MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Babakale Altınkum Öyküleri — Turan Gökmenoğlu

Babakale Altınkum Öyküleri
144,00
RomanROMAN ÖYKÜ

Babakale Altınkum Öyküleri

Turan Gökmenoğlu

Panu Kitap

2021152 sf.
Ekin KitapEn ucuz

Babakale Altınkum Öyküleri

Turan Gökmenoğlu

Ayla gözlerindeki bulutu nereye çevireceğini bilemiyordu Azgın dalgaların arasında sıkışmış bir tekne nasıl ki emin bir liman arar O da en güvenli limana sığınmayı uygun buldu Biraz daha sokuldu yanı başındaki adama Gözlerini çevirecek en uygun yeri seçti Sinan ın kirpikleri arasındaki yeşilli maviliğe Dolunay tüm ışığını genç kızın yüzüne yaymıştı Gümüş bir heykeli andırıyordu Kadehe uzanıp aldı Yüzünü denize ve havuza dönüp oturdu İncecik parmakları kadehi yoklar gibi ovaladı Yavaşça dudağına değdirdi O anda kadeh gümüş ışıltılı heykele karıştı Ay ışığının büyüsü gümüşle altın arası bir renge dönüştürdü genç kızı Yakut rengi şarap önce kızın diline ardından damağına iki damla göz yaşı gibi aktı O kadar temiz ve masumdu ki insan dokunmak bir yana gözlerini bile kısarak bakabilirdi Hafif dalgalı kumral saçları şimdi daha da açık bir renge bürünmüştü Kaşları doğal ince bir hat çiziyordu yüzünde ve Mona Liza gibi varla yok arasıydı Burun delikleri yeni ayı andırıyor ve her nefes alışta büyülü bir hale çiziyordu Tüm bedeni ayva tüyü ile kaplıydı ve bu belli belirsiz tüyler sadece bazı yerlerde koyulaşıp saç örgüsüne dönüşüyordu Teni hala sıcak bir gümüş heykeli andırıyordu Dudaklarının üstünde ve alnında küçük damlacıklar oluşmuştu Her nefes alışta gögüsleri canlanıyor sonra tekrar iki yana akıyordu usulca Şimdi mevsimi değildi henüz Yine de incir kokusu kapladı her yanını Hani o dışardan getirilip ekilen incirlerden değildi Bu toprakların yerli incirinin kokusuydu bu Bedenini saran koku diline de bulaşır gibi oldu Yemeden tadı ve kokusu seni esir alır Değdiği her yerine bal damlar Öyle duru ve ışıltılı ki tenin bir sırrı olmalı bunun Göğüslerinin orta yerinde hafif bir koyuluk var İmza gibi Nedir o Kızın gözlerinden fışkıran ışık uçuk pembe bir buluta dönüp gezindi yanaklarında Henüz iki gündür tanıdığı ama kendini bildi bileli yakınındaymış gibi sıcaklık beslediği adama sırrını vermekte bir sakınca görmedi Hatta gururu okşanır gibi oldu

Kitap Sepeti
170,00

Kiba Yayımcılık

2025192 sf.
Ciltsiz
Kitap Sepeti

Ayla gözlerindeki bulutu nereye çevireceğini bilemiyordu Azgın dalgaların arasında sıkışmış bir tekne nasıl ki emin bir liman arar O da en güvenli limana sığınmayı uygun buldu Biraz daha sokuldu yanı başındaki adama Gözlerini çevirecek en uygun yeri seçti Sinan ın kirpikleri arasındaki yeşilli maviliğe Dolunay tüm ışığını genç kızın yüzüne yaymıştı Gümüş bir heykeli andırıyordu Kadehe uzanıp aldı Yüzünü denize ve havuza dönüp oturdu İncecik parmakları kadehi yoklar gibi ovaladı Yavaşça dudağına değdirdi O anda kadeh gümüş ışıltılı heykele karıştı Ay ışığının büyüsü gümüşle altın arası bir renge dönüştürdü genç kızı Yakut rengi şarap önce kızın diline ardından damağına iki damla göz yaşı gibi aktı O kadar temiz ve masumdu ki insan dokunmak bir yana gözlerini bile kısarak bakabilirdi Hafif dalgalı kumral saçları şimdi daha da açık bir renge bürünmüştü Kaşları doğal ince bir hat çiziyordu yüzünde ve Mona Liza gibi varla yok arasıydı Burun delikleri yeni ayı andırıyor ve her nefes alışta büyülü bir hale çiziyordu Tüm bedeni ayva tüyü ile kaplıydı ve bu belli belirsiz tüyler sadece bazı yerlerde koyulaşıp saç örgüsüne dönüşüyordu Teni hala sıcak bir gümüş heykeli andırıyordu Dudaklarının üstünde ve alnında küçük damlacıklar oluşmuştu Her nefes alışta gögüsleri canlanıyor sonra tekrar iki yana akıyordu usulca Şimdi mevsimi değildi henüz Yine de incir kokusu kapladı her yanını Hani o dışardan getirilip ekilen incirlerden değildi Bu toprakların yerli incirinin kokusuydu bu Bedenini saran koku diline de bulaşır gibi oldu Yemeden tadı ve kokusu seni esir alır Değdiği her yerine bal damlar Öyle duru ve ışıltılı ki tenin bir sırrı olmalı bunun Göğüslerinin orta yerinde hafif bir koyuluk var İmza gibi Nedir o Kızın gözlerinden fışkıran ışık uçuk pembe bir buluta dönüp gezindi yanaklarında Henüz iki gündür tanıdığı ama kendini bildi bileli yakınındaymış gibi sıcaklık beslediği adama sırrını vermekte bir sakınca görmedi Hatta gururu okşanır gibi oldu

Ekin Kitap
192,50

Kiba Yayımcılık

Ocak 2025192 sf.
Ekin Kitap

Ayla gözlerindeki bulutu nereye çevireceğini bilemiyordu Azgın dalgaların arasında sıkışmış bir tekne nasıl ki emin bir liman arar O da en güvenli limana sığınmayı uygun buldu Biraz daha sokuldu yanı başındaki adama Gözlerini çevirecek en uygun yeri seçti Sinanın kirpikleri arasındaki yeşilli maviliğe Dolunay tüm ışığını genç kızın yüzüne yaymıştı Gümüş bir heykeli andırıyordu Kadehe uzanıp aldı Yüzünü denize ve havuza dönüp oturdu İncecik parmakları kadehi yoklar gibi ovaladı Yavaşça dudağına değdirdi O anda kadeh gümüş ışıltılı heykele karıştı Ay ışığının büyüsü gümüşle altın arası bir renge dönüştürdü genç kızı Yakut rengi şarap önce kızın diline ardından damağına iki damla göz yaşı gibi aktı O kadar temiz ve masumdu ki insan dokunmak bir yana gözlerini bile kısarak bakabilirdi Hafif dalgalı kumral saçları şimdi daha da açık bir renge bürünmüştü Kaşları doğal ince bir hat çiziyordu yüzünde ve Mona Liza gibi varla yok arasıydı Burun delikleri yeni ayı andırıyor ve her nefes alışta büyülü bir hale çiziyordu Tüm bedeni ayva tüyü ile kaplıydı ve bu belli belirsiz tüyler sadece bazı yerlerde koyulaşıp saç örgüsüne dönüşüyordu Teni hala sıcak bir gümüş heykeli andırıyordu Dudaklarının üstünde ve alnında küçük damlacıklar oluşmuştu Her nefes alışta gögüsleri canlanıyor sonra tekrar iki yana akıyordu usulca Şimdi mevsimi değildi henüz Yine de incir kokusu kapladı her yanını Hani o dışardan getirilip ekilen incirlerden değildi Bu toprakların yerli incirinin kokusuydu bu Bedenini saran koku diline de bulaşır gibi oldu Yemeden tadı ve kokusu seni esir alır Değdiği her yerine bal damlar Öyle duru ve ışıltılı ki tenin bir sırrı olmalı bunun Göğüslerinin orta yerinde hafif bir koyuluk var İmza gibi Nedir o Kızın gözlerinden fışkıran ışık uçuk pembe bir buluta dönüp gezindi yanaklarında Henüz iki gündür tanıdığı ama kendini bildi bileli yakınındaymış gibi sıcaklık beslediği adama sırrını vermekte bir sakınca görmedi Hatta gururu okşanır gibi oldu

Nobel Kitap
200,00

Kiba Yayımcılık

2025192 sf.
Ciltsiz13x21 cm2. Hamur
Nobel Kitap

Ayla gözlerindeki bulutu nereye çevireceğini bilemiyordu Azgın dalgaların arasında sıkışmış bir tekne nasıl ki emin bir liman arar O da en güvenli limana sığınmayı uygun buldu Biraz daha sokuldu yanı başındaki adama Gözlerini çevirecek en uygun yeri seçti Sinan ın kirpikleri arasındaki yeşilli maviliğe Dolunay tüm ışığını genç kızın yüzüne yaymıştı Gümüş bir heykeli andırıyordu Kadehe uzanıp aldı Yüzünü denize ve havuza dönüp oturdu İncecik parmakları kadehi yoklar gibi ovaladı Yavaşça dudağına değdirdi O anda kadeh gümüş ışıltılı heykele karıştı Ay ışığının büyüsü gümüşle altın arası bir renge dönüştürdü genç kızı Yakut rengi şarap önce kızın diline ardından damağına iki damla göz yaşı gibi aktı O kadar temiz ve masumdu ki insan dokunmak bir yana gözlerini bile kısarak bakabilirdi Hafif dalgalı kumral saçları şimdi daha da açık bir renge bürünmüştü Kaşları doğal ince bir hat çiziyordu yüzünde ve Mona Liza gibi varla yok arasıydı Burun delikleri yeni ayı andırıyor ve her nefes alışta büyülü bir hale çiziyordu Tüm bedeni ayva tüyü ile kaplıydı ve bu belli belirsiz tüyler sadece bazı yerlerde koyulaşıp saç örgüsüne dönüşüyordu Teni hala sıcak bir gümüş heykeli andırıyordu Dudaklarının üstünde ve alnında küçük damlacıklar oluşmuştu Her nefes alışta gögüsleri canlanıyor sonra tekrar iki yana akıyordu usulca Şimdi mevsimi değildi henüz Yine de incir kokusu kapladı her yanını Hani o dışardan getirilip ekilen incirlerden değildi Bu toprakların yerli incirinin kokusuydu bu Bedenini saran koku diline de bulaşır gibi oldu Yemeden tadı ve kokusu seni esir alır Değdiği her yerine bal damlar Öyle duru ve ışıltılı ki tenin bir sırrı olmalı bunun Göğüslerinin orta yerinde hafif bir koyuluk var İmza gibi Nedir o Kızın gözlerinden fışkıran ışık uçuk pembe bir buluta dönüp gezindi yanaklarında Henüz iki gündür tanıdığı ama kendini bildi bileli yakınındaymış gibi sıcaklık beslediği adama sırrını vermekte bir sakınca görmedi Hatta

Pandora
225,00

Kiba Yayımcılık

2025192 sf.
Pandora

Ayla gözlerindeki bulutu nereye çevireceğini bilemiyordu Azgın dalgaların arasında sıkışmış bir tekne nasıl ki emin bir liman arar O da en güvenli limana sığınmayı uygun buldu Biraz daha sokuldu yanı başındaki adama Gözlerini çevirecek en uygun yeri seçti Sinan ın kirpikleri arasındaki yeşilli maviliğe Dolunay tüm ışığını genç kızın yüzüne yaymıştı Gümüş bir heykeli andırıyordu Kadehe uzanıp aldı Yüzünü denize ve havuza dönüp oturdu İncecik parmakları kadehi yoklar gibi ovaladı Yavaşça dudağına değdirdi O anda kadeh gümüş ışıltılı heykele karıştı Ay ışığının büyüsü gümüşle altın arası bir renge dönüştürdü genç kızı Yakut rengi şarap önce kızın diline ardından damağına iki damla göz yaşı gibi aktı O kadar temiz ve masumdu ki insan dokunmak bir yana gözlerini bile kısarak bakabilirdi Hafif dalgalı kumral saçları şimdi daha da açık bir renge bürünmüştü Kaşları doğal ince bir hat çiziyordu yüzünde ve Mona Liza gibi varla yok arasıydı Burun delikleri yeni ayı andırıyor ve her nefes alışta büyülü bir hale çiziyordu Tüm bedeni ayva tüyü ile kaplıydı ve bu belli belirsiz tüyler sadece bazı yerlerde koyulaşıp saç örgüsüne dönüşüyordu Teni hala sıcak bir gümüş heykeli andırıyordu Dudaklarının üstünde ve alnında küçük damlacıklar oluşmuştu Her nefes alışta gögüsleri canlanıyor sonra tekrar iki yana akıyordu usulca Şimdi mevsimi değildi henüz Yine de incir kokusu kapladı her yanını Hani o dışardan getirilip ekilen incirlerden değildi Bu toprakların yerli incirinin kokusuydu bu Bedenini saran koku diline de bulaşır gibi oldu Yemeden tadı ve kokusu seni esir alır Değdiği her yerine bal damlar Öyle duru ve ışıltılı ki tenin bir sırrı olmalı bunun Göğüslerinin orta yerinde hafif bir koyuluk var İmza gibi Nedir o Kızın gözlerinden fışkıran ışık uçuk pembe bir buluta dönüp gezindi yanaklarında Henüz iki gündür tanıdığı ama kendini bildi bileli yakınındaymış gibi sıcaklık beslediği adama sırrını vermekte bir sakınca görmedi Hatta gururu okşanır gibi oldu