Bağdat Aşıkları Catherine Hermary Vieille
Kum Saati
Ufukta cehennemi andıran sıcağın alevleri belirmeye başlamıştı bile Atlılar birer birer silinip gittiler geriye yalnızca düşle gerçek arası siyahlar beyazlar grilere bürünmüş insanlar kaldı Çevrelerini saran toz bulutu yavaş yavaş onları da yuttu Şafakta Bağdat surlarından bakan biri düş gördüğünü sanırdı Atlarımızın başını çevirip şehre döndük Bu ilkbahar sabahında Suriye sınırlarındaki sedir ağacıyla kaplı salonda karşı karşıya oturan bu iki adamın kaderlerinin benzerliğini düşündüm İkisi de birbirinden yakışıklı güçlü ve kendilerinden emindiler Şu esen rüzgarın kokusunu duyuyor musunuz Yasemin kokuları getiriyor ne de tatlı okşuyor teninizi gözlerinizi yumup aşkı ve gençliği düşünmeye zorluyor sizi Ağaçların yapraklarına hafiften dokunuyor sonra güçleniyor şiddetleniyor sertleşiyor dudakları kurutup gözleri yaşartıyor kapıları çarptırıyor dalları eğiyor eğiyor ve bir darbeyle kırıyor Sonra çekip gidiyor onu uzaktan görüyor musunuz Her şey dinmiş sizin için sadece geçici hoyrat bir âşık olmuş