok kısa süren bu zaman diliminden sonra gazetenin buruşukluklarını giderme çalışması başlanmıştı Masanın üzerindeki gazeteyi avuç içleriyle düzeltmeye çalışan İsa sanki kutsal bir iş yapıyordu Bu sırada Musa ve Muhammet bilinmeyene bakmanın verdiği heyecan ile İsa nın ellerini takip etmeye çalışıyorlardı Eğer Mengütaş bir an üçlüye bakacak olsa İsa nın birer omzunun arkasından bakan bu bir çift insanı meraklı ve acemi öğrencilere benzetmesi işten bile değildi Fakat Mengütaş kendi planının heyecanı tarafından esir alınmıştı bile Kendi kendine bir şeyler mırıldanırken masanın etrafında dönüşü de yeterince garipti zaten İsa gazeteyi yeterince düzelttiğine ikna olduktan sonra Kumran Metinleri ni okumaya çalışan biliminsanlarına özgü bir saygıyla üstelik neyi aradığını bilmeden mucize bir haber aramaya başladı Gazete okuma yazma bilmeyen bir çocuğun eline verilseydi ancak bu kadar acemice taranırdı Kah yukarıdan aşağıya kah sağdan sola bakan İsa nedense ilginç bir haber ile karşılaşamıyordu Omuzlarının ardından bakmaya çalışan Musa ve Muhammet de aynı çaresizlikle aramaya çalışıyorlardı ama nafile onlar da dikkat çekici bir şeye rastlayamıyordu

Karahan Kitabevi
Dört adam üç kitap ve bir meteor parçası Mengütaş insanlığın kadim sorusunun cevabını Toroslar ın zirvesinde bulabilecek mi Bir isnan iyi olabilmek için neler yapabilir Cinayet masumiyeti koruyabilir mi Yemediğini yedireceksin onlara içmediğini içirecek Hasta bedenler malın bilmez çocuklarkölen olacak Seyredeceksin onları fethettiğin burçlarda Elleri ayakları beyninin kontrolünden çıkmış sanki başka bir vücuda ait uzuvlarmış gibi yabancı duran bedenine inat korkuyla büyüyen gözbebekleri beynine doğru yoğun bir bilgi akışı gönderiyordu Zaman neredeyse durmuş gibiydi oysa yavaş akan zamana inat üzerlerine doğru hızla yaklaşan meteor da tıpkı gözbebekleri gibi büyüyordu

Karahan
Mengütaş heyecandan tir tir titriyordu elinde rulo haline getirdiği gazeteyi sıkarak adeta suyunu çıkartmaya çalışıyor gibi bir hali vardı Onun bu anlamsız heyecanı diğer üçünü de sebepsizce sarmıştı Gerçi şimdiye kadar Mengütaş ı daha önce hiç böyle görmemiş olmalarına rağmen yine de ortada abartılı bir şeylerin var olduğu anlaşılıyordu Haydi artık anlatmayacak mısın Nedir bu heyecanın diyebildi sonunda İsa Mengütaş Arkadaşlar hayatımızın fırsatını yakalamış olabiliriz derken elindeki gazeteyi üçlünün önündeki masaya fırlattı İsa hemen gazeteyi açmaya çalıştı fakat Mengütaş gazeteyi öyle bir sıkıştırmıştı ki birkaç yırtık olmadan bu işi başaramadı Hala buruşuk durumdaki gazeteyi masaya sererken yarısı dolu çay bardağına çarparak yere düşürdü Kırılan bardağın gürültüsü ve pantolonlara sıçrayan çay damlaları çok kısa bir duraksamaya sebep oldu sadece Çok kısa süren bu zaman diliminden sonra gazetenin buruşukluklarını giderme çalışması başlanmıştı Masanın üzerindeki gazeteyi avuç içleriyle düzeltmeye çalışan İsa sanki kutsal bir iş yapıyordu Bu sırada Musa ve Muhammet bilinmeyene bakmanın verdiği heyecan ile İsa nın ellerini takip etmeye çalışıyorlardı Eğer Mengütaş bir an üçlüye bakacak olsa İsa nın birer omzunun arkasından bakan bu bir çift insanı meraklı ve acemi öğrencilere benzetmesi işten bile değildi Fakat Mengütaş kendi planının heyecanı tarafından esir alınmıştı bile Kendi kendine bir şeyler mırıldanırken masanın etrafında dönüşü de yeterince garipti zaten İsa gazeteyi yeterince düzelttiğine ikna olduktan sonra Kumran Metinleri ni okumaya çalışan biliminsanlarına özgü bir saygıyla üstelik neyi aradığını bilmeden mucize bir haber aramaya başladı Gazete okuma yazma bilmeyen bir çocuğun eline verilseydi ancak bu kadar acemice taranırdı Kah yukarıdan aşağıya kah sağdan sola bakan İsa nedense ilginç bir haber ile karşılaşamıyordu Omuzlarının ardından bakmaya çalışan Musa ve Muhammet de aynı çaresizlikle aramaya çalışıyorlardı ama nafile onlar da dikkat çekici bir şeye rastlayamıyordu