Benim Dünyam — Şerife Öztürk

Benim Dünyam
Şerife ÖztürkAlmina Kitap
Benim Dünyam
Şerife ÖztürkTakvimler 1978 in hizmetkârıydı ve hayalimekavuşmama yani öğretmen olmama bir yıl kalmıştı Güneşin iliklerimi ısıttığı bulutsuz bir gündeydim ve parkta kendimi kaybetmişçesine sınavlarıma hazırlanıyordum Derken ruhumu derinden kavrayan muhteşem bir şarkı parkın hoparlörlerindenbütün evrene yayılmaya başladı Başın öne eğilmesin Aldırma gönül aldırma Ağladığın duyulmasın Aldırma gönül aldırma Dışarda deli dalgalar Gelir duvarları yalar Seni bu sesler oyalar Aldırma gönül aldırma Hipnotizeydim Büyülenmiştim Çalışmayı kitabı kalemi bıraktım ve uçarcasına kütüphaneye koştum Öğrendiğimde vurgun yemişçesine sersemledim hüzünlendim ağladım Sinop cezaevinde bir damla güneşten yoksun hücrede Sabahattin Ali nin yazdığı bu şiiri Kerem Güney bestelemiş Edip Akbayram da gönül fetheden yorumuyla pek çoğumuza dalga dalga umut olmuştu Hepimize diyemiyorum çünkü ideolojik düşüncelere esir edilip bölünüp parçalanıp yutuluyorduk Tanıtım Bülteninden

Almina Kitap
Takvimler 1978 in hizmetkârıydı ve hayalime kavuşmama yani öğretmen olmama bir yıl kalmıştı Güneşin iliklerimi ısıttığı bulutsuz bir gündeydim ve parkta kendimi kaybetmişçesine sınavlarıma hazırlanıyordum Derken ruhumu derinden kavrayan muhteşem bir şarkı parkın hoparlörlerinden bütün evrene yayılmaya başladı Başın öne eğilmesin Aldırma gönül aldırma Ağladığın duyulmasın Aldırma gönül aldırma Dışarda deli dalgalar Gelir duvarları yalar Seni bu sesler oyalar Aldırma gönül aldırma Hipnotizeydim Büyülenmiştim Çalışmayı kitabı kalemi bıraktım ve uçarcasına kütüphaneye koştum Öğrendiğimde vurgun yemişçesine sersemledim hüzünlendim ağladım Sinop cezaevinde bir damla güneşten yoksun hücrede Sabahattin Ali nin yazdığı bu şiiri KeremGüney bestelemiş Edip Akbayram da gönül fetheden yorumuyla pek çoğumuza dalga dalga umut olmuştu Hepimize diyemiyorum çünkü ideolojik düşüncelere esir edilip bölünüp parçalanıp yutuluyorduk

Almina Kitap
Takvimler 1978 in hizmetkârıydı ve hayalimekavuşmama yani öğretmen olmama bir yıl kalmıştı Güneşin iliklerimi ısıttığı bulutsuz bir gündeydim ve parkta kendimi kaybetmişçesine sınavlarıma hazırlanıyordum Derken ruhumu derinden kavrayan muhteşem bir şarkı parkın hoparlörlerindenbütün evrene yayılmaya başladı Başın öne eğilmesin Aldırma gönül aldırma Ağladığın duyulmasın Aldırma gönül aldırma Dışarda deli dalgalar Gelir duvarları yalar Seni bu sesler oyalar Aldırma gönül aldırma Hipnotizeydim Büyülenmiştim Çalışmayı kitabı kalemi bıraktım ve uçarcasına kütüphaneye koştum Öğrendiğimde vurgun yemişçesine sersemledim hüzünlendim ağladım Sinop cezaevinde bir damla güneşten yoksun hücrede Sabahattin Ali nin yazdığı bu şiiri Kerem Güney bestelemiş Edip Akbayram da gönül fetheden yorumuyla pek çoğumuza dalga dalga umut olmuştu Hepimize diyemiyorum çünkü ideolojik düşüncelere esir edilip bölünüp parçalanıp yutuluyorduk

Almina Kitap
Takvimler 1978 in hizmetkârıydı ve hayalime kavuşmama yani öğretmen olmama bir yıl kalmıştı Güneşin iliklerimi ısıttığı bulutsuz bir gündeydim ve parkta kendimi kaybetmişçesine sınavlarıma hazırlanıyordum Derken ruhumu derinden kavrayan muhteşem bir şarkı parkın hoparlörlerinden bütün evrene yayılmaya başladı Başın öne eğilmesin Aldırma gönül aldırma Ağladığın duyulmasın Aldırma gönül aldırma Dışarda deli dalgalar Gelir duvarları yalar Seni bu sesler oyalar Aldırma gönül aldırma Hipnotizeydim Büyülenmiştim Çalışmayı kitabı kalemi bıraktım ve uçarcasına kütüphaneye koştum Öğrendiğimde vurgun yemişçesine sersemledim hüzünlendim ağladım Sinop cezaevinde bir damla güneşten yoksun hücrede Sabahattin Ali nin yazdığı bu şiiri KeremGüney bestelemiş Edip Akbayram da gönül fetheden yorumuyla pek çoğumuza dalga dalga umut olmuştu Hepimize diyemiyorum çünkü ideolojik düşüncelere esir edilip bölünüp parçalanıp yutuluyorduk

Paradigma Yayınları
Çocukluğum kocaman ahşap kapılı bahçesinde kedi köpek ve tavuklarımızın gezindiği tahta merdivenli ve iki büyük odası ile ortasında şimdikilerin şömine dediği ocağın yer aldığı salon bulunan tipik köy evinin sevgi ortamında geçti Günaydınımız annemizin mis gibi kokan tarhana çorbasıydı Beş yaşımda o sıralarda on altısındaki Muazzez ablamın ocaktaki ateşin başında kızaran olağanüstü güzel yüzüne bakıp ısındım On yaşındaki Ayşe ablamın hiç bitmeyen okuma ve öğrenme aşkıyla beslendim On dört yaşın ergeni Oktay abimin deli dolu ele avuca sığmaz hayatına bakıp onaylamadığım hiçbir şeyi kabul etmemeyi öğrendim Ablalarım ve abim hayalimde canlandırdığım anaokulu tadındaydı Babam galiba onların tabiriyle tekne kazıntısı olmam nedeniyle abim ve ablalarıma göstermediği hoşgörüsünü bana bol kepçeden ikram etti diyebilirim Soğuktan üşüyen ellerimi ayaklarımı sevgiyle ısıtırken babamın yüreğime güneş olduğunu çok sonra fark edecektim Annem babam için yeryüzünün eşsiz kadınıydı çünkü ona duyduğu aşk milyonların özlemini çektiği gibi uçsuz bucaksızdı

Paradigma Akademi Yayınları
Çocukluğum kocaman ahşap kapılı bahçesinde kedi köpek ve tavuklarımızın gezindiği tahta merdivenli ve iki büyük odası ile ortasında şimdikilerin şömine dediği ocağın yer aldığı salon bulunan tipik köy evinin sevgi ortamında geçti Günaydınımız annemizin mis gibi kokan tarhana çorbasıydı Beş yaşımda o sıralarda on altısındaki Muazzez ablamın ocaktaki ateşin başında kızaran olağanüstü güzel yüzüne bakıp ısındım On yaşındaki Ayşe ablamın hiç bitmeyen okuma ve öğrenme aşkıyla beslendim On dört yaşın ergeni Oktay abimin deli dolu ele avuca sığmaz hayatına bakıp onaylamadığım hiçbir şeyi kabul etmemeyi öğrendim Ablalarım ve abim hayalimde canlandırdığım anaokulu tadındaydı Babam galiba onların tabiriyle tekne kazıntısı olmam nedeniyle abim ve ablalarıma göstermediği hoşgörüsünü bana bol kepçeden ikram etti diyebilirim Soğuktan üşüyen ellerimi ayaklarımı sevgiyle ısıtırken babamın yüreğime güneş olduğunu çok sonra fark edecektim Annem babam için yeryüzünün eşsiz kadınıydı çünkü ona duyduğu aşk milyonların özlemini çektiği gibi uçsuz bucaksızdı

Paradigma Akademi Yayınları
Çocukluğum kocaman ahşap kapılı bahçesinde kedi köpek ve tavuklarımızın gezindiği tahta merdivenli ve iki büyük odası ile ortasında şimdikilerin şömine dediği ocağın yer aldığı salon bulunan tipik köy evinin sevgi ortamında geçti Günaydınımız annemizin mis gibi kokan tarhana çorbasıydı Beş yaşımda o sıralarda on altısındaki Muazzez ablamın ocaktaki ateşin başında kızaran olağanüstü güzel yüzüne bakıp ısındım On yaşındaki Ayşe ablamın hiç bitmeyen okuma ve öğrenme aşkıyla beslendim On dört yaşın ergeni Oktay abimin deli dolu ele avuca sığmaz hayatına bakıp onaylamadığım hiçbir şeyi kabul etmemeyi öğrendim Ablalarım ve abim hayalimde canlandırdığım anaokulu tadındaydı Babam galiba onların tabiriyle tekne kazıntısı olmam nedeniyle abim ve ablalarıma göstermediği hoşgörüsünü bana bol kepçeden ikram etti diyebilirim Soğuktan üşüyen ellerimi ayaklarımı sevgiyle ısıtırken babamın yüreğime güneş olduğunu çok sonra fark edecektim Annem babam için yeryüzünün eşsiz kadınıydı çünkü ona duyduğu aşk milyonların özlemini çektiği gibi uçsuz bucaksızdı

Paradigma Akademi Yayınları
Çocukluğum kocaman ahşap kapılı bahçesinde kedi köpek ve tavuklarımızın gezindiği tahta merdivenli ve iki büyük odası ile ortasında şimdikilerin şömine dediği ocağın yer aldığı salon bulunan tipik köy evinin sevgi ortamında geçti Günaydınımız annemizin mis gibi kokan tarhana çorbasıydı Beş yaşımda o sıralarda on altısındaki Muazzez ablamın ocaktaki ateşin başında kızaran olağanüstü güzel yüzüne bakıp ısındım On yaşındaki Ayşe ablamın hiç bitmeyen okuma ve öğrenme aşkıyla beslendim On dört yaşın ergeni Oktay abimin deli dolu ele avuca sığmaz hayatına bakıp onaylamadığım hiçbir şeyi kabul etmemeyi öğrendim Ablalarım ve abim hayalimde canlandırdığım anaokulu tadındaydı Babam galiba onların tabiriyle tekne kazıntısı olmam nedeniyle abim ve ablalarıma göstermediği hoşgörüsünü bana bol kepçeden ikram etti diyebilirim Soğuktan üşüyen ellerimi ayaklarımı sevgiyle ısıtırken babamın yüreğime güneş olduğunu çok sonra fark edecektim Annem babam için yeryüzünün eşsiz kadınıydı çünkü ona duyduğu aşk milyonların özlemini çektiği gibi uçsuz bucaksızdı

Paradigma Akademi Yayınları
Çocukluğum kocaman ahşap kapılı bahçesinde kedi köpek ve tavuklarımızın gezindiği tahta merdivenli ve iki büyük odası ile ortasında şimdikilerin şömine dediği ocağın yer aldığı salon bulunan tipik köy evinin sevgi ortamında geçti Günaydınımız annemizin mis gibi kokan tarhana çorbasıydı Beş yaşımda o sıralarda on altısındaki Muazzez ablamın ocaktaki ateşin başında kızaran olağanüstü güzel yüzüne bakıp ısındım On yaşındaki Ayşe ablamın hiç bitmeyen okuma ve öğrenme aşkıyla beslendim On dört yaşın ergeni Oktay abimin deli dolu ele avuca sığmaz hayatına bakıp onaylamadığım hiçbir şeyi kabul etmemeyi öğrendim Ablalarım ve abim hayalimde canlandırdığım anaokulu tadındaydı Babam galiba onların tabiriyle tekne kazıntısı olmam nedeniyle abim ve ablalarıma göstermediği hoşgörüsünü bana bol kepçeden ikram etti diyebilirim Soğuktan üşüyen ellerimi ayaklarımı sevgiyle ısıtırken babamın yüreğime güneş olduğunu çok sonra fark edecektim Annem babam için yeryüzünün eşsiz kadınıydı çünkü ona duyduğu aşk milyonların özlemini çektiği gibi uçsuz bucaksızdı