Barbut — Şeyhmus Közgün

Barbut
Şeyhmus KözgünLis Basın Yayın
Barbut
Şeyhmus KözgünDört Ayaklı Minare ye gelince durdum ya da durduruldum Ses kesildi birden Dört Ayatla minarenin etrafında yayılan bir ışık gördüm Gövdesinde bir geçidi saklar gibi parlıyordu Beni o tarafa iten bir gücün esaretine boyun eğdim Göz kapaklarım kendiliğinden kapandı Işığın içine girence ellerim bir şeyler arar gibi sağı solu yokladı Dokununca nerde olduğumu anladım Dört Ayaklı minarenin dibindeydim Geçidin sırrına orda vakıf oldum Dört ayağın etrafında sırayla dolandım Dileklerin huzur sıhhati tamamlanmış gibi bir kıuş kadar hafifledim Keşmekeş sorunların uzağında bambaşka bir yuvarlığın içindeydim Bana yaz dediğinde tuttuğum defterin anlattığı zamandaydım Surlardaki gizemin taşlara yansıyan suretinde insan ve doğnın iç içe geçen muazzam halesine hayran kaldım Surların iç ve dışındaki sayısız ağaç ile her renkten çiçeğin görüntüsüne huzur ve sıhhat vardı Kapıların belirgin hatları cami ile kiliseler sur içindeki ev ve köşkler defterdekilerin aynısıydı Kentin tılsımındaki güç buydu Saadet güven birliktelik barış hoşgörü sevgi adalet bir kentin kentlilerle olan benzerliğiydi Kent huzur veriyorsa sen de huzurlusun kent sıkıntı veriyorsa aldığın nefeste bile sıkıntı vardı

Lis Basın Yayın
Dört Ayaklı Minare ye gelince durdum ya da durduruldum Ses kesildi birden Dört Ayatla minarenin etrafında yayılan bir ışık gördüm Gövdesinde bir geçidi saklar gibi parlıyordu Beni o tarafa iten bir gücün esaretine boyun eğdim Göz kapaklarım kendiliğinden kapandı Işığın içine girence ellerim bir şeyler arar gibi sağı solu yokladı Dokununca nerde olduğumu anladım Dört Ayaklı minarenin dibindeydim Geçidin sırrına orda vakıf oldum Dört ayağın etrafında sırayla dolandım Dileklerin huzur sıhhati tamamlanmış gibi bir kıuş kadar hafifledim Keşmekeş sorunların uzağında bambaşka bir yuvarlığın içindeydim Bana yaz dediğinde tuttuğum defterin anlattığı zamandaydım Surlardaki gizemin taşlara yansıyan suretinde insan ve doğnın iç içe geçen muazzam halesine hayran kaldım Surların iç ve dışındaki sayısız ağaç ile her renkten çiçeğin görüntüsüne huzur ve sıhhat vardı Kapıların belirgin hatları cami ile kiliseler sur içindeki ev ve köşkler defterdekilerin aynısıydı Kentin tılsımındaki güç buydu Saadet güven birliktelik barış hoşgörü sevgi adalet bir kentin kentlilerle olan benzerliğiydi Kent huzur veriyorsa sen de huzurlusun kent sıkıntı veriyorsa aldığın nefeste bile sıkıntı vardı

Lis Yayınevi
Barbut a bir sesin tanıklığıyla aydınlanan mahzende soru sormadan söyleneni yerine getirmek Mahir Koru nun payına düşendi Bana yaz dedi yaz Bir fısıltı gibi gelen sesin bir masal kahramanına dönüşen karaltısı Jimo ydu Bir deli ve aynı zamanda bir ifrit sonra ise Amid in Aslan Kral ı Bir mektupla kaderi değişen Mahir Koru nun Amid i korumak yerine karanlıkta kalan yanları rivayetlerde saklıydı Hayal gibi görünen rivayetler ete kemiğe bürününce ortaya çıkanlar dehşete düşürür okuyanı Tuhaf inatlaşmalar üzerine kurulu oyunlar Bu oyunlarda kimler yok ki İfritler Jimo Mahir Koru yazarın kendisi SİYAHLİ Kimin kazandığı ya da yenildiği tahmin edilmeyen oyunların son perdedeki karşılığı BARBUT ile ayyuka çıkar Birbirine düşen kahramanları utanç içinde izleyen bir de taşları hesaba katmalı Bir kentin birliği korkuların yenilgisiydi Mesele tanrının varlığı ya da yokluğu değildi dengeydi Sesin sessizlikle cennetin cehennemle yaşamın ölümle kıyasında anafora kapılma ihtimali vardı Tanrı hiç kimseyi öldürmedi Denge yoksa yaşam da yoktu zaten

Lis Basın Yayın
Dört Ayaklı Minare ye gelince durdum ya da durduruldum Ses kesildi birden Dört Ayatla minarenin etrafında yayılan bir ışık gördüm Gövdesinde bir geçidi saklar gibi parlıyordu Beni o tarafa iten bir gücün esaretine boyun eğdim Göz kapaklarım kendiliğinden kapandı Işığın içine girence ellerim bir şeyler arar gibi sağı solu yokladı Dokununca nerde olduğumu anladım Dört Ayaklı minarenin dibindeydim Geçidin sırrına orda vakıf oldum Dört ayağın etrafında sırayla dolandım Dileklerin huzur sıhhati tamamlanmış gibi bir kıuş kadar hafifledim Keşmekeş sorunların uzağında bambaşka bir yuvarlığın içindeydim Bana yaz dediğinde tuttuğum defterin anlattığı zamandaydım Surlardaki gizemin taşlara yansıyan suretinde insan ve doğnın iç içe geçen muazzam halesine hayran kaldım Surların iç ve dışındaki sayısız ağaç ile her renkten çiçeğin görüntüsüne huzur ve sıhhat vardı Kapıların belirgin hatları cami ile kiliseler sur içindeki ev ve köşkler defterdekilerin aynısıydı Kentin tılsımındaki güç buydu Saadet güven birliktelik barış hoşgörü sevgi adalet bir kentin kentlilerle olan benzerliğiydi Kent huzur veriyorsa sen de huzurlusun kent sıkıntı veriyorsa aldığın nefeste bile sıkıntı vardı