Belki Ebabiller — Soner Oğuz

Belki Ebabiller
Soner OğuzHece Yayınları
Belki Ebabiller
Soner OğuzSoner Oğuz ikinci öykü kitabı Belki Ebabiller ile öykü yolculuğuna güçlü bir halka daha ekliyor İnsanın içsel yalnızlığını toplumsal savruluşları kadın erkek iletişimsizliğini klişelere düşmeden hatta yer yer klişelerle alay ederek özgün bir dille anlatan Oğuz kurmacalarını dildeki başarısından ödün vermeden postmodern tekniklerle harmanlıyor Kitaptaki öykülerde rahat akıcı bir üslupla çarpıcı anlam adacıkları inşa eden yazar ne bireyi ne toplumu göz ardı ediyor sahici diyaloglar samimi monologlar sayesinde öyküleri aynı anda hem toplumsal olana hem de bireysel olana doğru genişletiyor İronik anlatımların da yer aldığı öykülerde nüktedan dil kimseyi incitmiyor doğrudan sesin sahibine yönelerek safça bir muhasebenin ortaya çıkmasına olanak veriyor Şiirsel söyleyişin imkânlarını realiteden gerçeklikten kopmadan eserlerinde kullanan Soner Oğuz Belki Ebabiller kitabında insana hayata aşka tarihe hüzne yalnızlığa umuda ustalıklı bir mesafeden ışık tutuyor Dövmüyor sövmüyor ardımdan çelme takmıyorlar Belki yarın gülerim bile Asılsız bir rivayet miymiş onlar Kimsenin benimle derdi yokmuş da aldanmış mıyım Sokağı çoktan geçtim başıma bir şey gelmedi henüz Büyük karşılama meydandadır belki Büyük savaşlar meydandadır zira Sığınağım taksiti bitmemiş evim nerede kaldı Tepeden erken inen bir okçu da ben miyim yoksa Direnebilir miydim daha Ve ne kadar Kalbimde ritimsiz çarpıntılardan doğan bir hisle kaldım O hisle yürüyorum Derken bir çürüme alıyor gövdemi etlerim sıyrılıyor kemiğimden Lime lime dökülüyorum ışıklı kaldırımlara Camekânlara yansıyan şu ucube ben miyim Hiçbir tarihi hatırlamaksızın hiçbir hatırası olmaksızın yürüyorum İncir neydi Tanrım zeytin ne Bunu sora sora kemiklerimden sıyrılıp dökülüyorum kaldırımlara Ardımda sırıtkan sahibinin tasmasından tutup da gezdirdiği bir köpek arsızca yalanıyor

Hece Yayınları
Soner Oğuz ikinci öykü kitabı Belki Ebabiller ile öykü yolculuğuna güçlü bir halka daha ekliyor İnsanın içsel yalnızlığını toplumsal savruluşları kadın erkek iletişimsizliğini klişelere düşmeden hatta yer yer klişelerle alay ederek özgün bir dille anlatan Oğuz kurmacalarını dildeki başarısından ödün vermeden postmodern tekniklerle harmanlıyor Kitaptaki öykülerde rahat akıcı bir üslupla çarpıcı anlam adacıkları inşa eden yazar ne bireyi ne toplumu göz ardı ediyor sahici diyaloglar samimi monologlar sayesinde öyküleri aynı anda hem toplumsal olana hem de bireysel olana doğru genişletiyor İronik anlatımların da yer aldığı öykülerde nüktedan dil kimseyi incitmiyor doğrudan sesin sahibine yönelerek safça bir muhasebenin ortaya çıkmasına olanak veriyor Şiirsel söyleyişin imkânlarını realiteden gerçeklikten kopmadan eserlerinde kullanan Soner Oğuz Belki Ebabiller kitabında insana hayata aşka tarihe hüzne yalnızlığa umuda ustalıklı bir mesafeden ışık tutuyor Dövmüyor sövmüyor ardımdan çelme takmıyorlar Belki yarın gülerim bile Asılsız bir rivayet miymiş onlar Kimsenin benimle derdi yokmuş da aldanmış mıyım Sokağı çoktan geçtim başıma bir şey gelmedi henüz Büyük karşılama meydandadır belki Büyük savaşlar meydandadır zira Sığınağım taksiti bitmemiş evim nerede kaldı Tepeden erken inen bir okçu da ben miyim yoksa Direnebilir miydim daha Ve ne kadar Kalbimde ritimsiz çarpıntılardan doğan bir hisle kaldım O hisle yürüyorum Derken bir çürüme alıyor gövdemi etlerim sıyrılıyor kemiğimden Lime lime dökülüyorum ışıklı kaldırımlara Camekânlara yansıyan şu ucube ben miyim Hiçbir tarihi hatırlamaksızın hiçbir hatırası olmaksızın yürüyorum İncir neydi Tanrım zeytin ne Bunu sora sora kemiklerimden sıyrılıp dökülüyorum kaldırımlara Ardımda sırıtkan sahibinin tasmasından tutup da gezdirdiği bir köpek arsızca yalanıyor

Hece Yayınları
Soner Oğuz ikinci öykü kitabı Belki Ebabiller ile öykü yolculuğuna güçlü bir halka daha ekliyor İnsanın içsel yalnızlığını toplumsal savruluşları kadın erkek iletişimsizliğini klişelere düşmeden hatta yer yer klişelerle alay ederek özgün bir dille anlatan Oğuz kurmacalarını dildeki başarısından ödün vermeden postmodern tekniklerle harmanlıyor Kitaptaki öykülerde rahat akıcı bir üslupla çarpıcı anlam adacıkları inşa eden yazar ne bireyi ne toplumu göz ardı ediyor sahici diyaloglar samimi monologlar sayesinde öyküleri aynı anda hem toplumsal olana hem de bireysel olana doğru genişletiyor İronik anlatımların da yer aldığı öykülerde nüktedan dil kimseyi incitmiyor doğrudan sesin sahibine yönelerek safça bir muhasebenin ortaya çıkmasına olanak veriyor Şiirsel söyleyişin imkânlarını realiteden gerçeklikten kopmadan eserlerinde kullanan Soner Oğuz Belki Ebabiller kitabında insana hayata aşka tarihe hüzne yalnızlığa umuda ustalıklı bir mesafeden ışık tutuyor Dövmüyor sövmüyor ardımdan çelme takmıyorlar Belki yarın gülerim bile Asılsız bir rivayet miymiş onlar Kimsenin benimle derdi yokmuş da aldanmış mıyım Sokağı çoktan geçtim başıma bir şey gelmedi henüz Büyük karşılama meydandadır belki Büyük savaşlar meydandadır zira Sığınağım taksiti bitmemiş evim nerede kaldı Tepeden erken inen bir okçu da ben miyim yoksa Direnebilir miydim daha Ve ne kadar Kalbimde ritimsiz çarpıntılardan doğan bir hisle kaldım O hisle yürüyorum Derken bir çürüme alıyor gövdemi etlerim sıyrılıyor kemiğimden Lime lime dökülüyorum ışıklı kaldırımlara Camekânlara yansıyan şu ucube ben miyim Hiçbir tarihi hatırlamaksızın hiçbir hatırası olmaksızın yürüyorum İncir neydi Tanrım zeytin ne Bunu sora sora kemiklerimden sıyrılıp dökülüyorum kaldırımlara Ardımda sırıtkan sahibinin tasmasından tutup da gezdirdiği bir köpek arsızca yalanıyor

HECE YAYINLARI
Soner Oğuz ikinci öykü kitabı Belki Ebabiller ile öykü yolculuğuna güçlü bir halka daha ekliyor İnsanın içsel yalnızlığını toplumsal savruluşları kadın erkek iletişimsizliğini klişelere düşmeden hatta yer yer klişelerle alay ederek özgün bir dille anlatan Oğuz kurmacalarını dildeki başarısından ödün vermeden postmodern tekniklerle harmanlıyor Kitaptaki öykülerde rahat akıcı bir üslupla çarpıcı anlam adacıkları inşa eden yazar ne bireyi ne toplumu göz ardı ediyor sahici diyaloglar samimi monologlar sayesinde öyküleri aynı anda hem toplumsal olana hem de bireysel olana doğru genişletiyor İronik anlatımların da yer aldığı öykülerde nüktedan dil kimseyi incitmiyor doğrudan sesin sahibine yönelerek safça bir muhasebenin ortaya çıkmasına olanak veriyor Şiirsel söyleyişin imkânlarını realiteden gerçeklikten kopmadan eserlerinde kullanan Soner Oğuz Belki Ebabiller kitabında insana hayata aşka tarihe hüzne yalnızlığa umuda ustalıklı bir mesafeden ışık tutuyor Dövmüyor sövmüyor ardımdan çelme takmıyorlar Belki yarın gülerim bile Asılsız bir rivayet miymiş onlar Kimsenin benimle derdi yokmuş da aldanmış mıyım Sokağı çoktan geçtim başıma bir şey gelmedi henüz Büyük karşılama meydandadır belki Büyük savaşlar meydandadır zira Sığınağım taksiti bitmemiş evim nerede kaldı Tepeden erken inen bir okçu da ben miyim yoksa Direnebilir miydim daha Ve ne kadar Kalbimde ritimsiz çarpıntılardan doğan bir hisle kaldım O hisle yürüyorum Derken bir çürüme alıyor gövdemi etlerim sıyrılıyor kemiğimden Lime lime dökülüyorum ışıklı kaldırımlara Camekânlara yansıyan şu ucube ben miyim Hiçbir tarihi hatırlamaksızın hiçbir hatırası olmaksızın yürüyorum İncir neydi Tanrım zeytin ne Bunu sora sora kemiklerimden sıyrılıp dökülüyorum kaldırımlara Ardımda sırıtkan sahibinin tasmasından tutup da gezdirdiği bir köpek arsızca yalanıyor

Hece Yayınları
Soner Oğuz ikinci öykü kitabı Belki Ebabiller ile öykü yolculuğuna güçlü bir halka daha ekliyor İnsanın içsel yalnızlığını toplumsal savruluşları kadın erkek iletişimsizliğini klişelere düşmeden hatta yer yer klişelerle alay ederek özgün bir dille anlatan Oğuz kurmacalarını dildeki başarısından ödün vermeden postmodern tekniklerle harmanlıyor Kitaptaki öykülerde rahat akıcı bir üslupla çarpıcı anlam adacıkları inşa eden yazar ne bireyi ne toplumu göz ardı ediyor sahici diyaloglar samimi monologlar sayesinde öyküleri aynı anda hem toplumsal olana hem de bireysel olana doğru genişletiyor İronik anlatımların da yer aldığı öykülerde nüktedan dil kimseyi incitmiyor doğrudan sesin sahibine yönelerek safça bir muhasebenin ortaya çıkmasına olanak veriyor Şiirsel söyleyişin imkânlarını realiteden gerçeklikten kopmadan eserlerinde kullanan Soner Oğuz Belki Ebabiller kitabında insana hayata aşka tarihe hüzne yalnızlığa umuda ustalıklı bir mesafeden ışık tutuyor Dövmüyor sövmüyor ardımdan çelme takmıyorlar Belki yarın gülerim bile Asılsız bir rivayet miymiş onlar Kimsenin benimle derdi yokmuş da aldanmış mıyım Sokağı çoktan geçtim başıma bir şey gelmedi henüz Büyük karşılama meydandadır belki Büyük savaşlar meydandadır zira Sığınağım taksiti bitmemiş evim nerede kaldı Tepeden erken inen bir okçu da ben miyim yoksa Direnebilir miydim daha Ve ne kadar Kalbimde ritimsiz çarpıntılardan doğan bir hisle kaldım O hisle yürüyorum Derken bir çürüme alıyor gövdemi etlerim sıyrılıyor kemiğimden Lime lime dökülüyorum ışıklı kaldırımlara Camekânlara yansıyan şu ucube ben miyim Hiçbir tarihi hatırlamaksızın hiçbir hatırası olmaksızın yürüyorum İncir neydi Tanrım zeytin ne Bunu sora sora kemiklerimden sıyrılıp dökülüyorum kaldırımlara Ardımda sırıtkan sahibinin tasmasından tutup da gezdirdiği bir köpek arsızca yalanıyor

Hece Yayınları
Soner Oğuz ikinci öykü kitabı Belki Ebabiller ile öykü yolculuğuna güçlü bir halka daha ekliyor İnsanın içsel yalnızlığını toplumsal savruluşları kadın erkek iletişimsizliğini klişelere düşmeden hatta yer yer klişelerle alay ederek özgün bir dille anlatan Oğuz kurmacalarını dildeki başarısından ödün vermeden postmodern tekniklerle harmanlıyor Kitaptaki öykülerde rahat akıcı bir üslupla çarpıcı anlam adacıkları inşa eden yazar ne bireyi ne toplumu göz ardı ediyor sahici diyaloglar samimi monologlar sayesinde öyküleri aynı anda hem toplumsal olana hem de bireysel olana doğru genişletiyor İronik anlatımların da yer aldığı öykülerde nüktedan dil kimseyi incitmiyor doğrudan sesin sahibine yönelerek safça bir muhasebenin ortaya çıkmasına olanak veriyor Şiirsel söyleyişin imkânlarını realiteden gerçeklikten kopmadan eserlerinde kullanan Soner Oğuz Belki Ebabiller kitabında insana hayata aşka tarihe hüzne yalnızlığa umuda ustalıklı bir mesafeden ışık tutuyor Dövmüyor sövmüyor ardımdan çelme takmıyorlar Belki yarın gülerim bile Asılsız bir rivayet miymiş onlar Kimsenin benimle derdi yokmuş da aldanmış mıyım Sokağı çoktan geçtim başıma bir şey gelmedi henüz Büyük karşılama meydandadır belki Büyük savaşlar meydandadır zira Sığınağım taksiti bitmemiş evim nerede kaldı Tepeden erken inen bir okçu da ben miyim yoksa Direnebilir miydim daha Ve ne kadar Kalbimde ritimsiz çarpıntılardan doğan bir hisle kaldım O hisle yürüyorum Derken bir çürüme alıyor gövdemi etlerim sıyrılıyor kemiğimden Lime lime dökülüyorum ışıklı kaldırımlara Camekânlara yansıyan şu ucube ben miyim Hiçbir tarihi hatırlamaksızın hiçbir hatırası olmaksızın yürüyorum İncir neydi Tanrım zeytin ne Bunu sora sora kemiklerimden sıyrılıp dökülüyorum kaldırımlara Ardımda sırıtkan sahibinin tasmasından tutup da gezdirdiği bir köpek arsızca yalanıyor

Hece Yayınları
Soner Oğuz tarafından kaleme alınan Belki Ebabiller Hece Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor Belki Ebabiller Soner Oğuz Kitap Özeti Soner Oğuz ikinci öykü kitabı Belki Ebabiller ile öykü yolculuğuna güçlü bir halka daha ekliyor İnsanın içsel yalnızlığını toplumsal savruluşları kadın erkek iletişimsizliğini klişelere düşmeden hatta yer yer klişelerle alay ederek özgün bir dille anlatan Oğuz kurmacalarını dildeki başarısından ödün vermeden postmodern tekniklerle harmanlıyor Kitaptaki öykülerde rahat akıcı bir üslupla çarpıcı anlam adacıkları inşa eden yazar ne bireyi ne toplumu göz ardı ediyor sahici diyaloglar samimi monologlar sayesinde öyküleri aynı anda hem toplumsal olana hem de bireysel olana doğru genişletiyor İronik anlatımların da yer aldığı öykülerde nüktedan dil kimseyi incitmiyor doğrudan sesin sahibine yönelerek safça bir muhasebenin ortaya çıkmasına olanak veriyor Şiirsel söyleyişin imkânlarını realiteden gerçeklikten kopmadan eserlerinde kullanan Soner Oğuz Belki Ebabiller kitabında insana hayata aşka tarihe hüzne yalnızlığa umuda ustalıklı bir mesafeden ışık tutuyor Dövmüyor sövmüyor ardımdan çelme takmıyorlar Belki yarın gülerim bile Asılsız bir rivayet miymiş onlar Kimsenin benimle derdi yokmuş da aldanmış mıyım Sokağı çoktan geçtim başıma bir şey gelmedi henüz Büyük karşılama meydandadır belki Büyük savaşlar meydandadır zira Sığınağım taksiti bitmemiş evim nerede kaldı Tepeden erken inen bir okçu da ben miyim yoksa Direnebilir miydim daha Ve ne kadar Kalbimde ritimsiz çarpıntılardan doğan bir hisle kaldım O hisle yürüyorum Derken bir çürüme alıyor gövdemi etlerim sıyrılıyor kemiğimden Lime lime dökülüyorum ışıklı kaldırımlara Camekânlara yansıyan şu ucube ben miyim Hiçbir tarihi hatırlamaksızın hiçbir hatırası olmaksızın yürüyorum İncir neydi Tanrım zeytin ne Bunu sora sora kemiklerimden sıyrılıp dökülüyorum kaldırımlara Ardımda sırıtkan sahibinin tasmasından tutup da gezdirdiği bir köpek arsızca yalanıyor Yayınevi Hece Yayınları Yazar Soner Oğuz Sayfa 128 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x21 00 cm Basım Yılı Şubat 2025 Barkod 9786059279017 Kategori Öykü

Hece
Soner Oğuz ikinci öykü kitabı Belki Ebabiller ile öykü yolculuğuna güçlü bir halka daha ekliyor İnsanın içsel yalnızlığını toplumsal savruluşları kadın erkek iletişimsizliğini klişelere düşmeden hatta yer yer klişelerle alay ederek özgün bir dille anlatan Oğuz kurmacalarını dildeki başarısından ödün vermeden postmodern tekniklerle harmanlıyor Kitaptaki öykülerde rahat akıcı bir üslupla çarpıcı anlam adacıkları inşa eden yazar ne bireyi ne toplumu göz ardı ediyor sahici diyaloglar samimi monologlar sayesinde öyküleri aynı anda hem toplumsal olana hem de bireysel olana doğru genişletiyor İronik anlatımların da yer aldığı öykülerde nüktedan dil kimseyi incitmiyor doğrudan sesin sahibine yönelerek safça bir muhasebenin ortaya çıkmasına olanak veriyor Şiirsel söyleyişin imkânlarını realiteden gerçeklikten kopmadan eserlerinde kullanan Soner Oğuz Belki Ebabiller kitabında insana hayata aşka tarihe hüzne yalnızlığa umuda ustalıklı bir mesafeden ışık tutuyor Dövmüyor sövmüyor ardımdan çelme takmıyorlar Belki yarın gülerim bile Asılsız bir rivayet miymiş onlar Kimsenin benimle derdi yokmuş da aldanmış mıyım Sokağı çoktan geçtim başıma bir şey gelmedi henüz Büyük karşılama meydandadır belki Büyük savaşlar meydandadır zira Sığınağım taksiti bitmemiş evim nerede kaldı Tepeden erken inen bir okçu da ben miyim yoksa Direnebilir miydim daha Ve ne kadar Kalbimde ritimsiz çarpıntılardan doğan bir hisle kaldım O hisle yürüyorum Derken bir çürüme alıyor gövdemi etlerim sıyrılıyor kemiğimden Lime lime dökülüyorum ışıklı kaldırımlara Camekânlara yansıyan şu ucube ben miyim Hiçbir tarihi hatırlamaksızın hiçbir hatırası olmaksızın yürüyorum İncir neydi Tanrım zeytin ne Bunu sora sora kemiklerimden sıyrılıp dökülüyorum kaldırımlara Ardımda sırıtkan sahibinin tasmasından tutup da gezdirdiği bir köpek arsızca yalanıyor