MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Ben Söylemem Sen Anla — Ayşegül Kocabıçak

Ben Söylemem Sen Anla
234,50
ÖyküHikaye ÖyküTürkiye Öykü

Ben Söylemem Sen Anla

Ayşegül Kocabıçak

Nota Bene Yayınları

2016
İnce Kapak
Kitap AmbarıEn ucuz

Ben Söylemem Sen Anla

Ayşegül Kocabıçak

Şimdilerde hayal meyal ama sıcacık bir sevinçle hatırlıyorum çocukluğumda anlatan kadınlar vardı Annemlerin günlerine güne paralarıyla katılmadıkları halde sırf sohbetleri güzel diye davet edilirlerdi Çantası gibi annemin elinde günden güne gezen ben minnacık aklımla bu kadınların anlattıklarını onları anlatırken hikâyeye kattıkları kimi neşeli kimi üzgün detayları hayranlıkla dinlerdim Alelade bir şeyden bahsediyor bile olsalar bunu öyle güzel öyle anlatıcı bir havada yaparlardı ki çocukluğumun televizyonsuz gazetesiz kitapsız dünyasına bir gökkuşağı neşesi getirirlerdi Ayşegül Kocabıçak ın kurduğu anlatının hikâyeleme yeteneğinin ardında bir yerlerde işte o kadınların saklandığını hissediyorum okurken Üstelik bunu kalemi günden güne daha da keskinleşip parıldayan çok iyi bir öykücünün akıl ve duygusuyla yaptığını yarattığı capcanlı ve diri anlatımı öyküde kendine özgü bir kadın dili kurmaktaki başarısını hayranlıkla izliyorum Kaleminin neşesinin hikâyesinin soluğunun hiç tükenmemesi dileğiyle Mahir Ünsal Eriş Ayşegül Kocabıçak ilk öykü kitabı Dilsiz Annelerin Sessiz Çocukları ile fazlalıklarından arınmış ve sadeliğiyle öne çıkan bir öykü dili yaratarak özellikle kadınlar ve çocukların gündelik hayatta her an yaşadıkları travmalar karşısında dilsiz ve suskun bırakılmalarına dair metinlere hayat verdi Toplumsal cinsiyet kodlarının gelenekle beslenerek nasıl yeniden üretildiği daha da önemlisi nasıl görmezden gelindiği Kocabıçak öykülerinin konusu oldu Yazar ilk kitabında dahi oldukça zor konuları meselenin önüne geçmeyen bir dil kullanarak anlatmayı tercih etti Başarmış olmalı ki ilk kitap kısa zamanda ikinci baskıya ulaştı Ben Söylemem Sen Anla yazarın ikinci kitabı Ayşegül Kocabıçak bu kitabında da bağırmayan bir dil kullanarak usulca eleştirmiş hallerimizi Bilinen ama anlatılamayan görmezden gelinen travmaların aslında onu yaşayan bireyler için ne denli yaralayıcı ve unutulmaz olduklarına işaret ederken ilk kitabında olduğu gibi usulca ama rahatsız eden bir anlatım dilini tercih etmiş Tek bir taşla camı çerçeveyi indirerek değil camı kırmadan küçük taşlarla sabaha kadar o pencereyi taşlayarak Ayşegül Kocabıçak kadınların kırılgan ama bir o kadar neşeli ve direngen hallerini taşımış metinlerine Penceremize attığı o küçük taşlardan kurtulmak ne mümkün Yazar adeta Pencerenizi açın diye bağıran bir çocuk İster istemez açıyorsunuz pencerenizi Bu sefer de Ben Söylemem Sen Anla diyor çaresiz anlamaya çalışıyorsunuz anlamak istiyorsunuz Sonra anlamak eylemi bir şenliğe dönüşüyor Anladıkça sevilirmiş her şey anlıyorsunuz Tanıtım Bülteninden Sayfa Sayısı 80 Baskı Yılı 2016 Dili Türkçe Yayınevi Nota Bene Yayınları

Şehadet Kitap
248,50

Nota Bene Yayınları

201680 sf.
Şehadet Kitap

Şimdilerde hayal meyal ama sıcacık bir sevinçle hatırlıyorum çocukluğumda anlatan kadınlar vardı Annemlerin günlerine güne paralarıyla katılmadıkları halde sırf sohbetleri güzel diye davet edilirlerdi Çantası gibi annemin elinde günden güne gezen ben minnacık aklımla bu kadınların anlattıklarını onları anlatırken hikâyeye kattıkları kimi neşeli kimi üzgün detayları hayranlıkla dinlerdim Alelade bir şeyden bahsediyor bile olsalar bunu öyle güzel öyle anlatıcı bir havada yaparlardı ki çocukluğumun televizyonsuz gazetesiz kitapsız dünyasına bir gökkuşağı neşesi getirirlerdi Ayşegül Kocabıçak ın kurduğu anlatının hikâyeleme yeteneğinin ardında bir yerlerde işte o kadınların saklandığını hissediyorum okurken Üstelik bunu kalemi günden güne daha da keskinleşip parıldayan çok iyi bir öykücünün akıl ve duygusuyla yaptığını yarattığı capcanlı ve diri anlatımı öyküde kendine özgü bir kadın dili kurmaktaki başarısını hayranlıkla izliyorum Kaleminin neşesinin hikâyesinin soluğunun hiç tükenmemesi dileğiyle Mahir Ünsal Eriş Ayşegül Kocabıçak ilk öykü kitabı Dilsiz Annelerin Sessiz Çocuklarıile fazlalıklarından arınmış ve sadeliğiyle öne çıkan bir öykü dili yaratarak özellikle kadınlar ve çocukların gündelik hayatta her an yaşadıkları travmalar karşısında dilsiz ve suskun bırakılmalarına dair metinlere hayat verdi Toplumsal cinsiyet kodlarının gelenekle beslenerek nasıl yeniden üretildiği daha da önemlisi nasıl görmezden gelindiği Kocabıçak öykülerinin konusu oldu Yazar ilk kitabında dahi oldukça zor konuları meselenin önüne geçmeyen bir dil kullanarak anlatmayı tercih etti Başarmış olmalı ki ilk kitap kısa zamanda ikinci baskıya ulaştı Ben Söylemem Sen Anla yazarın ikinci kitabı Ayşegül Kocabıçak bu kitabında da bağırmayan bir dil kullanarak usulca eleştirmiş hallerimizi Bilinen ama anlatılamayan görmezden gelinen travmaların aslında onu yaşayan bireyler için ne denli yaralayıcı ve unutulmaz olduklarına işaret ederken ilk kitabında olduğu gibi usulca ama rahatsız eden bir anlatım dilini tercih etmiş Tek bir taşla camı çerçeveyi indirerek değil camı kırmadan küçük taşlarla sabaha kadar o pencereyi taşlayarak Ayşegül Kocabıçak kadınların kırılgan ama bir o kadar neşeli ve direngen hallerini taşımış metinlerine Penceremize attığı o küçük taşlardan kurtulmak ne mümkün Yazar adeta Pencerenizi açın diye bağıran bir çocuk İster istemez açıyorsunuz pencerenizi Bu sefer de Ben Söylemem Sen Anla diyor çaresiz anlamaya çalışıyorsunuz anlamak istiyorsunuz Sonra anlamak eylemi bir şenliğe dönüşüyor Anladıkça sevilirmiş her şey anlıyorsunuz

Ekin Kitap
259,00

Nota Bene Yayınları

201680 sf.
Ekin Kitap

Şimdilerde hayal meyal ama sıcacık bir sevinçle hatırlıyorum çocukluğumda anlatan kadınlar vardı Annemlerin günlerine güne paralarıyla katılmadıkları halde sırf sohbetleri güzel diye davet edilirlerdi Çantası gibi annemin elinde günden güne gezen ben minnacık aklımla bu kadınların anlattıklarını onları anlatırken hikâyeye kattıkları kimi neşeli kimi üzgün detayları hayranlıkla dinlerdim Alelade bir şeyden bahsediyor bile olsalar bunu öyle güzel öyle anlatıcı bir havada yaparlardı ki çocukluğumun televizyonsuz gazetesiz kitapsız dünyasına bir gökkuşağı neşesi getirirlerdi Ayşegül Kocabıçak ın kurduğu anlatının hikayeleme yeteneğinin ardında bir yerlerde işte o kadınların saklandığını hissediyorum okurken Üstelik bunu kalemi günden güne daha da keskinleşip parıldayan çok iyi bir öykücünün akıl ve duygusuyla yaptığını yarattığı capcanlı ve diri anlatımı öyküde kendine özgü bir kadın dili kurmaktaki başarısını hayranlıkla izliyorum Kaleminin neşesinin hikâyesinin soluğunun hiç tükenmemesi dileğiyle Mahir Ünsal Eriş Ayşegül Kocabıçak ilk öykü kitabı Dilsiz Annelerin Sessiz Çocukları ile fazlalıklarından arınmış ve sadeliğiyle öne çıkan bir öykü dili yaratarak özellikle kadınlar ve çocukların gündelik hayatta her an yaşadıkları travmalar karşısında dilsiz ve suskun bırakılmalarına dair metinlere hayat verdi Toplumsal cinsiyet kodlarının gelenekle beslenerek nasıl yeniden üretildiği daha da önemlisi nasıl görmezden gelindiği Kocabıçak öykülerinin konusu oldu Yazar ilk kitabında dahi oldukça zor konuları meselenin önüne geçmeyen bir dil kullanarak anlatmayı tercih etti Başarmış olmalı ki ilk kitap kısa zamanda ikinci baskıya ulaştı Ben Söylemem Sen Anla yazarın ikinci kitabı Ayşegül Kocabıçak bu kitabında da bağırmayan bir dil kullanarak usulca eleştirmiş hallerimizi Bilinen ama anlatılamayan görmezden gelinen travmaların aslında onu yaşayan bireyler için ne denli yaralayıcı ve unutulmaz olduklarına işaret ederken ilk kitabında olduğu gibi usulca ama rahatsız eden bir anlatım dilini tercih etmiş Tek bir taşla camı çerçeveyi indirerek değil camı kırmadan küçük taşlarla sabaha kadar o pencereyi taşlayarak Ayşegül Kocabıçak kadınların kırılgan ama bir o kadar neşeli ve direngen hallerini taşımış metinlerine Penceremize attığı o küçük taşlardan kurtulmak ne mümkün Yazar adeta Pencerenizi açın diye bağıran bir çocuk İster istemez açıyorsunuz pencerenizi Bu sefer de Ben Söylemem Sen Anla diyor çaresiz anlamaya çalışıyorsunuz anlamak istiyorsunuz Sonra anlamak eylemi bir şenliğe dönüşüyor Anladıkça sevilirmiş her şey anlıyorsunuz

Tamadres
262,50

Notabene Yayınları

Kasım 201680 sf.
Ciltsiz
Tamadres

Şimdilerde hayal meyal ama sıcacık bir sevinçle hatırlıyorum çocukluğumda anlatan kadınlar vardı Annemlerin günlerine güne paralarıyla katılmadıkları halde sırf sohbetleri güzel diye davet edilirlerdi Çantası gibi annemin elinde günden güne gezen ben minnacık aklımla bu kadınların anlattıklarını onları anlatırken hikâyeye kattıkları kimi neşeli kimi üzgün detayları hayranlıkla dinlerdim Alelade bir şeyden bahsediyor bile olsalar bunu öyle güzel öyle anlatıcı bir havada yaparlardı ki çocukluğumun televizyonsuz gazetesiz kitapsız dünyasına bir gökkuşağı neşesi getirirlerdi Ayşegül Kocabıçak ın kurduğu anlatının hikayeleme yeteneğinin ardında bir yerlerde işte o kadınların saklandığını hissediyorum okurken Üstelik bunu kalemi günden güne daha da keskinleşip parıldayan çok iyi bir öykücünün akıl ve duygusuyla yaptığını yarattığı capcanlı ve diri anlatımı öyküde kendine özgü bir kadın dili kurmaktaki başarısını hayranlıkla izliyorum Kaleminin neşesinin hikâyesinin soluğunun hiç tükenmemesi dileğiyle Mahir Ünsal Eriş Ayşegül Kocabıçak ilk öykü kitabı Dilsiz Annelerin Sessiz Çocukları ile fazlalıklarından arınmış ve sadeliğiyle öne çıkan bir öykü dili yaratarak özellikle kadınlar ve çocukların gündelik hayatta her an yaşadıkları travmalar karşısında dilsiz ve suskun bırakılmalarına dair metinlere hayat verdi Toplumsal cinsiyet kodlarının gelenekle beslenerek nasıl yeniden üretildiği daha da önemlisi nasıl görmezden gelindiği Kocabıçak öykülerinin konusu oldu Yazar ilk kitabında dahi oldukça zor konuları meselenin önüne geçmeyen bir dil kullanarak anlatmayı tercih etti Başarmış olmalı ki ilk kitap kısa zamanda ikinci baskıya ulaştı Ben Söylemem Sen Anla yazarın ikinci kitabı Ayşegül Kocabıçak bu kitabında da bağırmayan bir dil kullanarak usulca eleştirmiş hallerimizi Bilinen ama anlatılamayan görmezden gelinen travmaların aslında onu yaşayan bireyler için ne denli yaralayıcı ve unutulmaz olduklarına işaret ederken ilk kitabında olduğu gibi usulca ama rahatsız eden bir anlatım dilini tercih etmiş Tek bir taşla camı çerçeveyi indirerek değil camı kırmadan küçük taşlarla sabaha kadar o pencereyi taşlayarak Ayşegül Kocabıçak kadınların kırılgan ama bir o kadar neşeli ve direngen hallerini taşımış metinlerine Penceremize attığı o küçük taşlardan kurtulmak ne mümkün Yazar adeta Pencerenizi açın diye bağıran bir çocuk İster istemez açıyorsunuz pencerenizi Bu sefer de Ben Söylemem Sen Anla diyor çaresiz anlamaya çalışıyorsunuz anlamak istiyorsunuz Sonra anlamak eylemi bir şenliğe dönüşüyor Anladıkça sevilirmiş her şey anlıyorsunuz

Yaykoop
262,50

NotaBene Yayınları

20161. baskı80 sf.
Karton Kapak13.50x19.50Kitap KağıdıTürkçe
Yaykoop

Şimdilerde hayal meyal ama sıcacık bir sevinçle hatırlıyorum çocukluğumda anlatan kadınlar vardı Annemlerin günlerine güne paralarıyla katılmadıkları halde sırf sohbetleri güzel diye davet edilirlerdi Çantası gibi annemin elinde günden güne gezen ben minnacık aklımla bu kadınların anlattıklarını onları anlatırken hikâyeye kattıkları kimi neşeli kimi üzgün detayları hayranlıkla dinlerdim Alelade bir şeyden bahsediyor bile olsalar bunu öyle güzel öyle anlatıcı bir havada yaparlardı ki çocukluğumun televizyonsuz gazetesiz kitapsız dünyasına bir gökkuşağı neşesi getirirlerdi Ayşegül Kocabıçak ın kurduğu anlatının hikayeleme yeteneğinin ardında bir yerlerde işte o kadınların saklandığını hissediyorum okurken Üstelik bunu kalemi günden güne daha da keskinleşip parıldayan çok iyi bir öykücünün akıl ve duygusuyla yaptığını yarattığı capcanlı ve diri anlatımı öyküde kendine özgü bir kadın dili kurmaktaki başarısını hayranlıkla izliyorum Kaleminin neşesinin hikâyesinin soluğunun hiç tükenmemesi dileğiyle Mahir Ünsal Eriş Ayşegül Kocabıçak ilk öykü kitabı Dilsiz Annelerin Sessiz Çocukları ile fazlalıklarından arınmış ve sadeliğiyle öne çıkan bir öykü dili yaratarak özellikle kadınlar ve çocukların gündelik hayatta her an yaşadıkları travmalar karşısında dilsiz ve suskun bırakılmalarına dair metinlere hayat verdi Toplumsal cinsiyet kodlarının gelenekle beslenerek nasıl yeniden üretildiği daha da önemlisi nasıl görmezden gelindiği Kocabıçak öykülerinin konusu oldu Yazar ilk kitabında dahi oldukça zor konuları meselenin önüne geçmeyen bir dil kullanarak anlatmayı tercih etti Başarmış olmalı ki ilk kitap kısa zamanda ikinci baskıya ulaştı Ben Söylemem Sen Anla yazarın ikinci kitabı Ayşegül Kocabıçak bu kitabında da bağırmayan bir dil kullanarak usulca eleştirmiş hallerimizi Bilinen ama anlatılamayan görmezden gelinen travmaların aslında onu yaşayan bireyler için ne denli yaralayıcı ve unutulmaz olduklarına işaret ederken ilk kitabında olduğu gibi usulca ama rahatsız eden bir anlatım dilini tercih etmiş Tek bir taşla camı çerçeveyi indirerek değil camı kırmadan küçük taşlarla sabaha kadar o pencereyi taşlayarak Ayşegül Kocabıçak kadınların kırılgan ama bir o kadar neşeli ve direngen hallerini taşımış metinlerine Penceremize attığı o küçük taşlardan kurtulmak ne mümkün Yazar adeta Pencerenizi açın diye bağıran bir çocuk İster istemez açıyorsunuz pencerenizi Bu sefer de Ben Söylemem Sen Anla diyor çaresiz anlamaya çalışıyorsunuz anlamak istiyorsunuz Sonra anlamak eylemi bir şenliğe dönüşüyor Anladıkça sevilirmiş her şey anlıyorsunuz

Kitap Sepeti
273,00

Nota Bene Yayınları

201680 sf.
Ciltsiz
Kitap Sepeti

Şimdilerde hayal meyal ama sıcacık bir sevinçle hatırlıyorum çocukluğumda anlatan kadınlar vardı Annemlerin günlerine güne paralarıyla katılmadıkları halde sırf sohbetleri güzel diye davet edilirlerdi Çantası gibi annemin elinde günden güne gezen ben minnacık aklımla bu kadınların anlattıklarını onları anlatırken hikâyeye kattıkları kimi neşeli kimi üzgün detayları hayranlıkla dinlerdim Alelade bir şeyden bahsediyor bile olsalar bunu öyle güzel öyle anlatıcı bir havada yaparlardı ki çocukluğumun televizyonsuz gazetesiz kitapsız dünyasına bir gökkuşağı neşesi getirirlerdi Ayşegül Kocabıçak ın kurduğu anlatının hikayeleme yeteneğinin ardında bir yerlerde işte o kadınların saklandığını hissediyorum okurken Üstelik bunu kalemi günden güne daha da keskinleşip parıldayan çok iyi bir öykücünün akıl ve duygusuyla yaptığını yarattığı capcanlı ve diri anlatımı öyküde kendine özgü bir kadın dili kurmaktaki başarısını hayranlıkla izliyorum Kaleminin neşesinin hikâyesinin soluğunun hiç tükenmemesi dileğiyle Mahir Ünsal ErişAyşegül Kocabıçak ilk öykü kitabı Dilsiz Annelerin Sessiz Çocukları ile fazlalıklarından arınmış ve sadeliğiyle öne çıkan bir öykü dili yaratarak özellikle kadınlar ve çocukların gündelik hayatta her an yaşadıkları travmalar karşısında dilsiz ve suskun bırakılmalarına dair metinlere hayat verdi Toplumsal cinsiyet kodlarının gelenekle beslenerek nasıl yeniden üretildiği daha da önemlisi nasıl görmezden gelindiği Kocabıçak öykülerinin konusu oldu Yazar ilk kitabında dahi oldukça zor konuları meselenin önüne geçmeyen bir dil kullanarak anlatmayı tercih etti Başarmış olmalı ki ilk kitap kısa zamanda ikinci baskıya ulaştı Ben Söylemem Sen Anla yazarın ikinci kitabı Ayşegül Kocabıçak bu kitabında da bağırmayan bir dil kullanarak usulca eleştirmiş hallerimizi Bilinen ama anlatılamayan görmezden gelinen travmaların aslında onu yaşayan bireyler için ne denli yaralayıcı ve unutulmaz olduklarına işaret ederken ilk kitabında olduğu gibi usulca ama rahatsız eden bir anlatım dilini tercih etmiş Tek bir taşla camı çerçeveyi indirerek değil camı kırmadan küçük taşlarla sabaha kadar o pencereyi taşlayarak Ayşegül Kocabıçak kadınların kırılgan ama bir o kadar neşeli ve direngen hallerini taşımış metinlerine Penceremize attığı o küçük taşlardan kurtulmak ne mümkün Yazar adeta Pencerenizi açın diye bağıran bir çocuk İster istemez açıyorsunuz pencerenizi Bu sefer de Ben Söylemem Sen Anla diyor çaresiz anlamaya çalışıyorsunuz anlamak istiyorsunuz Sonra anlamak eylemi bir şenliğe dönüşüyor Anladıkça sevilirmiş her şey anlıyorsunuz

Pandora
280,00

Nota Bene

201680 sf.
Pandora

Şimdilerde hayal meyal ama sıcacık bir sevinçle hatırlıyorum çocukluğumda anlatan kadınlar vardı Annemlerin günlerine güne paralarıyla katılmadıkları halde sırf sohbetleri güzel diye davet edilirlerdi Çantası gibi annemin elinde günden güne gezen ben minnacık aklımla bu kadınların anlattıklarını onları anlatırken hikâyeye kattıkları kimi neşeli kimi üzgün detayları hayranlıkla dinlerdim Alelade bir şeyden bahsediyor bile olsalar bunu öyle güzel öyle anlatıcı bir havada yaparlardı ki çocukluğumun televizyonsuz gazetesiz kitapsız dünyasına bir gökkuşağı neşesi getirirlerdi Ayşegül Kocabıçak ın kurduğu anlatının hikâyeleme yeteneğinin ardında bir yerlerde işte o kadınların saklandığını hissediyorum okurken Üstelik bunu kalemi günden güne daha da keskinleşip parıldayan çok iyi bir öykücünün akıl ve duygusuyla yaptığını yarattığı capcanlı ve diri anlatımı öyküde kendine özgü bir kadın dili kurmaktaki başarısını hayranlıkla izliyorum Kaleminin neşesinin hikâyesinin soluğunun hiç tükenmemesi dileğiyle Mahir Ünsal Eriş Ayşegül Kocabıçak ilk öykü kitabı Dilsiz Annelerin Sessiz Çocukları ile fazlalıklarından arınmış ve sadeliğiyle öne çıkan bir öykü dili yaratarak özellikle kadınlar ve çocukların gündelik hayatta her an yaşadıkları travmalar karşısında dilsiz ve suskun bırakılmalarına dair metinlere hayat verdi Toplumsal cinsiyet kodlarının gelenekle beslenerek nasıl yeniden üretildiği daha da önemlisi nasıl görmezden gelindiği Kocabıçak öykülerinin konusu oldu Yazar ilk kitabında dahi oldukça zor konuları meselenin önüne geçmeyen bir dil kullanarak anlatmayı tercih etti Başarmış olmalı ki ilk kitap kısa zamanda ikinci baskıya ulaştı Ben Söylemem Sen Anla yazarın ikinci kitabı Ayşegül Kocabıçak bu kitabında da bağırmayan bir dil kullanarak usulca eleştirmiş hallerimizi Bilinen ama anlatılamayan görmezden gelinen travmaların aslında onu yaşayan bireyler için ne denli yaralayıcı ve unutulmaz olduklarına işaret ederken ilk kitabında olduğu gibi usulca ama rahatsız eden bir anlatım dilini tercih etmiş Tek bir taşla camı çerçeveyi indirerek değil camı kırmadan küçük taşlarla sabaha kadar o pencereyi taşlayarak Ayşegül Kocabıçak kadınların kırılgan ama bir o kadar neşeli ve direngen hallerini taşımış metinlerine Penceremize attığı o küçük taşlardan kurtulmak ne mümkün Yazar adeta Pencerenizi açın diye bağıran bir çocuk İster istemez açıyorsunuz pencerenizi Bu sefer de Ben Söylemem Sen Anla diyor çaresiz anlamaya çalışıyorsunuz anlamak istiyorsunuz Sonra anlamak eylemi bir şenliğe dönüşüyor Anladıkça sevilirmiş her şey anlıyorsunuz

Kitap Yurdu
284,38

NOTABENE YAYINLARI

12.11.201680 sf.
Karton Kapak14 x 20 cmKitap KağıdıTÜRKÇE
Kitap Yurdu

Şimdilerde hayal meyal ama sıcacık bir sevinçle hatırlıyorum çocukluğumda anlatan kadınlar vardı Annemlerin günlerine güne paralarıyla katılmadıkları halde sırf sohbetleri güzel diye davet edilirlerdi Çantası gibi annemin elinde günden güne gezen ben minnacık aklımla bu kadınların anlattıklarını onları anlatırken hikâyeye kattıkları kimi neşeli kimi üzgün detayları hayranlıkla dinlerdim Alelade bir şeyden bahsediyor bile olsalar bunu öyle güzel öyle anlatıcı bir havada yaparlardı ki çocukluğumun televizyonsuz gazetesiz kitapsız dünyasına bir gökkuşağı neşesi getirirlerdi Ayşegül Kocabıçak ın kurduğu anlatının hikâyeleme yeteneğinin ardında bir yerlerde işte o kadınların saklandığını hissediyorum okurken Üstelik bunu kalemi günden güne daha da keskinleşip parıldayan çok iyi bir öykücünün akıl ve duygusuyla yaptığını yarattığı capcanlı ve diri anlatımı öyküde kendine özgü bir kadın dili kurmaktaki başarısını hayranlıkla izliyorum Kaleminin neşesinin hikâyesinin soluğunun hiç tükenmemesi dileğiyle Mahir Ünsal Eriş Ayşegül Kocabıçak ilk öykü kitabı Dilsiz Annelerin Sessiz Çocukları ile fazlalıklarından arınmış ve sadeliğiyle öne çıkan bir öykü dili yaratarak özellikle kadınlar ve çocukların gündelik hayatta her an yaşadıkları travmalar karşısında dilsiz ve suskun bırakılmalarına dair metinlere hayat verdi Toplumsal cinsiyet kodlarının gelenekle beslenerek nasıl yeniden üretildiği daha da önemlisi nasıl görmezden gelindiği Kocabıçak öykülerinin konusu oldu Yazar ilk kitabında dahi oldukça zor konuları meselenin önüne geçmeyen bir dil kullanarak anlatmayı tercih etti Başarmış olmalı ki ilk kitap kısa zamanda ikinci baskıya ulaştı Ben Söylemem Sen Anla yazarın ikinci kitabı Ayşegül Kocabıçak bu kitabında da bağırmayan bir dil kullanarak usulca eleştirmiş hallerimizi Bilinen ama anlatılamayan görmezden gelinen travmaların aslında onu yaşayan bireyler için ne denli yaralayıcı ve unutulmaz olduklarına işaret ederken ilk kitabında olduğu gibi usulca ama rahatsız eden bir anlatım dilini tercih etmiş Tek bir taşla camı çerçeveyi indirerek değil camı kırmadan küçük taşlarla sabaha kadar o pencereyi taşlayarak Ayşegül Kocabıçak kadınların kırılgan ama bir o kadar neşeli ve direngen hallerini taşımış metinlerine Penceremize attığı o küçük taşlardan kurtulmak ne mümkün Yazar adeta Pencerenizi açın diye bağıran bir çocuk İster istemez açıyorsunuz pencerenizi Bu sefer de Ben Söylemem Sen Anla diyor çaresiz anlamaya çalışıyorsunuz anlamak istiyorsunuz Sonra anlamak eylemi bir şenliğe dönüşüyor Anladıkça sevilirmiş her şey anlıyorsunuz

Nobel Kitap
304,50

Nota Bene Yayınları

201680 sf.
Ciltsiz14x20 cm2. Hamur
Nobel Kitap

Şimdilerde hayal meyal ama sıcacık bir sevinçle hatırlıyorum çocukluğumda anlatan kadınlar vardı Annemlerin günlerine güne paralarıyla katılmadıkları halde sırf sohbetleri güzel diye davet edilirlerdi Çantası gibi annemin elinde günden güne gezen ben minnacık aklımla bu kadınların anlattıklarını onları anlatırken hikâyeye kattıkları kimi neşeli kimi üzgün detayları hayranlıkla dinlerdim Alelade bir şeyden bahsediyor bile olsalar bunu öyle güzel öyle anlatıcı bir havada yaparlardı ki çocukluğumun televizyonsuz gazetesiz kitapsız dünyasına bir gökkuşağı neşesi getirirlerdi Ayşegül Kocabıçak ın kurduğu anlatının hikayeleme yeteneğinin ardında bir yerlerde işte o kadınların saklandığını hissediyorum okurken Üstelik bunu kalemi günden güne daha da keskinleşip parıldayan çok iyi bir öykücünün akıl ve duygusuyla yaptığını yarattığı capcanlı ve diri anlatımı öyküde kendine özgü bir kadın dili kurmaktaki başarısını hayranlıkla izliyorum Kaleminin neşesinin hikâyesinin soluğunun hiç tükenmemesi dileğiyle Mahir Ünsal ErişAyşegül Kocabıçak ilk öykü kitabı Dilsiz Annelerin Sessiz Çocukları ile fazlalıklarından arınmış ve sadeliğiyle öne çıkan bir öykü dili yaratarak özellikle kadınlar ve çocukların gündelik hayatta her an yaşadıkları travmalar karşısında dilsiz ve suskun bırakılmalarına dair metinlere hayat verdi Toplumsal cinsiyet kodlarının gelenekle beslenerek nasıl yeniden üretildiği daha da önemlisi nasıl görmezden gelindiği Kocabıçak öykülerinin konusu oldu Yazar ilk kitabında dahi oldukça zor konuları meselenin önüne geçmeyen bir dil kullanarak anlatmayı tercih etti Başarmış olmalı ki ilk kitap kısa zamanda ikinci baskıya ulaştı Ben Söylemem Sen Anla yazarın ikinci kitabı Ayşegül Kocabıçak bu kitabında da bağırmayan bir dil kullanarak usulca eleştirmiş hallerimizi Bilinen ama anlatılamayan görmezden gelinen travmaların aslında onu yaşayan bireyler için ne denli yaralayıcı ve unutulmaz olduklarına işaret ederken ilk kitabınd