Babaannem den Hikayeler ve Urfa Manileri — Emine Güllüoğlu Emine Güllüoğlu

Babaannem den Hikayeler ve Urfa Manileri
Emine Güllüoğlu Emine GüllüoğluX10 Kitap
Babaannem den Hikayeler ve Urfa Manileri
Emine Güllüoğlu Emine GüllüoğluBir varmış bir yokmuş Allah ın kulu çokmuş Evvel zaman içinde kalbur zaman içinde develer tellal iken pireler berber iken ben annemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken vakti zamanında köylerden birinde çok fakir olan bir anadan oğlu yaşarmış Oğlu çobanlık yapan bu kadın oğlunu evlendirmek istese de fakirlikten oğlunu evlendiremiyormuş ve bunun için çok üzülüyormuş Bir gün oğlunu karşısına alıp ah oğlum artık seninde evlenme çağın geldi ben de artık torunlarım sevip okşamak istiyorum ama şu fakirliğin gözü kör olsun Ne yapacağımı ben de bilmiyorum diyerek üzüntüsünü dile getirmiş Annesinin çok üzüldüğünü gören çoban ana sen merak etme yarın başka köylere gider orada çalışırım ve evleneceğim parayı biriktirir gelirim deyince annesi oğlundan ayrılmasına üzülse de onu evlendireceği düşüncesi çobanın annesini çok devindirmiş sevinçten gözleri parlamış

X ON KİTAP
SAYIN MÜDÜR Çok garîp Bir benzetmeye mi gidiyoruz Çalgı âleti Kânûn sonra makâmlar yasalar usûller Gâlibâ merâk merkezi burası olmalı Evet öyle olmalı çünkü tam bu nokta merâkımı şiddetle celbetti çağırdı Devâm et yiğidim ZİYÂ Sanki temâs ettikleri her tel üzerinde meskûn noktalarda görevli birer me mûr varmış da mızrâblar o bölgelere Tâlîmâtgâhlara geldiklerinde tâlîmâtları aktarıyor daha sonra başka başka noktalara nüfûz ederek onlara da görev alanlarıyla ilgili tâlîmâtları eksiksiz aktarıyorlardı Fakat çok serî bir şekilde Tek bir Kânûn içinde farklı makâmlar ve nağmeler farklı tavır ve farklı usûller Hepsi belirli bir disiplin ve uyum içinde bir ritme bağlı kalarak zevkle çalınan bu Kânûn âletleri sâmiâmın merkezinde bitmesini hiç istemediğim 7 24 bir müzikal orkestra hâlinde çalınıp duruyorlardı Anladım ki bu Kânûn Ziyâ ların yasalarıydı 7 24 bu Kânûn çalınıyor ve onlar böyle idâre ediliyorlardı

X10 Kitap
Bir varmış bir yokmuş Allah ın kulu çokmuş Evvel zaman içinde kalbur zaman içinde develer tellal iken pireler berber iken ben annemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken vakti zamanında köylerden birinde çok fakir olan bir anadan oğlu yaşarmış Oğlu çobanlık yapan bu kadın oğlunu evlendirmek istese de fakirlikten oğlunu evlendiremiyormuş ve bunun için çok üzülüyormuş Bir gün oğlunu karşısına alıp ah oğlum artık seninde evlenme çağın geldi ben de artık torunlarım sevip okşamak istiyorum ama şu fakirliğin gözü kör olsun Ne yapacağımı ben de bilmiyorum diyerek üzüntüsünü dile getirmiş Annesinin çok üzüldüğünü gören çoban ana sen merak etme yarın başka köylere gider orada çalışırım ve evleneceğim parayı biriktirir gelirim deyince annesi oğlundan ayrılmasına üzülse de onu evlendireceği düşüncesi çobanın annesini çok devindirmiş sevinçten gözleri parlamış

X10 Kitap
SAYIN MÜDÜR Çok garîp Bir benzetmeye mi gidiyoruz Çalgı âleti Kânûn sonra makâmlar yasalar usûller Gâlibâ merâk merkezi burası olmalı Evet öyle olmalı çünkü tam bu nokta merâkımı şiddetle celbetti çağırdı Devâm et yiğidim ZİYÂ Sanki temâs ettikleri her tel üzerinde meskûn noktalarda görevli birer me mûr varmış da mızrâblar o bölgelere Tâlîmâtgâhlara geldiklerinde tâlîmâtları aktarıyor daha sonra başka başka noktalara nüfûz ederek onlara da görev alanlarıyla ilgili tâlîmâtları eksiksiz aktarıyorlardı Fakat çok serî bir şekilde Tek bir Kânûn içinde farklı makâmlar ve nağmeler farklı tavır ve farklı usûller Hepsi belirli bir disiplin ve uyum içinde bir ritme bağlı kalarak zevkle çalınan bu Kânûn âletleri sâmiâmın merkezinde bitmesini hiç istemediğim 7 24 bir müzikal orkestra hâlinde çalınıp duruyorlardı Anladım ki bu Kânûn Ziyâ ların yasalarıydı 7 24 bu Kânûn çalınıyor ve onlar böyle idâre ediliyorlardı

X10 Kitap
SAYIN MÜDÜR Çok garîp Bir benzetmeye mi gidiyoruz Çalgı âleti Kânûn sonra makâmlar yasalar usûller Gâlibâ merâk merkezi burası olmalı Evet öyle olmalı çünkü tam bu nokta merâkımı şiddetle celbetti çağırdı Devâm et yiğidim ZİYÂ Sanki temâs ettikleri her tel üzerinde meskûn noktalarda görevli birer me mûr varmış da mızrâblar o bölgelere Tâlîmâtgâhlara geldiklerinde tâlîmâtları aktarıyor daha sonra başka başka noktalara nüfûz ederek onlara da görev alanlarıyla ilgili tâlîmâtları eksiksiz aktarıyorlardı Fakat çok serî bir şekilde Tek bir Kânûn içinde farklı makâmlar ve nağmeler farklı tavır ve farklı usûller Hepsi belirli bir disiplin ve uyum içinde bir ritme bağlı kalarak zevkle çalınan bu Kânûn âletleri sâmiâmın merkezinde bitmesini hiç istemediğim 7 24 bir müzikal orkestra hâlinde çalınıp duruyorlardı Anladım ki bu Kânûn Ziyâ ların yasalarıydı 7 24 bu Kânûn çalınıyor ve onlar böyle idâre ediliyorlardı