Bana Öyle Tuhaf Bakma — Fulya Bayraktar

Bana Öyle Tuhaf Bakma
Fulya BayraktarNota Bene Yayınları
Bana Öyle Tuhaf Bakma
Fulya BayraktarTuhaf çoklu göreceli bir kavram Yere ve zamana göre değişen adeta yaşayan bir kelime İçinde yadırgamayı önyargıyı sevgisizliği ve şaşkınlığı taşıyor Bu yüzden tuhaf sayanın bakışı tuhaf oluyor tuhaf gözle bakılan tuhaf kaçıyor belki de tuhaf bakan kişi bir tuhaflık taşıyor Tuhaflık nerede başlar nerede biter Sınırı var mı Neye kime göre tanımlanır tuhaflık Tuhaf demek başka demek midir Bu kavram gittikçe ötekileşiyor Oysa tuhaflık bir nevi ele avuca sığmazlık farklılık belki biraz derinlik ya da istenmeyenden kaçma isteğine dayanan farkındalık Fulya Bayraktar öyküleri yoluyla Bana Öyle Tuhaf Bakma derken tuhaflığı birbirimizi dinlemeye anlamaya bir yol açmanın döşeme taşı olarak kullanıyor Tuhafamaneden de diyor öykülerinde ama ları neden leri kullanmadan farklılıkları başkalıkları kabullenmenin bir yolu olması gerektiğini de hissettiriyor Çünkü olağan hayatların içinde sıradan günler yaşayan insanların ufacık fark edişleri küçücük isyanları sessiz serzenişleri bile onları tuhaf yapmaya yetiyor Oysa tuhaf da insan coğrafyasında bir ülke Öykülerde tuhaf görünmekten çekinen çekinmeyip olabilecekleri göze alan bozkırın sıkıcı yaşamına sığamayan insanlarına dokunuyoruz Fulya Bayraktar gri bir kentin bürokratik soğuk ve boğuk atmosferinde istemedikleri bir yaşam süren çoğu kez de bunun farkında olan insanları anlatıyor Her biri bize tanıdık gelen kahramanlarına Bana Öyle Tuhaf Bakma yın dedirtiyor O anda biz tuhaf gözlerle bakıyoruz onlara Çünkü yazar bize ricasını tersinden sunuyor

Nota Bene Yayınları
Tuhaf çoklu göreceli bir kavram Yere ve zamana göre değişen adeta yaşayan bir kelime İçinde yadırgamayı önyargıyı sevgisizliği ve şaşkınlığı taşıyor Bu yüzden tuhaf sayanın bakışı tuhaf oluyor tuhaf gözle bakılan tuhaf kaçıyor belki de tuhaf bakan kişi bir tuhaflık taşıyor Tuhaflık nerede başlar nerede biter Sınırı var mı Neye kime göre tanımlanır tuhaflık Tuhaf demek başka demek midir Bu kavram gittikçe ötekileşiyor Oysa tuhaflık bir nevi ele avuca sığmazlık farklılık belki biraz derinlik ya da istenmeyenden kaçma isteğine dayanan farkındalık Fulya Bayraktar öyküleri yoluyla Bana Öyle Tuhaf Bakma derken tuhaflığı birbirimizi dinlemeye anlamaya bir yol açmanın döşeme taşı olarak kullanıyor Tuhafamaneden de diyor öykülerinde ama ları neden leri kullanmadan farklılıkları başkalıkları kabullenmenin bir yolu olması gerektiğini de hissettiriyor Çünkü olağan hayatların içinde sıradan günler yaşayan insanların ufacık fark edişleri küçücük isyanları sessiz serzenişleri bile onları tuhaf yapmaya yetiyor Oysa tuhaf da insan coğrafyasında bir ülke Öykülerde tuhaf görünmekten çekinen çekinmeyip olabilecekleri göze alan bozkırın sıkıcı yaşamına sığamayan insanlarına dokunuyoruz Fulya Bayraktar gri bir kentin bürokratik soğuk ve boğuk atmosferinde istemedikleri bir yaşam süren çoğu kez de bunun farkında olan insanları anlatıyor Her biri bize tanıdık gelen kahramanlarına Bana Öyle Tuhaf Bakma yın dedirtiyor O anda biz tuhaf gözlerle bakıyoruz onlara Çünkü yazar bize ricasını tersinden sunuyor

NotaBene Yayınları
Tuhaf çoklu göreceli bir kavram Yere ve zamana göre değişen adeta yaşayan bir kelime İçinde yadırgamayı önyargıyı sevgisizliği ve şaşkınlığı taşıyor Bu yüzden tuhaf sayanın bakışı tuhaf oluyor tuhaf gözle bakılan tuhaf kaçıyor belki de tuhaf bakan kişi bir tuhaflık taşıyor Tuhaflık nerede başlar nerede biter Sınırı var mı Neye kime göre tanımlanır tuhaflık Tuhaf demek başka demek midir Bu kavram gittikçe ötekileşiyor Oysa tuhaflık bir nevi ele avuca sığmazlık farklılık belki biraz derinlik ya da istenmeyenden kaçma isteğine dayanan farkındalık Fulya Bayraktar öyküleri yoluyla Bana Öyle Tuhaf Bakma derken tuhaflığı birbirimizi dinlemeye anlamaya bir yol açmanın döşeme taşı olarak kullanıyor Tuhafamaneden de diyor öykülerinde ama ları neden leri kullanmadan farklılıkları başkalıkları kabullenmenin bir yolu olması gerektiğini de hissettiriyor Çünkü olağan hayatların içinde sıradan günler yaşayan insanların ufacık fark edişleri küçücük isyanları sessiz serzenişleri bile onları tuhaf yapmaya yetiyor Oysa tuhaf da insan coğrafyasında bir ülke Öykülerde tuhaf görünmekten çekinen çekinmeyip olabilecekleri göze alan bozkırın sıkıcı yaşamına sığamayan insanlarına dokunuyoruz Fulya Bayraktar gri bir kentin bürokratik soğuk ve boğuk atmosferinde istemedikleri bir yaşam süren çoğu kez de bunun farkında olan insanları anlatıyor Her biri bize tanıdık gelen kahramanlarına Bana Öyle Tuhaf Bakma yın dedirtiyor O anda biz tuhaf gözlerle bakıyoruz onlara Çünkü yazar bize ricasını tersinden sunuyor

Nota Bene Yayınları
Tuhaf çoklu göreceli bir kavram Yere ve zamana göre değişen adeta yaşayan bir kelime İçinde yadırgamayı önyargıyı sevgisizliği ve şaşkınlığı taşıyor Bu yüzden tuhaf sayanın bakışı tuhaf oluyor tuhaf gözle bakılan tuhaf kaçıyor belki de tuhaf bakan kişi bir tuhaflık taşıyor Tuhaflık nerede başlar nerede biter Sınırı var mı Neye kime göre tanımlanır tuhaflık Tuhaf demek başka demek midir Bu kavram gittikçe ötekileşiyor Oysa tuhaflık bir nevi ele avuca sığmazlık farklılık belki biraz derinlik ya da istenmeyenden kaçma isteğine dayanan farkındalık Fulya Bayraktar öyküleri yoluyla Bana Öyle Tuhaf Bakma derken tuhaflığı birbirimizi dinlemeye anlamaya bir yol açmanın döşeme taşı olarak kullanıyor Tuhafamaneden de diyor öykülerinde ama ları neden leri kullanmadan farklılıkları başkalıkları kabullenmenin bir yolu olması gerektiğini de hissettiriyor Çünkü olağan hayatların içinde sıradan günler yaşayan insanların ufacık fark edişleri küçücük isyanları sessiz serzenişleri bile onları tuhaf yapmaya yetiyor Oysa tuhaf da insan coğrafyasında bir ülke Öykülerde tuhaf görünmekten çekinen çekinmeyip olabilecekleri göze alan bozkırın sıkıcı yaşamına sığamayan insanlarına dokunuyoruz Fulya Bayraktar gri bir kentin bürokratik soğuk ve boğuk atmosferinde istemedikleri bir yaşam süren çoğu kez de bunun farkında olan insanları anlatıyor Her biri bize tanıdık gelen kahramanlarına Bana Öyle Tuhaf Bakma yın dedirtiyor O anda biz tuhaf gözlerle bakıyoruz onlara Çünkü yazar bize ricasını tersinden sunuyor

Nota Bene
Tuhaf çoklu göreceli bir kavram Yere ve zamana göre değişen adeta yaşayan bir kelime İçinde yadırgamayı önyargıyı sevgisizliği ve şaşkınlığı taşıyor Bu yüzden tuhaf sayanın bakışı tuhaf oluyor tuhaf gözle bakılan tuhaf kaçıyor belki de tuhaf bakan kişi bir tuhaflık taşıyor Tuhaflık nerede başlar nerede biter Sınırı var mı Neye kime göre tanımlanır tuhaflık Tuhaf demek başka demek midir Bu kavram gittikçe ötekileşiyor Oysa tuhaflık bir nevi ele avuca sığmazlık farklılık belki biraz derinlik ya da istenmeyenden kaçma isteğine dayanan farkındalık Fulya Bayraktar öyküleri yoluyla Bana Öyle Tuhaf Bakma derken tuhaflığı birbirimizi dinlemeye anlamaya bir yol açmanın döşeme taşı olarak kullanıyor Tuhafamaneden de diyor öykülerinde ama ları neden leri kullanmadan farklılıkları başkalıkları kabullenmenin bir yolu olması gerektiğini de hissettiriyor Çünkü olağan hayatların içinde sıradan günler yaşayan insanların ufacık fark edişleri küçücük isyanları sessiz serzenişleri bile onları tuhaf yapmaya yetiyor Oysa tuhaf da insan coğrafyasında bir ülke Öykülerde tuhaf görünmekten çekinen çekinmeyip olabilecekleri göze alan bozkırın sıkıcı yaşamına sığamayan insanlarına dokunuyoruz Fulya Bayraktar gri bir kentin bürokratik soğuk ve boğuk atmosferinde istemedikleri bir yaşam süren çoğu kez de bunun farkında olan insanları anlatıyor Her biri bize tanıdık gelen kahramanlarına Bana Öyle Tuhaf Bakma yın dedirtiyor O anda biz tuhaf gözlerle bakıyoruz onlara Çünkü yazar bize ricasını tersinden sunuyor

NOTABENE YAYINLARI
Tuhaf çoklu göreceli bir kavram Yere ve zamana göre değişen adeta yaşayan bir kelime İçinde yadırgamayı önyargıyı sevgisizliği ve şaşkınlığı taşıyor Bu yüzden tuhaf sayanın bakışı tuhaf oluyor tuhaf gözle bakılan tuhaf kaçıyor belki de tuhaf bakan kişi bir tuhaflık taşıyor Tuhaflık nerede başlar nerede biter Sınırı var mı Neye kime göre tanımlanır tuhaflık Tuhaf demek başka demek midir Bu kavram gittikçe ötekileşiyor Oysa tuhaflık bir nevi ele avuca sığmazlık farklılık belki biraz derinlik ya da istenmeyenden kaçma isteğine dayanan farkındalık Fulya Bayraktar öyküleri yoluyla Bana Öyle Tuhaf Bakma derken tuhaflığı birbirimizi dinlemeye anlamaya bir yol açmanın döşeme taşı olarak kullanıyor Tuhafamaneden de diyor öykülerinde ama ları neden leri kullanmadan farklılıkları başkalıkları kabullenmenin bir yolu olması gerektiğini de hissettiriyor Çünkü olağan hayatların içinde sıradan günler yaşayan insanların ufacık fark edişleri küçücük isyanları sessiz serzenişleri bile onları tuhaf yapmaya yetiyor Oysa tuhaf da insan coğrafyasında bir ülke Öykülerde tuhaf görünmekten çekinen çekinmeyip olabilecekleri göze alan bozkırın sıkıcı yaşamına sığamayan insanlarına dokunuyoruz Fulya Bayraktar gri bir kentin bürokratik soğuk ve boğuk atmosferinde istemedikleri bir yaşam süren çoğu kez de bunun farkında olan insanları anlatıyor Her biri bize tanıdık gelen kahramanlarına Bana Öyle Tuhaf Bakma yın dedirtiyor O anda biz tuhaf gözlerle bakıyoruz onlara Çünkü yazar bize ricasını tersinden sunuyor

Nota Bene Yayınları
Tuhaf çoklu göreceli bir kavram Yere ve zamana göre değişen adeta yaşayan bir kelime İçinde yadırgamayı önyargıyı sevgisizliği ve şaşkınlığı taşıyor Bu yüzden tuhaf sayanın bakışı tuhaf oluyor tuhaf gözle bakılan tuhaf kaçıyor belki de tuhaf bakan kişi bir tuhaflık taşıyor Tuhaflık nerede başlar nerede biter Sınırı var mı Neye kime göre tanımlanır tuhaflık Tuhaf demek başka demek midir Bu kavram gittikçe ötekileşiyor Oysa tuhaflık bir nevi ele avuca sığmazlık farklılık belki biraz derinlik ya da istenmeyenden kaçma isteğine dayanan farkındalık Fulya Bayraktar öyküleri yoluyla Bana Öyle Tuhaf Bakma derken tuhaflığı birbirimizi dinlemeye anlamaya bir yol açmanın döşeme taşı olarak kullanıyor Tuhafamaneden de diyor öykülerinde ama ları neden leri kullanmadan farklılıkları başkalıkları kabullenmenin bir yolu olması gerektiğini de hissettiriyor Çünkü olağan hayatların içinde sıradan günler yaşayan insanların ufacık fark edişleri küçücük isyanları sessiz serzenişleri bile onları tuhaf yapmaya yetiyor Oysa tuhaf da insan coğrafyasında bir ülke Öykülerde tuhaf görünmekten çekinen çekinmeyip olabilecekleri göze alan bozkırın sıkıcı yaşamına sığamayan insanlarına dokunuyoruz Fulya Bayraktar gri bir kentin bürokratik soğuk ve boğuk atmosferinde istemedikleri bir yaşam süren çoğu kez de bunun farkında olan insanları anlatıyor Her biri bize tanıdık gelen kahramanlarına Bana Öyle Tuhaf Bakma yın dedirtiyor O anda biz tuhaf gözlerle bakıyoruz onlara Çünkü yazar bize ricasını tersinden sunuyor