Başkonsolos — Halim Gençoğlu

Başkonsolos
Halim GençoğluKırmızı Kedi Yayınevi
Başkonsolos
Halim Gençoğlu1914 Nisan ında onu taşıyan gemi Ümit Burnu nu dönerken güvertede durmuş rüzgârın yüzünü yalayan tuzlu serinliğine gülümsüyordu Mehmet Remzi Bey Henüz ömrünün baharındaydı omuzunda yeni dikilmiş üniforma içinde İstanbul un hasreti yanında ilk çocuğuna hamile genç karısı ile Osmanlı nın temsil edildiği en uzak topraklara bayrağını ilk kez dikecekti Ama Büyük Savaş bir gecede her şeyi yuttu Konsolosluk kapısına kilit vuruldu eşyaları sokağa atıldı ailesi karanlık bir Johannesburg gecesine terk edildi Maaşı yatmadı Yardım gelmedi İki kış geçti Bekledi Çocuğu o hapisteyken doğdu karısının yüzündeki gençlik soldu Mehmet Remzi Bey 14 Şubat 1916 da hakka yürüdü Kırk altı yıl gururla dik tuttuğu başını yabancı topraklarda bir Müslüman mezarlığına eğdi Üzerine konan taşın bir yüzü Osmanlıca öbür yüzü İngilizceydi sanki iki dünya arasında sıkışmış ruhunun son çığlığı gibi Mehmet Remzi Bey ölmemiştir O Afrika nın bozkırında cami mihraplarında renkli Bo Kaap evlerinde her bayram okunan mevlitte her Osmanlı pasaportu hikâyesinde hâlâ vazife başındadır Çünkü o Türklerin Afrika daki son değil ebedi başkonsolosudur İşte bu kitap onun serüvenini anlatır

Kırmızı Kedi
1914 Nisan ında onu taşıyan gemi Ümit Burnu nu dönerken güvertede durmuş rüzgârın yüzünü yalayan tuzlu serinliğine gülümsüyordu Mehmet Remzi Bey Henüz ömrünün baharındaydı omuzunda yeni dikilmiş üniforma içinde İstanbul un hasreti yanında ilk çocuğuna hamile genç karısı ile Osmanlı nın temsil edildiği en uzak topraklara bayrağını ilk kez dikecekti Ama Büyük Savaş bir gecede her şeyi yuttu Konsolosluk kapısına kilit vuruldu eşyaları sokağa atıldı ailesi karanlık bir Johannesburg gecesine terk edildi Maaşı yatmadı Yardım gelmedi İki kış geçti Bekledi Çocuğu o hapisteyken doğdu karısının yüzündeki gençlik soldu Mehmet Remzi Bey 14 Şubat 1916 da hakka yürüdü Kırk altı yıl gururla dik tuttuğu başını yabancı topraklarda bir Müslüman mezarlığına eğdi Üzerine konan taşın bir yüzü Osmanlıca öbür yüzü İngilizceydi sanki iki dünya arasında sıkışmış ruhunun son çığlığı gibi Mehmet Remzi Bey ölmemiştir O Afrika nın bozkırında cami mihraplarında renkli Bo Kaap evlerinde her bayram okunan mevlitte her Osmanlı pasaportu hikâyesinde hâlâ vazife başındadır Çünkü o Türklerin Afrika daki son değil ebedi başkonsolosudur İşte bu kitap onun serüvenini anlatır Tanıtım Bülteninden

Kırmızı Kedi Yayınevi
1914 Nisan ında onu taşıyan gemi Ümit Burnu nu dönerken güvertede durmuş rüzgârın yüzünü yalayan tuzlu serinliğine gülümsüyordu Mehmet Remzi Bey Henüz ömrünün baharındaydı omuzunda yeni dikilmiş üniforma içinde İstanbul un hasreti yanında ilk çocuğuna hamile genç karısı ile Osmanlı nın temsil edildiği en uzak topraklara bayrağını ilk kez dikecekti Ama Büyük Savaş bir gecede her şeyi yuttu Konsolosluk kapısına kilit vuruldu eşyaları sokağa atıldı ailesi karanlık bir Johannesburg gecesine terk edildi Maaşı yatmadı Yardım gelmedi İki kış geçti Bekledi Çocuğu o hapisteyken doğdu karısının yüzündeki gençlik soldu Mehmet Remzi Bey 14 Şubat 1916 da hakka yürüdü Kırk altı yıl gururla dik tuttuğu başını yabancı topraklarda bir Müslüman mezarlığına eğdi Üzerine konan taşın bir yüzü Osmanlıca öbür yüzü İngilizceydi sanki iki dünya arasında sıkışmış ruhunun son çığlığı gibi Mehmet Remzi Bey ölmemiştir O Afrika nın bozkırında cami mihraplarında renkli Bo Kaap evlerinde her bayram okunan mevlitte her Osmanlı pasaportu hikâyesinde hâlâ vazife başındadır Çünkü o Türklerin Afrika daki son değil ebedi başkonsolosudur İşte bu kitap onun serüvenini anlatır

Kırmızı Kedi
1914 Nisan ında onu taşıyan gemi Ümit Burnu nu dönerken güvertede durmuş rüzgârın yüzünü yalayan tuzlu serinliğine gülümsüyordu Mehmet Remzi Bey Henüz ömrünün baharındaydı omuzunda yeni dikilmiş üniforma içinde İstanbul un hasreti yanında ilk çocuğuna hamile genç karısı ile Osmanlı nın temsil edildiği en uzak topraklara bayrağını ilk kez dikecekti Ama Büyük Savaş bir gecede her şeyi yuttu Konsolosluk kapısına kilit vuruldu eşyaları sokağa atıldı ailesi karanlık bir Johannesburg gecesine terk edildi Maaşı yatmadı Yardım gelmedi İki kış geçti Bekledi Çocuğu o hapisteyken doğdu karısının yüzündeki gençlik soldu Mehmet Remzi Bey 14 Şubat 1916 da hakka yürüdü Kırk altı yıl gururla dik tuttuğu başını yabancı topraklarda bir Müslüman mezarlığına eğdi Üzerine konan taşın bir yüzü Osmanlıca öbür yüzü İngilizceydi sanki iki dünya arasında sıkışmış ruhunun son çığlığı gibi Mehmet Remzi Bey ölmemiştir O Afrika nın bozkırında cami mihraplarında renkli Bo Kaap evlerinde her bayram okunan mevlitte her Osmanlı pasaportu hikâyesinde hâlâ vazife başındadır Çünkü o Türklerin Afrika daki son değil ebedi başkonsolosudur İşte bu kitap onun serüvenini anlatır

KIRMIZI KEDİ
1914 Nisan ında onu taşıyan gemi Ümit Burnu nu dönerken güvertede durmuş rüzgârın yüzünü yalayan tuzlu serinliğine gülümsüyordu Mehmet Remzi Bey Henüz ömrünün baharındaydı omuzunda yeni dikilmiş üniforma içinde İstanbul un hasreti yanında ilk çocuğuna hamile genç karısı ile Osmanlı nın temsil edildiği en uzak topraklara bayrağını ilk kez dikecekti Ama Büyük Savaş bir gecede her şeyi yuttu Konsolosluk kapısına kilit vuruldu eşyaları sokağa atıldı ailesi karanlık bir Johannesburg gecesine terk edildi Maaşı yatmadı Yardım gelmedi İki kış geçti Bekledi Çocuğu o hapisteyken doğdu karısının yüzündeki gençlik soldu Mehmet Remzi Bey 14 Şubat 1916 da hakka yürüdü Kırk altı yıl gururla dik tuttuğu başını yabancı topraklarda bir Müslüman mezarlığına eğdi Üzerine konan taşın bir yüzü Osmanlıca öbür yüzü İngilizceydi sanki iki dünya arasında sıkışmış ruhunun son çığlığı gibi Mehmet Remzi Bey ölmemiştir O Afrika nın bozkırında cami mihraplarında renkli Bo Kaap evlerinde her bayram okunan mevlitte her Osmanlı pasaportu hikâyesinde hâlâ vazife başındadır Çünkü o Türklerin Afrika daki son değil ebedi başkonsolosudur İşte bu kitap onun serüvenini anlatır Yayınevi KIRMIZI KEDİ Yazar HALİM GENÇOĞLU Sayfa Sayısı 208 SAYFA Yıl 2025

Kırmızı Kedi Yayınevi
1914 Nisan ında onu taşıyan gemi Ümit Burnu nu dönerken güvertede durmuş rüzgârın yüzünü yalayan tuzlu serinliğine gülümsüyordu Mehmet Remzi Bey Henüz ömrünün baharındaydı omuzunda yeni dikilmiş üniforma içinde İstanbul un hasreti yanında ilk çocuğuna hamile genç karısı ile Osmanlı nın temsil edildiği en uzak topraklara bayrağını ilk kez dikecekti Ama Büyük Savaş bir gecede her şeyi yuttu Konsolosluk kapısına kilit vuruldu eşyaları sokağa atıldı ailesi karanlık bir Johannesburg gecesine terk edildi Maaşı yatmadı Yardım gelmedi İki kış geçti Bekledi Çocuğu o hapisteyken doğdu karısının yüzündeki gençlik soldu Mehmet Remzi Bey 14 Şubat 1916 da hakka yürüdü Kırk altı yıl gururla dik tuttuğu başını yabancı topraklarda bir Müslüman mezarlığına eğdi Üzerine konan taşın bir yüzü Osmanlıca öbür yüzü İngilizceydi sanki iki dünya arasında sıkışmış ruhunun son çığlığı gibi Mehmet Remzi Bey ölmemiştir O Afrika nın bozkırında cami mihraplarında renkli Bo Kaap evlerinde her bayram okunan mevlitte her Osmanlı pasaportu hikâyesinde hâlâ vazife başındadır Çünkü o Türklerin Afrika daki son değil ebedi başkonsolosudur İşte bu kitap onun serüvenini anlatır

Kırmızı Kedi
1914 Nisan ında onu taşıyan gemi Ümit Burnu nu dönerken güvertede durmuş rüzgârın yüzünü yalayan tuzlu serinliğine gülümsüyordu Mehmet Remzi Bey Henüz ömrünün baharındaydı omuzunda yeni dikilmiş üniforma içinde İstanbul un hasreti yanında ilk çocuğuna hamile genç karısı ile Osmanlı nın temsil edildiği en uzak topraklara bayrağını ilk kez dikecekti Ama Büyük Savaş bir gecede her şeyi yuttu Konsolosluk kapısına kilit vuruldu eşyaları sokağa atıldı ailesi karanlık bir Johannesburg gecesine terk edildi Maaşı yatmadı Yardım gelmedi İki kış geçti Bekledi Çocuğu o hapisteyken doğdu karısının yüzündeki gençlik soldu Mehmet Remzi Bey 14 Şubat 1916 da hakka yürüdü Kırk altı yıl gururla dik tuttuğu başını yabancı topraklarda bir Müslüman mezarlığına eğdi Üzerine konan taşın bir yüzü Osmanlıca öbür yüzü İngilizceydi sanki iki dünya arasında sıkışmış ruhunun son çığlığı gibi Mehmet Remzi Bey ölmemiştir O Afrika nın bozkırında cami mihraplarında renkli Bo Kaap evlerinde her bayram okunan mevlitte her Osmanlı pasaportu hikâyesinde hâlâ vazife başındadır Çünkü o Türklerin Afrika daki son değil ebedi başkonsolosudur İşte bu kitap onun serüvenini anlatır

Kırmızıkedi Yayınevi
1914 Nisan ında onu taşıyan gemi Ümit Burnu nu dönerken güvertede durmuş rüzgârın yüzünü yalayan tuzlu serinliğine gülümsüyordu Mehmet Remzi Bey Henüz ömrünün baharındaydı omuzunda yeni dikilmiş üniforma içinde İstanbul un hasreti yanında ilk çocuğuna hamile genç karısı ile Osmanlı nın temsil edildiği en uzak topraklara bayrağını ilk kez dikecekti Ama Büyük Savaş bir gecede her şeyi yuttu Konsolosluk kapısına kilit vuruldu eşyaları sokağa atıldı ailesi karanlık bir Johannesburg gecesine terk edildi Maaşı yatmadı Yardım gelmedi İki kış geçti Bekledi Çocuğu o hapisteyken doğdu karısının yüzündeki gençlik soldu Mehmet Remzi Bey 14 Şubat 1916 da hakka yürüdü Kırk altı yıl gururla dik tuttuğu başını yabancı topraklarda bir Müslüman mezarlığına eğdi Üzerine konan taşın bir yüzü Osmanlıca öbür yüzü İngilizceydi sanki iki dünya arasında sıkışmış ruhunun son çığlığı gibi Mehmet Remzi Bey ölmemiştir O Afrika nın bozkırında cami mihraplarında renkli Bo Kaap evlerinde her bayram okunan mevlitte her Osmanlı pasaportu hikâyesinde hâlâ vazife başındadır Çünkü o Türklerin Afrika daki son değil ebedi başkonsolosudur İşte bu kitap onun serüvenini anlatır

Kırmızı Kedi Yayınevi
1914 Nisan ında onu taşıyan gemi Ümit Burnu nu dönerken güvertede durmuş rüzgârın yüzünü yalayan tuzlu serinliğine gülümsüyordu Mehmet Remzi Bey Henüz ömrünün baharındaydı omuzunda yeni dikilmiş üniforma içinde İstanbul un hasreti yanında ilk çocuğuna hamile genç karısı ile Osmanlı nın temsil edildiği en uzak topraklara bayrağını ilk kez dikecekti Ama Büyük Savaş bir gecede her şeyi yuttu Konsolosluk kapısına kilit vuruldu eşyaları sokağa atıldı ailesi karanlık bir Johannesburg gecesine terk edildi Maaşı yatmadı Yardım gelmedi İki kış geçti Bekledi Çocuğu o hapisteyken doğdu karısının yüzündeki gençlik soldu Mehmet Remzi Bey 14 Şubat 1916 da hakka yürüdü Kırk altı yıl gururla dik tuttuğu başını yabancı topraklarda bir Müslüman mezarlığına eğdi Üzerine konan taşın bir yüzü Osmanlıca öbür yüzü İngilizceydi sanki iki dünya arasında sıkışmış ruhunun son çığlığı gibi Mehmet Remzi Bey ölmemiştir O Afrika nın bozkırında cami mihraplarında renkli Bo Kaap evlerinde her bayram okunan mevlitte her Osmanlı pasaportu hikâyesinde hâlâ vazife başındadır Çünkü o Türklerin Afrika daki son değil ebedi başkonsolosudur İşte bu kitap onun serüvenini anlatır