Batı Türklüğü ve Halk İnanmalarının Mitolojik Kök Hücreleri 1 — Yaşar Kalafat

Batı Türklüğü ve Halk İnanmalarının Mitolojik Kök Hücreleri 1
Yaşar KalafatBerikan Yayınevi
Batı Türklüğü ve Halk İnanmalarının Mitolojik Kök Hücreleri 1
Yaşar KalafatHalk inançları tamamen yaşanan kitabi din değildir Onlar tamamen ilmihal anlamında yaşanan din olmadıklar gibi dinin tamamen de dışında değillerdir Onlar mevcut dinlerin halka yansıyış şekilleri veya mevcut dinlerin halk tarafından algılanış biçimleridirler Şüphesiz mevcut dinlerden sadece birinin değil ve aynı zamanda mevcut olmayan dinlerin de izlerini taşırlar Bu nedenle Türklerin ilk dinlerinin tarihi Türklüğün tarihi kadar eskidir Yerel dil tanımı ve halk kültürü dili tanımları tamamen farklı kavramlardır Diğer tarafta milletin kültür dilli ile halkın kültür dili her zaman aynı olmayabilir Çok kere doğal olarak az çok farklılık arz edeceklerdir Bize göre millet hayatında halk kültürünün dili halkın yerel olan anadilinden çok daha ileri bir öneme haizdir Zira ortak milli dilin kaynaklarından birisi halk kültürü dilidir Bu nedenle Türk kültür coğrafyası veya Türk kültürlü halklar söz konusu olunca yerel dillerin farklılığına rağmen halk kültürünün dili veya halkın kültür dili aynıdır Uluslar maddi kültür unsurları söz konusu olunca kendilerinden evvelki medeniyetlere varis olmasını bilmiş onları bir şekilde sahiplenerek ulusal yorumları ile onların devamlılıklarını sağlamışlardır Mesela birçok tarihi kale el değiştirdikçe yeni maliklerince sahiplenilip kullanıma açılmışlardır Zamanla ulus üstü kuruluşlar bunlardan seçme yaptığı bir kısmını insanlığın ortak malı olarak korumaya alabilmiştir Son dönemlerde uluslar üstü bazı kurumlar maddi olmayan kültür verilerini koruma altına almaya başlamış olsalar da maddi olmayan kültür değerleri maddi kültürler kadar şanslı değildir Ulus devletler ulusal kültür politikalarında genelde maddi olmayan kültür ürünleri karşısında tutucu ve şoven davranabilmişlerdir Bu anlayışın bir neticesi olarak bazen kültürde mono milliyetçiliğe yönelmişler Birlikte yaşamayı tercih eden halklar ise daha gerçekçi paylaşımcı ve sentezci olmayı benimseyerek kader birliği yapabilmişlerdir

Berikan Yayınevi
Halk inançları tamamen yaşanan kitabi din değildir Onlar tamamen ilmihal anlamında yaşanan din olmadıklar gibi dinin tamamen de dışında değillerdir Onlar mevcut dinlerin halka yansıyış şekilleri veya mevcut dinlerin halk tarafından algılanış biçimleridirler Şüphesiz mevcut dinlerden sadece birinin değil ve aynı zamanda mevcut olmayan dinlerin de izlerini taşırlar Bu nedenle Türklerin ilk dinlerinin tarihi Türklüğün tarihi kadar eskidir Yerel dil tanımı ve halk kültürü dili tanımları tamamen farklı kavramlardır Diğer tarafta milletin kültür dilli ile halkın kültür dili her zaman aynı olmayabilir Çok kere doğal olarak az çok farklılık arz edeceklerdir Bize göre millet hayatında halk kültürünün dili halkın yerel olan anadilinden çok daha ileri bir öneme haizdir Zira ortak milli dilin kaynaklarından birisi halk kültürü dilidir Bu nedenle Türk kültür coğrafyası veya Türk kültürlü halklar söz konusu olunca yerel dillerin farklılığına rağmen halk kültürünün dili veya halkın kültür dili aynıdır Uluslar maddi kültür unsurları söz konusu olunca kendilerinden evvelki medeniyetlere varis olmasını bilmiş onları bir şekilde sahiplenerek ulusal yorumları ile onların devamlılıklarını sağlamışlardır Mesela birçok tarihi kale el değiştirdikçe yeni maliklerince sahiplenilip kullanıma açılmışlardır Zamanla ulus üstü kuruluşlar bunlardan seçme yaptığı bir kısmını insanlığın ortak malı olarak korumaya alabilmiştir Son dönemlerde uluslar üstü bazı kurumlar maddi olmayan kültür verilerini koruma altına almaya başlamış olsalar da maddi olmayan kültür değerleri maddi kültürler kadar şanslı değildir Ulus devletler ulusal kültür politikalarında genelde maddi olmayan kültür ürünleri karşısında tutucu ve şoven davranabilmişlerdir Bu anlayışın bir neticesi olarak bazen kültürde mono milliyetçiliğe yönelmişler Birlikte yaşamayı tercih eden halklar ise daha gerçekçi paylaşımcı ve sentezci olmayı benimseyerek kader birliği yapabilmişlerdir Yayınevi Berikan Yayınevi Yazar Yaşar Kalafat Sayfa 197 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x19 50 cm Basım Yılı 2013 Barkod 9789752678422 Kategori Araştırma İnceleme Diğer İnsan ve Toplum Kültür ve Bilim

Berikan Yayınları
Halk inançları tamamen yaşanan kitabi din değildir Onlar tamamen ilmihal anlamında yaşanan din olmadıklar gibi dinin tamamen de dışında değillerdir Onlar mevcut dinlerin halka yansıyış şekilleri veya mevcut dinlerin halk tarafından algılanış biçimleridirler Şüphesiz mevcut dinlerden sadece birinin değil ve aynı zamanda mevcut olmayan dinlerin de izlerini taşırlar Bu nedenle Türklerin ilk dinlerinin tarihi Türklüğün tarihi kadar eskidir Yerel dil tanımı ve halk kültürü dili tanımları tamamen farklı kavramlardır Diğer tarafta milletin kültür dilli ile halkın kültür dili her zaman aynı olmayabilir Çok kere doğal olarak az çok farklılık arz edeceklerdir Bize göre millet hayatında halk kültürünün dili halkın yerel olan anadilinden çok daha ileri bir öneme haizdir Zira ortak milli dilin kaynaklarından birisi halk kültürü dilidir Bu nedenle Türk kültür coğrafyası veya Türk kültürlü halklar söz konusu olunca yerel dillerin farklılığına rağmen halk kültürünün dili veya halkın kültür dili aynıdır Uluslar maddi kültür unsurları söz konusu olunca kendilerinden evvelki medeniyetlere varis olmasını bilmiş onları bir şekilde sahiplenerek ulusal yorumları ile onların devamlılıklarını sağlamışlardır Mesela birçok tarihi kale el değiştirdikçe yeni maliklerince sahiplenilip kullanıma açılmışlardır Zamanla ulus üstü kuruluşlar bunlardan seçme yaptığı bir kısmını insanlığın ortak malı olarak korumaya alabilmiştir Son dönemlerde uluslar üstü bazı kurumlar maddi olmayan kültür verilerini koruma altına almaya başlamış olsalar da maddi olmayan kültür değerleri maddi kültürler kadar şanslı değildir Ulus devletler ulusal kültür politikalarında genelde maddi olmayan kültür ürünleri karşısında tutucu ve şoven davranabilmişlerdir Bu anlayışın bir neticesi olarak bazen kültürde mono milliyetçiliğe yönelmişler Birlikte yaşamayı tercih eden halklar ise daha gerçekçi paylaşımcı ve sentezci olmayı benimseyerek kader birliği yapabilmişlerdir

Berikan
Halk inançları tamamen yaşanan kitabi din değildir Onlar tamamen ilmihal anlamında yaşanan din olmadıklar gibi dinin tamamen de dışında değillerdir Onlar mevcut dinlerin halka yansıyış şekilleri veya mevcut dinlerin halk tarafından algılanış biçimleridirler Şüphesiz mevcut dinlerden sadece birinin değil ve aynı zamanda mevcut olmayan dinlerin de izlerini taşırlar Bu nedenle Türklerin ilk dinlerinin tarihi Türklüğün tarihi kadar eskidir Yerel dil tanımı ve halk kültürü dili tanımları tamamen farklı kavramlardır Diğer tarafta milletin kültür dilli ile halkın kültür dili her zaman aynı olmayabilir Çok kere doğal olarak az çok farklılık arz edeceklerdir Bize göre millet hayatında halk kültürünün dili halkın yerel olan anadilinden çok daha ileri bir öneme haizdir Zira ortak milli dilin kaynaklarından birisi halk kültürü dilidir Bu nedenle Türk kültür coğrafyası veya Türk kültürlü halklar söz konusu olunca yerel dillerin farklılığına rağmen halk kültürünün dili veya halkın kültür dili aynıdır Uluslar maddi kültür unsurları söz konusu olunca kendilerinden evvelki medeniyetlere varis olmasını bilmiş onları bir şekilde sahiplenerek ulusal yorumları ile onların devamlılıklarını sağlamışlardır Mesela birçok tarihi kale el değiştirdikçe yeni maliklerince sahiplenilip kullanıma açılmışlardır Zamanla ulus üstü kuruluşlar bunlardan seçme yaptığı bir kısmını insanlığın ortak malı olarak korumaya alabilmiştir Son dönemlerde uluslar üstü bazı kurumlar maddi olmayan kültür verilerini koruma altına almaya başlamış olsalar da maddi olmayan kültür değerleri maddi kültürler kadar şanslı değildir Ulus devletler ulusal kültür politikalarında genelde maddi olmayan kültür ürünleri karşısında tutucu ve şoven davranabilmişlerdir Bu anlayışın bir neticesi olarak bazen kültürde mono milliyetçiliğe yönelmişler Birlikte yaşamayı tercih eden halklar ise daha gerçekçi paylaşımcı ve sentezci olmayı benimseyerek kader birliği yapabilmişlerdir