Beyaz Yalnızlık — Nazife Ünal

Beyaz Yalnızlık
Nazife ÜnalKekeme Yayınları
Beyaz Yalnızlık
Nazife ÜnalYakaladı Torunuydu Tuna Doğruldu çocuğu bağrına çekti Genzini mis gibi sabun kokusu doldurdu Parmakları çocuğun nemli yumuşak saçlarında gezindi Ela gözlerindeki tül perde kalktı Hayatı var olmayı dokunmayı hatırladı Düşündüğü ilk şey gemiydi Gövdesi göründü güvertesi seçildi nokta gibi görünen insanlar ellenip kollandı ve gemi limana yanaştı Bütün bunlar olmuştu elbette Ya da Ya da tatlı bir manevrayla kıyıya paralel çekip gitmişti Öyle mi olmuştu Anlayamıyordu Hangi zamanın muhasebesini yaptığını bile bilmiyordu Canı sıkıldı yine Neler oluyor sorusu dudaklarına kadar geldi orada kaldı Darmadağındı Beyaz Yalnızlık tanGüneş etkisini yitirmiş hava nefes aldırıyor Yel gibi gidiyoruz Yüzümü rüzgârın sert darbelerine karşı dayımın sırtıyla siperliyorum Arkamızdan müthiş bir toz bulutu yükseliyor Hoplaya zıplaya ilerliyoruz Biraz sonra bu toprak yoldan kurtulup asfalta çıkarız Meyve bahçeleri seyreliyor Tarlalar alabildiğine geniş Harman kümeleri kırılan ışığın aksiyle göz alıyor Su arklarının başında günün dönmesine aldırmadan suya giren çıplak çocuklara el sallıyoruz Keskin bir dönemeçte tozu etrafımızda döndürerek birdenbire duruyoruz Sessiz olmamı işaret ediyor ve yol kenarındaki yabani ağaççıklarla iç içe geçmiş çalılıklara yöneliyor Bastığı yeri seçerek iki büklüm ilerliyor Başını dikenli dalların arasına uzatıp bekliyor Ben de bekliyorum kıpırdamadan ve hiç şaşırmadan Dayımın bilindik halleri diyorum ama bir yandan da merak ediyorum ne gördü diye Dilini dişlerinin arasına kıstırıp ıslıklaşan sesler çıkarıyor bekliyor Zaman lastik gibi sünüyor Sıkılıyorum put gibi durmaktan Nihayet vazgeçiyor Derin derin soluyarak dönüyor Alnında tomur tomur ter yüzü ciddi Ne güzel yılandı Mis Kokuyor Elleri nden

Kekeme Yayınları
Yakaladı Torunuydu Tuna Doğruldu çocuğu bağrına çekti Genzini mis gibi sabun kokusu doldurdu Parmakları çocuğun nemli yumuşak saçlarında gezindi Ela gözlerindeki tül perde kalktı Hayatı var olmayı dokunmayı hatırladı Düşündüğü ilk şey gemiydi Gövdesi göründü güvertesi seçildi nokta gibi görünen insanlar ellenip kollandı ve gemi limana yanaştı Bütün bunlar olmuştu elbette Ya da Ya da tatlı bir manevrayla kıyıya paralel çekip gitmişti Öyle mi olmuştu Anlayamıyordu Hangi zamanın muhasebesini yaptığını bile bilmiyordu Canı sıkıldı yine Neler oluyor sorusu dudaklarına kadar geldi orada kaldı Darmadağındı Beyaz Yalnızlık tanGüneş etkisini yitirmiş hava nefes aldırıyor Yel gibi gidiyoruz Yüzümü rüzgârın sert darbelerine karşı dayımın sırtıyla siperliyorum Arkamızdan müthiş bir toz bulutu yükseliyor Hoplaya zıplaya ilerliyoruz Biraz sonra bu toprak yoldan kurtulup asfalta çıkarız Meyve bahçeleri seyreliyor Tarlalar alabildiğine geniş Harman kümeleri kırılan ışığın aksiyle göz alıyor Su arklarının başında günün dönmesine aldırmadan suya giren çıplak çocuklara el sallıyoruz Keskin bir dönemeçte tozu etrafımızda döndürerek birdenbire duruyoruz Sessiz olmamı işaret ediyor ve yol kenarındaki yabani ağaççıklarla iç içe geçmiş çalılıklara yöneliyor Bastığı yeri seçerek iki büklüm ilerliyor Başını dikenli dalların arasına uzatıp bekliyor Ben de bekliyorum kıpırdamadan ve hiç şaşırmadan Dayımın bilindik halleri diyorum ama bir yandan da merak ediyorum ne gördü diye Dilini dişlerinin arasına kıstırıp ıslıklaşan sesler çıkarıyor bekliyor Zaman lastik gibi sünüyor Sıkılıyorum put gibi durmaktan Nihayet vazgeçiyor Derin derin soluyarak dönüyor Alnında tomur tomur ter yüzü ciddi Ne güzel yılandı Mis Kokuyor Elleri nden

Kekeme
Yakaladı Torunuydu Tuna Doğruldu çocuğu bağrına çekti Genzini mis gibi sabun kokusu doldurdu Parmakları çocuğun nemli yumuşak saçlarında gezindi Ela gözlerindeki tül perde kalktı Hayatı var olmayı dokunmayı hatırladı Düşündüğü ilk şey gemiydi Gövdesi göründü güvertesi seçildi nokta gibi görünen insanlar ellenip kollandı ve gemi limana yanaştı Bütün bunlar olmuştu elbette Ya da Ya da tatlı bir manevrayla kıyıya paralel çekip gitmişti Öyle mi olmuştu Anlayamıyordu Hangi zamanın muhasebesini yaptığını bile bilmiyordu Canı sıkıldı yine Neler oluyor sorusu dudaklarına kadar geldi orada kaldı Darmadağındı Beyaz Yalnızlık tan Güneş etkisini yitirmiş hava nefes aldırıyor Yel gibi gidiyoruz Yüzümü rüzgârın sert darbelerine karşı dayımın sırtıyla siperliyorum Arkamızdan müthiş bir toz bulutu yükseliyor Hoplaya zıplaya ilerliyoruz Biraz sonra bu toprak yoldan kurtulup asfalta çıkarız Meyve bahçeleri seyreliyor Tarlalar alabildiğine geniş Harman kümeleri kırılan ışığın aksiyle göz alıyor Su arklarının başında günün dönmesine aldırmadan suya giren çıplak çocuklara el sallıyoruz Keskin bir dönemeçte tozu etrafımızda döndürerek birdenbire duruyoruz Sessiz olmamı işaret ediyor ve yol kenarındaki yabani ağaççıklarla iç içe geçmiş çalılıklara yöneliyor Bastığı yeri seçerek iki büklüm ilerliyor Başını dikenli dalların arasına uzatıp bekliyor Ben de bekliyorum kıpırdamadan ve hiç şaşırmadan Dayımın bilindik halleri diyorum ama bir yandan da merak ediyorum ne gördü diye Dilini dişlerinin arasına kıstırıp ıslıklaşan sesler çıkarıyor bekliyor Zaman lastik gibi sünüyor Sıkılıyorum put gibi durmaktan Nihayet vazgeçiyor Derin derin soluyarak dönüyor Alnında tomur tomur ter yüzü ciddi Ne güzel yılandı Mis Kokuyor Elleri nden