Batı Seyahat Edebiyatı ve Charles Macfarlane in Gözünden Osmanlı Dünyası — Muhittin Doğan

Batı Seyahat Edebiyatı ve Charles Macfarlane in Gözünden Osmanlı Dünyası
Muhittin DoğanKesit Yayınları
Batı Seyahat Edebiyatı ve Charles Macfarlane in Gözünden Osmanlı Dünyası
Muhittin DoğanEge Marmara ve Trakya gibi sayısız kadim medeniyete beşiklik etmiş bereketli coğrafyaların tahribatı yazara göre ilk olarak vahşi sıfatıyla nitelediği Bulgar istilalarıyla başlamış bu yıkım süreci Türklerin bölgeye gelişiyle nihai ve geri dönülmez bir felakete evrilmiştir Yazar Türkleri bütünüyle istilacı ve yıkıcı bir unsur olarak konumlandırır Bir Osmanlı paşasının ya da herhangi bir Türk ün ölümü karşısında sergilediği tavır insani bir merhamet duygusundan etik bir değerlendirme çabasından tamamen uzaktır Bu tür ölümleri yalnızca kötücül bir varlığın eksilmesi bir hainin dünya sahnesinden silinmesi olarak yorumlar ve neredeyse bundan haz aldığı izlenimini verir Onun için söz konusu coğrafyaya zarar verdiğini düşündüğü unsurların ortadan kaldırılması adeta doğal ve kaçınılmaz bir arınma sürecinin parçası niteliğindedir Böylece metin salt tarihsel gözlem olmaktan çıkarak kişisel duygularla yoğrulmuş bir hesaplaşmanın edebî yansımasına dönüşür Tanıtım Bülteninden

Kesit Yayınları
Ege Marmara ve Trakya gibi sayısız kadim medeniyete beşiklik etmiş bereketli coğrafyaların tahribatı yazara göre ilk olarak vahşi sıfatıyla nitelediği Bulgar istilalarıyla başlamış bu yıkım süreci Türklerin bölgeye gelişiyle nihai ve geri dönülmez bir felakete evrilmiştir Yazar Türkleri bütünüyle istilacı ve yıkıcı bir unsur olarak konumlandırır Bir Osmanlı paşasının ya da herhangi bir Türk ün ölümü karşısında sergilediği tavır insani bir merhamet duygusundan etik bir değerlendirme çabasından tamamen uzaktır Bu tür ölümleri yalnızca kötücül bir varlığın eksilmesi bir hainin dünya sahnesinden silinmesi olarak yorumlar ve neredeyse bundan haz aldığı izlenimini verir Onun için söz konusu coğrafyaya zarar verdiğini düşündüğü unsurların ortadan kaldırılması adeta doğal ve kaçınılmaz bir arınma sürecinin parçası niteliğindedir Böylece metin salt tarihsel gözlem olmaktan çıkarak kişisel duygularla yoğrulmuş bir hesaplaşmanın edebî yansımasına dönüşür

Kesit Yayınları
Ege Marmara ve Trakya gibi sayısız kadim medeniyete beşiklik etmiş bereketli coğrafyaların tahribatı yazara göre ilk olarak vahşi sıfatıyla nitelediği Bulgar istilalarıyla başlamış bu yıkım süreci Türklerin bölgeye gelişiyle nihai ve geri dönülmez bir felakete evrilmiştir Yazar Türkleri bütünüyle istilacı ve yıkıcı bir unsur olarak konumlandırır Bir Osmanlı paşasının ya da herhangi bir Türk ün ölümü karşısında sergilediği tavır insani bir merhamet duygusundan etik bir değerlendirme çabasından tamamen uzaktır Bu tür ölümleri yalnızca kötücül bir varlığın eksilmesi bir hainin dünya sahnesinden silinmesi olarak yorumlar ve neredeyse bundan haz aldığı izlenimini verir Onun için söz konusu coğrafyaya zarar verdiğini düşündüğü unsurların ortadan kaldırılması adeta doğal ve kaçınılmaz bir arınma sürecinin parçası niteliğindedir Böylece metin salt tarihsel gözlem olmaktan çıkarak kişisel duygularla yoğrulmuş bir hesaplaşmanın edebî yansımasına dönüşür
Batı Seyahat Edebiyatı ve Charles Macfarlane in Gözünden Osmanlı Dünyası
Muhittin Doğan
Kesit Yayınları
Ege Marmara ve Trakya gibi sayısız kadim medeniyete beşiklik etmiş bereketli coğrafyaların tahribatı yazara göre ilk olarak vahşi sıfatıyla nitelediği Bulgar istilalarıyla başlamış bu yıkım süreci Türklerin bölgeye gelişiyle nihai ve geri dönülmez bir felakete evrilmiştir Yazar Türkleri bütünüyle istilacı ve yıkıcı bir unsur olarak konumlandırır Bir Osmanlı paşasının ya da herhangi bir Türk ün ölümü karşısında sergilediği tavır insani bir merhamet duygusundan etik bir değerlendirme çabasından tamamen uzaktır Bu tür ölümleri yalnızca kötücül bir varlığın eksilmesi bir hainin dünya sahnesinden silinmesi olarak yorumlar ve neredeyse bundan haz aldığı izlenimini verir Onun için söz konusu coğrafyaya zarar verdiğini düşündüğü unsurların ortadan kaldırılması adeta doğal ve kaçınılmaz bir arınma sürecinin parçası niteliğindedir Böylece metin salt tarihsel gözlem olmaktan çıkarak kişisel duygularla yoğrulmuş bir hesaplaşmanın edebî yansımasına dönüşür

Kesit Yayınları
Ege Marmara ve Trakya gibi sayısız kadim medeniyete beşiklik etmiş bereketli coğrafyaların tahribatı yazara göre ilk olarak vahşi sıfatıyla nitelediği Bulgar istilalarıyla başlamış bu yıkım süreci Türklerin bölgeye gelişiyle nihai ve geri dönülmez bir felakete evrilmiştir Yazar Türkleri bütünüyle istilacı ve yıkıcı bir unsur olarak konumlandırır Bir Osmanlı paşasının ya da herhangi bir Türk ün ölümü karşısında sergilediği tavır insani bir merhamet duygusundan etik bir değerlendirme çabasından tamamen uzaktır Bu tür ölümleri yalnızca kötücül bir varlığın eksilmesi bir hainin dünya sahnesinden silinmesi olarak yorumlar ve neredeyse bundan haz aldığı izlenimini verir Onun için söz konusu coğrafyaya zarar verdiğini düşündüğü unsurların ortadan kaldırılması adeta doğal ve kaçınılmaz bir arınma sürecinin parçası niteliğindedir Böylece metin salt tarihsel gözlem olmaktan çıkarak kişisel duygularla yoğrulmuş bir hesaplaşmanın edebî yansımasına dönüşür

KESİT YAYINLARI
Ege Marmara ve Trakya gibi sayısız kadim medeniyete beşiklik etmiş bereketli coğrafyaların tahribatı yazara göre ilk olarak vahşi sıfatıyla nitelediği Bulgar istilalarıyla başlamış bu yıkım süreci Türklerin bölgeye gelişiyle nihai ve geri dönülmez bir felakete evrilmiştir Yazar Türkleri bütünüyle istilacı ve yıkıcı bir unsur olarak konumlandırır Bir Osmanlı paşasının ya da herhangi bir Türk ün ölümü karşısında sergilediği tavır insani bir merhamet duygusundan etik bir değerlendirme çabasından tamamen uzaktır Bu tür ölümleri yalnızca kötücül bir varlığın eksilmesi bir hainin dünya sahnesinden silinmesi olarak yorumlar ve neredeyse bundan haz aldığı izlenimini verir Onun için söz konusu coğrafyaya zarar verdiğini düşündüğü unsurların ortadan kaldırılması adeta doğal ve kaçınılmaz bir arınma sürecinin parçası niteliğindedir Böylece metin salt tarihsel gözlem olmaktan çıkarak kişisel duygularla yoğrulmuş bir hesaplaşmanın edebî yansımasına dönüşür

Kesit Yayınları
Ege Marmara ve Trakya gibi sayısız kadim medeniyete beşiklik etmiş bereketli coğrafyaların tahribatı yazara göre ilk olarak vahşi sıfatıyla nitelediği Bulgar istilalarıyla başlamış bu yıkım süreci Türklerin bölgeye gelişiyle nihai ve geri dönülmez bir felakete evrilmiştir Yazar Türkleri bütünüyle istilacı ve yıkıcı bir unsur olarak konumlandırır Bir Osmanlı paşasının ya da herhangi bir Türk ün ölümü karşısında sergilediği tavır insani bir merhamet duygusundan etik bir değerlendirme çabasından tamamen uzaktır Bu tür ölümleri yalnızca kötücül bir varlığın eksilmesi bir hainin dünya sahnesinden silinmesi olarak yorumlar ve neredeyse bundan haz aldığı izlenimini verir Onun için söz konusu coğrafyaya zarar verdiğini düşündüğü unsurların ortadan kaldırılması adeta doğal ve kaçınılmaz bir arınma sürecinin parçası niteliğindedir Böylece metin salt tarihsel gözlem olmaktan çıkarak kişisel duygularla yoğrulmuş bir hesaplaşmanın edebî yansımasına dönüşür

Kesit Yayınları
Ege Marmara ve Trakya gibi sayısız kadim medeniyete beşiklik etmiş bereketli coğrafyaların tahribatı yazara göre ilk olarak vahşi sıfatıyla nitelediği Bulgar istilalarıyla başlamış bu yıkım süreci Türklerin bölgeye gelişiyle nihai ve geri dönülmez bir felakete evrilmiştir Yazar Türkleri bütünüyle istilacı ve yıkıcı bir unsur olarak konumlandırır Bir Osmanlı paşasının ya da herhangi bir Türk ün ölümü karşısında sergilediği tavır insani bir merhamet duygusundan etik bir değerlendirme çabasından tamamen uzaktır Bu tür ölümleri yalnızca kötücül bir varlığın eksilmesi bir hainin dünya sahnesinden silinmesi olarak yorumlar ve neredeyse bundan haz aldığı izlenimini verir Onun için söz konusu coğrafyaya zarar verdiğini düşündüğü unsurların ortadan kaldırılması adeta doğal ve kaçınılmaz bir arınma sürecinin parçası niteliğindedir Böylece metin salt tarihsel gözlem olmaktan çıkarak kişisel duygularla yoğrulmuş bir hesaplaşmanın edebî yansımasına dönüşür

Kesit
Ege Marmara ve Trakya gibi sayısız kadim medeniyete beşiklik etmiş bereketli coğrafyaların tahribatı yazara göre ilk olarak vahşi sıfatıyla nitelediği Bulgar istilalarıyla başlamış bu yıkım süreci Türklerin bölgeye gelişiyle nihai ve geri dönülmez bir felakete evrilmiştir Yazar Türkleri bütünüyle istilacı ve yıkıcı bir unsur olarak konumlandırır Bir Osmanlı paşasının ya da herhangi bir Türk ün ölümü karşısında sergilediği tavır insani bir merhamet duygusundan etik bir değerlendirme çabasından tamamen uzaktır Bu tür ölümleri yalnızca kötücül bir varlığın eksilmesi bir hainin dünya sahnesinden silinmesi olarak yorumlar ve neredeyse bundan haz aldığı izlenimini verir Onun için söz konusu coğrafyaya zarar verdiğini düşündüğü unsurların ortadan kaldırılması adeta doğal ve kaçınılmaz bir arınma sürecinin parçası niteliğindedir Böylece metin salt tarihsel gözlem olmaktan çıkarak kişisel duygularla yoğrulmuş bir hesaplaşmanın edebî yansımasına dönüşür