Ben Bermal — Deniz Faruk Zeren

Ben Bermal
Deniz Faruk ZerenDipnot Yayınları
Ben Bermal
Deniz Faruk ZerenŞimdi gidip gömecektik onları ve bir daha göremeyecektik duyamayacaktık belki unutulup gideceklerdi bir zaman sonra Hiç yaşamamışlar gibi Ölüm de vardı olmasaydı hiç olmasaydı dövüşseydik ama kimse ölmeseydi herkes görebilseydi istediği günleri olmazdı Olmazdı Madem öyle kalkıp cenazelerimizi götüreceğiz toprağa vereceğiz Deniz Faruk Zeren in bu öyküsü kırılmış hayallerimizin yamacına çağırıyor bizi Saman balyalarının çürük elma ve marul yapraklarının arasında oturup kurduğumuz hayallerin yanına Kendimizi bir an savrulan bir sonbahar yaprağı gibi duyuyoruz güzel bir avluya düşmeyi umut ediyoruz Hemen yandaki evin enikli tahta kapısını ittirip içeri giriyoruz Avlunun ortasındaki büyük kolları ta dama uzanmış geniş yeşil taze yaprakları toplanmayı bekleyen güzel asmanın altında oturup çay içiyoruz sonra Aşağıda sessiz kayaların arasından azalıp çoğalarak akan bir dere var Ovanın derin bir kavisle incelip büküldüğü içeri dönüp yükselerek uzadığı küçüklü büyüklü tümseklerin tepelerin yamaçların gözlere tuzaklar kurup onları yanılttığı derin bir yerlerinde toprak kıpırdıyor

Dipnot Yayınları
Şimdi gidip gömecektik onları ve bir daha göremeyecektik duyamayacaktık belki unutulup gideceklerdi bir zaman sonra Hiç yaşamamışlar gibi Ölüm de vardı olmasaydı hiç olmasaydı dövüşseydik ama kimse ölmeseydi herkes görebilseydi istediği günleri olmazdı Olmazdı Madem öyle kalkıp cenazelerimizi götüreceğiz toprağa vereceğiz Deniz Faruk Zeren bu romanında kırılmış hayallerimizin yamacına çağırıyor bizi Saman balyalarının çürük elma ve marul yapraklarının arasında oturup kurduğumuz hayallerin yanına Kendimizi bir an savrulan bir sonbahar yaprağı gibi duyuyoruz güzel bir avluya düşmeyi umut ediyoruz Hemen yandaki evin enikli tahta kapısını ittirip içeri giriyoruz Avlunun ortasındaki büyük kolları ta dama uzanmış geniş yeşil taze yaprakları toplanmayı bekleyen güzel asmanın altında oturup çay içiyoruz sonra Aşağıda sessiz kayaların arasından azalıp çoğalarak akan bir dere var Ovanın derin bir kavisle incelip büküldüğü içeri dönüp yükselerek uzadığı küçüklü büyüklü tümseklerin tepelerin yamaçların gözlere tuzaklar kurup onları yanılttığı derin bir yerlerinde toprak kıpırdıyor

Dipnot
Şimdi gidip gömecektik onları ve bir daha göremeyecektik duyamayacaktık belki unutulup gideceklerdi bir zaman sonra Hiç yaşamamışlar gibi Ölüm de vardı olmasaydı hiç olmasaydı dövüşseydik ama kimse ölmeseydi herkes görebilseydi istediği günleri olmazdı Olmazdı Madem öyle kalkıp cenazelerimizi götüreceğiz toprağa vereceğiz Deniz Faruk Zeren in bu öyküsü kırılmış hayallerimizin yamacına çağırıyor bizi Saman balyalarının çürük elma ve marul yapraklarının arasında oturup kurduğumuz hayallerin yanına Kendimizi bir an savrulan bir sonbahar yaprağı gibi duyuyoruz güzel bir avluya düşmeyi umut ediyoruz Hemen yandaki evin enikli tahta kapısını ittirip içeri giriyoruz Avlunun ortasındaki büyük kolları ta dama uzanmış geniş yeşil taze yaprakları toplanmayı bekleyen güzel asmanın altında oturup çay içiyoruz sonra Aşağıda sessiz kayaların arasından azalıp çoğalarak akan bir dere var Ovanın derin bir kavisle incelip büküldüğü içeri dönüp yükselerek uzadığı küçüklü büyüklü tümseklerin tepelerin yamaçların gözlere tuzaklar kurup onları yanılttığı derin bir yerlerinde toprak kıpırdıyor Tanıtım Bülteninden

Dipnot Yayınları
Şimdi gidip gömecektik onları ve bir daha göremeyecektik duyamayacaktık belki unutulup gideceklerdi bir zaman sonra Hiç yaşamamışlar gibi Ölüm de vardı olmasaydı hiç olmasaydı dövüşseydik ama kimse ölmeseydi herkes görebilseydi istediği günleri olmazdı Olmazdı Madem öyle kalkıp cenazelerimizi götüreceğiz toprağa vereceğiz Deniz Faruk Zeren bu romanında kırılmış hayallerimizin yamacına çağırıyor bizi Saman balyalarının çürük elma ve marul yapraklarının arasında oturup kurduğumuz hayallerin yanına Kendimizi bir an savrulan bir sonbahar yaprağı gibi duyuyoruz güzel bir avluya düşmeyi umut ediyoruz Hemen yandaki evin enikli tahta kapısını ittirip içeri giriyoruz Avlunun ortasındaki büyük kolları ta dama uzanmış geniş yeşil taze yaprakları toplanmayı bekleyen güzel asmanın altında oturup çay içiyoruz sonra Aşağıda sessiz kayaların arasından azalıp çoğalarak akan bir dere var Ovanın derin bir kavisle incelip büküldüğü içeri dönüp yükselerek uzadığı küçüklü büyüklü tümseklerin tepelerin yamaçların gözlere tuzaklar kurup onları yanılttığı derin bir yerlerinde toprak kıpırdıyor

Şimdi gidip gömecektik onları ve bir daha göremeyecektik duyamayacaktık belki unutulup gideceklerdi bir zaman sonra Hiç yaşamamışlar gibi Ölüm de vardı olmasaydı hiç olmasaydı dövüşseydik ama kimse ölmeseydi herkes görebilseydi istediği günleri olmazdı Olmazdı Madem öyle kalkıp cenazelerimizi götüreceğiz toprağa vereceğiz

Dipnot Yayınları
Şimdi gidip gömecektik onları ve bir daha göremeyecektik duyamayacaktık belki unutulup gideceklerdi bir zaman sonra Hiç yaşamamışlar gibi Ölüm de vardı olmasaydı hiç olmasaydı dövüşseydik ama kimse ölmeseydi herkes görebilseydi istediği günleri olmazdı Olmazdı Madem öyle kalkıp cenazelerimizi götüreceğiz toprağa vereceğiz Deniz Faruk Zeren in bu öyküsü kırılmış hayallerimizin yamacına çağırıyor bizi Saman balyalarının çürük elma ve marul yapraklarının arasında oturup kurduğumuz hayallerin yanına Kendimizi bir an savrulan bir sonbahar yaprağı gibi duyuyoruz güzel bir avluya düşmeyi umut ediyoruz Hemen yandaki evin enikli tahta kapısını ittirip içeri giriyoruz Avlunun ortasındaki büyük kolları ta dama uzanmış geniş yeşil taze yaprakları toplanmayı bekleyen güzel asmanın altında oturup çay içiyoruz sonra Aşağıda sessiz kayaların arasından azalıp çoğalarak akan bir dere var Ovanın derin bir kavisle incelip büküldüğü içeri dönüp yükselerek uzadığı küçüklü büyüklü tümseklerin tepelerin yamaçların gözlere tuzaklar kurup onları yanılttığı derin bir yerlerinde toprak kıpırdıyor

Dipnot
Şimdi gidip gömecektik onları ve bir daha göremeyecektik duyamayacaktık belki unutulup gideceklerdi bir zaman sonra Hiç yaşamamışlar gibi Ölüm de vardı olmasaydı hiç olmasaydı dövüşseydik ama kimse ölmeseydi herkes görebilseydi istediği günleri olmazdı Olmazdı Madem öyle kalkıp cenazelerimizi götüreceğiz toprağa vereceğiz Deniz Faruk Zeren in bu öyküsü kırılmış hayallerimizin yamacına çağırıyor bizi Saman balyalarının çürük elma ve marul yapraklarının arasında oturup kurduğumuz hayallerin yanına Kendimizi bir an savrulan bir sonbahar yaprağı gibi duyuyoruz güzel bir avluya düşmeyi umut ediyoruz Hemen yandaki evin enikli tahta kapısını ittirip içeri giriyoruz Avlunun ortasındaki büyük kolları ta dama uzanmış geniş yeşil taze yaprakları toplanmayı bekleyen güzel asmanın altında oturup çay içiyoruz sonra Aşağıda sessiz kayaların arasından azalıp çoğalarak akan bir dere var Ovanın derin bir kavisle incelip büküldüğü içeri dönüp yükselerek uzadığı küçüklü büyüklü tümseklerin tepelerin yamaçların gözlere tuzaklar kurup onları yanılttığı derin bir yerlerinde toprak kıpırdıyor

Dipnot Yayınları
Şimdi gidip gömecektik onları ve bir daha göremeyecektik duyamayacaktık belki unutulup gideceklerdi bir zaman sonra Hiç yaşamamışlar gibi Ölüm de vardı olmasaydı hiç olmasaydı dövüşseydik ama kimse ölmeseydi herkes görebilseydi istediği günleri olmazdı Olmazdı Madem öyle kalkıp cenazelerimizi götüreceğiz toprağa vereceğiz Deniz Faruk Zeren in bu öyküsü kırılmış hayallerimizin yamacına çağırıyor bizi Saman balyalarının çürük elma ve marul yapraklarının arasında oturup kurduğumuz hayallerin yanına Kendimizi bir an savrulan bir sonbahar yaprağı gibi duyuyoruz güzel bir avluya düşmeyi umut ediyoruz Hemen yandaki evin enikli tahta kapısını ittirip içeri giriyoruz Avlunun ortasındaki büyük kolları ta dama uzanmış geniş yeşil taze yaprakları toplanmayı bekleyen güzel asmanın altında oturup çay içiyoruz sonra Aşağıda sessiz kayaların arasından azalıp çoğalarak akan bir dere var Ovanın derin bir kavisle incelip büküldüğü içeri dönüp yükselerek uzadığı küçüklü büyüklü tümseklerin tepelerin yamaçların gözlere tuzaklar kurup onları yanılttığı derin bir yerlerinde toprak kıpırdıyor

Dipnot Yayınları
Şimdi gidip gömecektik onları ve bir daha göremeyecektik duyamayacaktık belki unutulup gideceklerdi bir zaman sonra Hiç yaşamamışlar gibi Ölüm de vardı olmasaydı hiç olmasaydı dövüşseydik ama kimse ölmeseydi herkes görebilseydi istediği günleri olmazdı Olmazdı Madem öyle kalkıp cenazelerimizi götüreceğiz toprağa vereceğiz Deniz Faruk Zeren in bu öyküsü kırılmış hayallerimizin yamacına çağırıyor bizi Saman balyalarının çürük elma ve marul yapraklarının arasında oturup kurduğumuz hayallerin yanına Kendimizi bir an savrulan bir sonbahar yaprağı gibi duyuyoruz güzel bir avluya düşmeyi umut ediyoruz Hemen yandaki evin enikli tahta kapısını ittirip içeri giriyoruz Avlunun ortasındaki büyük kolları ta dama uzanmış geniş yeşil taze yaprakları toplanmayı bekleyen güzel asmanın altında oturup çay içiyoruz sonra Aşağıda sessiz kayaların arasından azalıp çoğalarak akan bir dere var Ovanın derin bir kavisle incelip büküldüğü içeri dönüp yükselerek uzadığı küçüklü büyüklü tümseklerin tepelerin yamaçların gözlere tuzaklar kurup onları yanılttığı derin bir yerlerinde toprak kıpırdıyor

Dipnot Yayınları
Şimdi gidip gömecektik onları ve bir daha göremeyecektik duyamayacaktık belki unutulup gideceklerdi bir zaman sonra Hiç yaşamamışlar gibi Ölüm de vardı olmasaydı hiç olmasaydı dövüşseydik ama kimse ölmeseydi herkes görebilseydi istediği günleri olmazdı Olmazdı Madem öyle kalkıp cenazelerimizi götüreceğiz toprağa vereceğiz Deniz Faruk Zeren in bu öyküsü kırılmış hayallerimizin yamacına çağırıyor bizi Saman balyalarının çürük elma ve marul yapraklarının arasında oturup kurduğumuz hayallerin yanına Kendimizi bir an savrulan bir sonbahar yaprağı gibi duyuyoruz güzel bir avluya düşmeyi umut ediyoruz Hemen yandaki evin enikli tahta kapısını ittirip içeri giriyoruz Avlunun ortasındaki büyük kolları ta dama uzanmış geniş yeşil taze yaprakları toplanmayı bekleyen güzel asmanın altında oturup çay içiyoruz sonra Aşağıda sessiz kayaların arasından azalıp çoğalarak akan bir dere var Ovanın derin bir kavisle incelip büküldüğü içeri dönüp yükselerek uzadığı küçüklü büyüklü tümseklerin tepelerin yamaçların gözlere tuzaklar kurup onları yanılttığı derin bir yerlerinde toprak kıpırdıyor img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img